Kaos Meclisi | 01 Uzay | Rıza Sarraf | Yastık Altı | Stok
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=KynSqGPwEyg.
Herkese merhaba ve programı hoş geldiniz. Mecliste acayip görüntüler oluyor. Eskiden de vardı böyle görüntüler, bu kavga görüntüleri. Ama bu sefer iyice iyice çığrından çıktı gibi geliyor bana. Zaten ortam gergin, millet parasız, faizler düşüyor, enflasyon yükseliyor. Yoksa tam tersi miydi? Faizler düşüyor, enflasyon da düşüyor ama bu sefer dolar yükseliyor.
Pardon, dolar düşüyor, enflasyon düşüyor ama faizler yükseliyor. Siz anladınız hangisi olduğunu yani. Üç tanesinden bir tanesi düşüyor, biz o zaman çok memnun oluyoruz. Hangisi olduğunu ben de biraz kafam karışmaya başladı çünkü Çin modeline geçiyoruz. Çin modeli dedikçe tabii ki biraz sıkıntılar olacak hayatımızda ama yapacak bir şey yok. Sadece meclisteki şu görüntüyü göstermenizi istiyorum. Bu kavgaları biliyorsunuz.
Hatırlıyorsunuz değil mi böyle kavgaları? Tutmayın lan beni! Böyle üç kişi dua edersiniz ki tutsunlar sizi diye bir adam vardı. Tutma beni! Ama tutarsınız onları ki kavgayı ettirtmemek için çünkü dayak yiyeceğinizi biliyorsunuz. Ondan sonra oradan bir tane böyle ayakasız bir adam çıkar. Ne oluyor lan burada? Falan diye böyle öyle duyabiliyorsunuz onu bakın videolara. Ne oluyor falan böyle. Alpay galiba anlaşılan bizim var ya eski futbolcu.
Alpay her zamanki gibi şeyliğini gösterdi. Centlimenliği ve sportmenliğini göstererek kendisini bir tekvandocu olarak şey yaptı. Yeniden icat etti kendi meclisinizde. Biz hakaret, el hareketleri falan diyoruz da Kılıçdaroğlu’yla ilgili. Kılıçdaroğlu yapmış olduğu el hareketi ayıp. Bu! Ne demişiz konularımıza geri gelelim. Şimdi Türkiye Uzay Ajansı’la ilgili böyle bir buçuk ay falan bir iki program yapmıştım. Ondan sonra nasıl bir gelişmeler oldu hep böyle takip ediyorum. Yakından da takip ediyorum. Meclis görüşmeninde işte neler konuşuluyor? Bütçe konuşuyor. 2022 yılında bütçe konuşuluyor. Uzay Ajansı’yla ilgili fazla böyle büyük bir para yok.
Yani evet insan haklarıyla ilgili 80 milyon TL gibi para harcayacakmışız ama Uzay Ajansı’na bilmiyorum. O rakamlar da henüz daha belli değil. Çünkü karmam çorman bir şey. Gene web sitesine baktım bir Türk Uzay Ajansı’na. İmzalanan işbirlikleri bölümünü orada acaba yeni bir şey eklenecek mi diye düşünüyordum. Ukrayna’yla ikili işbirliği anlaşması imzalandı. O vardı. Macaristan’da ikili işbirliği anlaşması imzalandı. O da vardı. Kazakistan Uzay ve Havacılık Komitesi ile ikili işbirliği anlaşması vardı. Başka bir şey eklenmemiş.
Yani sonuçta hiçbir şey yapılmamış. Ama Kasım ayında açıklaması oldu. Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım dedi ki Türkiye’nin astronot adayını 2022’de seçileceğini belirtti. Ama ne yaptı? Sürpriz yaptı bize. Türkiye’nin astronot adayını ben şu an size açıklıyorum. Hazır mısınız? Ismi Deniz Burnham. Yapacak bir şey yok abi. Nereden alırsak alırız abi. Adanalı. İsmi Deniz. Anlatabildim mi? Memnunuz biz bundan. Adana’da doğmuş. Düşünsenize uzaya gidecek. On iki bin kişiden seçildi. On kişi arasına katıldı. Niye Adana’da doğdu?
İncirlikte doğmuş. Annesi babası asker falan. Neyse bundan küçük detaylar. Takılmayayım bunları. İsmi Deniz. İşte Captain Deniz. Türk. Çok cool bir hareket oldu. Uğraşmamıza da gerek kalmayacak 2022 için. Bulduk. Mission accomplished. Hiç dert yok. Her şey çok iyi. O uzaya gidecekmiş.
İnşallah gidecek. İnşallah da Adana’yı tepsi edecek. Bilmiyorum ondan haberi var mı? O da ayrı bir konu. Eminim vardır. Çünkü Adana’dan baya baya böyle şeyler, tebrikler yağmaya başladı. Deniz, astronot Deniz Bernham’a. Uzay ajansı bir numara. Ya Reza Zarrab bir iki ay evvel şey tarafından T724 diye böyle bir web sitesi işte. Sözde FETO’cuların web sitesi. Miami’de buldular. Resimlerini çektiler. İşte Reza Zarrab Miami’de lüks hayatı falan filan diye şey yapıldı. İşaha edildi resimlere. İşte at çiftliği var. Videosunu çektiler. TR 724 yazarı FETO firarisi. Adem Yavuz Aslan tarafından bulundu.
İşte yeni ismi Aaron Goldsmith diye kendini yeniden keşfetmiş, lanse etmiş, yaratmış. Neyse işte. Reza Zarrab ile böyle yeniden bildiğin küllerinden doğdu Reza Zarrab. Aaron Goldsmith. Şimdi Goldsmith evet. Yahudi bir isim. Ama şimdi Goldsmith deyince aynı zamanda şu da demek. O da olayın komikliği tabii ki. Yani ismini şöyle yapıyor. Adam Goldsmith, Reza Zarrab, Zarrab altın işleyen. Goldsmith altın işleyen adam. Uyanık yani falan. Uzak değil yani isminden. Tabii bu ne zaman oldu? Bu Kasabayın’da oldu. Bayağı da böyle gazetelere çıktı. Bayağı da gazetelere çıkmadı. Yalan söylüyorum. Bir iki gazetelere çıktı. Çünkü hiç kimseye ilgilenmedi. Ama kim ilgilendi biliyor musunuz? OCCRP.
Şimdi diyeceksiniz ki OCCRP ne? Organize Kriminal Konsorsiyumu, gazeteciler konsorsiyumu. Böyle dünyadaki kriminal olayları takip eden böyle bir bağımsız gazetecilik şeysi. Onları ilgilendiler. Kenny Bloss, Tom Stokes, Kevin Hall, Daniela Castro, Karina Shadrofsky, Adam Crossfeld, Alan Pitchin Miami gazetelerinden. Böyle Reza Zarrab ile ilgili linkini bulabilirsiniz aşağıda.
Bir link koyacağım. Soru unuttum yazmayı. O benim hatam değil. Ama onlar bayağı uzun uzun Reza Zarrab hala parasını şey yapıyor. Fakir bir hali yok. Neler yaptığını, suçlamaları, nasıl Türkiye’ye sattığını falan filan sayfa sayfa anlatmışlar. Piz.
Tamam mı? Yani Türkiye’ye geliyorsun böyle, pâat diye bir tokatlıyorsun Türkleri. Ondan sonra Amerika’ya. Orada işte Türkiye’de de böyle şarkıcı ile evleniyorsun. Ana Şan’ım falan yürüyor. Türk bayrağı arkanda, Türk bayrağı röportajlar yapıyorsun falan. Sen kralsın bu ülkede. Ne yazık değil mi? Böyle adamlar böyle böyle böyle şarlatanlar dolaşmış hayatınızda. Ve de bunları da koruyan adamlar da vardı.
O da daha kötü. Hatırlıyorsunuz değil mi o dört bakanı böyle yan yana durup? Neyse. Yabancılar tabii ki bizim haklarımızı koruyor. Yabancı gazeteciler haklarımızı koruyor. Çok üzücü. Çok üzücü. Çok üzücü. Son konu, Cumhurbaşkanımız gene bir açıklama daha yaptı. Bu sefer ciddi. Tamam mı? Şakası yok bu işin.
Yani geçen sefer yaptığı gibi değil. Cumhurbaşkanımız çıktı dedi ki, yastıklarınızın altındaki dövizleri, altınları çıkartın dedi. Altınlarınızı çıkartın dedi. Üç ay sonra dolar beş kırk sekiz oldu. Bu sefer dedi ki, bankada yastık altında, kasasında parası özellikle döviz, bireyler ve kurumlara çağrıda bulunuyorum dedi. Türk lirasına geçin artık dedi. Cumhurbaşkanım, emin miyiz? Bunu önceden de dediniz. Başkaları da dedi. Yiğit Bulut dedi. Hatta küfür etti bize. Dolar yükselecek diyenlere nokta nokta nokta dedi. Yiğit Bulut. Cumhurbaşkanım düşecek beş lira olacak altı lira olacak. Felaket tellalları.
Çıkın bu milletten özür dileyin. Yani herkes diyor ki, şey yapmayalım acaba bir beklesek mi Cumhurbaşkanım? Ne diyorsunuz? Hemen yastık altında şey yapmayalım. Çünkü biliyorum çok istiyorsunuz bu paraların bankalardaki TL’ye geçmesini çok istiyorsunuz ama biraz bekleyelim. Ne dersiniz? Şu bir şey deniyorsunuz Cumhurbaşkanım. Yani bir Çin modeli deniyorsunuz. Üç dört ay içerisinde hemen böyle sonuçlanacak diyorsunuz ya. Bekleyelim biraz daha derim. Ne dersiniz? Tutabilir miyim paramı biraz? Çok az var. Biraz yastık altında çok az var. Biraz tutacak. Tamam söz. Sonra bozdururum Türk lirasını. Son konu. Son konudan tamam tamam tamam. Son konu dediğim bir konu daha var. Bu stokçulukla ilgili bir şey daha söylemek istiyorum. Geçen yıl gene başladık. Geçen yıl mı? Bu yıl sonu. Bu yıl ya. Geçen yıl pardon. Stokçularda stokçularda stokçular depoları bastık.
Soğan depoları, patates depoları bastık. Adamlar böyle duruyordu soğanların önünde. Anladın mı? Böyle ya işte… Stokçular işte. Yılınla domates, yılınla patates, yılınla soğan. Stokçulukla ilgili alerjimizi hala anlamış değilim. Evet anlıyorum. Çok önemli bir ürünün olur. Mesela tuvalet kağıdı. Ondan sonra onu stoklarsın ki bir iki gün sonra çünkü pahalı. Evet orada belki önemli olan şeyler var. Ama… Zararına mı satsın adam? Anlatabildim mi? Yani hemen piyasa şartlarına göre bütün rakipleri daha pahalıya satıyorsa o dağ mı şey yapması gerekli? Tam anlamış değilim bu stokçulukla olan kavgamızı. Ya nasıl da sonuçlanacağını tam bilmiyorum. Yani nasıl gösterebilirsiniz bir insana? Sen stokçuluk yapıyorsun. Ne olması gerekiyor? Arkasında 40 bin ton tuvalet kağıdı mı olması gerekiyor? Ona stokçu dememiz için. Yoksa depo mu sadece? Orada ince bir çizgi var. Günün sonunda… Yine işte yapıldı. Soğancılar, domatesciler, patatesciler, stokçular… Hepsine şey yapıldı, cezalar yazılıldı. Adamların tek savunması şuydu… Stokçu değil, depocu yüzledi herifler. Tam da bunu söylemişken depoculukla ilgili… Abone olmayı unuttunuz değil mi? Olmayayım lütfen.
Abone olun, yorum yazın ve paylaşın programına yarın görüşmek üzere.