Anormal sıcaklık artışının sebebi ne? Prof. Dr. Erik Jeppesen yanıtladı

Anormal sıcaklık artışının sebebi ne? Prof. Dr. Erik Jeppesen yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YQDwoRHGs0Q. Evet Enes, sen de dünyadaki durumunu bize anlatabilirsin. Teşekkürler davetiniz için de çok teşekkür ediyorum. Burada bulunduğum için çok mutluyum. Öncelikle ben size bir miktar selinasyon tuzlanma bakış açısıyla bakarak meseleyi anlatmak istiyorum. Çünkü şu aşamada göllerle…

Anormal sıcaklık artışının sebebi ne? Prof. Dr. Erik Jeppesen yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YQDwoRHGs0Q.

Evet Enes, sen de dünyadaki durumunu bize anlatabilirsin. Teşekkürler davetiniz için de çok teşekkür ediyorum. Burada bulunduğum için çok mutluyum. Öncelikle ben size bir miktar selinasyon tuzlanma bakış açısıyla bakarak meseleyi anlatmak istiyorum. Çünkü şu aşamada göllerle ilgili karşılaştığımız iki spesifik problem var.
Bunlardan bir tanesi iklim değişikliği. Zaten Meryem’in dediği gibi tek mesele bu değil. Bir diğer konu ise ziraat ve çok fazla su talebinin olması. Bu ikisi bir araya gelince tabii ki her birinin ayrı ayrı yarattığı problemin çok daha ötesine geçiliyor. Şimdi ilk rakamlara geri dönecek olursak IPCC rakamları mevcut.
Birinci arka başlığı. Evet, birinci rakam bu. Bu rakam bize sıcaklıkta son yıllarda, 2000’den bu yana olan değişikliği gösteriyor.
Son yıllarda, bu rakamın sıcaklığının çok arttığını görüyoruz. Alt kısımda mavi bir hat görüyorsunuz. Bu da normalde bu şekilde olması gereken düzey eğer insani faaliyetler olmasaydı ya da karbondioksit salınımları olmasaydı.
Şu aşamada ısı sıcaklıkta değişikliğin bu şekilde olduğunu görüyoruz. Bu iki veri dizisini sağa sol birbiriyle kıyasladığımız zaman emsali görülmemiş düzeyde bir sıcaklık artışı olduğunu görüyoruz. Hatta son 100 yıldan bile daha fazla. Ve bunun çok ciddi bir sinyal olduğunu söyleyebiliriz. Bir sonraki yansıya geçebiliriz. Evet, burada sıcaklığı, farklı iklim senaryoları ölçeğinde görüyoruz. Get-gide kızardığını görüyoruz haritanın ve gelecekte nasıl bir davranış sergileyeceğini görüyoruz. Genel olarak konuşmak gerekirse Türkiye’de de, dünyada da hava sıcaklıkları artacak. Özellikle de burada, alt kutup bölgelerinde de bunların çok arttığını görüyoruz. Genel olarak bir ısınmanın olduğunu görüyoruz ve daha da sıcak hale geldiğini küresel ölçekte söyleyebiliriz. Elbette ki bu, sadece kurak alanlar için, Türkiye’de olsun, başka yerlerde olsun tek sebep değil. Bir sonraki aslında yansı bize bunu anlatacak. Bir sonrakine geçebiliriz. Evet, buraya baktığımız zaman yağış değişimlerini görüyoruz. Ciddi oranda büyük değişiklikler var. Yani ne kadar kahverengileşirse o kadar az yağış alacak demektir. Dünyanın belli bölgelerinde çok fazla yağış artacakken bazı bölgelerinde ise tam tersine kuraklığın artacağını görüyoruz. Türkiye’ye baktığımız zaman da bu bölgenin oldukça kahverengileştiğini görüyoruz. Bu yağış oranlarının bu şekilde artması ya da azalması aşırı dengesizlikleri ve iklim değişikliği sıcaklığı ile birlikte bunun çok daha dramatik olacağını görebiliriz. Bir sonrakine geçelim. Bir sonrakine geçebilir miyiz? Evet, buraya baktığımız zaman ise topraktaki nem değişikliklerini görüyoruz. Burada çeşitli spesifik ayrıntılar var. Bunların ayrıntısına inmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim. Ne kadar kahverengileşirse topraktaki nem oranı da o kadar az olacak anlamına gelir bu. Normalde her 10 yıl içerisinde geçmişte olan şeyi şu anda her 1 yılda ya da her 2 yılda 1 yaşıyoruz. Bu da gelecekte de daha artacak anlamına da geliyor.
Normalde geçmişte normal olmayan şeyler artık normalleşmiş durumda. Bu da ne demek oluyor? Birçok bölgede, Türkiye’de dahil olmak üzere toprağın daha da kurulaşacağını, nemin azalacağını söyleyebiliriz. Bir sonrakine geçelim. Bir sonraki. Evet, dünyada genel itibariyle karasal kuraklığın arttığını görüyoruz. Dünyada bu %35 ile %50 arasında gelişiyor. Bu nedenle gelecekte kuraklığın çok çok daha artacağının sinyalini de veriyor. Bu çok tahrip edici. Çünkü dünyada da tabi ki nüfusun artacağını da düşünürsek bu 100 yılın bir süre geçer. 100 yılın başından 100 yılın sonuna kadar nüfus artışının da neredeyse ikiye katlanacağını tahmin edersek, ekinlerin gerekli gıdanın da ikiye katlanacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle sürdürülebilir. Tarıma da ihtiyaç var. Bir sonrakine geçelim.
Şayet çorak alanlara odaklanırsak burada zamanında hayvan yetiştiriciliğinin, çiftçiliğin aslında iyi şekillerde işareti edildiğini biliyoruz. Çünkü hayvanlar rahatlıkla dolaşabiliyor, otlanabiliyor ve bu da dünyanın su dengesini ve sistemi bozmuyordu. Ancak şu anda dünya genelinde birçok yerde bunların dengesizliğe ulaştığını görüyoruz. Alttaki resme de baktığımız zaman çok çorak alanlarda sulama yapıldığı zaman ve farklı ekinler ekilmesi için bunlar yapıldığı zaman su bulmak ve suyu da bu nedenle yeraltı sularından pompalamak suretiyle
veya başka yerlerden aktarma suretiyle aktarırsak dengeyi bozmuş oluyoruz çiftçilik pratiklerinde. Bir sonrakine geçelim. Buraya baktığımız zaman Çin’in kuzeybatı bölgesinden bir bölgeyi görüyorsunuz. Bir önceki fotoğrafla neredeyse aynı. Oldukça çorak olan bir yer bir anda yeşillenebiliyor. Bu yüzden çünkü sulama yapılıyor ve de ekin ekiliyor. Ancak bunun etkisi çok büyük oluyor. Bir sonraki görselde de göreceğiz. Bölgelerdeki büyük nehirler, dereler ve oradaki bölgedeki suyun değişimi örneğin 1950’lerden 2006’ya geçtiğimiz zaman bize bunu gösteriyor.
Şuraya baktığımız zaman bu resimde bir önceki resme de aslında geri dönebilirsek tek bir su dengesini göreceğiz. Şu aşamada aslında su deredeki ya da ırmaklardaki su oranı geçmişe kıyasla çok çok daha azalmış durumda. Özellikle yaz mevsimlerinde bunu görüyoruz. Neredeyse kurumuş oluyor buradaki nehirler ve çoğunlukla da zirayi amaçlı kullanıldığı için yok oluyor. Bu aynı şekilde göller için diğer su kaynakları için de geçerli. Aynı bölgeden. Meryem zaten bunun detaylarına birazdan girecek. Bir sonraki görseyle geri gidelim. Burası Türkiye. Buradaki resme bakarsak önceki ve sonrasıyla kıyasladığımız zaman aslında bir önceki farklı ülkeden gösterdiğimiz resimle neredeyse aynı.
Yeşil bölge var ve çorak bölge var. Bunun nedeni ise buradaki göllerin ya da su kaynaklarının kullanımı Türkiye’deki kullanımıyla alakalı. Bir sonrakine geçelim. Bunların hepsi arazi kullanımı ve de tarımdan etkileniyor.
Buradaki göllerdeki dengelerden de bunu görebiliriz. Hem tatlı sulara baktığımız zaman hem de dünyadaki tuzlu göllere baktığımız zaman bunu görebiliyoruz. Göllerdeki su hacmi ve göllerin büyüklüğü de bize bu konuda oldukça bilgi veriyor. Ciddi oranda bir azalma, daralma olduğunu görüyoruz. Zaman çizelgesi üzerinden de baktığımızda bunu görüyoruz.
Ve ben de görüyorum ki bazıları da bu tarz örneklerde gerçekten muazzam oranda tahrip edici bir etkinin olduğunu görüyoruz geçmişle kıyaslandığı zaman. Birinci örneğe bakalım bir sonraki yansıda.
Bu Aral denizi. Burası Aral denizi. Burası aslında 60 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. 1960’lardaki görüntüyü görüyorsunuz.
Ve insanlar zirai üretim için buradaki nehirlerin ırmakların akış yönünü değiştirdikleri için zaman içerisinde burada çok ciddi bir azalmanın yaşandığını görüyoruz. Ve bu şekilde tabi ki bu toplumun da etrafta gölün etrafında yaşayan toplulukların da çökmesine sebebiyet veriyor.
Şu aşamada bir miktar henüz kalmış gölden kalıntılar ama gelecekte tamamen yok olacak.