Bilimsel çalışma yaparken en büyük sıkıntı ne? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=A41kN1ZhpKs.
Bu aslında hikaye çok iyi. İyi ki bunu anlattın. İyi ki de sordun. Merak ettim abi. Gençlik yaşta bunca şeyi pıtır pıtır pıtır. Biz niye yapıyoruz, onlar nasıl yapıyor diye merak ettim açıkçası. Yani o aslında nerelerde sistemi destekleyip bu öğrencilerin yollarını daha rahatlatabiliriz, tek tek söylüyor. Bu öğrencilere mentorlar lazım. Kendi üniversitelerinde, Boğaziçi gibi.
Kendi üniversitelerinde laboratuvarlar lazım ki biraz bir şeyler öğrendikten sonra dünyayı açabilsinler. Veya burada bir şeyler yap, onu dünyaya ben böyle şeyler yapabildim diye göstersinler. Giderken, mesela yazın o iki ayı, üç ayı destekleyecek bir font sistemi lazım. Çünkü aileler bunun karşılaması mümkün değil. Bugün artık hiç mümkün değil zaten. Mesela bu öğrencilerin vize işlerine destek olacak bir anlaşma sistemi lazım.
En büyük sıkıntılardan biri uluslararası lisans öğrencilerinin trafiği, laboratuallara girmesi çıkması. Sonra mesela dedik ki ben doktorumu yaparken Leslie Vos’la tanıştım. Yani bu tanışma ortamlarında bulunması gerekiyor. Genç öğrencilerin. Mesela bizim de bu çerçevede yapmak istediğimiz şeyler arasında o var. İki senedir bir büyük toplantı yapıyor mesela Büyükkel Merkezi’nin kongresinde. Orada yapmak istediğimiz tek şey bu yani.
Nillay de orada geçen sene Yıldız konuşmuş. Daha önce Nobelci bilimat insanları getirin Türkiye’ye. Onlar geliyor ama onlarla beraber genç araştırmacılar da geliyor. Bir de öğrenciler geliyor. Bazıları katladım çok da etkileyendim ya. Genç çocuklar var orada. Onlar o Nobelcilerle veya onların antroposuyla bir araya geliyorlar. Yani bu şeyi çok güzel anlatıyor. Yani nasıl… Sistemin nasıl ilerleyebileceğini, yapılması gereken ne olduğunu. Müthiş bir hikaye aslında.
Tabii bence ben gençken değilim. Birazcık daha sanki kolaydı çünkü dediğiniz gibi vize sorunları daha azdı. Bugün kadar değil. Bu az şey bugün gibi karışık değildi. No comment. Onun dışında da yani sanki birazcık daha kolay gibiydi. Şimdi birazcık daha zorlaşmış gibi görünüyor. Bu alışverişe kalıyorum nükleer biyoloji tarafında da çok ciddi bir nö’yü var. Orada çok iyi hocalar çalışıyor. Bazı zaman konuk ediyor. Yurtdışından geri beyin göçüyle gelmiş birkaç hocamız var orada. Bayağı çalışmalar var yani. Ciddi işler yapılıyor. Bu hala durum nedir bilmiyorum. Var yani sadece Boğaziçi’nde değil. Tabii orası çok önemli bir yer. Daha bu tür merkezler var.
Yani onların zayıflamadan daha da güçlenerek ilerlemesi gerekiyor. Bağımsız araştırma ekibinin, enstitüllerinin. Yani mesela onu da duydunuz. Her şey ille de üniversitede olmuyor. Bize doktora yaptığı yer bağımsız bir araştırma enstitüsü. Ama enstitüat mühendisler de çok mühim yani. Çok çok önemli de bizde hiç yok. Hiç yok neredeyse. Hiç yok. Neredeyse değil. Hiç yok. Bazı anlarda var mesela İTÜ’de Avra Seyir Birimleri enstitüsü vardı biliyorsun. Ya biyolojik bilimlerde hiç yok.
Evet şu anda perişan edilmiş vaziyette. İçi boşaltıldı. Binası başka bir yere tahsis edildi. Başına bu işle alakası olmayan birisi. Bir rektör değişikliğiyle Türkiye’nin en fazla yayın yapan yer birinin arasındaki yerini yok ettiler gitti yani. Burası Türkiye. Neyse ben bunları anlatırken siz burada olmanız bile, siz şorta konuyu düşürdüğe korktuğun için konuyu kapatıyorum. Hemen ödüle geçelim.
Birincisi siz Niren’in varlığını yani bu ödülü komitesi olarak bu ödülü veren şey olarak Niren’in varlığını nasıl öğrendiniz, hangi bilim insanları nasıl takip ediyorsunuz, sistem nasıl işliyor sonra da Niren’in çalışmaları geçecek. Yani sistem onu çok kısaca söyleyeyim. Yani biz hem Sabri Ülker Vakfı’nda hem de Sabri Ülker Merkezi’nde bütün biyometrik alanında yayın yapan bütün Türkleri takip ediyoruz dünyadan.
İlk sinyalleri zaten oradan alıyoruz. İkincisi de bir grup genç araştırmacı beraber çalıştığımız arkadaş var hepsi önemli enstitülerde. Onlara da her sene danışıyoruz yani gördüğünüz bildiğiniz konuşmasına rastladığınız çalışmalarını bildiğiniz genç şeyler nerede diye. Onların arasından zaten bir listemiz var. Oradan hem sempozjuma Yıldız Araştırmacı olarak çağırıyoruz.
Orada da bir dinleyip konuşma fırsatımız oluyor. Arkasından da bu listenin içerisinden bir tanesini seçiyoruz. Şimdi yedincisini verdiğimiz için bu sene Sabri Ülker Bili Medyası’nın artık jüriyi daha önce kazananlar oluşturuyor. Adayları da onlar tespit ediyor. Ben sadece ex ofisya olarak onlara yardımcı oluyorum.
Vakıftan da Doktor Zeki Sözen Bey bize vakıfın tarafını temsil ediyor. Esas seçimi artık daha önce Bili Medyası’nı almış genç arkadaşlar karar veriyor. Hep birlikte tartışıyoruz, bütün yayınları okuyoruz. Gerekirse çalışma arkadaşları ile irtibat kırıp konuşuyoruz. Zaten hepsini dinlemiş oluyoruz.
Sundukları çalışmaları, ondan sonra bir karar veriyoruz.