Yusuf Kaplan – Medeniyet ve Din – Cumartesi Sohbetleri (26)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=L_3HfwHkt-o.
Burada şöyle bir şey bu medeniyet din meselesinde yani yeni bir din icat ediyoruz. Dinin aldığı yeri aldığı medeniyet bu çok önemli bir iddia. Bunun üzerinde duralım. Kısaca durayım. Yani şöyle bizim yani amacımız mesela İsmet Özel bu soruyu soruyor ama yanlış soru. Yanlış soruların doğru cevabı olmaz. Soru yanlış. Yani bizim amacımız medeniyet mi inşa etmek? Evet. Din mi inşa etmek peki bizim amacımız? Ben de böyle bir soru soruyorum burada. Ha o zaman ne?
Yani İsmet Özel’in medeniyet eleştirisi dolayısıyla sivilizasyon Batı Uygarlı aslında. Yaptığı şey o üç tane kaynağı var. Marksistler, Teosofistler ve kilise çevrilerinden gelen sivilizasyon kapitalizm eleştirisi. Batı Uygarlı modern sekülerizm eleştirisi. Sivilizasyon Western Civilization diyor değil mi adam? Batı Uygarlı diyor. Tamam mı? Yani Batı Uygarlı eniştiri. Sivilizasyon yine İslam sivilizasyon değil ki kardeşim.
İslam medeniyeti sivilizasyon değil. Bunu bilelim. Medeniyet ne? Dinle medeniyet arasındaki ilişkiyi kurmamız lazım. Din, medine ve medeni. Aynı kökten türüyor. Bir, ikincisi semantik olarak etimolojik olarak dolayısıyla tarihi olarak aynı anlam dünyasına ait. Din olmadan medine. Medine olmadan medeniyet olmaz. Bu kadar. Tamam mı?
Dolayısıyla din medine ve medeniyetin ortaya çıkmasını sağlayan kaynak, ana kaynak. Şimdi yani buradaki mesele dinin hayat aktarılması meselesi. Medeniyetle ilişkimiz bu kadar. Medeniyet bahane, hikaye yani. Yani mesele usul meselesi olduğu için. Dolayısıyla sünnet seneye, Kur’an asıl sünnet usul dediğimiz için. Din asıl sünnet, medeniyet usul
yani dinin nasıl hayat haline getirilebileceği meselesidir. Medeniyet. Yani bütüncül bakıştır. Tamam mı? Yani eğer o bütüncül bakış olmazsa enlemesine ve boylamasına bütüncül bakış olmazsa harhi mantığı çıkar. Bu selefiler ortalığı cehenneme çevirir. Tamam mı? Dolayısıyla düz mantık bakar her şeye. Sadece zahiri olarak okumaya çalışır.
İnsan işini, iş dünyasını yok sayar. Tamam mı? Yani zahiri olarak okumak ne demek ya? Yani modernitenin daha berbat hali bu. Tamam mı? Yani modernite de iş olmazsa o zahir üzerinde kafa yorulmuş. Yani maddi dünya üzerinde kafa yorulmuş, bilmem ne falan iş demiş, felsefesini yapmış, ürününü üretmiş falan. Sen ne yapıyorsun? Sen bir şey yapmıyorsun. Laf! Ve yani işte mucize inkar ediyorsun, kelameti inkar ediyorsun, İsrail miracıyı inkar ediyorsun.
Ya o zaman din değil ki senin yaptığın şey. Sen aradığın şey din… Yani onun dinle… Yani Luther’ın yaptığı şeyi yapmaya çalışıyorsun. Yani Luther ne diyordu? Şunu diyordu. Luther diyordu ki ben dini hurafyelerden temizleyeceğim diyordu. Aynen bunu söylüyordu. Yani bizdeki Yaşar Nuri Luther’de mesela böyle diyordu. Tamam mı? Yani adam öyle diyordu. Dini hurafyelerden temizleyeceğim. Ben dini anlayabilirim diyordu. Yani şeyin Wittenberg kilisesi
95 tezini astı. Martı Luther’ı ben gittim o kiliseye. Kilisenin girişinde büyük bir pano var asmışlar. Panoda şöyle bir şey yazıyor Almanca. Artık ben de dini anlayabileceğim diyor. Sen kimsin abi ya? Yani şu… Her insan kitabı anlayabilir mi? Kur’an-ı Kerim’den bahseder misin? Anlayamaz. Ha Allah-u Teala’nın
bir mü’min olarak kendisinden istediği şeyleri anlayabilir Kur’an-ı Kerim’den. Ama kitabı anlayasınız diye Arapçay’ın indirdikliği buyuruyor Allah-u Teala. Bu önemli bir şey. Ne demek bu? Bu kitabı anlayasınız diye Arapçay olmadan kitap anlaşılamaz mı? Anlaşılamaz. Nedir buradaki anlamaktan maksat? Buradaki anlamaktan maksat tezekkürdür, tefekkürdür, tedabbürdür, tefakküftür, teakkür. Uzut 40 tane kavram var. Tamam mı? 40 küsür düşünmeye ilgili kavram var.
Kur’an-ı Kerim’de. Yani sen bunu tutar da mesela yani Kur’an-ı Kerim işte düşünmez misiniz bilmem ne falan. Yani böyle tonla söylüyor diye hepsini düşünce düşünmek falan diye çevirirsen muhafaza edersin kitaba. Paça bile çevirsin. Allah muhafaza. Dolayısıyla şimdi bizim yani Kur’an-ı Kerim’i anlayasınız diye Arapçay’ın indirdikliği buyuruyor Allah-u Teala değil mi? Şimdi oradaki anlamaktan maksat bir dünya kurumak.
Yani fizik kurmak, metafizik kurmak, fıkıh kurmak, ne bileyim astronomi kurumak, kelam kurumak işte vesaire. Tamam mı? Yani bilim yapmak, sanat yapmak düşünce bu. Yani bir dünyaya bir dünyaya ulaşmak. Yani bir dünya inşa etmek. Müslüman bir dünyası inşa etmek. Müslüman dünyası inşa etmek. Tamam mı? Müslümanca yaşanacak bir dünya inşa etmek. Yani buradan
medeniyet meselesinin altını çiziyorum. Medeniyet bütüncül bakıştır. Enlemesine ve boylamasına. Enfüste ve afakta yolculuktur. Dolayısıyla hem ilim hem irfan hem hikmet yolculuğudur. Tamam mı? Yani eğer bu medeniyet olmazsa, medeniyet fikri olmazsa, bütüncül kavramışı olmazsa, dinin tıpkı protestanlık gibi protestanlaşılması, ruhunun
çalınması, içinin boşaltılması önlenemez. Yani adam diyor ki, ben dini orafelerden temizleyeceğim diyor. Değil mi? Ne oldu? Yani şöyle bir şey oldu. Yani önüne gelen din anlamaya çalıştı. Önüne gelen, pardon dini kendine uydurmaya çalıştı. Yani feministler feminizme göre incil yazıma çalıştılar. Eşcinseller eşcinselliğe göre incil yazıma çalıştılar.
Protestan kilisesinde ateist papazlar var. Böyle bir dalga vardır akım. Yüzde on civarında falan. Ateist papaz yani. İnsan biraz doğal falan. Neyse. Ama bize doğru geliyor bakın. Bunları fark ediyor musun bilmiyorum. Çok önemli bir şey söyleyeceğim buradan. Çok özür dilerim. Şimdi yani onlar da kendilerine görünce yazıyorlar. Yani kitabı ocaklarını kitabına uyduruyorlar. Tamam mı?
Yani çağı dine uyduracaklarına dini çağa uyduruyorlar. Tamam mı? Ortada dinden eser kalmıyor. Façavruya dönüşüyor. Tamam mı? Önüne gelen önüne gelen dini uyduruyor. Kendi kafasına göre dini uyduruyor. Bunun önüne geçemezsin. Ve ne oluyor? Ortada şöyle bir şey. Yani dini hurafelerden temizleyeceğim dine ama ben şunu söylüyorum. Hurafe sensin. En büyük hurafe sensin. Kafadan uyduruyorsun çünkü sen.
Yani diyor ki işte peygamber İslam’a geliyor. Adamın yaptığı şey o. Tamam mı? Yani Hristiyan’ın protestanlaşmasının işte Hint gelenini, İspanyol şartlardan Vedalara geçiş döneminde orada protestanlaşma hikayesi yaşanıyor. Tamam mı? Yani pratiklerin ortadan kaldırılması, amelinin ortadan kaldırılması dolayısıyla aracıların ortadan kaldırılması. Aracı ne? Peygamber. Peygamber olmadan bakın Peygamberi dervi dışı bırakırsanız
aracı ne? Hristiyan’ın kelle sayısı kadar Kur’an çıkarır. Tamam mı? Dene! Yani ben yaşar Nuri denen vatandaş yani herkes anlayabilir diyor adam. Yani bu o kadar herkes kendi kafasına göre din uydurur o zaman. Bunu niye misin ki? Ben bunu anlıyorum der adam. Yani o zaman o ilmi ne anlamı var? O hadis ilminin, fıkıh ilminin, fıkıh usul ilminin ondan sonra ne bileyim tarih ilminin, tarih felsefesinin falan ne anlamı var? Fiziğin, metafiziğin, kelamın ne anlamı var değil mi? Yani o zaman boşuna uğraşmayalım yani. Her popüler kültür işte herkes kafasına göre anlasın. O zaman din çıkmaz ki paça oraya dönerdin ya ortaya. Onun için şunu söylüyorum yani dinin dinin hayat bulması hayat olması ve hayat sunması için bir yol haritasının sunulması lazım. O yol haritasını bize sünnet seniye sunuyor. Medeniyet var çünkü tamam mı? Yani dolayısıyla usul. Yani usul olmadan usul gerçekleşmez. Yani dolayısıyla bizim usul üzerinde kafa yırmamız lazım. Asıl mesele usul üzerinde kafa yırmamız lazım. Usulü kaçırdığımız zaman aslı da kaybeder. Aslı ulaşamayız. Bu mümkün değil. Yani çekin çıkaran Azatı Peygamber’i aradan Kuran-ı Kerim hiçbir şekilde anlaşılmaz ve herkes kendi kafasına göre anlar. Hiç engel olamazsın buna.
Aslında hocam Nikolas Gomez diye bir filozof var. Şöyle bir sözü var der ki modern tarihi iki adam arasındaki diyaloktur. Diyaloğu benzer. Biri Tanrı’ya inanan ve diğeri de kendisinin Tanrı olduğunu inanıyor. Güzel söylemiş. Yani hakikaten şimdi Aradan Peygamberi ve sünneti çıkardığında insan sayısı kadar din telakkisi ortaya çıkıyor. Aslında bir de şu var başka bir şey daha var. Buradan mesleklere ilgili de mesela ben bu konuda çok özür dilerim. Bayağı iyi yazılar yazdım.
Yani hatta şey isim vereyim burada. Mehmet Görmez o zaman da yani Şişeri Başkanı. İlk iki defa inledim yazıyı aynı yazıyı. İlk çıktığında Aradı. Ya dedi hocam bu yazıları biz niye yazamıyoruz dedi. Onu bilmiyorum dedim yani onu. Yani siz yani biz ilahiyatçılar, diyanet falan o tür yazılar niye yazamıyoruz. Ya zahmetle diyorsun kardeş. Şimdi mesleklere saldırıyor insanlar. Bizde meslep sorunu yok ki kardeşim. Manyak mısınız ya. Yani bizde meslep çatışması savaşları falan diye bir şey yok ki. %85’i 90’ı zaten enli sünnet. Enli sünnette de dört hak meslep var. Bu dört hak meslep şimdi birbirlerine kavga etmemiş ki. Böyle bir şey yok. Ha şu yani bu omurga. Enli sünnet omurga. Bu kavramı ben kazandırdım. Türk düşünce hayatını. Bayağı önemli açıklayan her şey. Omurga bu. Yani bu omurga çektiği zaman.
Tamam mı? Yani öbürler de yaşamaz zaten. Yani diğer meslepler, diğer fırkalar onlar da yaşamaz. Yani enli sünnet kurulduğu zaman, bu omurga kurulduğu zaman diğerleri nefes alabilir. O zaman nefes alabilir. Tabii öyle. Yani mesela üç tane razı vardır. Bizde İslam Düşünce tarihinde. Bu vakit razı, Fahrettin razı, Kulbettin razı. Yani Fahrettin razı çok büyük bir alim, filozof.
Kulbettin razı o da filozof. Bir de Ebu Bekir razı. Ebu Bekir razı doktor, dehiruyundandır. Mülhittir adam. Yani Paris’te Sorbonne’da iki tane heykeli bulunan Müslüman alimden biridir. Birisi İbn-i Sinai, birisi de şeydir. Doktor razıdır. Tamam mı? Adamın kurduğu bir cümle var. Biz onu atıp da çöpe atmamışız kaldırıp da. Neden? Çünkü omurga sağlam olduğu için. Omurga sağlam olmasa
zaten nefes alıp vermemiz mümkün değil. Diyor ki, Aynen Arapçasını söyleyeyim, El Lugah Miratül Kalbi vel Akli diyor. Dil, aklın ve kalbin aynasıdır diyor. Ama bunu herkes söyler ya. Yani bu İslam düşüncesinin merkez düşüncesidir. Merkez fikridir yani.
Ama muazzam bir şey. Ben bunu kaldırıp çöpten ikisini atacak halim yok ki. Öyle bir şey yok. Neyse. Burada mezheplerle ilgili çok önemli bir şey var. Yani orada Medeniyet neden burada önemli bir işlev görüyor? Medeniyet fikri. Dolayısıyla uygulaması. Meslepler üç işlevi görüyor. Tamam mı? Bir, sabitelerin değişkenler tarafından yutulması önemli. Bak çok önemli bir şey söylüyorum. Yani hurafelerden temizleyeceğim değil mi adam? Yani sabiteli değişkeni
yer değiştiriyor aslında. Tamam mı? Değişken sabite katın yükseliyor. Değil mi? Yani eşcinsellik geliyor. Şu an eşcinsellik şu an eşcinsel insan tipi. Yani önümüzdeki süreçte bu Netflix diye bir rezalet var. Sadece Netflix üzerinde dünyanın geleceğini şekillendiriyor adamlar. Biz mal malı seyrediyoruz. Tamam mı? Yani şu an Netflix üzerinden gelecek 50 yılı, 100 yılı, 200 yılı şekillendirecek kuşaklara ihtiyar ediyorlar. O kuşakların dünyalarını değiştiriyorlar. Tamam mı?
O kuşakların dünyalarını inşa ediyorlar. Yani piramidin en tepesi onlar. Dünyanın her tarafındaki insanlar bunlar. Sadece Amerika’da değil. Dünyanın en, dünyanın her tarafındaki krema şu an Netflix’i diyor. Ve Netflix’teki bütün programlarda temel hedef eşcinsel ilişki biçimlerinin normalleştirilmesi. Ailenin yıkılması ve yarın ne çıkacak biliyor musun? Hiçbir şekilde karşı çıkamayacağız biz. Eşcinseller o kadar melek gibi
lanselecekler ki melek gibi karakterler çıkıyor. Ya bunun neyine karşı çıkıyorsun? Liselerdeki çocuklar bugün bu ülkenin Müslüman çocuklarını bile anlatamayacaksın. Ya bunu neyine? Ben yaşadım ya bunu. Türkiye’nin en parlak imatib liselerinden biri. Türkiye’nin 2 tane 3 tane yani o çocuklarla falan şey yapıyorduk çocuklar. Yani yani hocam ne işte bu işte kendi tercihi bilmem ne falan biz nasıl bunları. Lan dedim ne yapıyorsunuz ya siz.
Hakikaten ya insan kafayı yiyor. Sabitelerin değişkenler tarafından yutulmasını önler. 2 Değişkenlerin sabite katına yükseltilmesini önüne seçecekler. Üçüncüsü Değişkenlerin sabiteler tarafından sonsuz derecede yorumlanmasını önler açar. Sonuna kadar yorum açık. Sabite sağlam olduğu zaman ayağın kaymaz.
Tamam mı? Dolayısıyla insan pırtratını itirmez. Dünyanın dengesi bozulmaz. Dolayısıyla hak, hukuk, adalet her zaman hakim olur dünyada. İnsan türünün tehlikeye girdiği bir zaman dilimine işini getirdi bıraktılar bizi ya. İnsan türü tehlikede. Ben şunu soruyorum bak çok önemli bir şey. Belki burada toparlayalım istersen. Siz nasıl takdir edersiniz? Şöyle yani bir sürü şey söyledik zaten anlaşıldı. Yani gerekirse ben yine gelirim. Sonra şey yaparız.
Şimdi şunu söyleyeceğim bu final olarak güzel olabilir. Ben önümüzdeki eğer kendimizi toparlayabilirsek, kendimizi şekil düzen verebilirsek, ülkenin önünü açabilecek ve öncü kuşakları yetiştirebilirsek, şartı bu. Yani ülkenin önünü açacak öncü kuşakları. Çağrısı çağını kuracak. Aynen çağrısı çağını kuracak. O mesela alim, arif ve hakim
bu dünyada yaşayacak ama bu dünyada yaşamayacak. Tamam mı? Doğal için 10 insanları yetiştirebilirsek. Yani gelecek, ben onu söyledim Medeniyet Tasaveri Okulu’nda gelecek 10 yılda 100 yılı kuracak bir yolculuk. Diye bir şey söyledim. Ben Anadolu’yu dolaştım. Bu geçtiğimiz şeyde sonbaharda. İki ay Anadolu seferleri falan diye. Acayip bir şey gördüm ben orada. Ve şunu söyledim ben 10 senede 100 yılın tonlarını ekebiliriz diyordum.
10 senede 200 yılın tonlarını ekebiliriz diyorum şu an. Net bunu gördüm ben tamam mı? Dolayısıyla şunu söylüyorum. Ben önümüzdeki 200 yılda 300 yılda 1400 yılda 1500 yılda ortaya koyduğumuz medeniyet birikiminden daha mükemmel bir birikim ortaya koyabiliriz. Bunu hiç seviyorum ben tamam mı? Çünkü bütün dinlerin bütün medeniyetlerin kökü kazındı. Batı Uygarlığı Tanrı fikrini yok etti, hakikat fikrini yok etti, tavayatı delikleşik etti.
İnsanlığı çok büyük bir felaketin işini sürükledi. Dolayısıyla araçların köleseline getirdi. Araçların köleseline getirdi. Homo economicus yani aydınlanma devrimleri, düşünce devrimleri, siyasi devrimleri, iktisadi devrimler. Homo economicus insan, ekonomik insan. Yani insanı ekonomiler nasıl tanımlarsın? Yani geldi nereye geldi? Homo robotics. Robot insana dönüştü şu an. Yani insan yok, yarın insan yarım makina.
Cyborg diye bir mağlukat var. Tabii. Tabii. Dolayısıyla insanın insan türünün bağırlığının tehlikeye girdi bir zaman diliminde insana insanlığını konumunu hatırlatacak. Dolayısıyla insanın yeryüzünde adaleti, hakkaniyeti, silmi, selameti hukuku hakim kılmasını sağlayabilecek yolculuğun kaynavizis.
Yani kaynaklarımız sağlam. Uğraşmaya çalışıyorlar. Peygamber’siz İslam, İslam’siz İslam diye projeler icat etmeye çalışıyorlar. Allah’a şükür başaramayacaklar. Şimdiye kadar başaramadılar. Ondan sonra başarabilmeler mümkün değil. Çünkü yani bu ülkenin geleceğine sahip çıkacak. Geçmişine sahip çıkarak geleceğine sahip çıkacak genç kuşakları geliyor. Tamam ben burada çok ümitliyim. Yani mesela ben şöyle bir şey söyleyeyim müsaade edersen.
Çok özür dileyerek. Yani bütün izleyen kardeşlerimizden de. Ben en azından şöyle bir şey görüyorum. Yani Bedenit tasavvuru okulu ile omurga bir fikir ve gençlik hareketi çıkıyor ortaya. Yani bu önemli bir şey. Yani omurga fikir ve gençlik hareketi olmayan toplumların geleceği olmaz. Tamam omurga yani kültürde, sanatta, entelektüel hayatta, fikirde
öncelik edecek ülkenin önünü açacak. Yani biz bu ülkede iktidarız yani güya. Yani bu ülkenin müslümanları bu ülkede iktidar. İktidar mı? Siyaseten iktidar mı? Değil. Rektör atayamıyoruz. Pardon ya. İkinci defa deneyerek olmadan ortalığı karıştırıyorlar. Tamam mı? Yani nedeni ne? Nedeni şu. Biz yanlış yerden gidiyoruz. Yanlış başlangıçlar yapıyoruz. Yanlış başlangıçları doğru sonuçlar olmaz. Yanlış başlangıç ne? Aracın, amacın önüne geçilmesi. Aracın,
amacın önüne geçilmesi. Yani siyasetin, hakikatin önüne geçilmesi. Siyaset araç, hakikat amaçtır. Tamam mı? Yani siyaset günü kurtarmakla ilgilidir. Hakikat domansıyla geleceği kurmakla ilgilidir. Ben hakikati domansıyla geleceği nasıl kuracağım? Yani fikirde, eğitimde, kültürde, sanatta. Yani benim yani fikirde, eğitimde, kültürde, sanatta varlık gösteremediğim bir durumda bu ülke elimden gider. Yani İslam’ın kilisesi de yok. Bu enteresan bir şey. Yani iki kuşak zaman dilim içinde yok olurdu Allah muhafaza. Kilisesi yok çünkü. Tamam mı? Yani domansıyla Allah’ın nurunu tamamlanacaktır. Yani böyle insanlar ezbere konuşuyorlar. Tamam mı? Allah’ın nurunu tamamlanacaktır da imten surullah, imten surkum. Yani sen Allah’ın dinine yardım etme. Allah’ın nurunu tamamlasın. Öyle bir şey yok. Yani sen niye torpillisin?
Yani senin bir torpili yok. Özel bir hâni yok ki. Yani sen yat abi, yan gelin yat. Ondan sonra hiçbir şey yapma. Ayet var ya şartlı bak şartlı. İnten surullah’a Allah’a yardım ederseniz, Allah’ın dinine yardım ederseniz yensur küm. Allah Teala size yardım edebilir. Öyle değil mi?
Öyle değil mi? Yani başka türlü olmaz.
İlk Yorumu Siz Yapın