"Enter"a basıp içeriğe geçin

MİT MÜSTEŞARI KOMAN MASA ETRAFINDAKİ GAZETECİLERE “ARANIZDAN BAZILARI ÖLDÜRÜLEBİLİR” DEDİ

MİT MÜSTEŞARI KOMAN MASA ETRAFINDAKİ GAZETECİLERE “ARANIZDAN BAZILARI ÖLDÜRÜLEBİLİR” DEDİ

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=dUT94NzGt1o.

Meslek hayatımın en ilginç anılarından birini, belki de en belirli anılarından birini, 1991 yılında Ankara’nın Yenimahalle bölgesindeki Mili İstihbarat Teşkilatı merkezinde yaşadığını ifade etmeliyim. Soracaksınız bir gazeteci olarak, ne işim vardı Mili İstihbarat Teşkilatı’nın Yenimahalle’deki o büyük kampüsünde?
Bir tek benim işim yoktu açık konuşayım. Birçok gazetecinin işi vardı çünkü dönemin Mili İstihbarat Teşkilatı başkanı, orgeneral, o zaman korgeneraldi sanıyorum, Teoman Koman’ın davetlisi olarak gittik. Ben genç bir ve çiçeği burnunda bir Ankara temsilcisiydim. Yeni Günaydın Gazetesi’nde işte o daha önce sözünü ittiğim işlemleri yapmıştık. Ve büyük bir heyecanla da o güne kadar kapılarını medyaya hiç açmamış ve bugün de açmayacak olduğuna inandım. Mili İstihbarat Teşkilatı’nın o hepimiz açısından Yenimahalle diye bilinen yerine özel bir davetle gitmiştik.
Çok sayıda gazeteci vardı, Ankara temsilcileri, köşe yazarları. Bize önce bir tur attırdılar. Tabii kendilerince bir turdu bu. Yani nerede ne yapılıyor, işte nedir, işte istihbaratınızı topluyorlar falan. Bayağı bir birgilendirme turuydu esasında. Faydalandığımı da söyleyebilirim yani bir daha nereden gireceksin o binaya?
O sırada işte ne kadar gördüysek ne kadar anlatıldıysa. Sonra da bir U masa, büyük geniş bir U masa. Protokol masasının başında Teoman Komans sivil kıyafetiyle biz de bütün gazeteciler, tura katılan gazeteciler masanın etrafında yemek yemeye başladık. Güzel bir yemekti. Allah rahmet eylesin, Milliyet’in o zaman değerli yazarıydı. Bir trafik kazasında kaybettik. Teoman Eray abimiz sağ yanımda oturuyordu. Sol yanımda kimin oturduğunu tam olarak çıkartamadığımı da ifade edebilirim. Hatırlamıyorum ama Teoman abiyle çok sıkı bir sohbet yaptığımızı gayet iyi hatırlıyorum. O tabii bizden bir kuşak önceki bir abimiz.
O yüzden bu derin devlet, istihbarat konularında da keyifli sohbetler yapıyorduk. Sonra bir sürpriz yaşadık beraber. Onu da işin sonunda anlatacağım. Neyse. Ve işte Teoman Komans ne yaptıklarını, ne ettiklerini şunu bunu anlattı. Sorular sorduk, cevapladı falan filan. Fakat böyle bir gazeteci için manşeti zorlayacak gelişmeler yoktu açık söyleyelim. Hatta hafif bir hayal kırıklığı da yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü 36 yaşındaydım o sırada ve aktif sert bir haberci kimliğim vardı. Onu da ifade edeyim. Hani bekliyorum bir manşet çıksın vesaire. Manşeti Teoman Koma kendi verdi. Bir lafın arasında birdenbire dedi ki daha doğrusu bir soru soruldu. İşte terörle mücadele ne aşamada nereye doğru gidiyor falan. O PKK ile o sırada mücadele yeni yeni kızışıyor vesaire. Onları şöyle üstün körü anlattıktan sonra ama dedi bize gelen istihbarata göre terör yeniden bireylere dönecek. Şimdi terör, midi istihbarat işgidası müsteşarı, general, Teoman Koman birdenbire bütün gazeteciler. Yani dedik nasıl? Dedik ki yani tek tek isim isim öldürecekler. Tek tek isim isim listeler yapacaklar.
Ve terör örgütleri isimlerde yürüyecekler ve şahıslara suikast düzenleyecekler. Şimdi bu tabi buz gibi bir havayı oraya yerleştirdi. Çünkü bu buz gibi havanın bir nedeni var. Gençler özellikle sizlere anlatıyorum. Notlarımdan da söyleyeceğim. Açıp bakacaksınız tabi Google’dan falan inceleyeceksiniz. Çünkü Teoman Koman benim notlarımda da aynen öyle yazıyor. 1988 yılında mid müsteşarı yapıldı asker olarak. Hatta o görevdeyken rütbe aldı, kor general oldu. Tüm generallikten kor generalliğe yükseldi 1988’de. Bu olay 1991’de sohbetimiz var ama 1990 yılı, ki sonraki kasetlerimde videolarımda anlatacağım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık yıllarından biriydi ve onun müsteşarlığına denk gelmişti.
Niye? Çünkü 1990 yılında Türkiye 4 büyük şahsi suikast, cinayet, siyasi suikastle çalkalanmıştı. O sırada da mid müsteşarı Teoman Koman. Şimdi atlarını söyleyeceğim, tarihlerini söyleyeceğim. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Çünkü biraz önce o lafı söyleyen müsteşar öyle böyle bir müsteşar değil.
Derin devre tartışmalarının tam orta yerinde yer almış bir generalden konuşuyoruz. Bakın ilk cinayet 1990’da 31 Ocak 1990 Muhammed Aksoy öldürüldü. Hemen akabinde. 7 Mart 1990 Duayan gazeteci, basın şehidi Çetin Emic öldürüldü. Onun devamında 4 Eylül 1990 Turan Dursun öldürüldü. Ve bu seri cinayetler 6 Ekim 1990 Bahriye Üçok profesör doktoru. Hem siyasetçi hem bilim kadını. Bu 4 cinayet.
4 suikast. Turan Dursun biliyorsunuz din konusunda yaptığı radika çıkışlarına tanınmış eski bir müftüydü. Muhammed Aksoy, Çetin Emic ve Bahriye Üçok da Türkiye’nin layık kesiminin sözcülüğünü üstlenmiş karakterlerdi. Ve zaten bu 4 cinayet de 4 suikast de o dönem ismi çok duyulan İslami hareket adına işlenmiş gibi gözüküyordu.
İsimler de ortaya çıktı sonra. Sonra bir daha o İslami hareket denilen hareketi bir daha böyle olaylarda görmedik. Sanki bu cinayetler için oluşturulmuş gibiydi ve bütün bu cinayetler bütün bu planlanmış cinayetler esasında mütedeyin muhafazakâr, dini yönü güçlü kitleler ile layık hassasiyeti güçlü kitleler arasında kelimenin tam anlamıyla bir fay hattı oluşturmak için sanki planlanmıştı. Sanki ben burada öylesine söylüyorum. Onun için planlanmıştı.
Yani bir güç Türkiye’de, Cami cemaati’de, layık kesim arasında mütedeyin muhafazakâr kesimlerle sokaktaki iyi kötü layık anlayışa yakın kitleler arasında bir daha kapanması çok zor bir fay hattı oluşturuyordu. Şimdi ve bütün bunlar bütün bu cinayetler 1990 yılı milli istihbarat müsteşarı Teoman Koman döneminde yaşandı. Şimdi tabi Teoman Koman pat diye böyle aranı bir soru üzerine de birisi sordu hatırlamıyorum karşı tarafta oturuyordu Uğul Masa’nın. Şöyle dedi Teoman Koman evet bu terör dalgasında bu masanın etrafında oturanlardan bazıları öldürülebilir. Şimdi hepimiz gazeteciyiz. Bütün Türkiye’nin önde gelen yazarı, çizeri, Ankara timsicisi, genel yayın yönetimini hepimiz bir aradık. Ve mit müsteşarı diyor ki arkanızda hiç iyi düşünmeyenler var birkaçınız öldürülebilirsiniz. Biz bunun ön istihbaratını aldık ama sizi koruyabilir miyiz koruyamaz mıyız bilemiyorum. Böyle bir durum var.
Bu açıklamaya karşımda tam böyle, biraz sağ tarafta Teoman Koman’a daha yakın bir noktada en çok gülen ve sarakaya şakaya alan isim tahmin ettiniz Uğur Mumcu’ydı.
Uğur Mumcu yine rahmetli Muhammer Yaşar Bostancı. Muhammer Yaşar Bostancı o zaman Sabah Gazetesi’nin Ankara temsilcisi yine meslekten büyüğümüz. İkisi çok iyi arkadaştılar. Çok belli oluyordu tozlukları yan yana oturmuşlar.
İkisi beraber şaka yaptılar. Uğur Mumcu dedi ki notlarıma bakıyorum arada. Ben böyle şeyleri not alırım. Tabi buna fazla güvenmemek lazım.
Bari isim listesi verseydiniz dedi. Dedim onu. Ve Teoman Koman çok buz bir surattı yani. Enteresan. Yeni öldü o da. Ne zaman ölmüş bakayım. 2013’te ölmüş. 14 Aralık 2013’te vefat etmiş. 77 yaşında. Şakayı pek kaldırmadı. Yani işi şakaya almaya mütemai bir yapısı yoktu Teoman Koman’ın. Hani şöyle bir yapısı vardı. Hani ben sizi uyarmış olayım da sonra başınıza ne gelirsin benden bilmeyin.
Gibi bir havası vardı. Ben döndüm Teoman abiye. Bu tarihi toplantının da dedim abi ana manşeti ve ana konusu belli oldu. Allah hepimize kolaylık versin dedi. O da Bala Erdan ben de dedi şaşırdım. Yani bu bir mit müsteşarının söyleyeceği cümlemi. Bu da ayrı bir şey.
Şimdi işin gürgürlüğüne de geleceğim. Tam ayrılırken mit genç eylemanları hepimize birer kaset teslim ettiler. Sonra eve gidince bir teknolojik şov olduğunu anladım. Hala durur o kaset arşivlerimde.
Nokta atışlı kayıt yapmışlar. Yani birbirimiz mesela benim Teoman abiyle yaptığım bu sohbetleri kayda almışlar. Ve bize de hediye ettiler o kayıtları. Hani biz sizin onca adamın arasında iki kişinin özel sohbetini kaydedebiliriz. Bunu bilin anlamında. Ben bunu bir şaka olarak değerlendirdim. Hiç de üzerimden alınmadım.
Yani umurumda da olmadı açık söyleyeyim ama böyle bir şov da yaptı Milli İstihbarat bize. Ama sonra 1992’de mit müsteşarlarından ayrıldı Teoman Koman. Ve sonra 3. Ordu Komutanı oldu.
Sonra Jandarma Genel Komutanı oldu ve ne garip tesadüf onun döneminde, onun döneminde. Layık kesimli, muhafazakar kesim arasında derin fay hatları oluşturmasından sonra ortamın hazırlanması çerçevesinde
28 Şubat darbesinin Jandarma Komutanıydı. Böyle bir tesadüf olabilir mi? Olamaz. Böyle işlerde tesadüf olamaz. Ben hep 28 Şubat dönemi için konuşuyorum. O yıl 91 için konuşmuyorum.
1990’daki o 4 cinayetin esasında 28 Şubat’ın psikolojisini destek amaçlı ve birtakım derin yapıların bilgisi dahilinde işlenmiş olabileceğine hep inandım. O zaman da inandım. Ama Teoman Koman 90’larda işlenen o cinayetlerdeki mit müsteşarı, 28 Şubat’ın Jandarma Komutanı oğlu karanlık tablonun en gizemli ismi olunca zaten bu her şeyi de ortaya çıkmıştır.
O yüzden siyasi suikastleri her zaman önem verdim. Ve 1990’da yaşanılanların çok daha büyüğünü esasında 1993’de yaşayacaktık.
Hannat Hülsan stove avcues letişe Batman perhaps

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir