Ayasofya | İbrahim Haskoloğlu | Ekrem İmamoğlu

Ayasofya | İbrahim Haskoloğlu | Ekrem İmamoğlu videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=gOebcZoEGJ4. Herkese merhaba, programa hoş geldiniz. Umarım iyisiniz ve de sonunda galiba yaz geldi. Yani ben kazakla çıktım, kanter içindeyim bugün. Yani gerçekten hava değişti. İnşallah bu sıcaklar böyle devam eder. Ya dün Twitter’da Sanatari Derneği bir tweet attım. Ayasofya Camisi…

Ayasofya | İbrahim Haskoloğlu | Ekrem İmamoğlu

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=gOebcZoEGJ4.

Herkese merhaba, programa hoş geldiniz. Umarım iyisiniz ve de sonunda galiba yaz geldi. Yani ben kazakla çıktım, kanter içindeyim bugün. Yani gerçekten hava değişti. İnşallah bu sıcaklar böyle devam eder. Ya dün Twitter’da Sanatari Derneği bir tweet attım. Ayasofya Camisi ile ilgili. Ayasofya’da 1400 yıllık imparatorluk kapısı. Kimliği henüz belirleyemeyen kişiler tarafından tahrip edildiğine dair. Resme görürseniz zaten nasıl tahrip edildiğine resmen. Yani Ayasofya’nın oradaki tarihi kapı parçalan kırılmış. Şimdi, şimdi burayı kibarca anlatacağım size. Tamam mı? Caminin müze olması benim biraz daha çok hoşuma gidiyordu.
Diceksiniz ki kardeşim sen de bu eski bu zihniyetten dolayı sizler falan ee tamam tamam tamam. Niye biliyor musunuz? Çünkü anlaşılan şu ki oraya bir müze gibi insanlar oraya müze olarak davrandığı zaman daha dikkatlice davranıyor. Anlatabildim mi? Demek ki cami olarak davrandığı zaman bazı hayvanlar oraya gerçekten hiç değer vermiyor. Yani her iki tarafı da bir nevi denek.
Hangisi doğru, hangisi yanlış tam bilemiyorum. Müzeyken böyle şeyler olmuyordu. Cami olunca mı oluyor? Yoksa, yoksa bu şey mantığından dolayı mı geliyor bu? Ya kardeşim işte biz 90 yıllık, 100 yıllık zihniyetten biz bunu müze den camiye yeniden kullanılabilir bir camiye çevirdik diye açıklama yapan büyüklerimizden dolayı mı? Böyle bir şey var, bir nevi kin var. Hala geçmemiş bir kin. Bu kapıyı, resmine bakın Allah aşkınıza. Ya 1400 yıllık bir kapı. Bu kapıyı niye böyle kırmaya çalışır bir insan? Anlamıyorum yani gerçekten. Yani bakın ben görmeye gittim. Ayasofya Müzede’n camiyi geçtikten sonra gittim.
Tamam, biraz şey farklı, oradaki havası farklı. Tamam, dikkat eden insanlar var. Oradaki insanlar biliyor oranın değerini. Ama bu nedir ya? Ne gerek var abi? Ne gerek var? Yani o Twitter hesabına da bakarsınız yani orada şey de var. Bu sanat tarihi derneğin üyelerinin oraya gidip yetkililerle ya bakın bu yapılmaması gerekiyor deyip oradaki yetkililerin ya ne olacak falan filan demesi olayı da var.
Tabii çünkü müzeyken anlatabildim mi oraya müze den müze için oraya olan görevli insanlar başka bakıyor. Şimdi Diyanete bağlı orası. Gene biraz değişik bakılıyor. İnce bir çizgi var. Açmak istemiyorum bu çizgiyi ama yazık. Gerçekten yazık. İster cami olsun, ister müze olsun. O gibi kemirmiş resmen yani şeyi kapıyı.
Gazeteci İbrahim Haskaloğlu geçen hafta Twitter’dan kendi sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve de Hakan Fidan’ın kimliklerini paylaştı. Neydi buradaki uyarı? Bir hacker grubu E Devlet’teki bütün kimlik bilgileri çalmış. Ondan sonra bu da gazeteci olarak da teyit etmek amacıyla ya gerçekten yaptınız mı böyle bir şey teyit etmek amacıyla kimliklerini paylaşmışlar gazeteciyle. Buraya kadar normal değil mi hayat? Gayet normal ama burası Türkiye.
İbrahim de sosyal medyada uyarı olarak ben emniyet müdürüne haber verdim ama bakın bir şeyler yapın gerçekten hacklendi. Benden bu kimlikleri paylaştı diye tweet attıktan sonra Nereden işte devlet bakanlığı kimse o. Ondan sonra açıklamalar geldi biz hacklenmedik gayet iyiyiz falan filan. Normalde normal bir ülkede bu gazeteci işini yapmış oluyor şuraya kadar. Ama burası Türkiye burada her zaman değişik bir bakış açımız var. Tutuklandı. Aynen tutuklandı. Suçu da şu kişisel bilgileri hukuka aykırı yolla ele geçirmek. Ciddi. Tutukladılar abi adamı. Yani acayip bir olay adam gazetecilik işini yapıyor. Paylaşırken tabi ki kimlikleri şeyleri saklıyor oradaki TC numara falan filan onları saklıyor. Ama oturup ya teşekkürler diyeceğimize böyle bir şey uyardığın için onun yerine Sanki o çalmış görüntüleri gibi adamı suçladık. Ede adam şu an hapiste. Bu bir gazetecilik. Bu bir suç değil. Ya ülkemize daha iyi olması için uğraşan bir adam bu. Kötü niyetli olsa satardı. Değil mi? Ama hayır oturup biz ne yapıyoruz sen nasıl olur da bu suçu şey yaparsın deyip içeri atıyoruz adamı. Tabii hapis cezası ya. Başka çözüm mü yok bu ülkede? Her şey hapisle mi bitmesi gerekiyor? Gerçekten. En küçük suçtan en büyük suçtan hapis. Ha kadın dövüyorsun hapis yok. Ertesi sabah bırakılıyorsun. Polisi öldürüyorsun sarhoşken arabanla bir gece yatıyorsun ertesi gün aha biz anlaştık konu kapandı. Orada hapis yok. Ama gazetecilik işlerine gelince direkt hapis. Başka hiçbir çözümünüz yok. Bu ikinci habere de getirmek istiyorum size. Bu da bu sefer de şeyle ilgili İmamoğlu ile ilgili. Ya İmamoğlu hatırlıyorsunuz iki seçim sonucunu da kazandı. Doğru. Biz Türkiye biz her şeyi iki defa yaparız biz. Garanti olsun diye çift dikiş. Birincisini kaybettikten sonra sözde kesin bir şey olmadıysa bir şey oldu seçimiydi o. Ondan sonra 13 bin faddan sonra o sırada YSK üyelerini hakaret etmedi de. Gerçekten hakaret etmesi de doğal. Keşke etseydi. Adam gibi hakaret etseydi. Yani siz ne biçim iş yapıyorsunuz kimin tarafında tutuyorsunuz keşke deseydi. Ama daha başka bir şekilde dedi. Ve de aradan uzun bir süre sonra yani ne zamandı bu seçimler? 2019 seçimleri de 31 mart 2019. Ta ne güzel zamanlaması da 3 aşağı 5 şükür. 3 yıl sonra İstanbul Büyükşehir başkanı Ekrem İmamoğlu’nun davasında mütalasını açıklayan savcılık 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. Ya esas cezalandırılması gereken burada İmamoğlu değil. Daha şöyle söyleyeyim. Burada niye hapis cezası var mesela? Niye böyle bir ya sen hakaret ettin para cezası yapmıyoruz. Hayır ama bu oyunu biliyorum ben.
Bu şimdi hapis cezası bu bir uzaktan gelen bir mesaj. Bir küçük bir operasyonum su gibi bir şey geliyor gibi geliyor bana. Çok uzaktan. Yavaş ama geliyor. Çünkü o 4 yıl hapis cezası denilecek ya 4 yıl olmasın 1 ay yatsın 3 ay yatsın bilmem ne. Yavaş yavaş o baskı geliyor. Seçim yaklaştıkça o baskı geliyor.
Şimdi bugün de komedi günün sonunda. Zaten o seçim bir komediydi. O seçimden sonra 3 yıl sonra bunun yeniden ortaya çıkması ve 3 yıl sonra ya bize neyse onu hapsedelim dememiz bir komedi. Ama şunu unutmayın. Habise girip de mükemmel bir hikayesi olan başka bir kişi var.
Değil mi? Hatırlıyorsunuz. Kim? Recep Tayyip Erdoğan. Şunun farkında değiller. Bu şekilde hapse sokarsınız bırakın belediye başkanlığını. Cumhurbaşkanı adayı yapmış olursunuz. Çok net bir şekilde. Sonra adıran sonra 10 yıl sonra geriye bakıp. Bu yese karşı da keşke adım hapse atmasaydınız.
Diyceksiniz ee AK Partili arkadaşlarım. Diyeceksiniz. Eminim şu an bir sürü şey yapma bulmaması gerektiğini düşünüyorsunuz ama bu resmen o. 4 yıl 1 ay ne o? YSK üyelerine hakaret. Hak etmiyorlar mı ha bu hakareti? Neyse siz ne hak ediyorsunuz biliyor musunuz ama? Daha doğrusu ben ne hak ediyorum?
Yorumlarınızı, yorumlarınızı, yorumlarınızı ve like atmanızı hak ediyorum.
Yarın görüşmek üzere.