Samet Tınas – Gibbons’ın Osmanlı’nın Kuruluşuna Dair Görüşleri
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4SD_Ay9Dsls.
Bir de Gibbons diye bir Amerikalı gazeteci var ki, ben onun görüşlerini Osmanlı’nın ilk devresine kuruluşuna dair tezlerini gayet kasıtlı görüyorum. Bu Amerikalı bir gazetecidir. Gibbons Osmanlı’nın kuruluşunda çok manipülajyon yapmıştır. Yanlış bir yönlendirme yapmıştır.
Müsaadenizle orada kısa bir pasajını okuyalım. Bunu neden yaptığını tahminimi orada söyleyeceğim. Şimdi Gibbons Osmanlı Kuruluşu isimli kitabının 22-25’in sayfaları arasında kısaca şöyle diyor. Çoban olan Osman ve 400 çadırlı küçük aşireti müşrik Türklerdi. Müslüman muhitine geldikten sonra soydaşları olan Selçuk Türkleri gibi İslamiyet’i kabul ettiler.
Bu müşriki kendi dinine göre müşrik demiyor. İslamiyet’e göre müşrik diyor. Onlar ne böyle bir devlet kurabilecek nitelikte donanın ve birikime ne de yeterli nüfusa sahiptiler. Cihvarlarındaki Hristiyan Rumları da baskıyla Müslümanlığa zorladılar. Müslümanlığı kabul etmelerini zorladılar.
Rum kitlelere karşı barbarca harekete geçerek onları kılıç baskısıyla zorla Müslümanlaştırdılar ya da öldürdüler ve bunlarla karışarak Osmanlı denilen yeni bir ırk yarattılar. Ancak 400 kişiyle başlayan bu teşebbüs 1290’dan 1300’e kadar 10 sene zarfında 10 misli büyüdü.
Sınırları Bizanslarla temas edecek kadar genişledi ve böylece reislerinin adını alan yeni bir ırk Osmanlı ırkı meydana çıktı. Bu ırk başlagacından beri halis bir Türk ırkı değil doğduğu yerde mevcut unsurların birbiriyle kaynasmasından teşekkül eden karışık ve yeni bir ırktır. Müşrik Türkler ve Hristiyan Rumlar İslam dinine girme İslam dinine girmek suretiyle bu yeni ırkı beraberce teşkil ettiler.
Şimdi burada benim anladığım şu 19. yüzyılın kolonyalizmi ile birlikte bunlar tarihi manipüle edecek bir malzeme olarak kullanıyorlar. Hatırlayın aynı hilafetin Osmanlı’da meşru olmamasını gerekli kıldıracak işte halife Kureyş’ten de hadisini Arap coğrafyasında yaymaları gibi burada da Ulus Devlet teşekkül edecek.
Onların milli kimliklerinin teşekkülünde kendilerine bir malzeme sağlamak. Kararitim bu. Çünkü bakın Kojinkaratani çok isabetli Allaharent’den de istifade ederek bir tespitte bulunuyor.
Heterotorluklar heterojen denilen bu muhteliful ecnas yapıyı kendi din, dil ve hukuklarına riayet ederek bir arada yaşatma sanatıdır. Ancak Ulus Devletler bu heterojen yapıları homojen hale getirip devlete tabi kılar. Şimdi burada bu kadar farklı yapıdaki unsurları kendi milletlerini inşaat sürecinde inşaat safhasında adeta teşvik etmiş.
Osmanlı zaten suni bitti zaten Müslüman değildi bunlar zaten Türk değildi falan.