"Enter"a basıp içeriğe geçin

Abdülaziz Aygün – Timur Dönemi ve Sonrası Kaynakların Sıhhati – 1

Abdülaziz Aygün – Timur Dönemi ve Sonrası Kaynakların Sıhhati – 1

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=gdEiM9QDF6Q.

herkes kendi tarafına tutup çekmeye çalıştığı timuru önce kendi söylemek istediklerini kaynaklara söyletmek suretiyle gerçekleştirmekteler. Yani önce kaynaklar bu husus üzerinde kalem oynatan, araştıran insanların, herkesi itham etmiyorum. Bu son derece yanlış. Her türlü genelleştirme cehalet işidir zira. O yüzden bu mesele üzerine çalışmış herkesi söylemek, bu işin içine katmak mümkün değil.
Ancak bazı kalem sahipleri için maalesef bu ifadeyi kullanmak hiç de abartılı değil. Timur’la ilgili elimizde senin de bahsettiğin üzere en temel döneminin kaynakları var. Şamil’in Zafernamesi var. Bizzat kendisi bu eseri yazması basit, halkın anlayabileceği bir dilde yazması talimatını veriyor ve onun döneminde yazılıyor.
Vefatından da yaklaşık bir sene, bir buçuk sene kadar önce Timur’a takdim ediliyor bu eser. Bu eserin sonunda Timur’un hayatının son bir buçuk senesi yoktur. Bu son bir buçuk seneyi de çok daha sonra Hafız-ı Ebru tamamlayacaktır. Zeyl manasında. Zeyl manasında. Onun üzerine Şahrut dönemini yazdığı kısımlar da var. Ama bu bir buçuk yıllık dönemde Zeyl manasında ekliyorlar Şamil’in Zafernamesi’ne.
Bu hususta Şamil’in Zafernamesi’ni de temele alan, başka da o dönemde yazılmış elimizde olmayan ya da çok ağlalı olduğu için çok meşhur olmamış, tercümesi yapılmamış bir iki kaynak daha var. Şerafet-i Nali Yezdi de Şahruh’un çocuklarından Şehzade İbrahim’in uzun bir dönem Timur’a ait ama gerek şifayı, gerek yazılı birçok evrakı derleyip bir araya getirmiş. Bunları da Şerafet-i Nali’ye, Yezdi’ye vererek vermek suretiyle daha önce yazılmışları da zemini alarak daha mütekami, daha mükellef bir efendim Timur kaleme alınmasını… Fars kültürünün tesiriyle tabi dili ve üslubu da kendisini gösteriyor.
Yani Şamil’in Zafernamesi ile Yezdi’nin Zafernamesi arasında da biraz farklar var. Özellikle Yezdiye’nin yazdığı dönem Şahruh dönemi. Şahruh Timur’a göre çok daha müteşehirli, daha mutahastık bir dini tarafı var. Ondan sonra zaten Timur’lular gittikçe sürekli dini hassasiyetlere artan bir grafik çiziyorlar.
Bu elbette o dönemde yaptığı her işi dinden refera ediyor, görüntüsü vermek adına çok fazla Ayet-i Kerime ile, tevil yoluyla, hatta çoğu zamanda zorlama tevvillerle eserde kullanmak yoluna gittiği görülebilir. Ancak burada bütün bu eserler başka da var.
Biraz sonra gelir Tarihberdi, İbn Arabşah, Makrizi, İbn Hacer El-Azkalani gibi tarihçiler var. Çok da kıymetli eserler yazmışlar. Ama burada bir eser var ki kaynak olarak birileri tarafından kabul ediliyor ama büyük çoğunluklu akademisyenler tarafından kaynak olarak kabul edilmiyor. O biraz problem çıkartıyor. Bildiğimiz, asıl Timur dönemine ait kaynaklarda hiç olmayan, yeni duyduğumuz, yeni gördüğümüz birtakım şeyleri bize anlatan, bahseden, söyleyen bir eser. Bu Tüzükatı Timur. Tüzükatı Timur’u aslında Timur meselesi Türkiye’de çok alaka çekmesinin dışında Batı’da da çok alaka çekiyor. Ciddi orta asya üzerine çalışan, Demirleblebi diyebileceğimiz adamlar Timur üzerine ve bölge üzerine çalışmışlar ve çok ciddi eserler kaleme almışlar. Onların neredeyse hiçbirinde, bu hususta araştırma yapan, okuma yapan belki kendilerine meslek olarak tarihi, tarihçili seçmiş olan arkadaşlar derinlemesine bir okuma yaptıklarını da görecekler ki
Tüzükatı Timur’u hiçbir ciddi tarihçiyi, araştırmacıyı kaynak olarak kullanmıyor. Bu neye bağlıyoruz? Neye bağlıyoruz? Tüzükatı Timur, Timur’un vefatından sonra 232 yıl boyunca ne sağlığında ne öldükten sonra ne adı bilinen ne herhangi bir eserde geçen, biraz evvel bahsettiğim bazı eserler var. Sadece başka eserlerde adı geçtiği için varlığından haberdarız ama esere ulaşamıyoruz. Eser yok ortada. Mesela Dört Ulus Eseri Şah Ruh’un o dönemde kıymetli eser diyorlar ama sonra ortaya çıktı ki aslında yine Timur dönemi yazılmış bazı kaynakların birleştirilmesiyle ortaya çıkan bir eser.
Ulu Bey de yazmamış aslında Ulu Bey’e atıra başka birinin yazdığı ortaya çıktı. Önceleri kaybı bulunamıyor olmasından dolayı o dönemi ve o coğrafyayı çalışanlar için çok haiflandıkları bir eserdi ama sonra başka kaynaklardan eserin nerelerden beslenine dair yine başka şeyle okununca aslında çok da büyük bir kayıp içerisinde değilmişiz dediler.
Bunu niye söyledim? Mesela İbn Arap Şah’ın bir kendi biyografisi vardır. Bunu biliyoruz var ama kitap yok elimizde. Bir eser düşünün ki Timur onu kendi adıyla yazdı. Kendisi yazdırmış olsun bir günlük gibi söylemiş olsun veya yazmış olsun ya da yazdırmış olsun. Ama bu eserden ne kendi döneminde yazılmış Şamiyenin Zafernamesi’nde bahsedilsin ne bu hususta devlet arşivine, evrakına ulaşabilme ve bütün imkanların önünde seferber edildiği, her şeyin biriktirildiği ve kendisine takdim edildiği, yazdığı da olsun, ne Natanzi’de olsun, ne Hafız Ebru’da olsun.
Yok. Yani Tüzükatı Timur diye herhangi bir eserden ne ismiyle bahsediliyor ne başka bir şekilde bir atıf var.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir