Yusuf Cevahir – Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’nın Kuruluş Serencamı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TSPzSt6QdVc.
İstanbul’a geldikten sonra Kadir abi İstanbul’a 1991’de geldiler. Zaten geldiği andan itibaren de Kadir abiyle hemen beraberdik. Hatta ondan daha öncesi de var. Her ne kadar mesafe olarak o yurt dışındayken, biz buradayken de bazı durumlarda telefonlaşıyorduk da Kadir abiyle. İrtibatımızı kopar mıydı?
İstiklalardan bir tanesi de Fethi Sami Bey’in İstanbul’a bir gelişi vardır. Ahmet Eres’in Fethi Sami Baltalimanlıoğlu’nun. Ve onu havaalanına karşılamamı istemiştir. Onunla beraber olmamı istemiştir. Ve o süreçte de irtibatımızı hiçbir zaman Kadir abimle koparmadık. Geldikten sonra da nerede bir toplantıda tehdit ediliyorsa, özellikle davetli,
yani Kadir abinin ve bizlerin o zaman bir mekanı yoktu, bir ortak toplantıca bir mekan yoktu. Bazen derneklerde olabiliyordu bu. Ben birkaç defa kendisini müsiyata davet etmiştim. Dari Siyasi der. Evet, der ki. Bir de bir dökümcü vardı Şevki Beyli’ye, Haram Ekeresi. Onun mekanında çok defa bulunurduk. Müsyata birkaç defa davet ettim kendisini ve müsiyatı da konuşmaya.
Hala bugün ve Kadir abinin YouTube’daki konuşmaların arasında o müsiyatı konuşması hala vardı orada. Çok canlı bir konuşma. Çok da hararetli bir konuşma. Yani adeta bugün yapılmış bir konuşma gibidir. Bugünü de anlatıyor. Evet. Azerbaycan’la alakalı olan bölüm vardır. Bugünü anlatıyor gibi. Azerbaycan aynen evet. Dolayısıyla Kadir abi dediğin zaman, bir de onun sonunda kendi bir tarifini yapmak istiyorum. Ama onun sonunda yapmak istiyorum.
Üzüntüsü aydınız da. Tabii. Dolayısıyla bir süre sonra Kadir abi dedi ki yok ya dedi biz böyle buraya git buraya git bu iş böyle olmayacak. Biz gel bir şeyler yapalım hay hay dedik. Ve bir vakıf kurma teşebbüsüne başladık. İşte 93 yılının sonlarıydı. 93 yılının 7. ayı filan da biz vakıf senedini hazırlamıştık. Noterden de onun testikini almıştık. Mahkeme safahatı vardı. Mahkeme safahatı sonunda vakfı tersi ilettirdik. Tabii o zaman bu mürk metruk vaziyetteydi. Bunu Kadir abiyle beraber birçok kişi hassasiyeti olan bu konularda birçok kişiyi dolaşarak buranın alınmasıyla alakalı. Daha sonra hiyası ile alakalı çok gayretler oldu. Kadir abinin dikkatimi çeken hadiselerden biri şu. Yani dava şuuru o kadar yüksekti ki ve mücadelesi o kadar derindi ki. Yani isimlerini bahsettim doğru olmayabilir. Bugün bizim kesimin bilinen ön öndeki iş adamları ziyaret ettiğimizde. Beklenti anlamadığı zaman hassasiyetin ne kadar zayıf olduğu asıl meselenin paranın birinci derece dönplana çıktığını gördüğümüzde özellikle.
Para sahibi olduklarını da düşündüğümüzde onların tavırları değişiyor. Davaya olan yakınlıkları, davaya olan katkıları ve para gücü onların. Ben destek olurum ama benden bir şey istemezseniz. Sadece o değil bir de meblağ olarak da, katkı olarak da.
Yani bu günkü manada o büyük tüccarlar, bu büyük manada böyle binlerce lira diyebileceğimiz bir katkıyla bu işi atlatabileceğini düşündüler. Orada ismini vermek istemem birisinin üzerinde verilen çekiş şöyle attığını bilirim. Böyle attığını bilirim. Bu dava senin düşündüğün dava değildi. Hadi gidiyoruz derdi. Evet çeker giderdik. Reddetti yani reddediyor. Her parayı da kabul etmiyor.
Her parayı da kabul etmedi. Her parayı da kabul etmedi. Ona benim de şahitliğim var burada. Yani bu bir yürekle beraber sürdürülmesi gereken bir davayoska şekli olarak ben de buraya bir şey kattım diyene sıcak bakmazdı. Daha sonra Allah rahmet eylesin Şehrin Aziz’in Hazretleri’nde birtakım telkinleri oldu. O süreçte de varım çünkü. Herkesi de bu işle davet edelim.
Bazılarının parası bazılarının dağsız tabiriyle oradan da büyük bir toplantı yapmıştı. Fakat asıl öyle umulduğu gibi olmadı. Onun bereketi olsun dedi. Dolayısıyla Kadir abi İstanbul süreç içerisinde bunu yaptıktan sonra buranın hiya edilmesi, hayata geçirilmesi o süreç tarafında binlerce insan üye olmak istiyor.
Fakat bununla vakfı yürüdülemeyeceğe de çok aşikar olduğu için onu 6 kişiyle bu işin kuruluşunu tescil ettirdik. Onlardan şu anda hayatta kalan bir Veli Kasal var, bir ben varım. Başka da yok zannediyorum o 6 kişiden. Diğerleri hepsi ahirette irtihal etti.
Dolayısıyla belki de hayatımızın en şerefli yatırımına, hakibet adına söylüyor, hakibetimiz adına söylüyor. En şerefli yatırımına da Kadir abiyle ve onun hamlesiyle, fikriyatıyla, onun mücadelesiyle biz de yanında yani Kadir abiye sadece yanında adam görürsün kabiliyle.
Ama Kadir abinin bizlere öğrettiği ve bizlere nasıl olmamız gerekenle alakalı öğrettiği şeyler bugün değeri bakımında nasıl ölçülmez kıymetli olduğunu çok rahat anlayabiliyoruz.
İlk Yorumu Siz Yapın