Göllerin kuruma sebebi iklim mi? Prof. Dr. Meryem Beklioğlu yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=n7N7Y2EX1ZA.
bizim göller kuruyor. Tuzgölü niye bu halde? Akşehir niye yok oldu? En simge göllerimiz artık yok. Nedir buradaki sorunlar ve hatalar? Aslında Eri’nin anlattığı bu dünya profilinde gördüğümüz kurayan göllerin çoğu veya su seviyesi düşen göllerin çoğu yarı kurak bölgelerden ve yoğun tarım yapılan bölgelerden benzer bir durumda da Türkiye’nin, Türkiye Akdeniz iklim kuşağında bir ülke ama aynı zamanda Orta Anadolu yarı kurak bir iklime sahip su kısıtı bir ülkeyiz biz zaten. Ben birtakım görüntüler göstermek istiyorum acaba ilk görüntüyle başlayabilirsek hem uydu verilerini hem de arazi sonuçlarını birleştirerek nedenlerini birlikte bulalım istiyorum.
Mesela bu biraz önce Eri’nin bahsettiği Tübitak 22-32 kapsamında desteklenen projemizin temmuz ayında arazideydik. Arkadaşlar araziden fotoğraflarla döndüler. Bu gördüğünüz iç Anadolu’da Konya civarındaki göller bir çoğu kurumuş durumda. Alttaki fotoğraf da görebiliyorsanız eğer ayak izi daha ıslak yani ayak izi iyice malzemeyi koyunca basmış durumda. Ve tuz yığını ile karşı karşıya
tuz gölü değil bunların hepsi. Kurayan göller. Bir sonrakine geçelim lütfen. Şimdi soruyu bunlar bu tabi bitmiş hali oluyor gölün. Kurumuş hali oluyor. Ama kurumaya geçmeden önce de bir sürü değişim yaşıyoruz aslında. Mesela ötrafikleşme denen ki anlatacağım birazdan ne olduğunu tuzlanma, aşırı siyona bakteri artışları, suyun yüzünün yemyeşil boyanmış gibi şu sağdaki fotoğraftaki gibi olması ve de kuruması. Şimdi burada soruyu iklim değişimi mi arazi kullanımı su kullanımı sorusuyla başladığımızda iklim dersek eğer ki bu sanki bize bir kolaylık da sağlıyor son zamanlarda. Gerçek problemle odaklanmamış oluruz. Bir sonrakine geçelim. Bir sonrakine geçebilir miyiz? Evet Türkiye’de salma suyla yapılan tarım özellikle Konya Kapalı havzasında bu sol taraftaki fotoğrafta gördüğünüz suyu salarak açık sulama denilen hatta vahşi sulama denen sulama neredeyse yüzde 95’i durumunda. Spreylemeye geçildi ancak spreylemeye geçiş yeteri kadar fazla değil. Gerçi spreylemenin de fazla bir çözüm olmayacağı üzerine de yeni tartışmalar var. Bir sonrakine geçelim. Bunun miktarlarının ne durumda olduğunu göstereceğim birazdan. Bir sonrakine geçebilir miyiz? Bir de bunun üstüne küresel ısınma ile ilgili. Erich bahsetti bunu geçebiliriz. Yani yüzde 40’a yakın yüzey sularında azalma bekleniyor. Özellikle Akdeniz havzasında Türkiye’nin de bulunduğu bölgede. Ha Konya Kapalı havzasına gelelim. Bu şimdi bizim bu proje kapsamında birinci dereceden odaklandığımız bölgeydi.
Bu havza Hollanda büyüklüğünde bir havza. Türkiye’nin tahıl ambarı diye geçiyordu 1980’lerde. Ama daha sonra işte şimdi şeker pancarı ambarı, kanola ve Mısır ambarına dönüştü. Bu havzanın üst havzası Beyşehir Gölü. Yukarı havza Beyşehir Gölü. Bu güney batı kısmında gördüğünüz su oradan, toroslardan eriyen kar suları bütün havza çumru ovası boyunca
yukarıya Tuzgölü’ne kadar ulaşıyor. Yani aslında güneyden kuzeye doğru bir su akışı var. Bu güneyden Tuzgölü’ne doğru giden bölgede su kayboluyor. Yani sulamaların yoğun yapıldığı yerler olduğu için tam yukarıya ulaşamıyor aslında. Birazdan onları göreceksiniz. Şimdi burasının tarihi iyi biliniyor. Burası kuaterneri period denen jeolojik zaman dilimlerinde yani son 3 milyon 2.5 3 milyon yıllık dönemde var olan iç bir gölün var olduğu bir bölge burası. Bu ortada kırık çizgilerle görülen bir alan var. Gri gibi. Bilmiyorum siz de görebiliyor musunuz? Fotoğraf netse eğer görülebilir. Konya, Palio Konya Gölü diye geçiyor bu göl. Bu göl son halosin denen 10 bin yıl önceki dönemde kurumuş bir göl. Ama bütün o bölgenin göl olduğunu düşünürsek şu an kalan göller de o eski gölden kalan göller aslında kalıntı göller bunlar. Kurumanın en büyük nedeni oradaki buzul arası dönemde veya buzullahşma sonrası dönemde buharlaşmanın artmasıyla olan bir şey buharlaşma arttığı için orası don şey kurumuş durumda. Biz bu havzadaki gölleri araştırdık. Bir sonraki ne geçerli lütfen. İlk önce şeyde başladık. Acaba iklimle ilgili parametrelere bir bakalım dedik. Yani ne kadar değişim var orada yani su sıcaklığı hava sıcaklığı ve yağışlar ne kadar değişmiş tabi ortalamalar şu an için içinde yaşadığımız iklim krizinin derinliğini veya şiddetin anlatmak için çok yeterli değil çünkü esas uç olaylar
belirlemeye başladı olayı. Mesela aşırı kuraklıklar ısı dalgaları sel baskınları gibi ama burada bir ortalama veriler var. 1970 ile 2020 arası 50 yıllık verilere baktığımızda yağışlarda bazı istasyonlarda aşağı aşağıya doğru gösteriyorsa azaldığını yukarıya doğru gösteriyorsa da arttığını gösteriyor. Yukarıdaki soldaki figür bir kısmının azaldığını bir kısmının arttığını görüyoruz ama çok tamamen hepsinde azalma
görmüyoruz. Sıcaklıklara baktığımızda sıcaklıkların da bazı istasyonlarda arttığını kırmızı ile yukarıya görülen bazı istasyonlarda da değişim yok ama ortalamada 0.045 derece santigrad derece bir artış söyleniyor. Fakat şeye baktığımızda yağış ve sıcaklıktaki değişimin kuyu suylarına baktık. Yani kapalı havzadaki Konya’nın kapalı
havzasındaki kuyulardaki su derinliklerine baktığımızda bu alttaki sağdaki kuyulardaki su seviyesini gösteriyor. Sol tarafta hangi istasyonlar olduğunu kuyuların yerini gösteriyor. Bütün kuyularda kuyuların su seviyesinde yıllık ortalama bir metre düşüş var. Hatta yeni öğrendiğimiz bir bilgi ama burada kullanamadık. Konya Karapınar civarında ise bu düşüşün
neredeyse 2 metre olduğuna dair yani kuyu suylarında çok fazla kuyulardaki su seviyesinde düşüş var. 2013 yılında 88 bin kuyu var ortalama bunun yüzde 41’i kayıtsız yani hiçbir kaydı yok. Ve bir sonrakine geçelim. Adım adım biraz fotoğrafı size oluşturmaya çalışıyorum.
Yani evet tarımdır demek geçmek kolay ama bunun hakikaten arkasındaki nedenleri bil ve bilmemiz bizim daha iyi anlamamıza neden olacak. Şimdi burada evet biliyorum çok karmaşık bir gösterim var burada şekil var. Sol tarafı sol ekseni ye ekseni bunun üretilen ürün miktarını gösteriyor. Sağ ise kullanılan tarımda kullanılan su miktarını gösteriyor.
Ortada bir kırık çizgi var görüyorsunuz o kırık çizgisi 2000 yılı aslında Türkiye’de bir millet gibi çünkü şeker yasasının çıktığı yıl bu ve bir başka millet de ben şurada altta koydum turuncu ile bir ok var sulama birlikleri ile ilgili bir yasanın çıkartılması ve ondan sonra ürün miktarında ciddi bir artış var bu mavi çizgi ise düz çizgi ise
kullanılan su miktarını gösteriyor bakın kırmızı olan şeker pancarı sarı olan mısır mavi de de biraz değişim var kanola ve bu özellikle su ihtiyacı çok yüksek olan ürünlerde ciddi bir artış var ve suyun kullanımı Türkiye’de suyun yer altı ve yüzey suyu sulama
birlikleri deysi dan sorumludur yani sistemi kurma deysi sorumluluğundaydı 2011 yılına kadar da deysi bunun kontrolündeydi ancak bu 2011’den sonra sulama birliklerine geçti hem ürün miktarında bir artış var sulama da artışı destekleyen hem de sulama birliklerine geçmesiyle birlikte yeni okuduğum bu makaleyi bugün buraya gelmeden önce biraz tarımın durumunu öğrenmek için makalelere baktığımda tarım ekonomisi Ayşegül hocanın bir
adli taleple bahsediyor ki sulama birliklerine geçişle birlikte denetim azaldı suyun fiyatlandırılması ve fiyat toplanması kolaylaştı ancak suyun ne kadar kullandığının denetimi azaldı diyor yani bu da belki su kullanımında bir sınırsızlığında doğurmuş olabilir diye düşünüyoruz burada bu iki bölge bu Konya Kapalı Avzası’ndaki bu fotoğraf bunlar devlet istatistik verisinin verileri bu arada hani biz bu verileri herkes indirebilirler
yani devlet istatistik enstitüsünden tarım alanlarında yüzde kullanılan tarım alanlarında yüzde yirmi bir düşüş de var aslında ama ürün miktarında artış kullanılan su miktarında artış var bunun da en büyük nedeni işte yeni su ihtiyacı yüksek ürünlere geçiş olması burada da en yüksek olanlar şeker pancarı kanola kanola Evet kanola mısır gibi devam ediyor
ve bu ürün de senin ortaya getirdiği bir sonuç var biz