Aynur Mısıroğlu – Kadir Mısıroğlu’na İngiliz Ajanlığı İftirası
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-KXQ2sh5LMc.
Hiçbir şekilde öyle bir durum olmadı. Şimdi Almanya’dan oturma almadı. Ben de İngiltere’de oturduğumuz için orada home office’e, yani İngiltere’de İçişleri Bakanlığa, home office’e gitmiştik. Orada polise gidiyoruz. Bir oturma almak istedi. Fakat tabii randevuyla gittiğimiz için gittiğimiz zaman koca bir dosya gördük. Hedef Bey de kendi dosyasını getirmişti. Ondan sonra yani siyasi savunmayı biliyorsunuz 1951 Canavar Anlaşması’na göre siyasi yetişen hakkı vardı. Bunun için araştırma yapacağız dedi. O zaman Kadir Bey şöyle dedi, araştırma yapacaksanız siz, ben size baştan söyleyeyim ki ben hayatım boyunca İngilizler aleyhine yazı yazdım dedi. Yani bunda araştırmanız hal üzere bak. Ama bana eğer oturma vermeyecekseniz günümüz nasıl oldu ben başka imkânlara bakayım. Bir şekilde konuşuyok dedi adamcağız. Hayır dedi polis, biz dedi o hüsne bakmayacağız dedi. Siz dedi İngiltere aleyhine istediğiniz kadar yazabilirsiniz, konuşabilirsiniz. Biz adi bir suç.
Yani siyasetin harcına acı bir suç istemediğinize veya buradaki böyle bir şeye meyal olup olmadığına bakıcın. Bizi o kısım alakadar edemez. Çünkü sizi mahkum eden söz şeyler, suçlar bize suç değildir. Bunun için bunları kabul etmiyoruz dedi. Kadir Bey bırakın herhangi bir şey. Sosyal haklarından dahi yani mümkân şeyin genel konvansiyonu vermiş olduğu sosyal hakları dahi istemeli. Ben maaş ettim kendim kazanıyorum dedi. Peşinden bu haklarından vazgeçti. Yalnız Büyük Yerbakan’dan tanıştık, asla istemedi. Çünkü buraya Türkiye yetki vatandaşlığına geçene kadar olmakla suydu. Yani vatandaşsızlık için verilen vatandaş olmayan bir mavi pasaport olana verilmesini istedi. Hiçbir zaman vatansız oldu ve muhacirlere maaş bağlanıyordu. Onu dahi reddetti istemem dedi. Yani problem olur dedi, istemiyorum dedi maaş. Ben geldim, eğri doğru. Allah’a şükür hepimiz Allah’a. Yani Cenab-ı Allah onu sıkıştırdıktan sonra gene de billiardımı hepimize elhamdülillah veriyor. Onun için hiç bir şekilde istemem dedi. Onun üzerine zaten polis dedi ki bir sürü istemem değil tabii bunlar kaydı alındı. Çıktığı zaman çok üzüntüldü. Ben üzüldüm. Öyle yani o üzüntülü bir çıktı. Dedim ne üzüntü? Bak işte oturacak bir yerimiz var çünkü sıkışmış buradayız. Yok dedi, beni dedi memleketim atıyor dedi aynı suçlardan dedi. İngiltere’ye kendisi aleyhinde konuşacağımı da söyledim dedi.
Öyle dedi ben gideceğimi da yazarım. Gülhas Sultan hakkında ve bütün İngiltere’si hakkında devamı var. Ama İngiltere’den biz iyi muamele gördük. Onu söyleyeyim şu andaki durumunu o kadar bilemiyorum. Fakat örtülü olarak da şu olarak da çok iyi muameleler gördük. Ama o bir mavi pasaport aldı. Biz ona bağlı olarak kaldık ama ben vatandaşlıktan şahsen ben ve çocuklarım atılmadı. Suçlar biliyorsunuz şahsi olduğu için sadece ona ait. Böylece bir oturumu alabildik orada. Almanya’yı ben de hiç istemedim. Çünkü Almanya’da Türkler’e karşı bildiğiniz gibi çok ağır muameleler yediyorlar. Gerçi benim oğlum yeşil gözlü sarışın filan, öyle Türk çocukları gibi değil. Almanların arasında kaybı gidiyordu ama orada kaldık tabi bir millet. Ama yine de istemedim. Hem Almanca bakımla hem de Türkler’e yapılan muamelelerden korkudu. Yani İngiltere’de o zamanlar çok iyi muamele gördük o bakımdan. Otururum yer böyle değil ama.
Hasseten Almanların biraz anlayışsız olduğundan bahseden müsaadeleri var mı? Ateş eden faşizme uygun insanlar yani orada da insanlar vardır ama genel olarak göğüsüz Türkler’e ne kadar iziyet yapıyorlar. Tabii tabii. Yani İngiltere öyle değildir daha adaletli olan bir memlekettir. Öyle İngiliz şehirleri yani Londra tabi kozmopolitiği muhite her çeşitli insan var. Ama Londra’nın harçındaki şehirler çok daha farklıdırlar.
Yani buradan tabi hususen bir daha üstüne basarak söylemek istiyorum ki. Herhangi bir madde hiçbir faydalı. Üstadın herhangi bir bütün genel sözleşmesine göre okul masrafları ya da geldiği ülkedeki standartlar uygun askeri geçimi sağlayacak bir meblağı kanunen vermesi ya da o iltica talebinde bulunanın
böyle uluslararası beynel miler arenada böyle bir hakkı olmasına rağmen Üstad bundan peşinden var geçmiş ve maaşet derdiyle. Evet. Ben dedi o zaman tabi gençtür zindeydi iş yapacak kabiliyetteyim dedi. Kimseden dedi yardım istemiyorum hatta Karzı Hasan teklif edenleri dahi teşekkür etti. Onları da kabul etmedi. Karzı Hasan dayı Sevan elimden gelecek kadar az kazanırım çok kazanırım idare ederim inşallah dedi. Ama tabi bu İngiltere’de pek mümkün olmadı.
Almanya’daki büro daha çok Türkler var. Almanya’da daha fazla Türkler.
Çok fazla olduğu için.