Abdülaziz Aygün – Timur’un Katliamları
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=0fHgHbcEFwU.
Bakalım Timur, fiili olarak yürüyen hayatın içerisinde ne yapmış, ne yapıyormuş, muhasaraları nasıl yapıyormuş, muhataplarına nasıl davranıyormuş, ele geçirdiği taleleri nasıl elde ediyormuş. Okuyanlar, derinlemesini araştıracak olanlar burada okuduklarından çok daha fazlasını görecekler. Ama bu program kronolojik bir Timur programı değil.
Onu doğumundan başlayıp, anasının babasının ismini söyleyip ilah-i ahir ölümüne kadar siyasi ve askeri faaliyetlerinin anlatıldığı bir program değil. Seyistan katliamı bak. Seyistan tarafına doğru yola koyuldu. Ramazan’ın ilk günü Herat’a varıp karargah kurdu. Oradan hareketle Sevzvar’a geldi ve kaleye lahm açılmasını emretti.
Şeyh Horosani’yi başına koydu. Kale bir anda yerle bir oldu. İçindekilerin tamamı öldü. Sonra ibret-i âlem için Sevzvar halkından iki bin kişiyi diri diri birbirinin üzerine koyarak, istik yaparak saman ve balçıkla bir kule yaptılar. Ferah Hakimi, Şeyh Celalettin itaat kemerini beline bağlayarak peşkeşlerle, hediyelerle birlikte Hazret’in huzuruna geldi. Hazret ona iyi muamele etti.
Bir miktar askerli Seyistan’ı yağmalaması için gönderdi. Demre uygun olarak Seyistan yağmalandı. Muzaffer Ordu Rıza kalesine geldi ve savaşarak kaleyi zapt etti. Büyük bir çarpışma vuku buldu. Kaleden çıkan beş bin kişinin pek çoğu öldü. Kale’de zaten beş bin kişiler pek çoğu ölüyor. Bu arada Timur bir sefere giderken orgüsünü kollara ayırır. Bir iki emirini beş on bin askerli buraya, bir iki mirzayı beş on bin askerli buraya dağıtır.
Örümcek Ağa gibi hedef coğrafyaya yayılırlar. Önlerine çıkan bütün kalelerde aynı eş zamanlı olarak bu tarz hareketle muhasaraları yaparlar. Mesela Seyistan’dan dönerken kolunu yıllar evvel okla yaralayan Mamaktuğ ismi birisi var. Onun kalesine denk gelince adam geliyor, hemen tabi oluyor, biat ediyor. Ama yıllar önce kendisini yaralayan adamı olduğunu fark edince arkasından işaret ediyor. Hemen öldürüyorlar onu.
Ve daha sonra kalesine gidiyorlar. Kalede de bütün halkı kılıçtan geçiriyorlar. Neymiş? İbret-i âlem olsun burada. Kale halkını kılıçtan geçirip Zafer Güneş’in buradan geçtiğini tüm dünyaya zaferin duyurulması, böylece diğerlerinin sahip kranına itaat etmesini sağlamak için kellerinden minareler diktiler. Bu da Yezdi’den. Bak Arapçahtan okunuyoruz. Yezdi’den kendi resmi saray. Tabi tabi. Yezdi’den bütün alemi cihanı sahip kranın gücünü göstermek kabiliyle böyle bir şey yapıyor. Hocam esasen bugün modern hukukta sivil denen kavramın fıkıhtaki karşılığı gayrimuhariptir malum. Gayrimuharipler harp hukukuna göre esasen bu gibi taarruzlardan masum olması gereken insanlar buna rağmen şer’i manada da bu harp hukukuna pek de riayet edilmediği görülüyor. Tabi. Hiç edilmiyor. Timur’un bir huyu gelir, bana biat edin der. O anki kafasına göre biat eder, eman malı alır. Eman malı aldıktan sonra yağmalar. Yağmaladıktan sonra isterse oradaki kişiye kaleyi yine teslim eder. Sonraki yıllar vergisini ödemek üzere isterse değiştirir ya da halkı öldürür. Bak mesela şimdi Rıza kalesinden ayrıldıktan sonra başka bir kaleye gidiyorlar. Şahkut Vettin adında birinin ve yine kendisine tabi olmak isteyen birinin kaleyi almak istiyor. O da hediyeler getiriyor. Neyse Kerhen hediyeleri kabul ediyor. Hz. Muzaffer askerleri onları takip ederek surları aşıp içeri girdiler. Şehri zapt ettiler ve kaleyi yıktılar. Şehirde kalan sipahilerin tamamını kılıçtan geçirdiler. Bak buna bir şey demiyorum. Niye demiyorum? Harp. Şimdi Timur’u müdafaa edenlerden bazıları diyor ki ya arkadaş hiç eserlerde Timur’un kaygından bahsediliyor mu? Timur’un şu kadar askeri bu kadar askeri öldü diye hep mağduriyet psikolojisiyle malup olanların ölülerinden bahsediliyor. Bizim konuştuğumuz malup olanların ordusunun zayiatı değil iki ordu karşı karşıya gelir ya da bir kalenin muhasarasında kaleyi muhafaza eden muhafızlar ölür. Bunu konuşmuyoruz. Biz halkı konuşuyoruz. Halkın kılıçtan geçirilmesini konuşuyoruz ve onlara gayri insani, İslam’ın da müsaade etmediği bir tarzda cesetlerine muamele eden ve bir vahşetten insani olmamaktan konuşuyoruz. Bak şehirde kalan sipahilerin tamamını kılıçtan geçirdiler.
Hz. Saib Kıran şahların mallarını şehirden dışarı çıkarsınlar diye ferman buyurdu. Emri yerine getirdip şahların mallarını huzura getirdiler. Şehri yağmaladılar sonra şehri ateşe verdiler. Şehirde ne sipahi kaldı ne halktan herhangi biri bu fetih Tonguz yılına tekabül eder diyor. Ürgenç. Bu ürgenç çok ilginçtir. Biraz sonra dini kişiliğini bahsederken de anlatacağız.
Bu Harezm bölgesinde Emir Sufi Timur’u aslında çok dindar da kabul etmez. Dini zafiyetleri olduğunu düşündüğü için kendisine o bölge Çağatay bölgesidir. Beş yıldır ortalıktaki karışıklıktan dolayı vergisini yiyorsun. Şimdi onları bize gönder ve tabi ol. İfadesine el cevap. Siz Darülharpsiniz. Sizinle harp etmek her Müslümana vaciptir. Hüseyin Sufi’nin cevabı bu oluyor Timur’a.
Öyle görüyor tabi. Şimdi Harezm üzerine üç dört seferi var. En son beşinci seferinde Harezm’i ne yaptı biliyor musun? Birçok seferinde sıkıntı yaşandı. Harezm’i beşinci ve son seferinde Ürgenç’te, Ürgenç oranın merkezi, şehri kısaca söyleyeyim Yezid’en yerini bulabilirler. Şehri tamamen boşaltıyor. Bir rivayeti göre sadece camiler hariç her şeyi yıktırıyor. Su kanallarını yıktırıyor buraya arpa ekiyor. Yani haritadan silmek tabiri bugünkü ifadeyle. Haritadan siliyor Ürgenç’i ve Ürgenç aslında o dönemde iyi bir ticari merkez. Ama bir türlü zapt edemiyor. Timur Cihangir her gittiği yeri kazanıyor savaşları veya kaleleri elde ediyor. Ama hiçbir şekilde istikrar sağlayamamış. Dört kere beş kere Cetev üzerine, Muallistan tarafına seferi var. Dört kere beş kere Harezm üzerine gitmiş. Yani Tebriz taraflarını, İran taraflarını, Irak’ı, Acemi kaç kere gitti? Anadolu’ya, Gürcistan’a beş altı kere gitti. Yani Toktamış’la, Toktamış öncesinde Uruşan’la Toktamış adına ama sonra da Toktamış’la. İki savaşı var. Savaşmayıp gidip geldiği dönemler var. Demek istediğim şu ki aslında ölene kadar da hiçbir şekilde bir kontrol ve istikrar sağlayamamış. Mesela 1391’de Bağdat’a girmiş, o çıkmış, Celayir, Ahmet Celayir gelmiş 1401’e kadar gene 10 yıl orada kalmış. 1401’de geldiği zaman 1391’de Celayir’den şikayetçiler çağıran halk 1401’de başına neler geldi? Askeliye emir verdi. Herkes bir kelle getirecek. Bazı rivayetlere göre de iki kelle. Asker o kelleleri getirmiş. On binlerce insan öldürdüler. Bu isfahan önemli. Çok özür dilerim. Vakit daraldığı için biraz hızlı ele almak istiyorum. Burada bahsetmek istediğim çok önemli şeyler var.
Bunu da okuyayım. Çok fazla var. Hepsi de Gezdi’den yani bir kısım insanların kaynak problemi çeken, kaynaklık çekip de sadece özbet kaynaklara bakkılmalıdır diyenler için biz de sadece özbet kaynaklarından hareketle onları yormamak adına bir iktibas yapayım dedim. İstihan katliamı çok ilginç. İstihana gidiyor, okumayayım. Gezdi’den okur herkes. Ama aynen ifadelerimin orada olduğunu görecekler. Rakamı da yine Gezdi ve Şahı’nı veriyor. İkisi rakamda müttefikler. İstihana geliyorlar ve bir de tabi ol. İstihana Melike çıkıyor geliyor tamam tabi oldum. Malı eman ver tamam malı eman vereyim. Peki bunu kim alacak? Kaleye iki üç bin asker gönderiyorlar. Bu arada Timur genelde ordularını muhasret ettiği kalelerin hep dışında konaklatır ve bir miktar asker kalenin içine girer.
Tarzı hareketi bu şekildedir. Askerler giriyor orada Timurlu kaynaklara göre sebepsiz ama İbni Arapşah’a göre malı eman tahsili için gittikleri evlerde bazı tahsildarların evin hanımına kızına uygunsuz nabaca hareketlerde bulunmak ya da onları köle gibi kullanmak kabinden tahkir şeklinde davranışlarından bir rahatsızlık oluyor bir galeana geliniyor ve bazı mahallelerde bazı Timur’un tahsildarları öldürülüyor. Tabi bu sabahleyin Timur’a söyleniyor İbni Arapşah’ın ifadesiyle burnuna şeytan üfrüyor Timur’un. Timur diyor ki bütün şehri yok et ve gerçekten bütün şehir abartmıyorum bütün şehir bak buradan yine yerinden okuyayım. Tümenlere ve Çevreköylere gidip katliam kılsınlar diye ferman buyurdu. Öyle korkunç bir katliam oldu ki bunlar müslüman ha. Söylendiğine göre kan dökmek istemeyen bazı askerler tabaçılardan ölüme mahkum edilmiş kişilerin kellelerini satın alarak getirip divana göstermişler.
Adam masum öldürmek istemiyor içinde vicdanlı olanlar da var öldürmüş olan birisinin kellesini parayla satın alıp getiriyor da bak ben öldürdüm diye kendini listeden sildiriyor.
İlk Yorumu Siz Yapın