Bilinçaltı Temizliğini Kim Yapabilir? | Nasıl Yapabilir? |Synergy Kendiyas |
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=nZYuGhwwqFQ.
Son zamanlarda bizim geçmişte evveliyatla sizinle tanışmış olduğunuz hususları da göz önüne getirerek orbinlere de vaat olan birisi olarak son zamanlarda bilimçaltı temizliği diye üzerimden çok zaman geçmeden bir insanla da tanıştım bu hususta alakalı. İsmini de verebilirim, müsaade edilirse eğer. Kendisiyle de görüştüm. Bu bilimçaltı temizliği nasıl oluyor? İnsanların nerelerini ne şekilde temizliyorsunuz diye soru sordum. O da bana şöyle bir cevaplar verdi. Biz bu ilmimizi tasavvuftan aldık. Tasavvuftu. Ben biri başından üç tane iknaz geçti. Ben stolojik ettim. Çok fena bunalımlara girdim. Sonra tasavvufa yöneldim. Tasavvufta derinleştikçe önce kendi bunalımlarımı, kendi travmalarımı buldum. İyileştirdim.
Daha sonra da insanlığa ve insanlara faydalı olabileceğimi düşündüm. Ve bu işi, tabi özel ise insanlığa ve halka açtım. Nasıl yapıyorsunuz? İki melek bey dedi. Bu işin denildiği önemli hususiyeti maneviyat. Yani ben tasavvuftan buraya geldim. Yani ne bir sihirdir, ne bir dokunuştur. Neyefendi’ne söylediğim birtakım farklı yerlerden bilgi almalı.
Böyle değil. Biz insanlarla önce konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Ne dertlerine, ne sıkıntıları varsa. Onlara gözlerini kapatarak, işte onu hatırlayın diyoruz. Hatırlıyorlar, öfke doluyorlar, sıkılıyorlar. Efendime söyleyeyim tam o anda patlamaya geliyorlar. Ve peki bana uygular mısınız dediğimde, öncesinde şunu da söyledim Siparişim.
Biz dediği insanları da ana rahmine kadar geriye götürebiliyoruz. Sizinle bir sohbet de dinlemiştim geriye götürmek mümkündür diye. Geriye ana rahmine kadar götürebiliyoruz. Ana rahminde de yaşadıkları travmalar oluyor. Oradan da başlıyor. Doğumdan, doğumdan sonra ana rahminden başlıyoruz. Temizliğe gidiyoruz. Peki bana uygulayın dedim. Doğrusu ben o şeye giremedim.
Bana uygulanamadı, ya ben giremedim, ya ben… Biraz şöyle söyleyeyim. Tabii sizi kendi cenabından gördüğüm için, bu tarafta daha gönlüm bağlı olduğu için, burası varken orası biraz böyle bende oturmadı. Rabbim kalbim biliyor, hakikaten de öyle oldu. Hatta bir hususta da şöyle düşündüm. Ya ben buraya gitmeden Mustafa Avilaya danışmadım diye. Buraya şimdi de şahittir. Böyle bir şeyim de olmuştu. Ama yine gitmiştim bir görün diye. Gördüm, beni uzaklaştı. Bir gözlerimi kapattı. Göz kemiğime şöyle vurarak dokundu. O travmalarımı hatırlattı. İşte iflas yaşadın, nasıl yaşadın, kime kızdın, çok kızdın. En kötü anın o zaman neydi onu hatırla. Ondan sonra, herkesden hakkını helal et. Bütün insanlara, bütün efendimizin mağrukatlar hakkını helal et.
Allah’ın izniyle bu travmayı bedenimden Rabbimiz ile çıkmasını istiyorum. Bu konuda kafalı olan her ne damar husus organ varsa, kilitlenmişse onu da Allah’ın izniyle açmayı talep ediyorum. diye bana telkinlerde bulundu. İşte doğrusu ben tabii bir kısa süre sonra sıkıldım.
Ve karda der ki, hoca bende bir şey olmuyor, biz biraz sohbet edelim. Kardeşim sohbet edelim. Abi ben şimdi bu hususu sormak istiyorum. Başka bir konuda ben bari mi bildim? Özür dilerim. Bu meyili faydalanan. Faydalanan bari benim kendi kızım çok faydalandı. O gitti, faydalandı. Onu ana rahmine gönderdiler. Ana rahminden itibaren her şeyi hatırladı. Anne senin bende neler çektiğini ben gördüm, şahit oldum.
Çok ağladım o esnada, çok ağladım senin için. Ne zorunlarını ne işbenceler çekmişsin. Onları gördüm. Ondan sonra da kızımdan çok güzel bir huy olmaya başladı. Öyle huyu güzelleşti, bir diklenmesi vardı, böyle bir şey vardı. Bir yumuşak huylu oldu, o dikliği gitti. Efendime söyleyeyim.
Eşimin ayak yangını vardı, hiçbir de kim çare bulamamıştı. O ayak yangını da yine bu tarz bir telkinle, o ayak yangınından da eşin kurtulduğunu söylüyor. İkazda hiç ayaklarım yanmıyor dedi. Onlar da tezahür etti. Ama benim gönlüm bu tarafa, kendisiyle bağlı olduğu için ben işin doğrusu oraya biraz da kendim de istemedim diyebilirim girmeyi.
Çünkü ne olduğunu bilmiyorum, istişare etmedim. Bizimle bir araya gelmemiz hasebiyle bu konuyu açıklıkla sormak istiyorum. Şimdi önce tabi ki biz öncesinde sohbet ettik sende, sonra bunu hani kaydı alalım istedik. Şimdi biz hep tecrübelerimizi anlattık insanlara.
Ama tecrübeleri tabi ki tecrübelerin hepsi yaşıyor ve bununla ilgili de analiz yapıyor olmak lazım ve çalışmak lazım üzerine. Bunu da yaparken kapalı olmamak lazım. Hani bir şeyi direkt olmaz demeden önce ne olduğunu anlamak gerekiyor. Biz zaten hep bu şekilde yaptık. Yani bir insan herhangi bir şeyi inkar etmeye kalkıyorsa veya olmaz diyorsa veya olur diyorsa neden olur, neden olmaz.
Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim. Geçmişteki düşünürler, bizim birçok sözlerimizi insanlar hali anlatıyor. Tekranlığı var. Bu düşünürler bunu düşündü. Şimdi düşünürler diyorum ama bir taraftan da alimlerimiz var.
Alimlerimizin söyledikleri de yaşadığı manevi haller veya dünyada yaşadıklarıyla birlikte çıkan sözler onlar. Tecrübelerinin karşılığı olan sözler ve bakıyorsun ki bizlere olduğu gibi anlatıyor. Yani günler ve zaman dönmüş olsa da problemleri çözünler hemen hemen aynı.
Şimdi önce bir şeyi reddetmeden anlamaya çalışmak lazım. Bir taraftan manevi hal ilmiyle bizler gayret ediyoruz ve yaşadıklarımızı insanlara, tecrübelerimizi anlatıyoruz. Hani bu böyledir, bu kesin budur, hüküm budur gibi biz bu şekilde konuşmayız konuşmadık da. Ama yaşadıklarımızı insanlara aktarıyoruz.
Onlar da bunu eğer ki üzerlerine çalışır ve gayret ederlerse anlamaya çalışırlarsa hani bir fanatik gibi direk direk etmezlerse veya fanatik gibi kabul etmezler, düşünürlerse anlayacaklar. Çünkü Rabb’in kullarına merhamet üzeri gayret edenin gayretini boşa çıkartmıyor. Şeytanın gayretini boşa çıkartmıyor ki kendisine iman etmiş kullarını hiç boşa çıkartmaz.
Şimdi bilim çatıyla ilgili bahsedildiğinde bahsettikleri herifinize hemen hemen bahsettiğimiz kadarıyla hepsi kar ilminde zaten kullanılıyor. Yani siz bunun içeriğini anlattığınızda işte tövbe etmek, pişman olmak, işte kul haklarınızı helal edin, merhamet edin. Merhamet etmeyene merhamet olunmaz ki Efendimiz Aleyhisselam’ın hadisi şerifi.
Burada da bakıyorsa ki insanları affedin diye söylüyor. Yani kelimeleri, kalıpları aynı, kelimeler yer değiştirir. Ve bunu merhamet üzeri Efendimiz Aleyhisselam’ın hadisi şerifiyle değil de normal yapması gerekeni yani almış, aldığını mühendiliğine allatıyor. Bu da ne oluyor, ne fark ediyor?
Bakın alnı, niç, altı, temizliğinde bizim şu ana kadar yaşadığımız maalesef hocalarımızın bize anlattığı ve bizim de okuduklarımızla da anlamaya çalıştığımızda burada çakışa çelişen hiçbir şey yok. Evet. Bakın anlatılanlar çakışıyor ve çelişmiyor. Ama anlatan kişi ateist olabilir. Veyahut da ehl-i kitap bir Hristiyan Yahudi olabilir. Veyahut da Müslüman’ın derdi dinini çok iyi yaşamıyor olabilir. Ama işi ehline verilmesi gerektiğini yine Efendimiz Aleyhisselam iletmiştir. O Kabe’nin anahtarını bilen biliyorsunuz ehline vermiştir ki o zaman onlar Müslüman değildi. İşi ehline verir. Şimdi bu anlattıklarına göre bu kardeşimizin anlattıkları da veya abimiz yaş kuşağı da bilemiyorum. Anlattıkları doğru. Kelime olarak hani hadisi şerifler üzerine ve aletler üzerine bahsettiğinde karşıdaki kişi eğer Müslümanlık ile bir alakası yok ise eğer bunu kabul etmeyebilir. Ama aynı şeyi. Ayet ve hadisleri kullanmadan ama ayet ve hadisleri yani Rabbimiz ne demiş Efendimiz Aleyhisselam ne demiş. Bunu cümle olarak kullanıldığında insanlar buna karşı çıkmıyor. Ve anlatılanlara bakıldığında insanın önce kendisini affediyor olması gerekiyor.
Anlattıklarına baktığında önce kişi kendini affetsin affetmeyle de birlikte tüm kulları affetsin. Kul derken her alem ve her canlı da bunun işin içine giriyor. Yani iyi hayvan saldırdı sonuçta o da kuldur. Çocukluğunda yaşadığıdır beyni de o hafızasında kalmıştır. Ve onun karşılığı şu anda farkında olmadan rahatsızlık olarak geçmiş olabiliyor.
Dolayısıyla tüm kullarını da affettiğinde affedildiğinde iki nokta var. Bir bizi yaradan Rabbimizin dolayısıyla Peygamberimizin hakkı. İki kul hakkı.
Şimdi kul haklarını affederek çözdüğünde gerçekten affetmek affa sahip olmayla eş değerli. Yani insanlar başka kulların yaptığı hataları ayaklarının altına merdiven yaparak cennete gideceklerini zannediyorlar. Başkalarının hatasıyla gidilir mi hiç?
Birilerini cehenneme iterken merhamet etmezken merhamet olulacağını mı zannettin? Bunu söyleyen bilinçaltıyla ilgili söylenen abimiz çok doğru söylemiş. Allah razı olsun bu kadar emek harcamış, çalışmış gayret etmiş. Zaten anlattığım kadarıyla yaşadıklarının üzerine çözünmemiş. Bizdeki bu haylerde yaşadığımız ağır travmatik konular ağır sıkıntıların üzerine bunlar geldi. Yani bir çok farklı imtihanlara tahliye tutulduk, bir çok farklı hatalar yaptık ama hep Rabbinden yardım istedik. Anlamayı, hayatımızda uygulamayı ve anlatmayı nasibiyeli Allah’ım diye dua ettik. Böyle dedikçe hep açıldı. Bu o kardeşimiz abimiz de söyledikleri hal ilminin içinde veya bütün bunların hepsinin çatısı ve gün ilmi daha da önemlisi.
Efendimiz aleyhisselamın daha da önemlisi Rabbimizin emirlerinin içinde parantezler, kisikler. Kulları affetmek, insanları affetmek o kadar çok kıymetli bir şey ki affetmek, vermek herkesin haddine değil. Ama veren de Rabbinin rızasını kazanabilir.
Kulları affettikçe Rabbimizlerden razı oluyor. Oysa ki diğer yaptıklarımız ibadetler kendimize ama burada affederek vererek veren el üstü mü ya burada da veriyorsun. Dolayısıyla affetmeyi ama önce kendini affedeceksin. Yani bir suç varken işte şeytana uydum, nefsime uydum, ona uydum, buna uydum değil.
Uydum dediğin zaman ya ben temizim ama hadi ben buna uydum yoksa ben bu hatayı yapacak işi değil demeye getiriyorsun. O zaman pişmanlığını tam yaşayamayabilirsin. Her ne kadar yaşadığını iddia etsem de yaşayamazsın. Ancak şeytan da bir sebeptir, nefs de bir sebeptir, kişiler kullar da bir sebeptir. Çünkü Rabbim verirken de kulları alırken de kullarını kullanıyor.
Ben suçluyum dediğin an kendini suçladığında bu defa kimseye kabahat bulunuyor ve gerçekten tövbe etmeyi kapıları açılıyor. Şimdi öncelikle kendini affederek başlamak gerekiyor. Ve kendini affettiğinde, hayatını geriye doğru düşündüğünde, salgığında,
hatırlayabildiklerini alt beyin, ruhun beyni, üst beyin, bedenin beyni birlikte bunları hatırlamaya başladığında affederek. Çünkü alt beyin üstte hatırlatacak, üst beyin alt beyni birlikte sehkromize hareket etmeye başlayacak. Ve bir defa bunları hatırlamaya, yani bu sefer halinde bildiğinde hatırlanarak gelir, gelen konularla ilgili. Hani şöyle düşün, hayatından bu yıla kadar 100 tane dosyalar, hacı dosyası diyelim. Başlıyorsun en alttan ya da en üstten, tek tek açarak okuyorsun ve affediyorsun, imzalıyorsun, koyuyorsun. Bazı geçen kez dosyaları bitiriyorsun. Bitirdiğinde bu dosyalar senin bedeninden çıkıyor.
Yükleri çıkıyor. Hani manevi yükler vardır, insanın vicdan rahatsızlığı vardır. Vicdanımızın pek de ruhumuzun rahatsızlığıdır. Kişiler beden olarak iyi ama ruhum sıkılıyor diyor. Ya ruhumu vücudunda yaşayacak yer bırakmamışsın, başka şeyleri yüklemişsin.
Dolayısıyla affederek geliyor olması kesinlikle ruhun tedavisi için ve ruh tedavi olunca da bedenin tedavisi için çok önemli. Bu kesinlikle bilinçaltı veya hükmüozda diyebilir doktorlar, psikologlar, psikiyatristler, enrelenciler vs. bu bilinçaltı temiz değil. Kesinlikle ve kesinlikle bizim anlayabildiğimiz ve bağlar söylediğimiz kesinlikle çok faydalı. Bunu telkin eden kişi, hatırlatan kişinin dini seni ilgilendirmiyor. Söylediğinde sana Allah’ın Tevriye’yi inkar ediyor, hayır. Sana bir inancı mı aşılıyor, hayır. Veyahut da İslam’ı mı aşılıyor, hayır. Kullandıkları kelimelerde bir insana affet, kendini affet, geriye git, buradan birlikte kulları affederek gelelim demesi maneviyat da zaten bunu söylüyor. Ama maneviyat kelimesini kullandığında İslam’a karşı olan kişiler kendi zor gelebilir.
Veyahut da üzerinde birtakım negatif enerji veya elementer enerjiyle göre biz Müslümanlara göre de bu sağlıklar varsa bunlar onu sıkıştırabilir. Ama bunları hiç söylemeden affederek gelindiğinde çok doğru bir tekniktir ve kesinlikle %100 yeşil eder.
Bu affettikten sonra ne oluyor? İşte bunu manayla birleştirebiliriz. Şimdi bunu telkin edeyim de herhangi bir doktor, uzman veya vahut da bir arkadaşımız. Biz bunu eğer inanarak yaptığımızda üzerimizden birçok yüklerden kurtuluruz. Ve buna devam ettiğimizde de kesinlikle ve kesinlikle çok iyi gelir. Hem ruha hem bedene hem yaşantımıza çok iyi gelir. Ve orada kapalı olan kapıların açılıyor olması demesi de bu duadır. İslam’a göre Rabbimizin evriyle göre isteğine göre duadır ve taleptir yaratanların. Yok eğer enerji ve buda ve o taraflara hani uydurulmuş dinlere inanıyorsa bile burada bile evreni olarak bahsediyorsa bile yine buradaki tarafı Rabbim kuluna merhametlidir. Onların da rızkını veriyor. Yani herhangi bir başka bir şeye tavsa dahi Rabbim ona sağlık, silah, organları çalışıyor, nidesi çalışıyor, gözleri çalışıyor, rızkı veriyor. Yani hiç ne yapıyor? Şimdi inanmayana vermiyorum demiyor ki
o orada yine inandığına dua ettiğinde Rabbim giderse çünkü bak kulları affettiğin için. Şimdi bakın burada evrene bile oğlum da pozitif düşünce bile gönderse diğer kulları affetmesi hasabıyla Rabbimiz kabul edense onun üzerindeki dosyaları kapatıp
o kişinin rahatlanmasına müsaade edebilir. Çünkü kefaret olarak çektiği sıkıntılardan vazgeçip haksızlıklarını affediyor. Affettikleri kulları Rabbim cezalandırmak çünkü adi sıfatıyla adaleti sağlayarak onları cezalandıracak. Ama hak sahibi affettiği için Rabbim de affediyor bunu, Rabbim merhamet üzeri.
İnanmayana da merhamet üzeri. Dolayısıyla bu söylenen ağrımızdan Allah razı olsun. Rabbim onun ilmini artırsın. Yani her ilminde de bahsedilenin öyle güzel anlatmış bir şey. Bunu kişi ilmandadır, uygular başka ama bunu söyleyen başkaları da olsa bu teknik doğru bir tekniktir. Çünkü burada bize anlatılarının kopyasını gördük. Bilinçaltı temizliği olarak. Peki devam edelim birazdan çünkü insanların kapılarına sorular olabilir. Peki kişi evrene dua etti, evrene gönderdi yani bu Rabbini inkar etmiş bir şey. Evrenin de sahibi Allah-u Teala her şeyin sahibi.
Ama buradaki sebep başkalarını affettiği için merhamet etmeyene merhamet olunmaz dedi ya Efendimiz Aleyhisselam. Yani bakın iman etmiş olarak bahsetmiyorum. Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. Merhamet edilir demek ki merhamet olunur. Ama nereye kadar? İşte tam o kadar bunu sormak lazım. Kul haklarını merhamet ettiyse Rabbim oğlu kul haklarından merhamet eder.
Peki merhamet edince ne galdikleri elementler bize göre musallat olanlar? Bu sefer ruhsatları düştüğü an kişi yine dua etmeye çalıştığında hele imanlı kişilerse bir de veya hatta Ehli Kitap, Hristiyan ve Yahudi hani onlar da Allah-u Teala’ya inanıyor ama hak olan şu andaki anayasa İslam’dır.
Ama yine de Allah-u Teala’ya inanıyor. Hani biri olduğunu kabul edenlerden bahsediyorum. Bu defa onların işlemleri daha farklıdır. Çünkü kulları affettiğinde Rabbimin birliğini kabul ediyor ama Rabbimin kendi hakkı da var. Bak şimdi oraya geliyorsun. Kendi hakkı nedir? İmanın şartı ve İslam’ın şartı. Bunları eğer kabul etmezse Rabbim de Rabbimin hakkının hesabını yine verecek. İmansız olduğu için yine cehenneme gider direkt. Kabir hayatına zaten direktmen başlıyor.
Yani bununla bu aynı değil. Bunu karıştırmıyor. Bu çok önemli. Bu da kullara merhamet ettiği için, kulları merhamet ettiği için yine kullara onun verdiği haklara affedilmesine sebep olur. Teşkil eder. Affedilen affedilir. Ama kul hakkını affetti. Kul hakları affolundu. Ama burada Rabbimin emirleri var.
Rabbimi tanıyacaksın, bileceksin peygamberlerin kitaplarını yani imanın şartlarını ve İslam’ın şartlarını kabul edeceksin. Yani hakkın kul haklarıyla ilgili biri en azından kendini temizlediğinde bu defa cehenneme dediyse birçok haklarına ödediği için ona göre muamele görecek. Rabbimin her yeri, her köşesi aynı derecede değil farklı farklı yerleri var. Günaha göre yani bir Müslüman en üstedir cehennemin ama Sibiriyyuyla uğraşmış, daha da yaptıran da Ataistlerden daha da en haklıdır. Onun altında Hristiyanlar vardır cehennemde. Yahudiler böyle devam eder. Ancak cehennemde bir rızıkta ya orada da yaşanılır. Orada da azatlar vardır. Fakat kul haklarıyla birlikte komple bütün haklarla bir sıkıntı görmek var. Ama bir de burada kullara merhamet ettiği için aslında kendi sıkıntısından dolayı merhamet ediyor. Kendini kurtarmak için ama yine de o hastalık ona kefaret oluyor. Ama bunu nasıl edebiliyor? Nasıl edebiliyor? Af ederek karşılığını alacağım dediğinde bu defa bu hastalığı zaten burada çekiyor. Kabir hayatında çekecek. Devam gittiği yerde yine çekecek. Cehennem çukuruşsa eğer imansız gitmişse yine orada çekecek. Oradan cehenneme gidiyor yine çekecek. Ama buradaki yükünü afkületiyor.
İnanılmaz bir insanların neden ve ruh sağlığı için inanılmaz bir hizmet. Rabb’ın kabul etmesini inşallah sayılarını artırsın. Bismillahirrahmanirrahim. Doğru anlamayı nasip edesin ya Rabb’ım. Çünkü neden? Burada eğer ama ve acaba’lara geldiğimizde bak bu aradaki çok ince bir çizgi var.
Bunu anlamamız lazım. Kul hakları ayrı. Rabb’inin hakları ayrı. Efendimiz aleyhisselam’ın hakkı ayrı. Efendimiz aleyhisselam Rabb’imizin emirlerini ettiği için bir arada olarak düşündüğünde bir de diğer kulların hakları var.
Bunları affettiğinde onlarla bir karşı kefaret edilmiş oluyorsun. Kimde kent? Affetti. Çok büyük bir sıkıntıyı affetti. Ancak onu affetmeden gitmiş olsaydı o kişinin yaptığı sıkıntı verdiği sıkıntı 100 altın karşılığı olsa paraya dönüştürelim.
Onun arkasında konuşmaları, gündekleri, küfürleri, benzeyi, suçlamaların ömellikle hesaba oturduğunda belki 100 alacak ama 500.000 geri verecek olabilir. Şimdi sıkıntı gördüğünüzde arkasında devlet, dedikodu, iftirab ve bunları yapmamamız lazım ve suçlamamamız lazım. Bunu suçlama diyebilsen eğer o zaman hakkınla ilgili mahkumu gördüğünde bir değeri var. Ama sen zarar gördün bir kuruş ama söylediklerinle karşı tarafa daha fazla karşılık verelim ve sen borçlu da çırabilirsin. E onun yaptığı karşılıksız mı kalsın? Onun yaptığı karşılıksız kalmayacak mutlaka ama sen ona daha fazla yaptığını yapmadığını bilmiyorsun ki.
Ancak her halükarda da sen affedilmek için dua ediyorsa tecrübisini burada göstermek lazım. Nasıl ki imanın karşılığında tecrübisi burada ibadetler, dualar yaşandığımızı ona göre uygulamaksa delilidir, delillendiriyorsun.
Burada da bunu delillendiriyorsun. Yani bilinç altı temizliği affederek geldiğinde bedendeki yükler iniyor ama bunu yaktı.
Devam etmezlerse nefis ve şeytan bunu hatırlatır. Ya ben affettim ama affedilmez ki yani affettim derken öyle bir kimliği söylüyorlar hani dilden yine affettim diyor, kalpten inkar ettiği için. Oradan da fayda göremezler.
Bunu uzun süre yani 10 yıl 20 yıl sonra bile bu konu aklına gelse ya ben onu affettim diye söyleyecek. Çünkü karşı taraf da vazgeçmiyor. Ama ne kadar teslim olarak yapan varsa bilinç altı temizliği ile ciddi şekilde temizliği olur.
Çünkü affedildiğinde dosyaların beyninden hatıralardan silinmeyebilir ama beynindeki harf iskiden hafıza kartlarından silini boşaltılır. Yani dosyaların adı kalıp içeriği gider. Ya yükü hafifler. Onun için kesinlikle bilinç altı temizliği hal ilminde farklı adlandırılır ama içeriği aynı. İşte doktorlarda, piltrozeye biriler, psikiyatrik, psikologlarda veya enerjicilerde de farklı adlandırılabilir. Her ne kadar farklı adlandırılsa da aynı şeyi anlatıyor. Çünkü Rabbim yaratmış imansız birisi baktığında kendi inancına göre isimlendiriyor. Herkes kendi inandığına göre aynı şeyi isimlendiriyor.
Buna çok dikkat edin. Aynı şeyi hani enerjiler vesaire diyorlar ya sabah kalkın pozitif düşünün, olumlu düşünün, spor yapın vesaire. Bu nedir? Rabbimiz de bize sabah günün uileşti olmadan kalkın demiş.
Çünkü sabahki oksijen çok farklı. Sabah kalktığında insanın vücudundaki enerji noktaları yani avroda diyorlar ama bize göre manevi kalkanlar oluşuyor. Hani yumurtanın üzerindeki zar gibi zar oluşuyor. Kalktığın besmeleriyle kalktığın zaman bir düğün çözülüyor, abdest aldığında iki düğün çözülüyor, üzerine ibadet yaptığın namaz kıldığın zaman bunlar çözülüyor ve müthiş rahatlıyor.
Pozitif hale gidiyorsun diğer gün düğününde. Eee bu mu Rabbim yaratmış? Enerjiciler de bunu cübünü değiştiremez. Bunu da insanlara fayda ne olur? Anlatması lazım, kendi tarafına çekilmesi lazım. Rabbim’i yarattığı bu hakikati kendilerine göre anlattırmışlar. Erken kalkacaksın diyor, spor yapacaksın.
E burada da Rabbim diyor ki namaz kıldın. Bütün hareketler namaz hareketlerinden çekilir zaten. Şimdi bakın aynı şeyi farklı dille anlatıyorlar. Rabbim’in bütün hükmü emirlerini almışlar. İslam’ın içinde değil başka dinlerin içine aynı şeyleri koymuşlar. Yani bunları bir iman ederek yapmak var, bir de imansız yapmak var. Modalinizi haline sokmak. Gidiyorlar kendilerine göre bir duyuyorlar çünkü niye? Hakikati değiştiremiyorlar. Şimdi bunları da bildiğinde evet bilinçaltı, gerçekler işe yarar. İnsanlara psikiyatrisler, psikologlar konuştuklarında da insanları aynı şeyi yapıyor zaten. Bir de kızdığın zaman sililenin diyor, al diyor eline yastık, bundan acısını çıkar.
Orada karşılık vermiş oluyor. Hani bir çeşit de alma verme diyorlar ya. Halbuki bu hizmeti sunanlar için de diyorlar para alanlar var diyor biz alma verme yapıyoruz hak karşılığı olarak. E siz diyorlar niye işimizi gücümüzü yapıp da paramızı da bu yola zamanımızı da harcıyorsunuz? Ya biz de diyoruz alma verme yapıyoruz. Biz Rabbime veriyoruz.
Ama olur mu ya? Sizin ilgilenmeyi nasıl vereceksiniz? Yani böyle bir tanemimiz yok ki.
Biz de Allah’ın dostları hep öğretmenler ya namazdan sonra kendisi muhasebe edip biz kimiz nereden geldik nereye gidiyoruz. Öyle mi? Bu konuda ilk muhasebe etmek. Otursunca icat edip Allah’la konuş. En büyük rahatlık, en iyi şahıltı tercih ediyoruz. Ama öteyse diyoruz mesela bazı gelen kişiler diyoruz ki abi bir dakika Allah aşkına namaz kıl. Ben bir hayatım hocam namaz kılalım diyor. Niye kılayım diyor. Ben yoga’ya gidiyorum diyor.
Yok o zaman bir saattir kendimi enerjimle tutuyorum. Hem yoga gidiyor para veriyor. Cenabı Allah’ın izniyle para veriyor. Otursak yok şimdi nihayetinde benim sonunda belli bir zaman sonra yogadan rahatlıyorum ve tekrar bu gelin kapısına gelip namazda rahatlanıyorum. Allah’a razı olsun. Şiranda isimlerimi okusamıyorum. Gerçek rahatlığım İslam’da, imanda ve takvada.
İşte burada özür dilerim. İşte buradan sonra aslında şey geliyor. Şimdi buraya kadar anlayabildiğimizi anlattık. Mutlaka ki daha iyi bilenler var. Onlar da inşallah anlatsın. Biz onları da dinleyeceğiz. Daha iyi bilenler anlanmadığı için bizimki bizlere fırsat kalıyor. Şimdi buradaki hal ilmiyle yani bir manevi bakışlar şöyle. Kişiler tövbe ettiğinde üzerine musavat olanlar ruhsatsız hali geliyor.
Şimdi ruhsatlı ya da ruhsatsız ne demek demediğinde hani buradaki dosyalar var ya işlediklerim var ya affettim affettim. Bunlarla ilgili dosyalar da olduğu için kişi okusa da ibadet deyse namaz da kılsa yani şeytan camiye de gelebilir, Kabeye de gidebilir.
Tövbe ise Müslüman olacak, iman etmiş olacak. Onlara da iman farz, onlara da Hz. Kur’an indi. Dolayısıyla kişi namaz da kılsa üzerindekiler varsa eğer namaz kılmasından dolayı gerçekten tam böyle namaz kılarsa bu namazın okuduğu ayetlerin nuruyla çünkü okunan ayetlerin görevler hemen gelir.
Üzerindekiler bir kenara çekilebilir. Ama eğer tam böyle ruhsatlıysa içinde de yaşar, etrafında doludur ve gitmezdi. Ama ayetlerine okunan görevler de ona dokunmaz. Çünkü o ruhsatlıdır. Biz burayı karıştırıyoruz. İşte kişi eğer rahatsızlıkları kul haklarından dolayıysa işte o zaman bunlar çözüldüğünde kişi dua ettiğinde, ratimden talep ettiğinde, namaz kıldığında sadaka verdiğinde ruhsatsız hale geldiler. Çünkü merhamet etti ya, bilinçaltı temizliği yaptığı da affederek geldi ya işte o zaman okuduğun an onlarıydı demek hiçbir teknik yardım almasına gerek yok. Çünkü rapimden alıyor teknik yardımı. Ancak eğer bunu tam yapamadıysa kalanlar varsa işte onlar yine ufaktan rahatsız eder. Bu bilinçaltı temizliği yapanların bu özelliği olmadığı için onları algılayamayabilir.
Algılayanlar hani kişi buraya gitti ama düzelmediyse bunu size anlatan, Rabbimizin suçu değil veya bu anlattığı değil bunu uygulayan kişininidir. Gerçekten affetmediyse üzerindeki ruhsatlı kaldıysa bu defa gitmediği için mutlaka rahatlanılır, umur ama istediği seviyeye gelmemiş olur.
Bu birincisi. İkincisi de Efendimiz aleyhisselamı ve Rabbimizin hakları var üzerimizde. Hani diyoruz ya, Rabbim benden razı ol, beni affet, Rabbim benden razı ol, razı ol. Hiç dedim mi, Ya Rabb ben senden razıyım, sen de benden razı ol. Yani sevdiğin insana gidip beni seviyor musun diye sormazsın. Ben seni seviyorum, sen de beni seviyor musun diye sorarsın.
Efendimiz aleyhisselam da da, Peygamberim, efendim ben sana fabiyim, ben senden razıyım, sen de benden razı ol. Bilebiliyor musun? Bakın bu samimiyet. Toparlayı başa veririm. Yani Rabbimizin de hakları var. Şirke girdiyse farklı konular olduysa bunlardan dolayı olan bilinçaltı temizliği yaptığı zaman bile gitmez.
Buradaki hak Rabbimin bir. Rabbimin emirlerinin de bilinçaltında eğer şu andaki Rabbim tek biridir, kabul ettim, iman ettim şu andaki Peygamberine ve kitabını kabul ettim.
Öncelikle ben de pişmanım diyerek de hareket ettiyse onlar da düşer. Ama bunu bir kere değil, devamlı yapmak lazım. Çünkü karşı taraftaki imanımızın düşmanı şeytan da bu sefer kaybettiği için daha fazla saldıracak. O zaman sen daha fazla bunu tekrarlayarak samimiyetle devam etmen lazım. Hani bilinçaltına döndüğünüzde bilinçaltı gerçekten çok faydalıdır. Zaten manada da bunlar kullanılır ama farklı isimlendirilir.
Enerjide de bunlar kullanılır, farklı isimlendirilir. Psikiyatrik, psikolog, doktorlar da bunu kullanılır. Farklı isimlendirir ama aynıdır. Ama bunun içeriğini yani kişi bunları yaptığında kişinin üzerindeki manevi halini bize göre enerjilere göre avrosunu gördüğünde
çünkü yedi katman vardır üzerimizde. Her bir tanesi araları bu kadar açık da olabilir. Her ihtimalimizin arası bir netul olabilir. Bütün hepsi sıfır noktasına gelmiş olabilir. Bu bizim inancımız, itikadımızla alakalıdır. Ona göre bunlar. Yani etrafımızda öyle bir nur ve ışık olur ki bu itikat da olur. Ama bunun bir kısmı insanları affetmeyle olur.
Bir kısmı, geri kalan kısmı Efendimiz aleyhissalâmu aleyhi ve sellem ve geri kalan da Allah-u Teala’yla. Ama Allah-u Teala tüm zerrelerde vardır aslında.
Ancak bizler konuyu doğuramarsa kendi ön yargılı davranıp da tek bir noktaya baktığımızda bir tarafı düşünüyoruz, geri kalanı reddediyoruz. Yani bu insanlar bu kadar birlik çaltı ve bunları söylemiyor ise ya bunun altında bir hakikat nedir diye anlamaya çalışıyorlar.
Bir hakikat suçlu olan, bir hakikat suçlu olan, bir netul olmaz bu olmaz. Niye olmaz? Veya hatta bunun ne olduğunu biliyor musun ki inkar edemiyorsun değil mi? Halbuki farklı konulara söylediğiyle Rabbim’i söylediklerini, Rabbim’i söylediklerini farklı söylenenlerle birleştirmiş anlamaya çalışsan çözeceksin.
Yani Rabbimin emirleri ne söylediği, tecellisini anladığında insanların üzerine nasıl etki etmeye çalıştığını, üzerine kafa yorgunluğunda anlamaya çalıştığında zaten konu çözülecek.
Bilişaltı temizliği ve üzerine tamara tüm hastalıklara yeterli değil ama çok ciddi fark ediyor, faaliyet ediyor. Bunu bir de imanla birleştirildiğine yani Rabbimizin haklarıyla da birleştirildiğinde çok ciddi temizlik olur.
Peki bu nasıl olur? Rabbimin emrettiği ibadetler ve burada sadaka, sadaka çok önemli burada. Musibetleri yakıyor diyor Rabbim yani onu yakar karşılık kefare. Bu param yok. Borç tutabilirsin. Yani Rabbim sana bakın temel şu, şimdi sadaka demir demir, sana direk parayı düşürüyor. Hayır Rabbim sana ne verdiyse ondan vereceksin Allah rızası için. Yani gülümsene verdiyse gülümsüyeceksin, selam vereceksin, hayvanlara ilgileneceksin, yoldan taşı kaldıracaksın. Sadaqanın çeşitliliği çoktur. Bütün alemde Rabbimin sadaka ile puşattığı her taraf.
Çünkü her şeyin sadaka olabilir. Onun için sadakayı sadece parasal değil ama sana da parayı verdiyse eğer verdiğine göre vereceksin. Yani on lirası olanın beş lira vermesiyle yüz milyon lirası olanın bin lira vermesi aynı değil.
Birisi yarı parasını veriyor, birisi milyonla birini bile vermiyor. Aynı değil. Verdiğine göre karşılık vereceksin. Ha vermedi, borç tut. Bu da aynı şey yani Rabbim verecek bir şey yok.
Allah dostlarından sadaka veremiyor. Çok fakir. Sana da o sevgisiyle şu an için hatırlayamadım. Hakkınızı neyle dedin? Verecek bir şey bulamıyor, bulamıyor. Gece dua ediyor. Ya Rabbim ben sadaka verecek hiçbir şey bulamadım. Yani çünkü bir tane oda, bir tane üzerinde eltahrisi var, hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok. Bol bol. Bulamadım. Düşünüyor düşünüyor ne yapayım.
Ya Rabbim diyor insanların bana kul hakkı borcuları. Vedâi diyor namusunu bile baktınarsa, laf söyledi nese bu da dahil hepsini diyor sadaka olarak diyor veriyorum diyor. Efendimize aleyhisselam sadaka veren kimse ayağa kalksın diye söylüyor. Hani bu kıstayı eğer okunarsa bulurlarsa bunu anlayacaklar demek istediğinizde bununla birleştirilsinler.
Dolayısıyla bilinçaltı temizliğiyle bir de Rabbimin emirleriyle birlikte hareket edildiğinde en güzel temizlik oluyor. Bizler incelik araştırmadan, anlamaya çalışmadan, suçlamadan Allah’ın zâzi için bir dinleyelim anlamaya çalışalım.
Yani Rabbim ile istihare kullarıyla da istişare edelim.
İlk Yorumu Siz Yapın