Astroloji Öğrencileri için Psikoloji Sohbetleri | Astroloji Gurusu Duygu Demir
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=lXu-l8wvZoM.
Merhabalar sizlere de bahsettiğim gibi çok minik açıyorum canlı yayını. Daha çok derse bakarak konuşuyorum. Biraz daha psikolojik terimlerden bahsedeceğiz. Tiyolar çıkarmak için. Hepsini yayınlamayabilirim ama bir girizge olsun diye size de açıyorum bir yandan. Herkese merhabalar. Ben Holistik Astrolomuz Duygu Demir. 7 Eylül haftası haftalık burçuyorum. Geri döndüm. Geri döndüm.
Herkese merhabalar. Ben Holistik Astrolomuz Duygu Demir. O zaman başlıyorum direkt böyle anlatmaya arkadaşlar. Dan diye konuya giriyorum ve şey diye başlıyorum. Diyorum ki ne olursa olsun her insan bir beden. O yüzden hepimizde bu bedenden var. O yüzden bu astrojik haritanın içine baktığımızda psikolojik süreçlerle bedensel süreçleri her zaman birbirinden çok fazla ayıramayacağız. O yüzden hani diyoruz ya mesela ikinci ev kaynaklar evimiz ama ikinci ev aynı zamanda bedenimiz ve bir kaynak. İkinci evi bedenimiz olarak kaynağımız olarak göreceğiz. 6.Ev fiziksel sağlığımız. 12.Ev ruhsal sağlığımızla bağlantılı. 6 ve 12’nin göstergeleri iç içe girdiği zaman psikosomatik kökenli şeyleri konuşacağız diye. O yüzden de her insan bir beden. Bunu unutmayalım psikolojik süreçlere de bakarken ne olursa olsun. Ve bedende bir madde aslında. Ve madde de bildiğimiz kadarıyla artık hem katı bölümden hem de daha fazla elektromagnetik dalgalardan oluşan. Yani hem dalga seviyesinde hem de atomik seviyede madde seviyesinde katı seviyede çalışan bir şey. O yüzden bedenimizi de bu haliyle baktığımızda hem katı daha katı ve dokunabilir somutlaşmış olan tarafıyla hem de elektromagnetik dalgalar yönüyle düşünmemizde fayda var. Bu da biz hep dönüp haritamızı aslında hem fiziksel beden hem de enerji bedeni olarak okumamızı sağlayacak. Enerji bedeni dediğimizde nerelere bakıyorduk daha çok? 8.Ev temasına bakıyorduk. Yani 6.Ev ve 12.Ev fiziksel sağlığımız, ruhsal sağlığımız, 8.Ev ameliyatlar, operasyonlar gibi alanlar. Aynı zamanda 8.Ev aslında etelik bedenimizle de ilgili. Dün konuştuk daha 15 derece terazi, 15 derece akre parası.
Neydi? Yanık yol, yanan yol, via combusta, ölüme geçilen dönem diye konuşuyorduk bunu. O yüzden de tabii ki 15 derece teraziye geldik, evvel ölüyoruz anlamı değil, haritanın sembolizmi içinde. Ve bu kısımda bizi birazcık daha aslında öte alemle bağlantıya geçişimiz olarak karşımıza çıkıyordu. O yüzden fiziksel bedenimizin üzerindeki enerji bedeni katmanları 8.Ev’imizle çok ilgili.
Kevza çakralarla şeyleri bağlayarak da yine yorumlayabiliriz her zaman için. O da ayrı bir şeyimizin konusu olsun. Şimdi psikoloji dediğimizde önce şuna bir hatırlamak isterim. Hatırlatmak isterim daha doğrusu bilenler bilmeyenler için. Psiche, psikoloji kelimesi psiche’den geliyor ve psiche aslında Latince, Antik Yunan’da spirage kelimesinden geliyor. Spirage üflemek demek, hayat üflemek, nefes üflemek, bedenin katı bedene canlılığı katan şey olarak diye geçiyor. O yüzden hayat nefeste psichenin bütününe baktığımızda biz şu anda fiziksel bedenin haricinde gördüğümüz neredeyse her şeyi katıyoruz. O yüzden zihinsel algılarımız, düşünme modellerimiz, hissiyatlarımız, algı ve algılama kognitif süreçlerini hepsini alıyoruz. Ve iki tane şey sağlıyor bize. Biri dışarı ile bağ kurmayı yani gördüğümü nasıl yorumluyorum. Bir diğeri de iç dünyam ile bağ kurmayı. O yüzden astrolojik harita bize iki katmanda hep cevap verecek. Bir başımıza gelen olaylar yani etrafta olan olaylar. Bir ikincisi o olayları bizim nasıl yorumlayıp içimizden dışarıya nasıl tepki verdiğimiz. Özgür irade de burada işin içine girecek.
O yüzden ileride transitleri de yorumlarken, haritayı da yorumlarken her zaman şunu düşüneceğiz. Bu olaylar şu vesile ile olacak ancak kişinin kendisinde nerelere dokunuyor? Ayına mı dokunuyor? Zihnine mi dokunuyor? Merkürüne mi dokunuyor? Yuvasının içine mi dokunuyor? Çocukluğuna mı dokunuyor? Yani nereleri tetikliyor? Buna bakarak yorum yapmakta fayda var her zaman için.
İki farklı gerçeklik aynı anda çalışıyor o yüzden. Ve bu pis işle şu anlamda önemli. Hem uyarlanabilir bir şey hem de türe özel ve yaratıcı bir şey. O yüzden de astrolojik haritalar bize aslında kadın haritası, erkek haritası, bir evlil hayvan haritası ya da doğum tarihini kapatırsak solunda genç haritası, yaşlı haritası.
Bunların hiçbiriyle ilgili bir tüyo vermez. Sadece an haritasıdır. Ama biz insan ruhunu da işin içine katarken aslında hayatının hangi döneminde olduğuna bakarak yorum yapmamız gerekecek. Yani bir kişinin haritasında biz, örneğin pluto diyoruz ya hep zorlayıcı gezegen. Pluto yükseleninde ise o pluto karelerini geçmiş mi? Pluto ile ilgili zorlu transitler tutulmalar almış mı? Yani o dönemden geçmiş mi geçmemiş mi? Ne olmuş ne bitmiş? Buna bakarak yorum yapmamızda her zaman fayda var. Bu arada pis işle de tabi %99 bilinçsiz olarak çalışıyor.
Yani otomatik tepkiler şeklinde çalışıyor. O yüzden dönüp dolaşıp 12. ev, 4. ev ve ay gezegenine tekrar tekrar bakacağız bugün yine konuşurken. Bir bu bedenle başladım anlatmaya. Hızlı mı anlatıyorum? Bir bana şey yap. Tamam. Bedenle başladım anlatmaya çünkü pis işle’den şuna gelmek istedim. Psikosomatik ağ dediğimiz ruhsal sağlığımızın nasıl çalıştığını ya da ne durumda olduğunu bize görmemizi sağlayacak, algılamamızı sağlayacak birden fazla gösterge var. Birbirine karşılıklı tatıklayan birden fazla gösterge var. Biri şu genetik eğilimimiz. O yüzden ayımız, güney ağa düğümümüz, 4. evimiz, satürnümüz hatta kiron bunların hepsi bize aslında genetik anlamda meyilli olduğumuz şeyleri gösterecek.
Örneğin ayımız 8. ev yengeç ile başlıyorsa ayımız 8. ev yöneticisi ise biz aslında dönüp depresyona daha meyilli bir yapıyla doğduğumuzu göreceğiz. Ay-pleto kavuşumumuz var ise dönüp de annemizin yaşadığı bazı psikolojik endişeleri, ruhsal travmaları vs. kendi üzerimizde taşıdığımızı düşüneceğiz gibi.
O yüzden bundan sonra sizlerle yeni temelli bu senenin temel sınıfı ile olanlar için konuşuyorum tabi bunu. Gezegenleri bu önümüzdeki haftadan sonra başlıyoruz ya gezegenleri düşünürken hep bu şekilde iki şekilde düşünür ki zaten hatırlatarak anlatacağım bunu.
Bir diğeri hormonlar tarafı hormonlara ne bakıyordu? Yengeç burcu ve ay gezegeni. Vücudun içindeki bütün sıvıları yönetiyordu. Dönüp dolaşıp aya geliyoruz bakın hem genetik meselenin içinde vardı hem hormonlar meselesinde vardı.
Bağışıklık çünkü artık biliyoruz ki 3-5 şükrü selatonun gibi bizim mutluluğumuzu yani duygudomun regulasyonunu yapmamızı sağlayan hormonların büyük bir kısmı bağırsaklarda salgılanıyor.
Ve aynı zamanda başak burcu, balık-başak aksi, başak-balık aksi ve bu aksi aynı zamanda aslında bağışıklıkla ilgili, depresyonla ilgili, melankoliyle ilgili. O yüzden bu iki burcun hayatımızda nasıl çalıştığına bakmamız gerekecek bu durumları yorumlarken. Bir de psikolojik sistem dediğim ayrı bir şeyden bahsedeceğim. Ondan da biraz bahsedeceğim size zaten daha detaylı olarak.
Şimdi şeyi bir hatırlayalım isterim. Bizim ben dediğimiz şey aslında ben buyum, böyle bir insanım, şöyle yaparım dediğimiz şey aslında gelişim sürecinde yavaş yavaş inşa ettiğimiz bir şey. Yani bir bebek doğduğunda ben böyleyim arkadaş demez. Hani anneye babaya bakar işte acıktığında ağlar, ihtiyaçlarının karşılanmasına zaten ihtiyacı vardır gibi.
O yüzden biz ben dediğimiz kimlik olgusunu zaman içinde geliştiririz. Bu da bize neyi düşündürtmeli? Tabii ki de eğilimlerimiz var o yüzden genetik diyorum hormonlar diyorum vesaire. Ama bizim dönüp de aslında uzun vadede dönüp şunu yapmamız gerekecek. Çocukluk döneminde bu kişi nasıl etkiler almış?
Yani transit yorumlarında bir kişinin bir danışan haritasını yorumlarken geleceğe yönelik transit baka baksanız dahi ya da işte bir sürü başka öngörü yöntemlerine baksanız dahi o kişinin ruhsa durumu algılamak için dönüp de çocukluk döneminde yaşadığına bir bakmanız lazım.
Mesela haritasında Pluto ikinci evinde olsun, üçüncü evinde güneşi ve ayı olsun bu kişinin. Ne olacak? Ya da yine ikinci evinde güneşi ve ayı olsun yakın dereceyle. Pluto erken çocukluk döneminde yavaş yavaş ilerleyip güneşinin ve ayının üzerinden geçecek her durumda. Yani erken yaşlarda çok plutonik çok travmatik bir deneyim yaşamış olmalı. Demek ki ben dediği kişinin içinde bu travmalar var ne olursa olsun.
Ama çocukluk dönemi o gelişim evrelerine bakmak bize kişinin ruhsa durumunu anlamak için çok önemli tüyolar taşıyacak. Yani Natalie Ayrton’ın kendisi bize şöyle yetenekli böyle bilmem ne evet ama çocukluk döneminde öyle bir şey almıştır ki yetenekleriyle ilgili kötürüm kalmıştır. Dönüp o yüzden bunlara bakmamız gerekecek. Diğer taraftan bu ben dediğimiz şey aslında diğer kişilerle insanlarla anne babayla kardeşlerle olan ilişkimiz vesilesiyle gelişiyor. Çünkü hem ihtiyaçlarımızın karşılanma süreciyle bağlantılı hem de bize sen iyisin sen öylesin sen böylesin dendiği zaman o etiketlerine kadar üzerimize aldığımızla ilgili.
İlk dönüp baktığımızda şeye ilk ilk yaşam meselesine baktığımızda hayatta kalmak için reflekslerle ve içgüdülerle yaşadığımızı görürüz. Refleksler ne? İç kontrol etmediğimiz daha otomatik çalışan sistemimiz yutkunmak gibi mesela ya da terbezlerini kendi kendine çalışması gibi.
Bu zaten vücudun bedenin bize verdiği bir avantaj yani beyin olarak sürekli bunun için düşünmemize gerek kalmadan otomatikleşen bir bilinçli beyinle düşünmemize gerek kalmadan neokorteksle otomatik çalışan bir yanımız var. Diğer taraf ama içgüdüler tarafı da şey hayatta kalma gidüsü. Her yeni doğan bebek hayatta kalmak ister. Bu da şu anlamda çok önemli.
Birincisi tehditlere karşı güven içinde olmak istiyoruz. Birincisi de beslenmeye ihtiyacımız var. Bir tarafta her canlıda var bu. Bir işte geyik, yemek yerken uzaktan bir yırtıcının sesini çok uzaktan duysa bile bir anda başını kaldırıp bakar. Bütün canlılarda olan bir şey bu hayatta kalma gidüsü. Bu da şu anlamda önemli. Bu bizi annemize bağımlı kılıyor.
Annemiz belki doğum bizi doğuran anne ile yaşamak durumunda değiliz. Bakım veren kişiye bağımlı kılıyor ama günün sonunda. Çünkü bakılmak, beslenmek, büyümek, güven içinde olmak için annenin bizim hem ihtiyaçlarımızı algılamasına ihtiyacımız var hem de bunları karşılamasına ihtiyacımız var. Yine dönüp neye geldik? Yine ay gezegenine geldik. Neyle ilgili geldik? İhtiyaçlarım karşılanır mı? Sevilir miyim? Onaylanır mıyım? İhtiyaçlarım karşılık beklenmeden karşılanır mı? Yani ben ne olursa olsun sevgiyi, ilgiyi, güveni hak ediyor muyum? Sonra ben bunu nereye yansıtacağım? Aşk hayatına yansıtacağım. Sonra ben bunu belki dostluklarıma yansıtacağım. Çevresel koşullarıma yansıtacağım. Çünkü bunu biraz daha detaylandıracağım ama anne eşitçi dünya. İlk doğduğumuz doğmadan önce anne karnı, rahim dünyayı nasıl algıladığımız aslında. O yüzden anneye bağlı oluyoruz ama anne de bir yandan neye bağlı hale kalıyor? Anne ve hatta baba topluma bağlı, toplumun desteğine bağlı hale geliyor. Bizim diğer insanlardan beklentimiz o yüzden tam el anlamda nedir ki şu anki halimizde de güven istiyoruz, korunma istiyoruz, ikili ilişkilerimizde de bu böyle.
Beslenmek istiyoruz, duygusal ya da fiziksel anlamda beslenmek istiyoruz. Fark edilmek ve kabul görmek istiyoruz. Bu fark edilme ve kabul görme meselesi, onaylanma meselesi neyle karşımıza çıkıyor? Güneşimizle olduğumuz bu inşa ettiğimiz kimliğin, ben dediğimiz şeyin günün sonunda kabul edilmesini istiyoruz. Güneşimiz nasıl açılır altında? Kabul görme konusunda nasıl bir durumdayız? Bunu göreceğiz.
Güneşimiz 12. evdeyse önümüzdeki hafta 12. evi konuşacağız sizinle. Güneşimiz bir Saturn karşılığı alıyorsa, zorlu bir gezegenli açı içindeyse, belli konularda kendimiz daha kısıtlanmış, engellenmiş hissedebiliriz. O yüzden bu kabul görme meselesi tekrar tekrar hayatımıza çıkacak sonra karşımıza yani güneşimize bakacağız buradan.
Anlaşılmak ve ait olmak tabii ki. Aydiyet yine ikili ilişkiler ve ailem biraz daha bağlantılı. Anlaşılmak da aslında Merkür-Yen bir tema birazcık daha. Bazen Merkür Retrolarda, Merkür-Kiron açılarında, zorlu açılarında, kavuşumlarda, karelerde ben anlaşılmıyorum. Ben farklıyım gibi bir hissiyat. Merkür-Urenüs karşıtlıklarında falan bunlar karşımıza çıkacak danışanda. Bu da aslında biraz daha insanı içsel anlamda zedeleyen bir şey. Evet çok farklı çok orjinal fikirler ürettirir vs. tamam şahane ama bir yandan ortalama bir iletişim içinde anlaşılmadığını görmek insan rolunu zedeleyen bir şey. Şimdi bu anne konusuyla ilgili sorunuz var mı bana herhangi bir şeyle ilgili şu an ne kadar? Tamam. Anne ile ilgili şöyle bir şey daha söylemek istiyorum. Bunu başka derslerde de minik minik hep söyledim. Şimdi biz 6 aylık olana kadar yaklaşık olarak bunu konuşmuşuzuz zaten sizinle de önceden. Anne ile kendimizi bir zannediyoruz. Hatta işte bebek yavaş yavaş ellerine bakar, ayaklarına bakar, böyle güler filan kendisine yani o kendi ve bedenini tanıma hali aslında. Ben ayrı bir şeymişim bunu anlama hali. O 6 aylık civarında da örneğin şey gibi düşünün koç burcunda doğduğunu düşünün bebeğin ya da bizim koç burcu olduğumuzu düşünün.
Nisan koçun güneş zamanı tam şeye geldiğimizde ise ekim aylarına geldiğimizde ise güneş terazi burcunda olur ve güneş güneş karşıtlı olur. Benim dışımda biri var karşında ilk bunu fark ettiğimiz zamanlar güneş ışığını bize yansıtıyor. Güneşin haritamızda bulunduğu alan ışığını yansıttığı alandır her zaman için. Bizim natal anlamında da güneşimiz neredeyse kendi ışığımızı enerjimizi odağımızı oraya koyuyoruz.
Benim güneşim 12. ev Akrep’te bilinçaltı psikolojiye işte böyle şeylere daha çok enerjimi ışığımı koyuyorum. Transit’te geçen güneş neredeyse hangi evinizin üzerinden geçiyorsa o alana ışığını yansıtıyor gibi. Diğer taraftan ama bu 6 aylık olan döneme kadar özellikle ama genel anlamda 3 yaşa kadar annenin bizim duygularımızı görüp aynalamasına ihtiyacımız var.
Yani acıktın mı belki ismini koymasına ve bunu yapamamış olabilir çünkü yani bizim anne babalarımızı düşündüğümüzde ne kadar bilinçlilerdi. Kesa bizim anne babalarımızda kendi anne babalarının travmalarını taşıyor zaten onlar da kim bilir nasıl büyüdü etti. O yüzden enjenerasyonlar boyu aktarılan bir mesele var burada. O yüzden dönüp de eğer ki ay gezageniyle ilgili problematik bir şey görüyorsa kayıtanın içinde.
Örneğin ay nerede rahat değildi akrep burcunda rahat değildi. Ay oğlak burcunda rahat değildi. Ya da ayın kötü bir açısı olacak belki konuştuğumuz ilerideki şeylerde işte bilenler için kironlarla satürnlerle. Dönüp şuna bakmakta fayda var. Bu ayın kökeni nerede? Hani dün ev türetme yaptık hatırlıyor musunuz? Ev türeterek anneanneleri dedeleri falan gördük. Dördün dördü yedinci ev mesela babamın babası baba tarafından dedem yedinci evim benim. Onun, onun annemin annesi anneannem yedinci ev dönüp birazcık daha dedektif gibi ev türeterek ayla bağlantılı meseleleri araştıracağız sonrasında. Kimden nereden nereden kaynaklanıyor bu şeyin eee temeli gibi.
Ve bu aynalama meselesine bir daha geleceğim beyinle ilgili bir şeyden bahsederken size. O yüzden kısaca çocuğun anneye, annenin psikolojik ve bedensel yapısına o anki durumuna uyum sağlamaktan başka çaresli yok. O yüzden bütün o yüzde 99 bilinçsiz çalışan şeyimiz pis işemizi dönüp yine ayımızla bağlantı olarak bakacağız.
Anne karnıyla beraber şu da önemli bence rahim çalışmalarıyla beraber. Özellikle ölüm teması ve kriz teması var ise ay gezegeniyle bağlantılı. Ay 8. evin içinde işte ay pluto kavuşumlu gibi farz mıysa pluto kareli ay pluto karşıtlıklı. Annenin hamileliğini sorgulamamız gerekecek. Çünkü ay aynı zamanda anne rahmi ve o dönemde aldığımız etkilerle iyidir de.
Ne olmuş? Belki anne şiddet gördü belki çok büyük bir kaza geçirdi belki bir iflas oldu neyse dönüp bunu araştıracağız sonrasında. Şimdi bu bağlanmayla beraber hayatımızda şöyle bir şey gelmeye başlıyor. 3 yaşlarla böyle 2.5 yaşlarla hatta derler ya 2-2.5 yaş sendromu her şeye hayır demeye başlar çocuk bir anda.
Bu dönemlerle beraber mesele neye gelmeye başlıyor? 2. bir ihtiyaç ortaya çıkıyor. Özgürlük kendini ifade etme, bireyselliğini ifade etme. Yani o 2-3 yaşlara kadar anne ve anne ile biri olma, bağlanma, bağlılık, beslenme, güvenlik gibi ihtiyaçlar daha ön plandayken. Bunun yanına özgürlüğünü ifade etme, o biraz önce konuştuğumuz hani diğer insanlardan beklentilerimiz fark edilme ve kabul görme. Yavaş yavaş ben dediğimiz kimliği inşa ediyoruz demiştik ya işte yavaş yavaş aslında o güneşimizin daha fazla ön planda çıkmaya başladığını görüyoruz. Teza yine ileriside bir şey ileriside bir şey beraber çalıştıklarımızda biliyor başka yerlerden dokunmuş da olabilirsiniz zaten. Yaş dönemleri diye bir teknik var. Herkesin ama herkesin bu yaş dönemleri tekniğine göre yaşamının ilk 4-5 yılını ay gezegeni yönetir. Hayatımızın ilk 4 yılını ayımızın içinde bulunduğu konfigurasyona göre yaşarız. Burcu, evi, açık kalıpları. Aynen Terrible Two, Ayso sen şimdi yaşıyorsundur Terrible Two’yu. Olmalı yani kızınla diye tahmin ediyorum. Nasılsınız bu arada bir yandan size de bakıyorum. Merhabalar çok bakamıyorum size dibinden kadar. Tamam. Şimdi ikinci temamızda özgürlük ve kendini ifade etme meselesi. Yani güneşimiz yavaş yavaş iyice ortaya çıkmaya başlıyor. Peki özgürlük dediğimizde bizim için başka hangi gezegen önemli olmalı? Uranüs. O yüzden Uranüs, hayatımızdaki Uranüs’ün yerleşimi, bireysenleşme ve özgürlüğü nasıl tanımladığımızla ilgili önemli bir tüyo taşıyacak bize.
Uranüs’ü yükselen de mi? Tek başına. Ayrı ayrı kısa. Başka toplumu ayak uydurmuyor. Uranüs 4. evde mi? Anne baba evine uyum sağlamıyor. Resmen kara koyun gibi. Bu bağlanma ile ilgili de bu arada onu söylemedim. Neptune’e bakacağız. Çünkü Neptune sonsuz bir ait olma hissi. Yaradanın kaynağına geri dönme, bağımlılıkça bağlanma hissi.
Orada da ışığlığa kaçtığımız, daha divine bir enerji, kutsal bir enerji adlettiğimiz konuları göreceğiz. Çünkü bunu günün sonunda anlatacağım size. Arketiplerle ilgili çok minnacık. Hepimizin kolektif bilinçaltından çektiği arketip enerjisi var. Ve arketip enerjisine biz her zaman sonsuz birleşme, birlik, kutsallık enerjisini taşırız.
Ve anne babamızı başta çok kutsal görürüz. Yani düşünelim bir. Anne babanın aslında bir çift olduğunu, kendi aralarında aşk yaşadıkları, ayrıldıkları, barıştıkları, cinselliklerin olduğu. Yani bunu düşünmek çok şey gelir. Çok böyle hayır gelir. Çünkü orada bir kutsallık hattif ettiğimiz için, normal bir insana indiremediğimiz için. Ama normal bir insana indiremediğimiz sürece de anne babamızı olduğu gibi göremediğimizden dolayı kendi haritamızın üzerine çıkmamız mümkün değil.
Çünkü o zaman anne babamızın kabul edemediğimiz özellikleri sürekli pis işemizin içindeki o bilinçaltı yüzde 99 o kapalı alandan kendini göstermeye çalışıyor gölgeden. Ki bunu da gölgelerle konuşacağız şimdi. Burada bir de şunu söylemek isterim. Eric Berne. Buralarda duruyor orta kitabı. İçeride herhalde. Olmadı arada bulur getiririm size.
Eric Berne yaşam senaryosu. Der ki post-troy diyen psikologlardan, ilk 3-4 yaş boyunca hayatımıza dair bir senaryo yazarız aklımızda.
Ben böyle sevilirim, böyle onaylanırım, şu yeteneklerim var, bu sözüm kabul görür, burada görülmem gibi. Ve sonra hayatımızın kalanı bu senaryoyu tekrar tekrar yaşamakla geçer diyor. O yüzden dönüp de o dönemi kurcalamamız gerekiyor. Yani dönüyor olay yine ay gezegenine. Şimdi bu şeyde, ifadenin içinde de aslında hepimizin bildiği bir şeyler ama yine de bir hatırlatmak isterim. Nelere ihtiyaç duyuyoruz diye. Bir durayım, bir nefes alayım. Sorularınız varsa alayım bir yanda. Sesim de kapalı, soru varsa duymuyorum ama. Şimdi bu otonomik ihtiyacının içinde, o ifade etme ihtiyacının içinde kendi kendimize bir şeyler yapabilmek. O yüzden hayır diyoruz. Hayır demek hangi gezegenle ilgiliydi? Marsiyen bir temaydı daha fazla hayır demek. Herkes de konuşmamış olabilir çünkü Mars öfke, Mars agresyon, Mars… Mars aslında şey gibi, anne karnında yaşam enerjimiz, anne karnından doğmamızı sağlayan şey. Çünkü anne karnı ve o koşullar bize küçük geliyor ve hayır ben bundan daha fazlasını istiyorum diyoruz. Bunu demediğimiz sürece o Marsiyen bir şekilde bunu dışarı atmamız mümkün değil. Satürnü neden hayır diye düşündüm Müge.
YouTube’a belki yüksek… Sınır koymakla kurallar alakalı ya, sınır çizmekle. Satürn ile kural koyabilmen için belirli bir deneyime ve bilgiye gelmen gerekiyor.
Şey ama, tamam şey anladım, otorami ile ilgili satürnü diyorsun. Ben buyum ve böyleyim ve bunu yapmak istiyorum kurallarıyla ilgili. Değil mi? Yanlış anlamadım. Olabilir. Tamam ben de şey yapamadım da. Hani öyle direkt çağrıştırdı satürnün hayır demek gibi de.
Satürn kendi kurallarını çizmekle ilgili. Evet o yüzden de sınır belirlemekle ilgili olduğu için ben bu kişiyim. Bedenimin de sınırıyla çok bağlantılı o anlamda satürn. Çünkü iskelet sistemi satürn. Aynen oğlakta olduğu gibi. O yüzden şey verir, buradan içeriye giremezsin verir ama tepkissel bir şekilde harekete geçip hayır diyen Mars. Yani anne karnından doğmayı satürn sağlamaz çünkü satürn zaten şeydir hani. Burak’im de iyiymiş canım. Bu kutunun içinde yaşarız böyle ne olacak kalıpların içinde kalma enerjisi satürn daha çok. Mars yıkıp geçerek bir şeyleri başlatma enerjisi. Kendi algımıza sahip olmak bu çok önemli. Çünkü arkadaşlar yüzde 99 kendi algımıza sahip değiliz.
Yani hem koşullanmışlıklardan dolayı anne babadan aldığımız bilgilerden dolayı hem de neden bunun astrojik karşılığı algımız ne ile bağlantılı? Merkür ile ilgili. Merkür güneşten uzaklaşabiliyor mu? Uzaklaşamıyor. Merkür güneşten hiçbir zaman çok fazla uzaklaşamıyor. Dün hatta konuştuk ya Dayan Hanım Merkür için yanık dedim. Konuşacağız bu yanıkları çok şey değildir. İyi bir yerleşim değildir yanık olması dedim. Güneş ben dediğim olgu Merkür’de algım. Ben dediğim olgunun içine sindiriyorum algımı. Yani kendime dair öyle etiketler birleştiriyorum ki biriktiriyorum ki çocukluk döneminde. Benim öyle bir inşa ediyorum ki algımı da manipüle ediyorum aslında farkında olmadan. O yüzden ne zaman ki kişi kendisinden başka bir kendisi olduğunu,
düşünenden başka bir karakter daha olduğunu fark eder ki bu da zaten yeterince komplike bir şey. Yani zihnimin içinde biri var şu anda düşünüyor ve eleştiriyor. Karşımdaki kişiye bakıyor ya bu adam da ne kadar salak diyor. Ay bu kız da çok güzelmiş aşırı kıskandım diyor. Bunu diyen başka biri daha var benim içimde. Ne zaman onu fark ederiz o zaman. Birazcık daha şey gibi. Halitemiz üzerine çıkmaya başlıyoruz gibi Cemşen gibi oldu. Cemşen’in eğitimlerini Cemşen’in videolarını izleyin derim bunun üzerine. Youtube’da birkaç tane şeyi var. Bir de birinin kanalında vardı videosu. Çok çok güzel ama Cemşen diye ararsanız çıkar zaten. 8 dereceye kadar yanık.
Kendimize ait duygularımızın olması burada da anne ile kendimizi ayrıştırmak. Ay ve Neptune arasında açı var ise bu çok zor. Çünkü yani anne ile bir oluyoruz bir noktada.
Evlerle ilgili değil de daha çok gezegen bağlantısıyla bakmak daha iyi oluyor Özge. Yani 4 yaştan sonra başka gezegenlere gidiyor. Her bir yaşı hem yaş dönemiyle hem firdar dönemiyle farklı gezegenlerle yorumluyoruz.
Bir gezegen dönemi gelmiş falan diye. Kendi düşüncelerimizi geliştirmek burada da yine düşünce kalıbı anlamında özgürleşmek diyeceğim ve kendi irademizi uygulamaya koymak. Kendi irademizi nasıl uygulamaya koyamayız? Saturn Mars karesi vardır haritasında. Mars, harekete geçmek. Evet, satün, evet, sınırlar ve kurallar ama satün aynı zamanda baba, satün toplum, satün devlet, satün ailenin kuralları. Öyle bir şey vardır ki Saturn Mars karesi ile ya da karşıtlığıyla çocukluğunda öyle şeyler yaşamıştır ki kuralları geçmeye cesaret edemiyordur. O zaman kendi iradesini ortaya koyamayan biri var karşımızda. Aslında.
Aynen güney ay düğümü yengeçler, aynı. Murat güney ay düğümü yengeç de. Anne enerjisinden pek çıkamamayı getiriyor her durumda.
Şeye baktığımızda bu kesin kurallı ve şeydi değil bu yaş çizgisi için. Mesela 0-3 yaş arasında dış dünya ile kendisini ayrıştırmaya başlıyor çocuk. İşte 2.5-3 yaşlarıyla beraber de diğer insanlarla kendisini daha net ayrıştırmaya başlıyor. O yüzden o dönemlerde nasıl etikler aldığına dönüp bakmakta fayda var aslında bakarsanız. Artık böyle 6 yaştan sonra 7-10 civarlarında ben dediğimiz kimlik daha net bir şekilde oturmaya başlıyor.
Bu da şu anlamda önemli. Satürnü konuştuğumuzda satürnü bilenlere satürn satürn karesi ilk satürn satürn karesini 7 yaşında yaşarız. Yani gökyüzündeki satürn hani şey duymuşsunuzdur satürn dönüşünü 28-30 yaş arasında satürn döngüsü tamamlanıyor satürn dönüşü oluyor ve ne oluyor artık hayatımızla ilgili önemli kararlar alıyoruz.
Bir işini bırakıyor kimi evleniyor kimi boşanıyor falan kuralları tekrar inşa ediyoruz. Satürn Natal’deki satürn burada dursun ilk karesi 7 yaş civarı ilk karşılığı 14 yaş civarı.
2. karesi 21 yaş civarı. Kavuşumu yani dönüşü 28 yaş civarı. Yani 7 yaş itibariyle kimliğimiz 3 yaş aşağı 5 yukarı oturmaya başlıyor çünkü satürn satürn karesiyle ailemizin kurallarına tamamen daha isyan edip hayır o değilim ben buyum demeye başlıyoruz daha fazla. Biraz daha.
Tekrar edeyim. Haritamdaki satürn 1. evde olsun. Farklı misal 7 yaş civarına geldiğimde ilk gökyüzünde hareket eden satürn benim haritamdaki satürne kara açı yapıyor.
Biraz daha devam ettim. Gök yüzündeki satürn biraz daha ilerledi 14 yaşındayken ben haritamdaki satürnüne karşıtlık yapıyor. Biraz daha ilerledim satürn satürn karesi yapıyor 21 yaş civarı biraz daha ilerledim 28 yaşlı ise satürn satürn kavuşumu yapıyor.
Derecesi tabi ki derece kavuşma önemli ama o burçtaki 2 yıllık bant bütün olayları tantanayla çeviren şey. Çok pardon. Ne yapıyorsun? Gel gel madem gel kendini göster. Dersiz saatle gitme diyerek vizörümü parçalamış. Aynen öyle toplumun kuralları ile ilgili.
Bir de şunu söylemek isterim. Bir tık anlatacağım bunu çok detayına girmeyeceğim başka bir transitler ile konuşmak gereken bir şey ama bireysalleşme dediği individualization dediği bir şey var. Bu da aslında şey gibi düşünün diyor ki kişi hayatının ilk döneminde yani o 40’lara kadar olan dönemde işte okursun iyi bir yerde okumak para kazanmak ev almak araba almak çocuk yapmak çocuğu bir yaşa getirmek böyle önceliklerinin vardı. O toplumun senden beklediği önceliklerinin peşinden koşarsın. Sonra 40 civarına geldiğinde diyor ki hayatın 40 yaşlarındaki insanlara bir yaşam kılavuzu vermesi lazım. Bizim o dönemdeki o yaşlardaki insanları baştan eğitmemiz lazım diyor. Çünkü ne oluyor arkadaşlar 42-43 civarlarında Uranüs karşıtlığı aslında 43 yaşlarda. Natal bizim haritamızdaki Uranüs ile gökyüzündeki Uranüs karşıtlık yapıyor. Şu anda mesela Uranüs akrep grubu. Baya Uranüs karşıtlıklarımız satürn karesi ile beraber yaşıyor.
Ben de heriflerim kuslamadım kendimi. Ama bayağı patlıyorlar şu anda Haziran ortalarında falan 77’liler filan çok ciddi ısınanıyor şu anda. Ne oluyor Uranüs-Uranüs karşıtlığıyla aydınlanma çünkü Uranüs şeydir tepe çakranın da üstüdür.
Yani evrensel bildiğinin tak diye akması ile ilgili. Bir anda jeton düşüyor. Ya bir dakika ya oluyor yani insanlar. Ben ne için mücadele ediyorum? Ben neredeyim? Bunu tam oturtamıyorlar da. Zaten böyle bir de ne bütün kareleri zaten hemen öncesinde olmuş oluyor filan. Böyle bir kavetik bir dönem. Yani orası bir U dönüşü. Uranüs karşıtlığından da eğer ki kendi istediklerini inşa etmek üzere bir aydınlanma yaşamıyorsa ya da yaşadığı halde cesaret edip işin içinden çıkmıyorsa bu bir alam yani. Bundan sonrası böyle geçecek veya tabi ki en baştan öyle bir hayat bölgesi vardır ki zaten kendi sevdiği gibi inşa etmiştir gibi.
Ondan sonra Cima sorunuz var mı? Şimdiye kadarki kısımdan.
Uranüs, Uranüs ile 84 yıllı bir kavuşur. O yüzden çok az kişi yani çok fazla kişi Uranüs kavuşumunu kendi Uranüs dönüşünü yaşamıyor. Şimdi buradan bir de şeye geçelim isterim.
Bilinç tarafı yani Merkür yen taraf aslında birazcık daha. Bu taraf bizim için biraz daha neyle ilgili karar verme, problemleri çözme işte çelişkili gerçekler arasından doğru yolu bulma sebep sonuç ilişkisi kurma şu anda hepimizin Merkür Retrosu ve Neptünkaresi ile hiçbirimizin yapamadığı aslında bir anda beyin durulması yaşadığımız şeyler.
Farkındalık ve iradenin teması burada. Şimdi burada şunu hatırlatmak isterim. Merkür diyoruz evet ama dünyayı algılamak için aslında bizim üç tane filtremiz var. Biri nesnel gerçeklik işte şey gibi bu bardak.
Görüyorum yani bu bir bardak bu nesnel bir gerçeklik. Bir diğeri biraz daha öznel bir filtreden geçmesi bulun. Yani bu benim en sevdiğim kahve içmeyi en sevdiğim bardağım. Mor renkli o yüzden bana işte gökyüz temalı o yüzden bana astrologi hanım satıyor gibi.
Bir üçüncüsü bu mesela ikinci grup öznel hali ben diye geliştirdiğim kimlikle bağlantılı. Üçüncü hali biraz daha hayal ile çarpıtılmış olan. Bu aslında hem hayal gücü anlamında muhteşem bir yaratıcılık.
Yani fantastik bir eleviyat şeyi yapabilirsiniz. Tolkien gibi yüzüklerin efendisini veya kendi kendinizi kandırabilirsiniz. Kendi gerçeğinizi unutabilirsiniz gibi gibi. Burada ne işin içine gidiyor.
Merkür’ün içinde bulunduğu konfigürasyon işin içine gidiyor. Mesela Merkür’ün Neptune ile zor bir temasta olması. Merkür-Neptune karşıtlığı, Merkür-Neptune karesi, Merkür-Neptune kavuşumu. Merkür’ün bu fazla çarpıtılmış hal Neptune ile bağlantılı.
Daha manipülatif ya da baskılayan taraf Pluto ile ilgili. Hatırlamak istemiyorum. Öyle şeyler yaşadım ki bilincimin derinlerine gömdüm ve ben bunu hatırlamıyorum bile. Merkür-Pluto karesi, karşıtlığı, kavuşumu gibi. O yüzden bu hayal ile çarpıtılmış diyorum buna ama tabii ki yani travmatize olduğu için de kişiye bunları hatırlamak istemiyor olabilir gibi.
Arada birkaç tane anlatacağım Esra böyle örnek bu temaya uyanlara ama zaten biz derslerde bütün kavuşumları karşıtlıktaki şeyleri anlatacağım size.
Yine şeyde algıyı belirleyen bu gelişim sürecinde yani özellikle ikinci basamakta o nesnelin öznerleşen hali ve üçüncü basamakta çarpıtma halinde bu arada şeyde söyleyeyim yanlış hatırlamıyorsan, Türkiye’nin Neptune’u ikizler burcunda olmalı. İkizlerle iletişim ve dil. Adam dil yaratmış.
Elflerin yazdığı, konuştuğu dil var bilmem ne. Bunu çarpıtarak ortaya koymuşlar. Bir yandan da böyle şeyler için çok büyük bir yaratıcılık. Sezgisel bilgi için çok büyük bir yaratıcılık gibi. Bu algıyı belirleyen gelişim süre içinde anne babamız yani çocuklukta yaşadığımız o ay teması ve onların travmaları.
Burada şöyle bir parantez açmak isterim. A ile mercür bağlantı içindeyse bu bir avantaj aslında. Çünkü duygu durumunuzda zihin durumunuz yani bilinç hatınız ile bilinçli varlığınız birbiriyle temas içinde bir açık halıbı içinde.
Keşke 60’lıkta üçgen de üçgen falan olsa keşke. Kare karşılık çünkü ikilemleri getirecek. Ama sonuçta hiçbir şekilde birbirini görmemesi demek yaşadığı duyguları zihindeki algıya bile dökemiyor demek belki de.
Bu da bir yaratı olmak zorunda değil ama bazen öyle şeyler de göreceğiz. Yani hislerinin ne olduğuna kendisini kapamış. Mesela ayı 8. evde olacak ve mercür alakasız bir yerde. 150’lik açı var aralarında ya da hiç açı yok. Ve diyecek ki yani ben çocukken her şeyler yaşadım ki hatırlamıyorum. O yüzden bazen çok sert katı, oyrat, duygusuz oluyorum gibi.
Aynen kreste bile daha iyi bu anlamda. Traumatik deneyimler yani anne baba ve anne babanın yaşadığı travma o yüzden ev türeterek bakmanızı tavsiye ediyorum. Yani bakacağız zaten sizde de ama genel bir bilgi anlamında. Bir de travmatik deneyimler. Traumatik deneyimlerde tabi haritanın bütününde baktığımızda 8. ev, 12. ev, 4. evdeki zorlu gezegenler, kişisel gezegenlerden birinin 12. evde olması.
İşte bunların plütoyla, uran üstlerine, nebdünle, marsla zorlu açık alıplarının olması 12. evdeki bir mars bir de plütokaresi olsun. Cinsellikle ilgili zorlu bir deneyim var burada. Ama 12. ev tamamen bilinçaltı alanı. Yani tamamen bastırıp gitmiş olabilir bu deneyimi gibi. O yüzden bu evlere dönüp bakacağız herhangi bir kriz var mı diye. Aynı evde aynı borçta aynı borçta olsun.
Yani atıyorum 3. evde biri koçta diğeri boğa da o bir şey değildir hani bir baskı unsuru değildir iki gezegen için. Bir de ailede bizden önce ölen çocuk var mı? Çünkü önemsiyorum. Her haritada bunu her danışana yapmıyorum tabi ki de. Ama bazı şeylerde karma da falan veya bazı danışmanlıklarda gerçekten ihtiyaç oluyor.
Şey gibi ya da çocuk danışmanlıklarında özellikle annenin aldığı transitlere şeylere bakıp da çocuk doğmadan önce anne nasıl bir dönemden geçmiş. Çünkü sonuçta anne karnında biz dünyayı anneştir, dünya olarak algılamaya başladığımız için bu sefer ne oluyor? Anne bir depresyondan geçiyorsa, annenin bir çocuk kaybı varsa falan bunlar direkt bize yansıyor. Bir de şöyle bir şey var. Bunu haritadan okumak her zaman çok kolay olmayabilir. Yine anneyle dolaylı olarak bakmak lazım. Replacement child diye bir şey var. Sizden önce ailede hemen sizden önce ölen bir çocuk var ise bu ama şey değil yani bir ayrıktı ve düştü gibi değil. Doğmuş ölmüş olabilir, doğma yakın ölmüş olabilir, 2-3 yıl yaşamış ölmüş olabilir falan. Farkında olmadan anne baba o çocuğun yasını bastırmak için ya da orada duydukları acıyı bastırmak için ikinci bir çocuk yapabiliyorlar.
De ya böyle yapılmasa bile çocuk yani bu şekilde dünyaya gelmese bile çocuk yine de dönüp dolaşıp şey gibi olabiliyor karşılaştırma, o çocuğun enerjisini akıtma, ona yaptığının aynısını yapma, bazen kıyafetlerini giydirme, ismini verme gibi. Mesela şey, aynen yani böyle şeyler olabilir. O yüzden dönüp de öyle bir bakmakta anaynı babaannede de tabii ki benzer anaynenin ismi babaannenin ismi verilmişse ev tur atarak bir bakın derim. Babaannenin hayatı nasılmış, ananenin hayatı nasılmış diye çünkü oradan bir şey akıyor belli ki isim verildiği için. Aynen Müge dediğin şey. Yani babaannesinin ismini vermişler dalışana bir şeye bakmakta fayda var.
Babanın annesi birinci ev hattına özellikle bakmakta fayda var gibi. Fark etmez. Yani o kişinin hayat döngüsünü sana şey yapıyor bir yanıyla akıtıyor. O yüzden öldüyse daha zor tabii ama yani şeyse ondan sonracığıma.
Şimdi şimdiye kadar ki kısımdan bir sorunuz var mı bana? Biraz şeyden bahsedeceğim çünkü bugün çok bilgiyi de bırakacağım size. Şundan bahsetmek istiyorum biraz daha.
Travma konusuna daha sonra beyin bölümlerine ve gölge enerjisine geçmek istiyorum. Instagram yayınını kaydeder miyim bilmiyorum. Vallahi ederim herhalde. Ben böyle tuhaf gözüküyorum buralardan. Merhabalar. Yandak yandan böyle konuşuyorum ama herhalde kaydederim.
Şey bak ders buradan kayıtlı değil oradan kayıtlı gibi oldu gerçekten de. Yine hadi yine. Çünkü kapamadım da buradan artık anlatıyorken kalsın sorun değil. Ay pluto kavuşumu, kiron güney ay düğüm üçgen ve kironya en geçteyse. Evet biraz aile hattı kadın hattı şeyleri sıkıntılı. Şimdi travmaya geldiğimizde travma herhangi bir şey olabilir arkadaşlar.
Yani şey de olabilir doğum travması da olabilir. İşte ben de merkül pluto kavuşumu var akrep de doğarken kordon dolanmış boğazıma gibi böyle bir şey de olabilir. Anne karnında yaşanan bir şey de olabilir. O yüzden anne karnına dönüp bakıyoruz.
Bebeklik döneminde asla hatırlayamadım çünkü iki yaş öncesi dolaylı hafıza. İki yaştan sonrası reel hafıza. İki yaştan önce hatırladığımızı zannettiğimiz şeylerin yüzde doksan dokuzu bize anlatıldığı olan şeyler yani. Tam mekanizması yüzde yüz çözülmüş değil anladığım okuduğum kadarıyla ama iki yaş öncesi dolaylı hafıza diye geçiyor.
Şey o yüzden iki yaş öncesi yaşanan herhangi bir şey olabilir. Yani siz ağlıyorken anne telefonda çok önemli bir haber almıştır ve 10 dakika yanınıza gelememiştir de olabilir yani herhangi bir şey olabilir. Gerçekten travmatik bir şey de olabilir yani. Bazen çünkü bebek dokunulmak istemediği bir anda dokunulduğunda bedenine bir taciz gibi de algılayabilir bunu. Yani o an çok huzursuz ve huysuzdur. Bir dede sizi sevmek istemiştir. Bir teyze sizi sevmek istemiştir. Bu da bedene gelen bir travma ve bedemdeki hücreler bunun hafızasını taşıyor aslında. O yüzden herhangi bir şey travma olabilir. Bedemle ilgili neye bakacağız arkadaşlar? Altılar falan ama bu tarz şeylerde boğaburcu. Boğaburcundaki travmatik şeyler bedemle ilgili güvenlik ihlali gibi çok çalışıyor.
Şimdi travmaya tekrar döneyim. Kısaca yani herhangi bir durumda sizin hayatınızı, sağlığınızı ya da psikolojik bütünlüğünüzü, huzurunuzu tehdit eden herhangi bir olay travma olabilir. Böyle bir olay olduğunda yaptığımız temelde şey var. Bir anda stres aktivasyonu oluyor. Stres hormonu salgılanmaya başlıyor. Hormonlar bir anda coşuyor ve karşımıza ilk seçenek çıkıyor. Kaç ya da savaş.
Ya kaçacaksın ya savaşacaksın. Yani biri sana saldırıyorsa, biri istemediğini yapıyorsa, yanağını çekiştiriyorsa, üç yaşındasın gelip ağabeyin sürekli yanağını çekiştiriyor. Vurabilirsin git diye kaçabilirsin yani. Bu da bir travmadır sonuçta.
Kaç ya da savaş reaksiyonu. Bu yine neye dönüyor? Yine Mars’a dönüyor. Mars’ın eril burçtaysa savaşırsın. Mars’ın koçtaysa, Mars’ın işte ne bileyim şeydeyse, daha kova’daysa falan savaşırsın. Mars’ın ikizlerdeyse çenenle savaşırsın, ısırırsın gerekirse. Ama Mars’ın dişi burçtaysa kaçma ihtimali daha yüksek. Mars’ın balıktaysa, Mars’ın yengeçteyse. Aynen Mars’ın yengeçteyse.
İkinci eve bakabilirsin Ayşegül ama daha çok bu. Biraz önce bahsettiğim konu da BoA özellikle. O yüzden kaç ya da savaş. Bu kaç ya da savaş da şöyle bir noktaya geliyor konu. Aşırı hormonlar salgılanıyor, ediyor vs.
Özellikle kaçıyorsan böyle belgesellerde falan da görebilirsin. Sıbagito çok güzel detaylı anlatmıştı. Şey gibi kaçıyorsun, kaçıyorsun, kaçıyorsun öyle bir nokta oluyor ki beden artık iflas noktasına geliyor ve donuyorsun.
Donma hali artık bütün şey gibi yani. Hani ya seni öldürecek ya belki işte tacizdir, şiddettir böyle şeylerde. Salıyorsun yani artık mücadele etmeyi bırakıyorsun. Burası artık şey gibi hani belli bir dozma aşıldığı donma noktasına geldiğin alan artık hani nasıl diyeyim psikolojik anlamda gerçekten en büyük darbeyi aldığın zaman dilimi. Bu donukluğu daha sonra bir şekilde açmak için bir çalışma yapmıyorsan psikosomatik bir çalışma yani bedeninden de enerjisi çıksın diye bir çalışma yapmıyorsan bu bedeninde bir şekilde kalıyor.
Haliyle hayat çizginin içinde de kalıyor çünkü bir yanında kopuk hale geliyorsun. Yani bazen şöyle şeyler olabiliyor bir taciz vakasında mars plütolarda falan bu önemli. Plüto mars kareleri var sayıtasında gibi bir taciz bir şiddet vakasında kişi bedenindeki belli yerleri duyumsayamaz hale geliyor ve bu o kadar donuklaşıyor ki bunun farkında bile değil aslında.
Ne hissediyorsun şu anda vücudunda dediğinde duygularını anlatmaya başlıyor. İşte mutluyum her bire vücutla ilgili bir duyum samadan bahsediyoruz.
Buna da aslında iki tane şey diyorlar. Bir tarafta şu olabilir psikolojik sistem tamamen kapatabilir kendini. Yani tamamen kendini daha depresyon gibi vesaire kapatabilirsin daha köklü bir bölünme eşebilirsin manik depresiflikler, dipolarlıklar, şizofreniye giden şeyler veya ki bunların da tabi ki kalıtımsal şeyi de var yani bir bağı da var veya alt sistemleri ayrılabilir diye geçer. Bu da şöyle olabilir duyguların da bağını yitirmek gibi yani mesela ayuranüs kavuşumu anneyle öyle aniden bağı kesilmiştir ki anne Mehmet’in o kadar keskin bir şekilde çocuğu ayırmıştır ki o ayrışmayı çocuk kabullenememiştir ve çok büyük aşk hissetmek çok büyük mutluluk hissetmek gibi şeylere kendini kapatır çünkü tekrar terk edilmek istemez yani anik eskinlikler ve sistemin bölümünü
tabi ki bunu birçok şeyle okuyabilir sayıtanın içinde ama yine de böyle oranüsüyen şeyler anik eskinlikleri ve kapamaları duygulara kendini kapamayı verir. Veriliyor musun? Sorunuz var mıdır?
Şimdi bir diğer mesele o yüzden çocukluk dönemine bakmak önemli yani çocuklukta ne olmuş ne bitmiş diye.
Bir diğer konu da aslında böyle bir travma olduktan sonra pis işe bazen şunu yapıyor dayanılmaz bulduğu gerçeklikleri yok sayıyor yani böyle bir şey çokmuş gibi çocukluğumu hatırlamıyorum o döneme hatırlamıyorum diye gibi kendinden gizliyor bilinç.
Bu da mesela plütonik şeylerde yine merkur plüto kavuşmalarında falan görürsünüz.
Beden de ki donuklukta Mars’a bakabilirsin Boğaya bakabilirsin yükselene bakabilirsin yükselenin de beden aslında yani birden fazla şeye bakmak lazım çünkü burada kastettiğim şey harekete geçememek değil yani Mars’ı yengeç burcundadır harekete geçiyordur bir şeyler yapıyordur yine de falan.
O onu kastetmiyorum bedenin de belli bölgelerin donuklaşması belki şey olabilir hani belli bir organa bölgeye getiren mesela satürnü şeyde satürnü yayda üst bacaklar özellikle bacaklarda kal refleksi var burada donma durma çünkü yay nasıldı arkadaşlar bu çocuk hatırlıyor musunuz?
At vücutlu yani bacaklar çok güçlü yay bu ucunda satürnü yayda mesela bacaklarda bir donma refleksi olabilir tabi hani satürnü yay her satürnü yay öyle olmayacak altıncı ev şu bu diye hani o psikosomatik şeyi gördüğümüz alanda bakacağız gibi.
Şiromboğa da olabilir işte Melim Orhan’ın haritasında yine öyle örnekler var gibi burada bir parantez yine şeyi de açayım çok nesilli psikotramatoloji diye geçiyor bu yani aslında aile diziminde falan baktığımız şey anne babamızın da kendi anne babasından devraldığı travmalar ve bize farkında olmadan akıttıkları.
Bu iki tane mantık var burada birincisi gerçekten kendi anne babamız da kendi ihtiyaçları karşılanmadığı için bizi ihtiyaçlarımızı karşılayamaması bir diğeri ise şey gibi aile içinde aile sistemi içinde görülmeyen kabul edilmeyen dışlanan herhangi bir kişi ya da olay var ise o kendini tekrar tekrar göstermek ister.
Mesela dördüncü eviniz burada önemli olacaktır dördüncü evdeki bir neptün bir göç meselesi mi var ailenin içinde böyle bir şey var ise toprakları geride bırakmak ikilik ikilem köklenememek böyle şeyler göreceğiz ya da bir pluto mu var dördüncü evde bir uranüs mü var bir kiron mu var bir güney aydümini var dördüncü evde belki güneşiniz var dördüncü evde ama güneşiniz plüto kareli bu da olabilir yani dördüncü evin içindeki temalardan bakacağız.
Bir de bunun biraz bir adı daha var simbiyoz travma teorisi diye geçiyor annenin travması çocuğunun işte psikolojik bozukluğunun ana nedenlerinden diye geçer ve burada yine ay gezegeni teması aslında bu arada en mükemmel ayda bile yani ayı yengeçte ama anne ile aşk nefret ilişkisi var en mükemmel ayda bile bir açı bir yaylaşımlı bir kriz çıkabiliyor.
Ve hiçbir zaman bu meseleyi reddetmek ya da mücadele etmek bir sonuç getirmiyor aslında bakarsanız dönüp dolaşıp o kurban kurtarıcı temalarından çıkmayı öğrenmekle ilgili o yüzden balık ve şey bakmak yine neptune ve balık temalarına bakmak yine önemli oluyor. Şimdi burada size bir şeyden daha bahsetmek istiyorum ama iyi misiniz bir sorayım karıştınız mı iyi misiniz hayat nasıl? Güzel hocam gayet keyifli. Selam hocam. Burcu’ların sınıfında da Burcu hep böyle aradan bana iyiyiz hocam devam edin diye gaza hep burcu veriyor herhalde.
Aynen burada da eksik ettim kendim dedi. Özlemişim sesini. Ben de hocam. Burcu’lar geçen hafta sınava girdi temelde. Neptune 9’da da verebilir aynen gözde. Aynen travmalara daldık yine merhaba ismiat.
Şimdi beynin bölümleriyle ilgili tabi ki de size bir şey akademik bir şey anlatmayacağım ama 3 ana başlıktan bahsedeceğim. En temelde böyle el içinde küçük beyin sapı kısmı reptilyan sürüngem beynine geçen kısım. Burası bu hani biraz önce travmada bahsettiğimiz koç kaç kaç ya da savaş işte neyse anlayın siz.
O refleksin çalıştığı alan daha çok. O yüzden avlanma kaçma ve üreme. En temel gülüm hayatta kalma ve üreme teması var burada. Üreyemeyeceksem de kendimi yok edeyim bari teması var. Agresif eylemler var işin içinde yine dönüp dolaşıp Mars’a ve koç burcuna geliyoruz o yüzden. Buradaki enerjiyi doğru yönetebiliyor muyum aslında birazcık daha bununla ilgili. Ve ne var burada korku ve öfke duygusu var.
Şey o yüzden bir diğer taraftan ama şey korku biraz daha öfkeyi şey yapan kaplayan yani öfkeyi örten öfkeyi fark etmemek için kullandığımız bir duygu olabiliyor. Ve öfkenin diğer ucuda aslında hem yaşam enerjisi fiziksel güç hem de libido üreme.
Yani hepsi Mars’a dönüp dolaşıp gidiyor ve Mars aslında eril gezegen. Bir yandan da. O yüzden bedendeki eril enerjiyle de bir tık bağlantısı var bu anlamda. O yüzden Mars’ımız bize aslında beyin sapımızın tüyolarını veriyor. Köp çakramızın da tüyolarını veriyor yine aynı zamanda. Orta beyne geldiğimizde ise memeli beyni diye de geçiyor bu kısım. Duygusal deneyimlerle ilgili duyguları anlamlandırmak adlandırmakla yakın ilişki kurmak bağ kurmakla ilgili ve bu ilişkileri sürdürme becerileriyle bağlantılı.
Yine hangi gezegen çıkmalı karşımıza? Yine aynısına geldik yine aya geldik. Döndük dolaştık yine aya geldik. Şimdi burada yine bu biraz önce konuştuğumuz şeyi tekrar edeyim. Başlangıçta annenin limbik sistemi çocuğunkine ya da çocuğun limbik sistem annenininkine senkron oluyor. O yüzden annenin o dönemde nasıl bir hayat geçirdiği nasıl bir döngüde olduğu ayımız vs. bize bütün bunları.
Bu memeli beyin temasını da anlatıyor olacak. İşte anne yakında değilse anne bir şekilde destek olmuyorsa sonuçta çocuğun iç denetimi çok zor. Duygu regulasyonu çok zor. O yüzden karşımızdaki kişi duygu regulasyonu yapabilen biri mi yani bir yandan da neyi neden hissettiğini çözüp anlayıp ona göre tepki veriyor mu? Bu şundan önemli oluyor. Bir öngörü yaparken aslında diyorsunuz ki bu dönemler kavga gürültülü buraları iyi idare etmek lazım. Yoksa burada bir şey var. Bu ayrılığa gidecek bir tema vs. Ay iyi çalışmıyorsa duygu regulasyonu zayıfsa, Mars iyi çalışmıyorsa her an ilk tepkisi kaçmak gibiyse mesela Mars’ın enerjisi işte bir Mars-Urenüs kavuşumu ile çok yoğun bir enerji ile kaçmalı gitmeli bir enerji ise
bu sefer aslında o ilişkiyi sürdürememe teması geliyor. Halbuki aslında biraz daha kimyasal olay yani hani. Burada da olan şey ayna nöronlar buralar ile bağlantılı. Ayna nöron neydi? Mesela şey yaptığımızda ben burada saçımı kaşıdığımda siz aslında görüp bazen tekrar ederiz hani böyle ayna davranışı. Bazen de gördüğümüzde ne yaptığımı anlarız. Yani bu aslında o empatiyi kurma gördüğüm anda benim de benzer durumda neyi yaptığımı hissedip onu anlamam.
Buradaki meselede merhamet ve empatiyle ilgili. Empati duygusu. O yüzden yani hani çok gattarlıklar, mattarlıklar birazcık daha bu temayla karşımıza çıkıyor ayna. Evet yani Mars akrepte ama açısız. Şimdi Mars güçlü bir yerleşimde ama açısız.
Açısız gezegeni zaten sevmiyoruz. Çünkü neden? Başına bir mesele geldiğinde enerjisini aktaracağı, işbirliği yapabileceği, konuşabileceği başka bir temas yok. Halay başı tek başına kalmış. Herkes gitmiş haberi yok yani hani. O yüzden oynamaya çalışırken dönüyor kimse yok ne yapacağını bilemiyor. O yüzden de şey kaçma durumu verebilir, kontrolsüz tepki verme durumu verebilir. Çünkü işbirliği yapabileceği bir enerji yok. Bu cinselliği ile ilgili de kontrolsüz durumlar.
Cinsel şiddet mesela Mars akrepte, sekizinci evde falan sensen diye hem demiyorum olabiliyor. Bazen cinsel yönelimle ilgili tüyo taşıyabiliyor zaten Mars’ın açısız olması gibi. O yüzden kaçmayı da verebilir. Ama akrep olduğu için kontrolsüz bir şekilde biriktirip kindarlıkta verebilir.
Son meselemiz neokorteks kısmı. Burası artık tam mercür yan kısmı aslında bilinç dediğimiz kısım. Mercüre geldik yine burada da. Hani sağ beynimiz biraz daha ilişkisel düşünen tarafımız. Hatırlarsanız sağ beynimiz. Biraz daha şey ile ilgili hani nasıl diyeyim işte çok alakasız bağlantılar da kurabilen. İşte burası mavi gökyüzü mavi bu gökyüzü o zaman falan gibi böyle alakasız bağlantılar da kurabilen. Ama bir yandan yani eşleşme yapan ama bir yandan da hatırlayan bu şekilde hatırlayan. İşte yaratıcılığın falan olduğu alan. Sol beyn ise daha doğrusal düşündüğümüz odaklı olduğumuz taraf. İyi kötüyi ayrılaştıran, risk analizi yapan falan sebep sonuç ilişkilerine bakan.
E burada mercuri düşünün şimdi mercurunuz oğlaktaysa sebep sonuç ilişkisine bakan bir bilinçli yapınız var. Mercurunuz balıktaysa bütünsel gören kavramları algılayan. O yüzden belki matematik’i çok iyi gören yaratıcılığı çok yüksek olan ama kavramları bütünüyle gören ve ilişkilendiren bir yapınız var. Mercuriyay’da mesela Mercuriyay’da güçlü değil güçlü değil evet güçlü değil ama Mercuriyay muhteşem şekilde
farklı kitapları, spiritual üretileri her şeyleri birbiriyle birleştirip çok iyi romanlar yazan, hikayeler yazan karakterler oluyor Mercuriyaylar. O yüzden zihin kapımızın nasıl çalıştığı yani bilinçli neokorteksin nasıl çalıştığı birazcık da tabiki tek başına değil yani bu kadar birebir tek budur diye eşlemek doğru değil ama Mercuriyay’ın bir temel.
Nasılsınız? Mercur Akrepte stratejik kurma verir ama duygularıyla manipüle olan biri var karşımızda.
O yüzden de şey değil yani aşırı mantıklı bir insan değil stratejik ama kendi duygularından yola çıkarak strateji kurduğu için gittiği yolun yanlış olduğunu yolun yarısını geçtikten sonra fark etme ihtimali yüksek yani.
Şimdi burada artık bir tık şeye gelmek istiyorum biraz böyle bu bağlamların ucundan bir tık daha şeye geçeceğim tabi verir aynen özlem.
Birkaç tane şey kavramından bahsetmek istiyorum birincisi yungun bu persona ego onlardan bahsetmek istiyorum size. Persona dediği dış görünüşü ama size yansıttığım toplumun içindeki kimliğim ve duruşumla ilgili.
Nasıl bir topluma içinde nasıl bir insan olarak tanınmak istiyorum bu neyle bağlantılı o hani 7 yaşlarda 10 yaşlarda oturuyor artık demiştik ya ben dediğimiz kimlik biraz da onunla ilgili yani içsel özümden biraz bağımsız dışarıdan anne babadan aldığım toplumdan aldığım bilgiler var ve nerede ne yapmam gerektiğini 3 aşağı 5 yukarı oturtmuşum etki tepkiyle ve dönüp bir kimlik yaratmışım insanlara karşı dış dünyaya karşı kendimizi tanıtmam.
Bunun için de birazcık dışarıdan baskı meselesi de var aynen maskeler bunlar neyle göreceğiz bunu yükselenme ve tepe noktasıyla çünkü toplumun içinde elde edeceğim itibar toplumun içinde elde etmek istediğim itibar bunların yöneticileri buralardaki gezegenler yükselendeki onuncu evdeki değil mi?
Bu personayı en dış katman gibi düşünün hemen bir tık altında ego kimliği var işte ego şöyle ego böyle ego kimlik hissini veren şey bize yani dış dünyaya yansıttığımın yanısı da kendi içimde yaşadıklarımda ama bilinçliyim çoğunlukla. O yüzden biraz daha güneş var bu işin içinde güneş ve aslan burcu kimlik hissiveren ve devamlılığı olan yani ben böyle durumlarda böyle davranırım nedir tankısın solar plexus o yüzden birazcık daha.
Eee şey bilinçli kararlar almamızı sağlayan kısım o yüzden işin içinde merkür yende bir teme var ama zaten ne demiştik merkür güneşten çok uzaklaşamadığı için bilincimiz ben dediğimiz kimliğin içinde zaten genellikle eriyip gidiyor o yüzden merkür ve güneş bu ikisi beraber.
Bu zaman ve yerle bağlantılı bir şey arkadaşlar şu anlamda diyorum yani ben işte çocukken bunları bunları yaşadım o yüzden böyle davranırım gibi ya da işte ben böyle koşullarda böyle davranırım yani belli koşullara ve durumlara kendimizi hapsederek verdiğimiz şeyler kararlar. Arkadaşlarımın içinde böyle davranırken bilmem nerede şöyle davranırım gibi o yüzden zaman ve yerle değişkenlik gösterebiliyor.
Eee bakacağım sonra ışılar şimdi bu ikisinin de bu ikisi de en dışarıda ve görünen kısım var ama bu ikisinin de gölgede ve bilinsiz olan bir yanı var.
Yani kendi kendimizden bile gizlediğimiz hem personanın hem de egomuzun belirli yanları var bu hem körlük yaşadığımız alanlar kendimizde fark etmediğimiz başkalarının gördüğü bizim görmediğimiz hem de aslında biraz da hani dün de konuşmuştuk ya başkaları vesilesiyle fark ettiğimiz kıskanarak imrenerek beğenerek kızarak bir hiddetlenerek neyse yani başkası vesilesi ya da ilişki vesilesiyle partnerimiz vesilesiyle fark ettiklerimiz var.
O yüzden gölgenin içinde 12. ev var 12. ev ama iyice kolektif bilinçaltı tarafına gidiyor artık onu birazdan konuşalım.
Ee gölgenin içinde bir 7. ev var bir 8. ev var yedinin yöneticisi sekizin yöneticisi var ondan sonracığıma. Eee şey bütününe baktığımızda ama gölge kavramının bütününe baktığımızda persona dışa yansıttığın gölgesi de iç dünyanda kalan kendimin bile erişiminin olmadığı kısım sanki böyle birbirinin zıttı gibi birazcık da tabi zıttı değil. Hani dışarıya neşeli görünüyorum içimde her zaman mutsuzum anlamında değil bu ama kendimde yetenek keşfedemediğim yeteneklerim de gölgenin içinde yani ne kadar güzel resim yapıyor derken belki oturup ben de yapacağım ama ben yapamam ki diye kapatıyorum çünkü ego mın içine ego kimliğimin içine ben resim yapamam bilgisini işlemişim çocukluğumda işlemişim bunu da aslında. O yüzden herifler nasıl üzerine çıkılabilir ama tabi ki çok emek gerektiriyor vesaire vesaire bu gölge konular bilince çok yakın olan bilinçaltı yani persona ego ve sonra bilinçaltı ve kolektif bilinçaltı diye düşünürsek bilinçaltının bilince en yakın kısımları diye geçiyor.
O yüzden ara ara ortaya çıkabilen şeyler öfkemizle kızgınlığımızla hatta burada Robert Johnson anlattığı bir şey var mesela diyor ki öfkeli olmak mesela ben öfkeli olma meselesi sevmiyorum çünkü unuttuğum anılar bastırdığım konular hep gölgemin içinde ve öfkeli olmaya kendime izin vermiyorum hiçbir şekilde.
İşte çok iyi sunumlar yapmışım o gün hazırlanmışım böyle size vesaire bu esnada da yaratıcı yönümü ve olumlu niteliklerini ego’nun çok parlatıyorum bu uca gittiğimde diyor ki o persona ve ego’nun parlatılma ucuna gittiğimde gölge kendini göstermek ister çünkü dengeyi şaşırdı.
Yani hep kendini koydun yeteneklerini koydun şunu yaptın bunu yaptın o bastırdığın işte öfkeli olmak kızgın üzgün olmak her neyse o duygunun bir şekilde daha beslenmesi lazım. O gün farkında olmadan gider sokakta düşersin çünkü öfkeni bastırdığın için o bir yerden çıkartacağım ya da o gün gider komşuyla kavga edersin alakasız yere.
O yüzden ego’nun ve persona’nın parlattığı özellikler her neyse onun diğer yönünü de kişi kendi hayatına entegre edemediği sürece partnerleri hep onu o konuda zorlaş ya da yöneticileri ya da babası ya da annesi.
Yani neyi kastediyorum işte yükseleni koç, burcu işte şey yay aktif ve dışa dönük tepe noktası da böyle yine hareketli bir şeyler olsun yani çok dışa dönük bir enerji bu kişinin durup duygusal davranmaya ağlamaya inlemeye zırlamaya buna bir vakti yok. Ve bunu yapmadığı sürece ve kendine bu alanı tanımadığı sürece aslında karşısına çıkan aşırı duygusal partnerler, duygusal mürsü yapan anneler dinlenmelerle bunu sürekli deneyimler aslında. İşte o gölge olan kısım neyse bir şekilde aktive edeceksin artık. Artık orasını da şey diye zaten eski sınıflar siz burçlardan şeylerden biliyorsunuz sizlerle de zaten şey yapacağız konuşacağız daha çok burçların şeylerine. Bireysel bilinçaltımızın içinde bu bilinçaltı temasında unuttuğumuz anılar bastırılmış anılar fikirler düşünceler mesela şey gibi de olabilir yani çocuklukta anne babaya aşık oluyoruz ve bunun çok yasak çok günah çok kötü bir şey olduğunu sonuçta öğreniyoruz.
Ve bunu da bastırıyoruz aslında bu da bizim ikili ilişkilerle ilgili aslında çok aslında dedim heyecanlı bir konuya gelince şey oldu çok böyle bunun da hani ikili ilişkilerle yansımasını görüyoruz onu yapmayayım işte o zaman sevmez benim böyle yapmayayım bu böyle olur falan gibi mesela.
Bilince henüz ortaya çıkmaya hazır olmayan temalar bunları da nasıl görüyorum arkadaşlar öyle şeyler oluyor ki gökyüzündeki transit Uranüs ayının karşısından geçecek bu lütfosuna bir imamla açı yapacak mesela bu lütfosu 12 13 derecede akrepte olanlar Uranüs plütonun karşısından geçiyor şu anda. Şeyler bastırılmış korku nedeniyle bastırılmış her türlü duygu düşünce her şeyin takır takır ortaya çıktığı zamanlar yani Uranüs aydınlanma getiren gezegen olduğu için transit Uranüs’ün yaptığı açılar şey yapacak bilince çıkartacak bazı şeyleri.
Bazen tutumalar dolu aylar dolu ay çünkü ışığını tutuyor aynen gölge burcu da alabilirsin bununla ilgili.
Kolektif bilinçaltına geldiğimizde ise bu arada şunu demek isterim 8. evi ailenin 3-4 jenerasyonu bizden geride 3-4 jenerasyonunun bilinçaltı hikayesini okumak için kullanabiliriz o yüzden 8. ev bize kendi bireysel bilinçaltımız çünkü korkular ölümler fobiler ve aynı zamanda bunun aileden miras aldığımız kısmını gösteriyor. Akrep ile alakadar her şey birazcık gölge evet bir tık gölge aynen çünkü akrep kendi karanlığıyla yüzleştirdiği için her zaman insanı. Kolektif bilinçaltı biraz daha 12. ev teması biraz daha işte nebkünyen temalar balık 12. ev burada neler var burada artık sembollerin dili geçerli kolektif bilinçaltında.
Bunu şey gibi düşünün hepimizin bu kolektif bilinçaltına arketip enerjisi ile okuyoruz ve arketip enerjisi çok büyük bir enerji biz sadece çok bilincimizde minik bir kısmına temas edebiliriz. Arketipten kastettiğim şey şu bir anne kavramı dünyanın her yerine 3-5 yukarı bilinen bir kavram bu bir arketip yani anne arketip anne doğurur anne emzirir falan.
Bu arketip annemin nasıl olduğu benim annem işte şöyle bakar böyle davranır şöyle ilgilenir vesaire vesaire anneler böyledir diye benim yaptığım bir genelleme ise bu benim bireysel bilinçaltımdaki karşılıklığı. Ve aslında annemle ilgili yaşadığım kendime göre problematik konularda anne kompleksim. Ne kadar komplekslisin lafı var ya aslında bununla ilgili yani hani kompleks lafı buradan geliyor.
Arketiplerin her zaman çok kutsal bir yanı var çünkü anne aynı zamanda dünya ana toprak ana değil mi? Hep böyle bizden çok daha büyük bir kavramla bağlantılı görüyoruz baba Allah yani bir yanıydı aslında değil mi?
O yüzden çok yüksek duygular yaratan mitolojik hikayelerde geçen temalar bunlar. Örneğin Satün, Satün’ün mitolojisini falan konuşacağız sizinle çok. Satün çocuklarını yiyen bir baba. O yüzden toplum aslında bizleri evlatlarını düzene sokmak için nizama sokmak için güdük bırakır. Ne yapar? Sabah işe gideceksin akşam çıkacaksın şu olacak bu olacak para kazanman lazım, çocuk doğurman lazım,
bilmem ne yapman lazım şu yaşa geldin bunların olması lazım. Toplum, toplumun içinde yaşayanları bireyleri toplumun kurallarına uyması için yer, güdük kılar. O yüzden mesela Satün, Kronos, Zaman, zaman bizi yer. Zamanla biz tabiyiz zamanla aşamayız. Satün de böyle bir temo bizden daha büyük kurallar. O yüzden bütün bu arketipler mitolojik hikayelerde karşımıza çıkar ve kendi babamızda annemizde de bunun karşılığını görürsün. O yüzden güneşler, Satünler babadır. Dördüncü ev babadır. Ay, an nedir? Bütün bunları hep arketipin bizdeki karşılığı olarak görürsün. Ama bütün arketipler ve sembolik değil 12. ev. Sembolik dilden kastettiğim şey de şu, bir bayrağın düşünün ki haberleri izlememişsiniz, sokağa çıkıyorsunuz o gün ve göndere dikilmiş bayrağın yarıya indirildiğini görüyorsunuz. Türk bayrakları her yerde yarıya indirilmiş. Bunun bir anlamı var değil mi? Büyük bir yaz dönemi olmalı. Bu bir sembolik dildir. Yani arketipler böyle sembolik dille çalışır.
Bunun hakkında daha fazla okumak isterseniz Roland Barth okumanızı tavsiye ederim. Ya da Antropolog, Lewis Strauss okuyabilirsiniz mesela. Size de şöyle göstereyim. Barth da Barthes diye yazılıyor. Burada arketiplerle ilgili bir de minik en son şunu söyleyeceğim size.
Anima ve Animus diye iki tane kavramımız var. Bunlar birer arketi aslında. Erkekteki anima, kadındaki animus. Erildeki anima, dişildeki animus diyeceğim. Çünkü her türlü cinsel yönelim için kullanabilirsiniz sonuçta. Anima ve Animus aslında erkeğin animası, kadının animusu. İçinde ideal adlettiği, özlemini duyduğu partner en temelde. Ve o partnerin özellikleri. Ve biz neokorteksi, yani bilinçli tarafımızı ne kadar çalıştırmıyorsak, ne kadar bilinç dışı bir şekilde o %99’la yaşıyorsak, dönüp travmatik alanlarla uğraşmıyorsak, aslında partner seçimlerimizde o kadar çok anima ve animusu aktive edecek enerjinin peşinden gidiyoruz. O yakıcı, alevli aşklar var ya onlar aslında anima ve animusla bağlantılı komplekslerimizi açığa çıkartan enerji. Arketipin hani çok yoğun bir enerjisi vardır ve kontrol edemeyi istemezsem var ya o acayip heyecanlandıran ve insanı görmeden duramıyorum falan. Aslında o arketipin çalışan enerjisi. Bizden daha büyük bir enerji bizi ele geçiriyor. Ve anima ve animusumuzla ilgili çalışmadıysak, anne baba kavramımızla ilgili çalışmadıysak eğer, anne babanın bizi sevdiği, üzdüğü, hayal kırıklığına uğrattığı vs. vs. Neyi yaşattıysa benzerini yaşatacak bir temada bir partnerimiz oluyor. O yüzden partner seçimine bakarken sadece 7. eve bakmamız mümkün değil. Bir yine bütün ilerisaviyedekler, temeli bitirenler bilmiyor.
Senenin sonunda bir daha bakıyoruz. Temel seviye derslerinin sonunda bir daha bakıyoruz partner seçimi ve evlilik potansiyeline. Çünkü sadece 7. ev değil, haytanın bütünü bize nasıl bir partner seçtiğimizi gösteriyor. Ama temelde önce bunu ararız. Özellikle işte 7. evinde ay düğümleri olanlar, kironları olanlar falan, feshmetli. Bir tur animasıyla, animasıyla belasını bulup başına duvarları vurup ondan sonra tekrar dünyaya geri dönüyorlar.
Satürn ve yada aynı burç taysi, aynı evdeyse yine aynı şey diyeceğim. Aynı ev değil, aynı burç olması. Ve hatta yakın dereceli olması bize bir kavuşum gösterecek Zeynep. Eğer kavuşum var ise satürn kristallize eden şey. Annemizle ilgili, duygularımızla ilgili donuklaşan bir durum var. Satürnün olduğu yerde don refleksi var, donmak. O yüzden orada bir dönüp bakmamız gerekecek derinlerine.
İyi misiniz? Çok şanlandım. Nasılsınız? Ay şuradan da Venus’ün oyuncuya gözüküyormuş benim oturduğum yerde. Ay ay artık size de böyle olduk. Arkadaşlar kaydedeceğim ama çok çirkin çıkmışım. Böyle çirkin çirkin izlemişsiniz beni.
Çok güzel görünüyorsunuz. Teşekkür ederim. Tamam sorunuz var mı? Şeye bakabilirsiniz.
Biraz çok gelebilir gerçi ama daha… Eric Berne’nin kitabı içeride. Onu göremedim buralarda. Şu çok net anlatıyor. Rupert’in kitapları, Franz Rupert. Onun kitapları güzel. Ondan sonracıma böyle şeyler. Hocam, bir başka öneriniz olan kitabı okumaya başladım. Siddhartha diye. Çok güzel bir kitap gerçekten. Bitsin istemiyorum. Ben de başta okuyasım var yani. Gerçekten çok tatlı. Çok sevindim.
Tekrar teşekkürler. Ne demek ben teşekkür ederim. Ondan sonra belki gelir ayrıca. Bilemedim. Şeye bakayım. Ben teşekkür ederim. O zaman kapatacağım arkadaşlar yavaştan. Yayını bu kadar şey yapmışken kaydedeceğim. Kaçırdığınız notlar var. Kalırsınız buradan da. Hepinizi öpüyorum. Giremeyenlere de yine iletmiş oluruz bunu.
Görüşmek üzere. İyi akşamlar herkese. Öpüyorum çok güzel. Bu haftaya yarın görüşürüz herkese.
Hoşça kalın.
İlk Yorumu Siz Yapın