Abdülaziz Aygün – Kadir Mısıroğlu’nun Hususiyetleri
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=WpdU1u4LnBE.
Biraz evvel bahsettiğiniz hususla ilgili hem haccami hem sizin bir iki hatı hatırladığım husus geldi aklıma zikretmesem gerçekten eksik kalacağını düşünüyorum. Hani idealizm anlamında. Bir gün konferansa giderken ben bu hali şahit olmadım ama şahit olanlardan dinledim ama benzerlerini üstadla yaşadım. Üstadım konferansa daha bir bir buçuk saat var. Çoktur da yoldayız şurada bir şeyler yiyelim de ondan sonra konferans mahalline geçelim dendiğinde iyi tamam demiş.
Ama bakmışlar ayrılacakları sapaktan ayrılmayıp devam etmişler yola. Oradan dönmeyecek miydik? Ha oradan dönecektik ama yiyeceğimiz yer ileride iyi bir yer var orada yiyeceğiz. Çabuk demiş geri dönün. Daha iyi bir yemek yemek için bir adım fazladan atmam. Burada konferans var. Bizim işimiz var daha iyi yemek yemek için bir kaç kilometre yol gideceğiz. Bu gerçekten çok dikkat-i calip bir mesele. Bir ikinci hususta yardımseverdi dediniz ya Yusuf abi ben mesela bir gün buraya geldim.
Gel dedi Abdülaziz aşağıda bir oda var girdik. Normalde orada o kadar kitap olmaz üst üste yığılmış kitaplar dedi bunları bir arkadaş getirdi. Paraya ihtiyacı varmış elindeki kendince mükemmel kitaplar toplamış 1500 adet. İşte üstadım size lazım olur veya birilerine verirsiniz bunu satın alın. Yani üstad burada böyle bir kitap ticareti bir sahaflık yapan birisi değil. Dedi ki ya bunları neredeyse tamamı da bende var Abdülaziz dedi.
Bende adamı kıramadım paraya ihtiyacı varmış verdim dedi ne kadar lazımsa. Sen dedi buradan işine gelenleri seç al hatta Allah razı olsun. Bir yarım saat 40 dakika kadar da bana hangi kitapları almam gerektiği hususunda kendisi seçti verdi. Bir başka hususta en önemlisi üstadın Ehli Sünnet vel Cemaat akilesinden hiç taviz vermemiş olması. Uslu sen sizin biraz evvel söylediklerinizi istinaden söylüyorum abi.
Buraya bazen üstadın davada gerçekten sarsılmaz bir prestiji vardı. Ve kendince bazı sahalarda mücadele eden ya da etmeye çalışan kendini bir yerde gören hocalar, hoca arkadaşlar, hoca abiler gelir üstadı ziyaret ederdi. Ben anlardım bundan hareketle aslında üstadın prestijini değişirmek suretiyle kendi prestijlerini yükseltmekti niyetleri. Burada görünmek burada birkaç kare belki fotoğraf asla samimi olanları tenzih ediyorum. Ama üstadın kanaatini fikrini videolarından gördüğü halde o kanaatte olmadığı halde gelenler vardı. Bunları kastediyorum. Bunlardan bazılarını üstada sonra söylediğimizde ki üstad mesela ilgilendiği sahanın dışında herkesin her yazdığını okuyacak ve herkesin her husustaki fikrini bilecek kadar bir vakti ve zamanı yok elbette. Haberi olmayabilir misafir gelmiş, hizmeti ikram gösteriyor. O da çektiği fotoğrafları sosyal medyadan yayınlıyordu.
Daha sonra üstadım bakın bu sizi ziyaret eden beyefendi sizinle ilgili paylaştı sosyal medyada ama işte Ehli Sünnet Akilesi’ne ters şöyle bir ifadesi var şöyle bir vazı var şöyle bir yazısı var dediğimizde hemen ilk haftaki sohbette çıkar bu arkadaş beni ziyaret etti görüştük eyvallah resminizi paylaşmış ama bunun Ehli Sünnet Akilesi’ne ters şöyle bir fikir var böyle bir fikir var.
Kırk yıllık dostu olsa Hakk’ın hatırı Ali her zaman. Bunu hiçbir zaman bu hususta taviz vermediğini biliyoruz. Son olarak Hacı Anne şimdi Muhibban’ın hususen beklentisi var. Üstadın Dar-ı Bek’a irtihalinden sonra bazı eserlerinin baskısı bitti.
Sosyal medyada da bunu gerek sensasyon maksadıyla yani maksadı üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek kastıyla yazanlar da var ama samimi olarak gerçekten bu eserlere ihtiyacı olup arayıp bulamayanlar da var. Bunlar paylaşılıyor yazılı çiziliyor.
Hasretlensiz ya da Mehlike Abla zannediyorum bu husustan bir prensip yazısı da yazdı ama yine de okumayan görmeyen olmuştur. Videoyu seyreden belki sayı daha fazla olacaktır. Bu hususta bu eserleri haişkar bir surette bekleyenler için en azından süreç nedir? Bize bir iki cümleyle bundan bahsedip sonra da son sözlerinizi söylerseniz programımızın hitamını. Şimdi o mevzuda olumsuzluğusuyla Mehlike alakadar oluyor benim alakamın çok dışında ve hiç. Çünkü bazı problemler zuhur etti. Bursa Bilyen neviyle ve şirketle alakalı olarak onları çözmeye çalışıyorlar. Bu arada da korona virüs meselesi çıkınca tabii birçok şey rahatım kaldı oğlum işin o çıkıldı. Kızım da Londra’da olduğu için onun da gelip gitmesi sıkıntı. Gelip gidemiyor evet şu anda açılmadı yolda ama yakında basılacak dedi Mehlike bana.
Çok güzel. Biraz evvel söyleyeyim ki pek çok çok misaller var ama bir tanesi şunu söyleyeyim ki beylerin hanımlara karşı durumunu izah ettim. Hemen hemen yeni evlendiğimiz bir günde benim çok şirketli başım ağrırdı. Çok şirketli başım ağrısına uğradım. Evde hiç yemek yok yemek yapacağım. Baş harcından yapamıyorum. Dedim patatesi haşlayayım da hani patatesler birtakım şeyler yapar. Patatesi koyayım haşlarken o kadar başım ağrıyordu ona bile mutluluk dediği olamayı yanacağım. Söndürdüm altını ve yattım. Uyudum uyudum akşam üzerim uyandım. Uyandığım zaman başım ağrısı geçmiş. Son sırada Kadir Bey geldi. Sıfır yemek. Ondan sonra dedim böyle benim başım ağrıyor dedim. Nasılsın değil misin? Evet iyiyim dedim. Yani yalan söyleyecek bir halim yok ama başım çok ağrı. Hiç şey yemek yok. Bak dedi ben sabahtan beri hiçbir şey yemedim dedi. Çıkalım dışarıda yemek yiyelim. Hem sen hava alırsın hem de benim karnım doyar dedi. Ve bakın başkası olsa aman niye yemek. Asla zaten hayatım boyunca hiç böyle bir mevzu duymadım. Hakikaten çıktık dışarıda sen de başın. Hatta Emürgen’e gittik hatırlıyorum.
Ha bir teviz havası iyi gelir. Öteyle başladı diğer yemeğe de. Yani hiçbir zaman evde yemek asla problem olmamıştır. Var yok eksik şu bu. Birinci var ne bu? Bir de iki şey daha söyleyeceğim. Yani burada ait çok misaller var. Onun için getiriyorum. Bir gün biz Bursa’da Yeşil Camii’nin önünde geziyoruz. O sırada büyük bir turist kalpli seyir bir çocuk gezdirirken. Birden döndü Kadir Bey’i görünce turistlere bakın dedi. O cami kadar burada mühim bir kimse var dedi. İşte bu bir abi dedir Kadir Bursu oldu diye. Biz sadece meyil gayri hemen çekildik oradan. Nasıl meteri diyor turistler de böyle gözlerini açmışlar bakıyorlar. Allah’ım da hamle ve la kuvvete. Yani çok hoş bir hadise olarak gördüm. Bir de Tayyip Dergisi’nden gelmişti birisi. Bir muhabir gelmiş. Kadir Bey’le röportaj yapacak. Kadir Bey’in yani röyalist, saltanatçı olduğu gibi görünce gözleri açıldı. Nasıl dedi Türkiye’de saltanatçılar da var mı hala dedi. Her memlekette vardır hatta bunlar derlekleri var. Çalışmaları, partilatı. Fransa’da, Almanya’da, bütün memlekette kralcılar var. Çalışılır. Türkiye’de tabi onlar da birçok şeyleri görürler. O kadar fazla hayret ediyor adam hemen onları yazmaya baktı. Böyle bir hayat oldu ama her zaman dik durdu. Ne yemeği ne içmeği ile alakası yok. Bir de inandığına çok iyi inanmış olduğu için tereddütsüzdü. Onun için de rahattı, içi rahattı. Allah’a emanet olun. Ben de rahmet eylesem böyle bir Ramazan günü, Kadir gece sabahı dünyaya gelmiş. Ramazan ilk gecesi de rahmetli oldu. Evet, Allah razı olsun. Şimdi sizin az evvel söylediğinizden yine ben de bir hatıra depreşti. Aslında misafirsizsiniz. Hakkınızı helal edin ama bunu da anlatmazsam eksik kalacak. Konferansları düzenlediğimiz bir dönem, maillerle de ben ilgileniyorum. Bir mail var Amerika’dan, San Thomas Üniversitesi’nden de herhalde bir hoca ama Türk.
Orada hocalık yapıyor, mail atmış. Bir an öğrencilerimle Türkiye’ye geleceğim, orayı gezdireceğim. Kadir Mısıroğlu’nu da göstermek, tanıştırmak istiyorum. Dedim ne münasebetle? Dedi ki burada talebelere ben işte Türkiye’de dışarıdan bakıldığımda başka bir tablo var. Ama Türkiye’de fikri mücadele veren bazı insanlar var. Sondurca şedid muamele görüyorlar. Rejim ya da bir takım güç odakları tarafından.
Ve işte hapiste yatmasını, bir takım sürgünlerini, ilahir bir takım bildiğim meşakkatlerinden bahsettim ve talebelerim çok alakadar oldular. Allah Allah! Sadece fikirlerinden ve düşüncelerinden hareketle bir insana bunlar mı yapıldı? Şaşırdılar ve tanışmak görmek istiyorlar Türkiye’ye gelmişken. Üstad’a arz ettim. Üstad peki dedi, gelsinler bakalım. Geldiler gerçekten 20-30 kişilik bir genç grup kızlı erkekli. Hocaları Türk bir abimiz.
Burada Üstad onlarla konuştu ve o hoca arkadaş da İngilizce’ye tercüm etti. Tabi hususen onların Üstad’dan beklensin bu meşakkatli hayatın müsaadeni dinlemekte ama… Üstad ben bu kadar gayrimüslim bir arada bulmuşken İslam’dan bahsetmesem olmaz diye 1.5-2 saat boyunca İslam’ı anlattı. Çok da güzel bir program oldu. Onu da kaydetmiştik, internette meşrettik.
Sonunda o hoca arkadaş, Üstad bunun için gelmiştik biraz da bundan bahsetseniz demişti de 3-5 dakikada işte lütfen Kerem’e ondan bahsetmişti. Yani kendisi değil hep davası ve idali önledi. Sizin de az evvel dediğiniz gibi o işte rehber arkadaşın bakın burada bu kadar önemli bir şahsiyet var. Ama burada yurtdışından görüp gelip bir şeyler duymak isteyenler varken Türkiye’deki gençliğin alakası hepten alaka yok değil.
Ama bu verilen mücadele ve söyleyen sözlerin kalitesi ve doğruluğu karşısında doğru bir orantı nispetinden az olduğu kanaatindeyim.