Viyana Sözleşmesi |Persona Non Grata | Recep Tayyip Erdoğan |
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=bVZaHdye4Hw.
Herkese merhaba bugün pazartesi hafta başladı. Zor bir hafta olacak siz de biliyorsunuz ben de biliyorum. Ama gelmeden evvel hemen hızlıca son dakika bir haber şu an düştü. Diyor ki, Büyükelçilerden geri adım Cumhurbaşkanlığı kaynakları Erdoğan olumlu karşıladı. Bazı işte ABD ve diğer bazı ülkelerin Ankara Büyükalıklılıkları, diplomatların bulunduğu ülkelerin kanun ve nizamları riayet etmesini öngören diplomatik ilişkiler hakkındaki Riyana Sözleşmesi’nin 41. maddesine riayet edildiğini açıkladı. Evet. Riayet ediyorlarmış. Pardon. Konuyu bilmiyor musunuz? Ha yurtdışındaydınız.
Tabii çukurda yaşıyordunuz. O zaman bırakın sizi. Cuma gününe geri alayım. 23 Ekim’e. Beraber izleyelim. Yatıyorlar kalkıyorlar. Kavala kavala kavala kavala. Yahu kavala dediğin sorozun Türkiye şubesi.
10 tane büyük elçi onun için Dışişleri Bakanlığı’na geliyor. Bu ne terbiyesizliktir ya. Burada kalkıp da Dışişleri Bakanlığı’na gelip talimat verme gibi bir yola giremezsiniz. Gerekli talimatı ben de Dışişleri Bakanımıza verdim. Ne yapması gerektiğini söyledim.
Bu 10 tane Dışişleri Bakanının Dışişleri Büyük Elçi. Bunların bir an önce istenmeyen adam ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz. Pardon. Tabii ki Cumhurbaşkanımız herkesten daha iyi biliyor bu işlerin nasıl olduğunu.
Ama Türkiye tarihinde ilk defa 10 tane Büyük Elçinin bir anda Persona Nongrata ilan edilmesi biraz şaşkınlık yarattı bütün dünyada. Onu söyleyebilirim. Yani niye evvelden 3 tane Persona Nongrata? Pardon. Diyeceksiniz ki Persona Nongrata kimdir ve nedir? Persona Nongrata istenmeyen insan.
Şimdi sosyal medyada istenmeyen adam istenmeyen şey olarak yapıyor. İstenmeyen insan olarak diplomasi dilinde kullanılan bir kelimedir. Persona Nongrata. Nerede kullanılır bu kelime? Genellikle casus yakaladığınız zaman Persona Nongrata diye yollarsınız hemen geri ülkesine.
Ama Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 3 defa Persona Nongrata ilan etmişiz. Kimleri ilan etmişiz? 1986 yılında Libyalı Büyük Elçiyi ilan etmişiz. Ondan sonra coşmuşuz Suriye’den. Suriye diplomat Berleddi diye cinayetle suçladığımız için onu yollamışız.
Ondan sonra son olarak son Büyük Elçiyi krizinde İran ile yaşandı. 1997’de Kudüs gecesi ile alakalı oradaki Büyük Elçiyi yollamışız. Tamam anlıyorum. Çizgiler var, Büyük Elçiler yollanır, Persona Nongrata ilan edilir. Ama ya şunu hala çözemiyorum.
Suudi Arabistan Kosmoslu’na giren bir gazeteci orada öldürülüyor, kesiliyor. Yani kesiliyor derken vücudu çeşitli parçalara ayrılıyor. Ondan sonra oralarda gömülüyor. Onu da bilmiyoruz. O Büyük Elçiyi yollamıyoruz. O adamı Persona Nongrata yapmıyoruz.
Ama bu 10 Büyük Elçiyi Persona Nongrata olarak ilk başta programda şöyle bir hata yaptım başında. Dedim ki ilan etti. Hayır dış işlerine talimat verdim dedi. Onu da lütfen düzeltmek istiyorum. Bu 10 tane Büyük Elçiye Persona Nongrata olarak talimat veriyoruz. Yani Persona Nongrata olsunlar diye. Ne demek bu biliyor musunuz?
Pardon daha da önemlisi bu ülkelerin hangileri olduğunu hatırlıyor musunuz? Söyleyim size. ABD, Almanya, Fransa, Danimarka, Finlandia, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda. Hadi tamam. ABD, Almanya, Fransa’yı anladım. Danimarka, Finlandia. Hollanda peki. İsveç de onlarla arasında. Kanada zaten Amerika. Norveç onlar da yani işte Danimarka, Finlandia, Norveç aralarda.
Ama Yeni Zelanda, Yeni Zelanda ne yaptı? Yeni Zelanda resmen böyle gaza geldi. Anlatabilir miyim yani? Böyle onlar da gidiyor. Ben de bir şey yapayım. Yılda bir kere en büyük amacı, Gelibolu’da Anzat gününde orada törene katılması. En büyük olayı o. Başka bir olayı yok zaten. Yani en büyük keyfi o adamın.
O adamın ooo oğlum mahvoldu. Gerek yoktu adamın şey yapmasına. Neyse. Bu on büyük alçı bir anda açıklama yaptı. Tabii. Cumhurbaşkanımız da Osman Kavala ile ilgili olduğu için, ya o bizim yeni kırmızı çizgimiz. Bir sürü kırmızı çizgimiz var bizim hayatımızda. Ama Osman Kavala kırmızı çizgimiz oldu bir anda. Evet niye tutuklu olduğunu bilmiyoruz. Niye hala hapiste olduğunu bilmiyoruz. Yargı sisteminin niye hala yargıladığını, o kadar çok beraattan sonra niye hala hapiste olduğunu bilmememize rağmen, o bizim kırmızı çizgimiz. Neyse. Cumhurbaşkanımız böyle bir açıklama yaptı. Cumartesi günü böyle bir açıklama yaptı. Cumartesi günü talimat verdim dedi. Piyasalar altı üst oldu. Bundan dolayı değil tabii ki. Piyasalaradan da bahsetmeyeceğim. Artık konuyu zaten dolarla ilgili konu şey yapmayacağım.
Yani 1 dolar 10 TL olunca konu yapacağım. Çünkü artık değmiyor. Pazartesi günü herkes bu kabine toplantısını bekledi. Kabine toplantısında hemen evvel küçük küçük açıklamalar geldi. Bu 41. madde nedir? Biliyor musunuz bir yana anlaşmasına göre? 41. maddesine göre diyor ki, Büyükkelçiler, ülkelerin büyükelçileri, iç olaylara karışmamasını ve karışmayacağını söyler ve de yemin eder ve teyminat verir gibi bir cümle. Yani günün sonuna diyor ki bu büyükelçiler, baba, patron, reis, sen yapma. Büyüklük sende kalsın. Biz hata ettik. Senin işine karışarak.
Tamam, haklısın. Çünkü sonrasını büyükelçiler de biliyor ne olacağını. Şunu da unutmayın, biz büyükelçileri suçluyoruz ama bu iş öyle büyükelçilerin kararı ile olmuyor. Devletler karar verir böyle açıklamalara, böyle imzalara. Biz ne yaptık? Büyükelçileri suçladık. Ha, şunu da yapabilirdik ki bence çok daha rahat ve daha kuvvetli bir hamle olurdu. Ama yer mi onu bilmiyorum. O da şu, biz o 10 ülkenin Türk büyükelçisini geri çekseydik o zaman derdim. Ha, bu doğru hamle. Ne yapacağız buradaki adamları yollayarak? Hiçbir işimize yaramıyor ki. Oradaki adamları geri çekseydik o zaman büyük hareket olurdu. Yapmadık. Ne oldu? Pazar gününden bugüne kadar Ankara ve Ankara içi ve aynı zamanda külliye arasında büyük bir diplomasi trafiği oldu. Yani Cumhurbaşkanı’nı ikna etmeye çalıştılar. Reis’in yapma, etme, bak sen söyledin bunu. Etme, ne olursun biraz sakinleştir. Yapma, bak. Dediler. Bu 10 büyükelçi de Türkiye düşmanı değil. Bu 10 büyükelçi insan hakları savunucusu oldukları için düşündüler. Dediler biz burada kalırsak, biz burada kalarak ve ilişkilerimize devam edersek biz bir geri adım atalım dediler.
Bu bir diplomasi başarısı değil. Bir hükümet başarısı değil. Cumhurbaşkanımızdan veyahut hükümetten. Bu dünyanın bize hala bağlı kalmasından dolayı kaynaklanıyor. Onlar geri adım attı. Biz kazanmadık. Çünkü unutmayın günün sonunda bu büyükelçiler ne için konuştular? Kimi savunuyorlardı? Osman Kavala’yı. Ya bir şey soracağım. Osman Kavala niye hala hapiste? Bilen var mı? Ben bilmiyorum. Ben çözemiyorum bir türlü. Şimdi ne olacak? Çok basit. Her şey normale dönüşecek. Cumhurbaşkanlığı ve onun ekibi ve onun trolleri başarı. Biz onlara dedik dediklerimiz yaptılar diyecekler.
Eee? Ne oldu sonra? Ya merak ediyorum. Bu fakir, bu görevli olduğu sürece bu adam hapisten çıkmayacak diyen ben miydim? Cumhurbaşkanım mıydı? Pardon. Ryan Branson’la ilgiliydi bu. Neyse önemli değil. Eski zamandı o.
Yarın görüşmek üzere. Üye olmayı, abone olmayı da unutmayın.