"Enter"a basıp içeriğe geçin

Astrolojide Yunan Mitolojisi Ve Tanrıların Geçmişi/Astroloji Eğitimi | Astroloji Gurusu Duygu Demir

Astrolojide Yunan Mitolojisi Ve Tanrıların Geçmişi/Astroloji Eğitimi | Astroloji Gurusu Duygu Demir

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=mK9GGbseb4A.

Bugün astroloji öğrencileri için mitolojiden bahsedeceğiz. Bir, bir buçuk saat kadar. O yüzden böyle biraz hızlıca, derli toplu bir çalışma olacak. Yunan mitolojisinden bahsedeceğiz. Sonradan izleyenler için bu girizgiyi yapmış olayım her zamanki gibi. Herkese merhabalar. Ben Holistik Astroloğunuz Duygu Demir. 7 Eylül haftası haftalık burçuyorum. Geri döndüm. Geri döndüm.
Herkese merhabalar. Ben Holistik Astroloğunuz Duygu Demir. Şimdi kendi öğrencilerimle olan sınıfı da açayım izninizle. Bu sefer önce sizi açayım, bu tarafı ayarlayayım istedim. Sanıyorum her şey ok. Görülüyor. Öğürlükte olarak bakacağım yine. Bilgisayar tarafına bakacağım. Merhabalar. Herkese merhabalar. Nasılsınız? Sesim açık mı? Açık. Aynen. Herkese merhabalar sevgili arkadaşlar. Nasılsınız? Her şey yolunda mı? Merhabalar. Merhabalar. Merhabalar. Merhaba Ececim. Merhaba babacığım. Merhaba herkese. Merhabalar. Nasılsınız? İyi misiniz? Yine 1-1,5 saat kadar beraberiz. Siz de iyi görüyorsunuz değil mi? Biraz karanlık gözüküyorum sizin tarafta ama sanıyorum ki fena değil. Yine bir sunum açmayacağım ama size yine kitap önerilerinde bulunacağım.
Ve aynı zamanda şeyden de bahsedeceğim. Neydi onun adı? Birkaç şey için mitolojik karakterde tablolardan da bahsedeceğim. Çünkü aslında sanat tarihiyle belli oranda Yunan mitolojisinin eserliği, yani Yunan mitolojisinde dair yapılan sanat eserleri aslında birçoğuyla ilgili açıklayıcı oluyor. O yüzden onlarla da ilgili birkaç tane örnek vereceğim.
Ondan sonra can yayını açtım kaydederim yine o yüzden kaçıranlarınız var biliyorum ki ses kaydı falan almanıza gerek yok ya da isterseniz alın kendi kullanınız için tabi ki de. Ondan sonra bunun kaydını göndermeyeceğiz. Böyle galiba başlangıçta başka söyleyeceğim bir şey var ya yine sorularınızı sorabilirsiniz arkadaşlar. Yunan mitolojisi dair lıklı olarak konuşacağız. Yani daha geçmişe dönüp Sümer, Babil’den bahsetmeyeceğim ama Sümer ve Babil ile ilgili de kaynak önerisinde bulunacağım yine size.
Çünkü şey, selam Fatmacım. Çünkü aslında astroljiyi daha horoskop versiyonuna hatırlarsanız, astroljik tarihinde hep konuşuyoruz ya daha horoskopik versiyona Yunan, antik Yunan döneminde geçtiği için Yunan mitolojisiyle horoskopun içindeki gezegenleri eşleyerek,
astroljikleri eşleyerek anlatmak çok daha böyle kolay ve akıcı oluyor ancak bir çoğunun yine dönüp de Sümer ve Babil’de de referansı olduğunu görüyoruz. Yani zaten Yunan mitolojisi de bir anda türeyen bir şey değil diğer şeylerden, kültürlerden, eserlerden, kültürlerden bilgileri alarak ilerliyor. Bir anca şeyi hatırlatmak ve söylemek isterim. Şey, eski Yunan’a dönüyorum, antik Yunan’a dönüyorum. Söz için üç tane kelime var antik Yunan’da. Mitos bunlardan biri. Mitoloji de mitostan geliyor. Mitos daha öyküleştirilmiş şeyleri gösteriyor bize daha öykü tadındaki şeyleri. Logos ve epos var. Epos daha öykünün daha güzel bir dille anlatılması yani daha böyle süslü, destanımsı bir hale getirilmesi. Logos ise logic, mantık tarafı yani daha işin yasal düzeniyle ilgili. O yüzden birden fazla kelime görürsünüz, duyarsınız.
Mitoloji de şöyle bir şey var, mitolojideki hikayelerin bir tarihsel sıralaması ve düzeni yok. Yani işte Zeus’un çılgınlarca çapkınlıklarından bahsettiğimiz zaman, kiminle ne zaman evlenmiş, kiminle ne zaman hangi çapkınlığı yapmış bir sıralama ve bir tarihsel düzenden bahsetmeyiz. Daha çok aslında mitoloji ve tarih birbiriyle çatışan şeyler, çatışan değil çatışan şeyler. O yüzden bir tarihsel düzen beklemememiz gerekiyor.
Ama mitolojinin içindeki o mitler, hikayeler daha çok tekrar ve ritüeller ve düzenlerle beraber anladığımız ve algıladığımız şeyler. Yani neyi kastediyorum? Hani geçen hafta şeyi konuşmuştuk, demiştik ki bizim insanlar olarak bilincimizi, bilinçaltı, bireysel bilinçaltı ve onun altındaki bir kolektif bilinçaltı. Yani hepimizin üç aşağı beş yukarı anne ve baba kavramını benzer şekilde biliyor olmamızdan, o kolektif bilinçaltındaki temel birgiden bahsetmiştik. Yani burada arketipler var demiştik. İşte bir baba arketibi, bir çapkın karakter, bir ölüm kayıpla bağlantılı arketipler gibi. Aslında mitolojinin anlattığı hikayeler bu arketiplere dokunan hikayeler. Yani bu arketipleri canlandıran, hikayeleştiren ve bilincimize gelmesini sağlayan hikayeler, diyeyim size, örüntüler.
Biraz daha çünkü özellikle antik Yunan ve öncesindeki yine Mesopotamya coğrafyasını kastediyorum bir Çin ya da işte bir Viking şeylerini kastetmiyorum mitolojisine. Hiç pek bilgim olan alanlar değil ama buralara dönüp baktığımızda şeyi görüyoruz aslında. Öncelikle gökteki cisimlere bir insan vişcasına karakter verilmiş olduğunu. Yani her birinin bir yapısı, karakteri var ve iyilik ve kötülük diye de çok da ayrılmıyorlar. İyilik ve kötülük çok iç içe.
Yani Zeus karakterine dönüp baktığımızda, konuştuyoruz ama Zeus karakterine dönüp baktığımızda hem bir adaleti de atan bir karakter olduğunu, tanrıların tanrısı olduğunu hem de bir yandan da acayip çapkın bir karakter olduğunu görüyoruz. Yani bir böyle keskin tam beyaz ve tam siyah şeklinde ayrılmış durumda değil, çok insansı karakterdeler. İyiliği ve kötülüğü her şeyi iç içe olan karakterleri olarak görüyoruz.
Bizim şimdi gezegenlerimiz, gökyüzündeki gezegenler aslında eşittir birer mitolojik kahraman. O yüzden gezegenler dediğimizde, hayta da neden bahsediyorduk, doğum haytasında neler var arkadaşlar? Bir şeyimiz var, burçlarımız var, evlerimiz var, gezegenlerimiz var, astroiklerimiz var ve sabit yıldızlarımız var. Sonra bir sürü başka şeyler şeklinde, Arap noktaları falan diye gidiyor.
Burçlar ve evler, evler hayatın belirli yaşam alanları, burçlar bu alanlarda nasıl davrandığımız, ne tipte olaylarla karşılaştığımız, ne hızla karşılaştığımız vs. içindeki gezegenler, evlerin içindeki gezegenler ise hem kendi kişilik yapımız içindeki belirli yapımızın nasıl olduğunu, belirli alanlardaki yapılarımızı, hem ne tipte insanlarla karşılaşacağımızı,
hem de aslında paraydı, düzende, şuydu, buydu gibi temel bazı kavramlarda nelerle karşılaşacağımızı anlatıyor. Şimdi bu gezegenler birer mitolojik kahramanla eşlenik olduğu için, aslında yine gezegenlerde de aynı mantıkla tamamen pürüpak iyilik, pürüpak kötülük diye bir şey yok. Yani Saturn en kötücül olan büyük malefik Saturn’umuzun bile içinde iyilik var ve Saturn,
Saturn heytamızdaki Saturn’un da bize sunduğu avantajlar ve güzellikler var aslında. En iyi cil olan Jupiter’ımız, Deus’umuzun da şeyi var, aynı zamanda kötücül davranabildiği, işte parayı harcatan, işte abartılı tavırlara sokan, Howard’alık yaptırtan, hedonist yaklaştığın olumsuz olabilecek yömleri var. O yüzden gezegenlerimiz de aynı mantıkla hem iyi hem kötü. İki taraftan birden çalışan bir enerjisi var. Nasılsınız? Çok hızlı girdim. Danışmanlıktan çıkıp girdim o yüzden böyle bir yine telaşla girdim işin içine. İyi misiniz? Ne yapıyorsunuz? Ne ediyorsunuz? Harikasınız. Süper. Selam Beste ya. Biraz önce şeyde gördüm. Ondan sonra Cima. Evet yani bayağı oldu.
Beste karma sınıfından, eski karma sınıfından, ilk sınıflardan, ikinci sınıftan, üçüncü sınıftan, vallahi bilemedim şimdi. Beste. Şimdi, şey ritüeller demiştim. Mitolojik hikayelerin içinde, antiklerin daha çok aslında ritüeller çok önemli bir yer kaplıyor. Ve bizim astrologide dönüp dolaşmak aslında astrologinin birebir içindeki ana temel ritüel olmamasına rağmen dönüp dolaşıp ritüel önermemizin sebeplerinden biri de buraya dönüyor.
Ritüel dediğimiz şey, eskiler şöyle düşünüyormuş. Mesela şey vardı bu Erhan Altunay’ın anlattığı bir örnek. Bu arada muhteşem bir YouTube serisi var. 60 video falan olmuş. 1.5 yıldır neredeyse her hafta canlı yayında çok fazla bilgi veriyor. Bir, 1.5 saat kadar çok tavsiye ederim. Neyse birazdan şeyde göstereyim. Şöyle bir örnekle anlatıyor. Diyor ki mesela dişi çok ağrıyor.
İşte dişinin iyileşmesi için diş tanrısına sanki dişi iyileşmiş de bir ödül veriyormuş ya da bir şey veriyormuş gibi adak sunuyormuş gibi bir ritüel düzenliyor. Yani ritüel dediğimiz şey aslında istediğimiz şeyin, istediğimiz şey sanki gerçekleşmiş de biz onunla bağlantılı bir tanrıya bir güce şey yapıyormuşuz, teşekkür ediyormuşuz gibi bir düzeniğinden bahsediyoruz.
O yüzden dönüp de örneğin sahip kıran zamanda bir meditasyon yaptık hep beraber. Saturn ve Jupiter cova’da buluştular. Saturn’un simgesi ve bu arada akila takım hızına çok yakın bir dereceyle dokunduğu için de özellikle kartal vurgusu yaptık. Çünkü neden? Jupiter aslında Zeus ve Zeus her zaman omzunda kartalla gezer.
Bu Zeus’un bir atribüsüdür yani Zeus’u tanımamızı sağlayan özelliklerden biridir. O yüzden dönüp kartal simgesi ve sembolüyle çalıştık. Yani dedik ki bu sahip kıran enerjisi önümüzdeki 20 yıl boyunca bize istediğimiz hayali, hayatı inşa etmemize yardımcı olsun ve biz bunun için o sembolle çalışalım gibi. O yüzden ritüeller her zaman dönüp dolaşıp gezegenlerin sembolizmiyle bağlantılı ritüeller o enerjileri aktive etmek için kullanılabilir.
Ama bu bizim bilincimizle ilgili yani o gezegene bir şey yapıyoruz da gezegen bize ödül veriyor değil ama her türlü versiyon da bunu dönüp dolaşıp kendinizi araştırıp ekleyip yapabilirsiniz gayette.
Kendime de şey not almışım Kamu’nun söylediği bir laf var Albert Kamu’nun şey diyor mitler hayal gücünü tazelemek için var aslında dönüp dolaşıp mitolojiye bakmamızın sebebi şu anda bize değer bir bilgi vermemesine rağmen aslında neler olabilir ne oluyor ne bitiyor evreni nasıl alakalıyabiliriz bunlara yönelik bir bilgiler vermesiyle ilgili olarak.
Şimdi bu arada bir de şunu da söylemekte fayda var geçmişe dönüp baktığımızda bir antik Yunan döneminde ve hemen paganizm sürecinde aslında şeylerin bu mitolojik hikayelerin bir ideoloji yansıttığını görüyoruz.
Örneğin işte bir Zeus ile Hera’nın evlenmesi yani Juno ve Jupiter aslında bu ikilinin evlenmesi evliliği meşrulaştıran bir hikaye yani belirli bir ata erkeli ideolojiyi yaymak için olan bir yanı da var ideoloji şeyleri mitolojinin mitolojik hikayelerin özellikle de antik Yunanlarım çünkü antik Yunan’daki mitolojik hikayeler çok ata erkeli hikayeler.
Onun öncesine gittiğinizde kadın tanrıçalara yönelik bir sürü şey bulabiliyorsunuz ama antik Yunan’da işte bekareti tercih edenler Artemis’ler ya da Efes ile Artemis tamamen bereket bir anne figürü, Yunan’daki Artemis ama bir bekaret figürü Vakire kalmak istiyor gibi yani aslında kadını eğip bölüp büken parçalara ayıran ve ata erkeli sembolizmi oldukça güçlü çalıştıran şeyler kesa Zeus bildiğiniz aslında belirli bölgelerde şeyleri
adaların içinde belli bölgelerde yaşayan kralların kızlarına falan gidiyor sulanıyor yani hani aslında bakarsanız oldukça bir hakimiyet kurma, ata erkeli enerjinin hakimiyet kurma teması da var. Bunu haritalarda da ister istemez görüyoruz yani dönüp dolaşıp şeye baktığımızda burçlarda dişil ve eril burç sayısı eşit olmasına rağmen gezegenlerde öyle değil.
Gezegenlerde gezegen olarak baktığımızda iki tane dişil gezegenimiz var Ay ve Venus kalanı hepsi eril gezegen o yüzden bir eril hakimiyeti var ve dönüp astro itlerde dişil astro itleri görmeye başlıyoruz. Bu da Anatharneç’e dörtlü Anatharneç olarak. Bunlarla da ilgili satürne bağlantılı bir şey anlatacağım size karma da falan konuşmuşuzdur bunu yine ben size de erkelim hatırlar belki. Neyse şey bunları geçiyorum size şeyi göstereceğim.
Homeros’un yazdıkları, M.Ö. 12. Yüzyıl falan Homeros’un yazdıkları. Homeros gerçek bir karakter mi değil mi onu da çok bilmiyoruz aslında ama Homeros’un yazdıkları M.Ö. 12. Yüzyıl. Bu Hesedos var.
Teagonya ve İşler Güçler diye bir kitabı var. Şeyden bu iş bankasının Hasan Ali Yücel Klasikler dizisinden bulabilirsiniz ama direkt yani okumak öyle gelebilirim ben de böyle biraz daha tariherek okuduğum kitaplardan biri ama direkt bir tarihçi ve hem de azdan mitolojik hikayeleri toparlamış bir sıraya dizmeye çalışmış. Buna da bakabilirsiniz eğer ki ilgilenirsiniz. Gördük yok mu? Size de göstereceğim. Ay bakamıyorum yazdıklarınızı ama sonrasında dönüp bakacağım kaybet şey eee kaydetmenin önce. Selam cem merhabalar şuradan size de göstereyim arkadaşlar Teagonya’yı. Ayy ve Venus sevgili Elif. Sonra cema. Şimdi artık yavaş yavaş girizgah yaptım girmeye başlıyorum konuya. Şimdi Antik Yunan’a dönüp baktığımızda her şeyden önce diyor ki ben böyle bir yerleşmelerle diyor ki her şeyden önce kaos vardı.
Antik Yunan’da evrenin ilk yaratılış anını bizim böyle şu anda evrim teorisiyle beraber konuştuğumuz Big Bang teorisi gibi aslında her şeyden önce bir kaos vardı. Venus kaos adı. Kaostan dünyaya gelenler doğanlar bir nix var geceyi anlatan, erebus var günü anlatan biri gece biri gün.
Tartarus yerin derinlikleri var. Bir de asıl önemli olan Gaia’mız var. Gaia dağlar denizler ve bütün dünyayı aslında anlatıyor. Uranos da Gaia’da şey Uranos da Gaia’nın eşi.
Uranos gök tanrısı ve Gaia’dan türüyor bu arada Uranos da. Gaia dağlar deniz ve gök. Yani sonrasında bölüşüyorlar. Uranos gök oluyor. Gaia’da yers püre oluyor. Bunların yanında bir de Eros var. Eros da sevgi. Eros’un doğumu ile ilgili iki tane hikaye var. Biri Afrodit’in çocuğu olarak bir de böyle kaostan meydana gelen ana beşteden biri olarak. Yani dünyaya oluştuğun ana elementlerden biri sevgidir diye Yunan mitolojisinde yine görüyoruz. Eros’u bir Natal eritanızda bir Astroid olarak inceleriz. Bu da yine bizim sevgi aşkla ilgili çeşitli kalıplarımızı görmemiz için yardımcı olur. Yani bir gezegen olarak değil bir Astroid olarak inceliyoruz. Sevgi ve ilişki ile olarak.
Keza Eros’un sonra yine dokunuruz Pisise ile, Psyche ile aslında. Psyche ile bir aşk hikayesi var. Psyche de geçen hafta bahsettiğimiz Pisise. Spirar’dan gelen ruh üflemekten gelen, ruhu üflemekten gelen Eros ve Psyche’nin aşk hikayesi. Ama Eros temel kavramlardan biri ve Natal erita da biz bunu Astroid ile incelicez. Gaia’ya baktığınızda Gaia ve Uranos. Öyle bir mesele var ki burada. Gaia ve Uranos. Gaia altı erin, altı erkek altıda kadın doğuruyor. Altı erin, altı dişi tanrı doğuruyor diyeyim. Sonra üzerine başka başka böyle canlılar doğurmaya başlıyor. Bu erkeklerin ve kadınların arasında mesela şey var. Okeanos var işte. Okeanosları anlatan falan.
Bunlar birinci nesil tanrılar buradakiler. Burada önemli olan karşımızda erkeklerin arasında Kronos var, satürn kadınların arasında ise Ria var. Yani Hera yani Juno. Pardon çok özür dilerim. Hera, Juno falan değil. Kadınların arasında Ria var. Ria’yı ayrıca şeyde görmeyeceğiz. Kronos ve Ria ikilisi.
Şimdi öyle bir şey oluyor ki sevgili Uranos ve Gaia bu altılıyı doğurduktan sonra başka canlılar doğurmaya başlıyor. Ve Uranos korkuyor bunlardan. Diğer doğan çocuklardan. Ve diyor ki şey yapıyor. Bunları toprağın altına gömüyor. Yani bir şekilde onu al aşağı edeceklerinden korkuyor ve toprağın altına gömüyor.
Gaia da. Gaia ne? Toprak ana. Gaia’yı biz ömrümüzde ayrı bir göstergi olarak okumuyoruz ama toprak ananın kendisi. Ve Gaia sinirleniyor çocukları yendiği için. Diyor ki kendi evlatlarını kışkırtmaya kalkışıyor. Şu şey yapalım Uranos’u al aşağı edelim falan diye. Kimse şey yapmıyor, gaza gelmiyor. Sadece Kronos coşuyor bir anda. Kronos da satürnümüz. Ve Kronos’a annesi Gaia bir tırpan veriyor.
Şey gibi böyle hani vardır ya tarımda kullanılan tırpan veriyor. Tırpan o ekip biçme meselesi aslında. Kronos ne? Satürn. Şimdi birazdan geleceğiz Kronos’un detayına. Ama Kronos ve satürnü düşündüğümüzde ektiğimizi biçmek, emek verdiğimizin karşılığını almak.
Ve bu temayı düşünmemiz lazım. Bir diğeri ise satürn neydi? Bir kural ve bir düzen kurmakla ilgili ve aslında o düzeni kuran kişi olmakla, kuralı koyan kişi olmakla ilgili. O yüzden böyle gelip de bir otoyeteye yani kendi babasına karşı gelecek ve kendi düzenini kurmak isteyecek güçtü aslında o satürnün içinde gizli. Yani kendi hayatımızdaki satürn bu anlamda da önemli yani Kronos. Kronos aynı zamanda zaman demek. O yüzden zaman ve zamanı yönetme ile ilgili de göreceğiz yine. Bu Kronos gidiyor babası Uranos’un hayalarını kesiyor. Burada bir acımasızlık, oyratlık ve gaddarlık temasını göreceğiz.
Yani satürn ile bağlantılı olarak. Yani satürnün hayatımızda olduğu halanda kendi düzenimizi, kendi sistemimizi, kendi kurallarımızı koymak için gerekirse bizden daha önceki jenerasyonları, bizden daha önce kurulan düzeni yıkıp kendi kuralımızı koyacak, düzenimizi inşa edecek ve bunu gerekirse oyratça ve gaddarca bir şekilde yapabilecek gücümüz var.
Bu şeyin içinde Uranos’un hayalarını kestikten sonra bir kısmı Gaia’yı döllüyor ve yine şeyler çıkıyor böyle intikam tanrıçaları falan çıkıyor.
Ama onları bir geçelim. Denize düştüğü yerde ise Kıbrıs’ın oralarda denize düştüğü düşünülüyor ve denize düştüğü yerde yerden Afrodit’in doğduğu düşünülüyor. Afrodit yani babasının hayalarından, dölünden, denizden doğan bir kahraman. Afrodit aslında Venus, Sümerlere falan gittiğimizde, Babil’e, Sümer’e gittiğimizde ise Iştar ve İnanna olarak görüyoruz zaten. Ve burası birazcık da cinsellik kavramıyla bağlantılı. Yani ilk defa daha böyle dişi, cinsellik arzu uyandıran bir kahraman doğduğu zaman Afrodit’le beraber ondan öncesinde üreme teması var.
Yani Toprak Anadada, Gaia’da da üreme teması var. O yüzden hayata da Afrodit’in olduğu yer, birazdan Afrodit’in detayına da geleceğiz. Biraz daha aslında dişilik arzu ile ve temasıyla da bağlantılı. Şimdi sonrasında bu Kronos’umuz babasını alaşağı ettikten sonra Riya ile evleniyor. Kardeşi ile evleniyor. Ve bu grupla beraber ikinci tanrılar kuşağına başlıyor antik Yunan’da.
Bu ikinci tanrılar kuşağında şöyle bir mesele var. Kronos’la biri dönüyor, bir kahin Kronos’a da aynı şeyi söylüyor. Sen diyor babana bunları yaptın ama tarih tekerrür deme ibaret. Senin de başına aynısı gelecek. Seni de bir çocuğun alaşağı edecek.
O yüzden Satür, Kronos, bu arada şöyle bir şey oluyor tabi ki başa geçtikten sonra işte kardeşlerinin bir kısmını çıkarıyor ediyor, dünyanın üzerinde bir sistem kuruyor, düzen kuruyor falan böyle hani bir sisteme oluşturuyor Kronos. Ve babasının yaptığı aynı şeyler başına gelecek diye çocukların tek tek yemeğe başlıyor Satür. O yüzden Satür bir yanıyla şimdi Satür’ün bunun üzerine bir şey yapalım. Kurallı koyan, sistemi koyan, düzeni koyan, toplumu toplumlaştıran, aileyi aileleştiren, kuralları belirleyen ancak bir yanıyla da kuralların içine hapsolan, sıkışan, tutsaklık hissi yaratan alanlar. Bir yanıyla emek verip karşılığını almak, bir yanıyla zamana yaymak, zamanı yönetmek, zamanla doğru ilişki kurmakla ilgili. Bir yanıyla ama kendi istediği kendi sistemi kendi düzeni için hem tarihte yapılının aynısını tekrar edebilmekle ilgili.
Çünkü Satür’ün düzeni aslında var olanı devam ettirmek ve onun üzerine yeni bir taş koymakla bağlantılı. Birazcık daha. Bir urağın üstteki gibi yıkıp atmakla bir yanda değil yani var olanı kurmak için bir şey ya da kendi düzenini kurmak için biraz eğip büküyor, bozuyor.
Diğer taraftan da aslında gerekirse acımasız ve zorba olmakla ilgili. Satür her zaman böyle ellilerinde falan yaşlı bir erkek olarak görünür. Ressimlerde falan işte Rubens’in, Goya’nın falan oluca vahşi tabloları var.
Ve genellikle çocuklarını yerken böyle acımasız bir karakter olarak gösterirler. Satür’ün bir baş öğretmemdir. O yüzden öğreten, eğiten karakterdir ve gerekirse kendi otoritesi için çocuklarını yutabilecek bir karakterdir.
Yani Satür’ün olduğu alan, yer bizim başta uzun bir süre kalmak isteyeceğimiz alanı da anlatır aslında. Kendi krallığımı inşa ettim ve ben burada kalmalıyım. Burada kalmak için gerekirse benden sonra gelen jenerasyonları yerim. Yani o derece bir şey var, bir hırs var işin içinde ne olursa olsun. Tabii ki yani sağlam ve kalıcı bir düzen kurmak için de Satür’ne ihtiyacımız var. Satür’ün olmadan bu işi yapamayız.
Satürn burada şey önemli. Satürn çocuklarını sırasıyla yiyor. Hangi sırayla yiyor? 6 tane çocuk var, pardon 5 tane çocuk var yediği. Bildiğimiz adı konu.
Bir numara Vesta. İlk yediği çocuk Vesta. Bu sıra önemli arkadaşlar. Çünkü Satür aslında bir yandan çocuğu yiyor, karnında tutuyor. Yani kapalı alanda yani kolektiften gizli yani kolektifin bilinçaltının en derinlerine gittiği gösterge Vesta astroedi ile bağlantılı gösterge.
Bir kez Vesta astroedi, dişil tanrıçalardan biri, haritamızda özellikle önemli incelediğimiz astroedlerden biri bizim neleri tutkuyla, neleri kendimize adayarak yaptığımızla çok bağlantılı. Vesta’nın sembolü aslında yanan bir alev, bir meşale gibidir ve bir şey gibi içimizde yanan tutku ve arzuyla bir meseleyi yürütmek için sahip olduğumuz istekle çok bağlantılı. Bir elin ocağı gibi düşünülür aslında.
Çünkü şeyler yine Vestal Bakireler diye geçer. Vesta’nın onuruna atlayayım ya da işte bu Vestal temada şey yapan, tapınaklarda çalışan ve cinselliği hizmet için kurulana Vestal Bakireler var mesela.
Yine işin içinde o yüzden tutku, arzu, kendimize adama gibi temalar olduğu için aslında kadının vahşi özüyle, tutkularıyla, cinselliğiyle de bağlantılı bir yanı da var. İki numaramız ise Seres. Demeter Seres. Bu arada Vestal’ın diğer adı da Hestia. Hestia Vesta Demeter Seres. Demeter ve Seres iki numara yani ikinci en uzun süre kalan Demeter ve Seres.
Burası birazcık daha yumuşak annelik etmek güdüsüyle bağlantılı. Daha kapsayıcı bir annelik dürtüsüyle ilgili. Demeter’in çünkü çocuğuyla bağlantılı hikayeleri falan var.
Ama fırsat kalırsa anlatacağım. Üç numaramız Hera yani Juno yani Zeus’un eşi olan. Bakın en çok, en derinde kalan bilinçaltı temaları bu üçlü dişi ve bu üç dişi aslında Ayı ve Venus’un yanı sıra bir nataryarita da kadının kadınlığını ya da dişinin enerjinin dişiliğini yansıtma halini anlatıyor bize.
Vest’a tutku duyduğu alanları şey Demeter daha üretken ve doğurgan yanını ve kendi annesiyle olan ilişkisinde aslında Ay kadar önemli bu anlamda neredeyse.
Juno ise eşlik prensibini, eş olmak nasıl bir eştir. Burada sadece evlenme zamanı, hangi partner falan gibi bunlarla ilgili de kullanabiliriz ama aynı zamanda aslında nasıl bir eş olduğumuzu. Hükümet gibi kadındır Juno.
Bunu da biraz daha anlatacağım. Zeus’la şey yapacağız ama Zeus hep böyle bir karakterlere bürünüyor ve tavlıyor ya işte yok öküz rolüne giriyor, evrapayı kaçırıyor falan.
Kuş donmuş bir kuş gibi davranıyor Juno’ya karşı Hera’ya karşı ve Hera alıyor onu kalbinde ısıtıyor. Isınınca işte bir anda kalbinden Zeus çapkın çapkın çıkıyor ve Hera diyor ki şekerim evlenmeden olmaz diyor. O yüzden Zeus, Hera’yla son eşi Zeus’un 6. eşimine aslında bakarsanız son eşi ve Hera’yla evleniyor Juno’yla ve Juno o evliliği devam ettirmek için ne yapıyor orada kıskanç ve fettan eş rolünde yani. Yine çok aterkil bir bakış açısı tabi ki de ama Zeus elinde tutmak için neler yapabileceği yani aslında nasıl bir eş olduğumuzla ilgili ve evlilik kurumunu yürütmek için neleri yapmaya göze alırız biraz da bununla da bağlantılı. 3. numaramız da bu. Sonra 4 Hades yani Pluto, 5 Poseidon yani Neptune. Bu son ikili ise erkek. Şimdi bunların üzerine Hades ile Poseidon ve Neptune’u ayrıca anlatacaksa bunların aynen yani biraz şey gibi fettan bir enerjisi var Juno’nun aynen öyle yani.
Zeus’la Hera aynı değil Hera’yla Juno aynı müge. Zeus eş, Zeus eşittir Jupiter, Hera eşittir Juno. Biri Yunan’daki biri Roma’daki adı.
Neden tabuz kuşu görkemliyle ilgili yani her şeye hakim olan görkemli haliyle ilgili birazcık daha. Gerçi tabuz kuşlarının o görkemli olanları erkek aslında bakarsanız o yüzden de biraz hükümet gibi kadın yani her şeye hakim olan kadın bir yandan da.
Sevgili eşi nasıl bir eş istediği erkeğin haritasındaki Juno. Çünkü eş plan nasıl bir eşle beraber olmak istediği hatta erkeğin haritasındaki Juno bir kadının haritasında hep bunu ara ara söylüyorum yani sinasilerde falan erkeğin haritasındaki Juno.
Kadının haritasındaki güneş, yükselen ay, yükselen yöneticisi gibi ama bunlar gibi yani çok bariz göstergelerle kavuşum yapıyorsa erkeğe şey hissi geliyor download oluyor yani benim evleneceğim ya da evlenmek isteyeceğim kadın bu. Kadında nasıl bir eş olduğu, erkekte nasıl bir eş ile evleneceğim. Ya da nasıl bir eş beklediği ile ilgili olarak. Şimdi en son Zeus’u artık yani Jupiter’ı şey diyor ki Rea anayım ben ana diyor yedin yedin yeter artık be adam diyor alıyor sakılıyor ormana gönderiyor falan işte periler meyler büyütüyorlar bir sürü kahramanlar büyütüyorlar Zeus’la Jupiter’ı taş veriyor taş yediriyor satürne Kronos’a.
Sonra Zeus da geliyor büyüdükten sonra babasının karnını yarıyor ondan sonra cema yer altından da bazı kardeşlerin kardeşlerini çıkartıyor ediyor falan feş mekan Kronos’u al aşağı ediyor ve başa geçiyor.
Bu esnada Hades, Neptune ve yani Pluto, Neptune ve Jupiter üçlüsü bu üç kardeş dünyayı bölüşüyorlar. Nedense erkek erkeğe bölüşüyorlar. Rakı sofrasında bölüşüyorlar yani aslında bakarsanız.
Jupiter tanrılar katı tanrıların tanrısı Jupiter ilahi adalet gibi şey Pluto yerin altını alıyor Pluto ve Hades aslında hem yerin altındaki bölgenin adı hem de tanrının adı oluyor bir noktada Neptune ise okyanusları alıyor.
Bu arada Jupiter yani Zeus Neptune’u çok sevmez aşırı sevmez çünkü zaten mantıken düşünürsek Neptune o aşkın enerji ve yaratanla bir olma enerjisi okyanuslar sonsuzluk ama Jupiter nasıl?
Jupiter din kurumu ahlak kurumu yani dinle bir Allah katında bir yerin olmasını istiyorsan bunları yapman lazım arkadaşım diyen kurallar bütünü aslında ama Neptune’un enerji öyle değil yani kalpten iste ve sev yeter o yüzden Jupiter ve Neptune birbirini bu anlamda çok seven göstergeler değil aynı zamanda.
Aynen su ve elektrik çünkü Jupiter şimşek bir yandan elektrik Neptune ise su çok doğru ve güzel bir yerden dokunu. Sorunuz var mı? Ben böyle anlatırken Zeus’a biraz daha gireceğim sorunuz var mı?
Peki o zaman Zeus’a baktığımızda şimdi Zeus tarlılar tanrısı ya aslında Pluto’nun Hades’in şunun bunun hepsinin kardeşi bir sürü dişinin de kardeşi ama hepsine biraz daha düzen getiren kurallar koyan karakter.
O yüzden bir yanıyla biraz daha şey hafiften bir aile babası yanı var ama bu aile babası yanında daha böyle neşeli, mutlu, çapkın işte kocaman sofralar düzenlesin yemekler yedirsin, hovardalıklar yapsın, abartılar yapsın yaptığı her şeyden sıyrılsın günün sonunda falan.
O yüzden Jupiter’ın teması hem Jupiter Saturn’un şeyinin ay ne derler ona yahu Saturn’un kurduğu düzenin takipçisi aslında yani çokta bir şey bozmuyor ama sadece Saturn kadar sert ve katı değil ama yine kurallar var.
Bu sefer vicdan, etik, ahlak diye gidilen kurallar var. Hayat felsefesi, din, işte hukuk mesela adalet böyle kurallar var yani Saturn’daki gibi var efendim bunu yapmazsan yarım sene kuralı yok ama yine de yani uyman gereken bazı şeyler var. O yüzden Saturn ve Jupiter ikilisi aslında biri bizim ahlaki bakış açımız ya da içinde bulunduğumuz, öğrendiğimiz, dini öğretiler, maneviyatımız diğeri ise katı kurallarla beraber bizim hayatın içinde nasıl bir aileye, nasıl bir düzene, nasıl bir topluma doğduğumuzu anlatır. Haritamızın içindeki Saturn ve Jupiter’ın birbirine olan fazı o dönemdeki dünyanın içindeki kuralların ne seviyede yaşandığını anlatır. Dünyanın üzerindeki görende, dünya yaşıyorken biz gözlemlediğimiz Saturn ve Jupiter döngüleri toplumun nereye gittiğini anlatır.
O yüzden Saturn ve Jupiter kavuşumu zaten gözle gözlemlenen son gezegenler, son gezegen Saturn. Çıplak gözle gözlemlenebilen. O yüzden Saturn ve Jupiter’ın kavuşum yapması toplumda yeni bir düzen açmakla ilgili. Bir tarafta katı kurallar, bir tarafta ise hukuktur, eğitimdir, ahlaktır, akademidir falan.
Bu ikisi aslında da toplumu dizginlemek için kullanılan araçlar. Jupiter kültür, kültürün inşaatı, belirli bir kültürün içinde kaldığınız sürece aslında yönetilmeniz daha kolaydır yani. O yüzden kendi natal evtomuzdaki Saturn ve Jupiter’de bizim nelere tabi olarak büyüdüğümüzü, neyle şey yaptığımızı, belli bir noktaya geldiğimizi gösterir.
Ha neyse Jupiter’ın bakış açısı değiştirebilirse, Saturn yıkılıp geçinebilir zaten Saturn dönüşleri bilmem nere hep bunların yaşandığı alanlar ama sonuçta bizim neye doğduğumuzu anlatıyor. Saturn ve Jupiter 20 yılda bir yan yana. O yüzden Saturn ve Jupiter şimdi kavuşum yaptı ya 20 Aralık 2020’de. Tekrardan 2040’ların sonu 2041’lerde işte kavuşum yapacaklar.
O zamana kadar yaklaşık 10-12 sene sonra karşıtlık yapacaklar. O karşıtlık şeyinde karşı karşıya geldikleri zamanı biz bir dolunay fazı gibi düşünmeliyiz. Yani haritamızda Saturn ve Jupiter, Jupiter daha hızlı ilerliyor. İleride ay fazlarını filan da konuşacağız ya sizinle. Ay fazı gibi Saturn, Jupiter fazlarına bakmakta fayda var. O karşıtlık alanı olana kadar yeni bir düzen kurulmakta. Sonrasında ise o düzen iyi mi kötü mü diye bakıp revizyonları yapılıyor dünyanın içinde aslında.
O yüzden kısacası Jupiter yine bir eril iktidarla ilgili. Buradan kaçışımız yok sevgili arkadaşlar. Yargı sistemi, adalet, akademik hayat, uluslararası ilişkiler, ticaret falan filan diye gidiyor. Kartal, Asa ve Şimşek temel şeylerimiz. İşte Nike filan Aslan, Nike’ın sembolü olan da birazcık daha bağlantılı.
Evlendiği kişilere baktığımızda bu arada Temiz, Metis, Temiz, bunu hiç doğruyu okuyamıyorum. Minemo, Gine gibi biri var. Demeter ile arada bir evleniyor. Leta ve Hera. Hera son evlendiği kişi. Metis ile olan evliliğin nispeten bir tık daha önemli. İlk evliliğin Metis. Metis yahindir bu arada.
Metis bilgelikle ilgili akılla, kehanetle, öngörüyle bağlantılı. Ve Zeus, şimdi Jüpiter ve 9. ev teması aslında öngörü yapmakla, kehanetle, vizyoner olmakla, genişleme prensibiyle bağlantılı. Değil mi? Jüpiter çünkü büyümek, genişlemek, ilerlemekle ilgili. 9. evdeki yay temasından Jüpiter düşünürseniz kehanet var. 12. evdeki Jüpiter teması sezgiler ve hissetmek var.
İkisinde de bir alıcı fonksiyon var aslında. Zeus, Metis ile evlendikten sonra şey oluyor. Metis’ten yaptığın çocuklar senin başına bela olur falan gibi bir şey diyor biri. Bir kahin yine. Zeus, Metis’i yiyor. Yedikten sonra şey, daha öngörülu bir karakter oluyor. Şimdi yine Pallas, Athena, 4. dişif ana arke tiplerden, şeylerden, astro tiplerden. Şey, Athena’nın, Pallas, Athena’nın doğması ile ilgili iki farklı hikaye var. Bir tanesi burada. Metis ile, Metis’i yedikten sonra, evlenip sonra Metis’i yedikten sonra başından Pallas, Athena’yı doğurmuş diye geçiyor.
Bir diğeri de başka bir şey, Fani ile evliliği üzerine bunu da anlatayım. Hangisiydi hatırlayamadım şu anda. Fani’lerden biri ile birlikteyken Hera’mız geliyor, kıskanıyor ve diyor ki bu Fani’yimize tatlım diyor şekerim diyor. Zeus diyor öyle kolay mıdır diyor. Söyle bakalım Zeus’a diyor bütün ihtişamıyla karşılaştırsın bir de bakalım diyor. Zeus bütün ihtişam Fani de diyor ki ooo ben onu ayarladım hallederim falan.
İşte bütün ihtişamın açık Zeus’cığım karşıma diyor. Zeus da tabi bütün ihtişamı ne demek? Fırtınalar demek, şimşek demek. Bütün şimşekleriyle bir gürlüyor Zeus. Bizim Fani’miz yanıyor. Ancak o esnada hamileymiş, karnından çocuk düşüyor. Zeus da kıyamıyor çocuğu başına koyuyor. Bu da ikinci versiyonu Pallas, Athena’nın doğması ile ilgili. Yani Pallas, Athena o dört dişi şeyle ilgili olarak bakacağım şey Vesta soruna.
Bu dörtlü neydi? Vesta, ellerindeki ondan sonra Cima Demeter, sonra Juno’ydu. Pallas, Athena Satyr’ın karnına girmemiş olan tek ana tarraçalardan, tek ana tarraça bu dörtlü tarraçadan. Ve Satyr’ın karnına girmediği için aslında Aterk’il düzen tarafından yutulmamış. Aksine Jupiter yani Aterk’il düzen tarafından beslenerek ortaya çıkarmış bir karakter.
Pallas, Athena’yı haritamızda öngörü yapmak ve kehanetle ilgili göreceğiz ama aynı zamanda aslında çok keskin, iyi bir ticari zekaya, erkekler dünyasında var olmaya yönelik bir zekaya sahip olmakla ilgili ama dişil bir şekilde bunu yapmakla ilgili göreceğiz. Yani savaşı masa da kazanmakla ilgili. Hatta Truva Savaşı’nda Pallas, Athena bir tarafta, Mars bir tarafta, Athena’nın tarafı kazanıyor günün sonunda çünkü Mars zaten çok dalga geçiren bir karakter. Onu da yine birazdan konuşacağız. Leta, Leta İtalyanca’da mitolojide nasıl? Valla Leta’yla buradaki Leto aynı mı emin değilim. Yani İtalyanca’daki Leto’dan devşirme mi başka bir yerden mi gelme emin değilim çünkü hatırladığım kadarıyla böyle şey bir hikayesi yok, hafif meşref bir hikayesi yok. Ama arada bir şey yaparım, ilk ara verirsek bir bakarım öyle miydi diye. Ben öyle hatırlayamadım. Emin de olamadım sevgili besten ama bakarım bir. Ondan sonra Cim’e. Bu arada sorunuz var mı başka? Şeyde yapayım.
Bu arada burçlarla ilgili soru geliyor ama burçları konuştuğumuz bir ortam olmadığı için sonra bakayım. Sorunuz var mı arkadaşlar sizin sorunuz? Tamam besten, bakarım.
Herayla yani Juno ile Zeus’un evliliği Hieros Ganos diye geçiyor. Kutsal evlilik diye geçiyor bu arada.
O yüzden bu ikisinin birlikteliği Jupiter ve Juno birlikteliği yani haritamızdaki Juno karakteri aslında bizim o kutsal evliliği yapmak için, kadın haritasına yapmak için erkek haritasında yine dişil tarafta neler yapacağımızla da çok ilgili.
Yani ortak iktidar. Bu aslında şu anlamda önemli mesela 7. ev yöneticiniz ile yani kadın haritasında 7. ev yöneticisi ile evlilik evinin yöneticisi ile ya da evlilik göstergelerinin yöneticileri ile Juno arasında bir bağlantı olması, ılımlı bir açı olması aslında o evliliğin bir zamana yayılan bir iktidar haline dönüşeceğine derken tuyolar verir.
Tek başına bir göstergi olarak almak doğru olmaz ama böyle bir tuyo olacaktır. Ondan sonra Jima. Burada bir parantez açıp şeye gitmek istiyorum. Ya da önce Neptune ile Pluto’yu konuşalım. Ondan sonra geçelim.
Bu arada şey söyleyeceğim şu hangi birini anlatayım hepsini anlatmak istedim şu anda. Şeye döneyim bir dakika. Şu süreyle gideceğim arkadaşlar olur da atlarsam siz de bana hatırlatın Neptune Pluto’yu konuşalım. Sonra bir de Selena’dan bahsederiz minnerece. Şimdi Neptune ve Pluto diğer kardeşler ya Neptune elinde yabası olan böyle üçlü yabası olan bir karakterimiz. Neptune Poseidon’un antep’te değil Antakya’daki şeyin adı neydi? Soyuk mu Hocam soyuk mu? Evet bir de müze var ya müzenin adı neydi?
Zeynep Manüme. Zeynep Man müze. Şeydeki oradaki mosaiclerde Neptune Poseidon karakteri var.
Bu an işte Nuh tufanı suyun yükselmesine sebep olan karakterler. O yüzden Neptune’a denizleri vermişler, okyanusları vermişler, aşkın enerjiyi vermişler ama Neptune’u hatırladığımızda her zaman tatlı muhteşem bir şeyi hatırlamıyoruz.
Zeyno’nun oraya gitmesi, buraya gitmesi bin tane hikaye var. Neptune’un o kadar değil. Pluto yine biraz hareketli. Mosaic aynı anda. Pluto tarafı, Pluto ve Hades hem bir mekan adı yani yeraltı dünyasında da o Hades’in olduğu bir dünya hem de bir tanrı adı.
Şimdi burada şöyle bir şey önemli. Şey, genellikle daha böyle ritüelvari ya da daha böyle mistik bir dönüşüm yaratmaya yönelik hikayeler daha çok yerin altına gidip dönen tanrılar ve tanrıçalarla ilgili yazılmış.
Yani Hades’in yerini, Pluton’un yerini ziyaret edip oradan sağ çıkabilenler daha çok bize dönüşümle ilgili hikayeleri anlatan mitolojik karakterler. Ve bunu da yapan neredeyse kimse yok gibi bir şey. Çok az bir şey var. Demeter’in kızı Persephone var örneğin.
Ya Hermes, Merkür yer altına gidiyor geri dönüyor. Bunun dışında çok da fazla aslında tanrı olup Hades’in yanına gidip geri dönen yok. Ama Gılgames’e gidersek mesela Gılgames’e dönersek Sümer’lerde Gılgames’in en yakın arkadaşı Enkidu ölüyor. Öldükten sonra ama bir buhar gibi sis gibi çıkıp Gılgames’le konuşuyorlar.
Ve aslında o konuşma Gılgames’in büyük bir dönüşüm yaşamasına sebep oluyor. Ve ben ölmek istemiyorum diyor bir hikayede. Bir hikayede Enkidu’yu kurtarmak istiyorum diyor. Ölümsüzlük şeyini bulmak üzere, ikisini bulmak üzere bir yolculuğa çıkıyor. Ve yerin altında, bir dağın altına girip nehir üzerinden Kayıkla yolculuk yapıyor. Bu Kayıkla yolculuk hikayesi hep bir şekilde karşımıza çıkıyor.
Çünkü işte söylüyorlar yerini dönüşte buluyor ama tam işte alacakken düşürüyor kaybediyor falan ve geri dönüyor gibi bir hikayesi var. Ama sonuçta bu hikaye aslında o yerin altına girip de bir şeylerden dönüşerek çıkma hikayesi yeni bir hikaye değil. Keza bunu zaten Venus içinde görürüz. Lucifer, Leşen, Venus. Güneşten sonra doğan Hali, Güneşten önce doğan Hali diye. Keza oradaki o Venus, Aphrodite ile bağlantılı değil ama biraz daha gelirlerde Ixtara gittiğimizde kardeşini aramaya çıkması ve yerin altına girmesi o esnada dönüşerek buradan çıkması ile ilgilidir. O yüzden hep bir şeylerde de, gezegenlerde de Güneşten önce, Güneşten sonra doğanın doğma hikayesi, yerin altına girme hikayesinin tekrar tekrar arada konuşacağız. Gezegenin nasıl çalıştığı ile ilgili de anlatacak bize çünkü Pluto’ya dokunan mesela şey falan izlediyseniz çok yakın ve hepimizin bildiği örneklerden zaten her yerde üç aşağı beş yukarı bütün kahramanların yolculuğu hikayelerini bu var. Bir gidip kendi belasını bulup ondan sonra düzlüğe çıkma hikayesi. Atiye’de örneğin hani maranın altında kalıyor, toprağın altında kalıyor ve bütün geçmişiyle yüzleşiyor vesaire vesaire.
Aslında bu çok temelli bir şamanik hikaye. Şamanlar ne yapar? Aslında, hep aslında dedim şamanlar ne yapar? Yanındaki ruhu kurtarmak için ölüler diyarına gidip geri döner. Ona bir şifa bulup geri döner. Yani kendi bedeniyle kendi ruhu aracılığıyla bir yolculuk yapar veya Ayahuuska gibi bir deney aslında.
Bir bitki ile yapılan bir çay, bu çayı içtiğinizde işte belirli bir işte yüzleşme evresine girip geri dönüyorsunuz falan gibi bilinçte bir kapı açıyor falan. O yüzden Pluto’nun tenası evet yer altı ölüm, kayıplar, zorluklar ama o kayıplarla yüzleştikten sonra kendi cehennemini gördükten sonra çıkabiliyorsan oradan.
Cehennemin içinde kalıp kendini de başkalarına yıkmak yakmak yani o cehennemden çıkabiliyorsan aslında mesele şeye dönüyor hani kendini dönüştürebilen ve başkalarında ışık saçabilen bir karaktere dönüşmeye gidiyor.
Burada Stix nehri, S-T-Y-X diye geçiyor, Stix nehri şeyde yer altında Pluto’ya giden nehir, nehrin içinde bir kayıkla yolculuk yapılıyor yine ve o kayıkla yapılan yolculuk esnasında şeylere, fanilere eşlik eden karakterlere Pisco Pampos deniyor. Söyleyemedim Pisco Pampos. Bu karakterlerden biri mesela Hermes, Mercure bir Pisco Pampos. Yani Mercure aslında ölülere, nehirde destek, nehirden geçmelere destek olan karakterlerden biri.
Şeye geçtikten sonra da Cerberos’la yani üç başlı köpekle karşılaşıyorlar şeyin kapısında ondan sonra içeriye giriliyor vesaire. Burada Mercure şu anlamda önemli.
Dönüp Mercure’ye baktığımızda Mercure kimin çocuğu bilmiyoruz yani öyle bir hikayesi yok Mercure’nin. Hermes, İdris peygamber falan diye haberi taşıyan, haberi getiren, bilgiyi getiren Hermes ve çok fazla bir sürü şeyde İbrani kültüründe de falan hep böyle çevratta falan hep birçok yerde geçiyor.
Aynen eşik bekçileri. Bizim sevgili Mercure’muzun kanatlı bir başlığı ve sandalekleri tanıdıklarının ucunda da kanatları var. Mercure’nin hikayesinde kendi başına ayrı bir hikayesi var.
Şunu söyleyeyim, oradan Mercure’nun hikayesine geçeceğim. Bu Mercure ölüme eşlik eder arkadaşlar. O yüzden ölüm anı haritalarında transit Mercure çok önemli bir yer oynar her zaman için.
Natal gezegenlere, sizi kendi haritamızda öldüren gezegen diye gezegeni hesaplayabiliyoruz falan ölümümüze yol açacak meseleyi temsil eden gezegen filan klasik yöntemler. Onlara ona temas ediyordur.
Ama haritada ölüm anında, ölüm gününde Mercure kesinlikle natal haritada yani progress, solar, arkan, oralara da dokunuyor genellikle ama asıl natal haritanın içinde bir yere yüzde 99.5 dokunuyor. Mercure’ün ölümü getiren gezegen.
Neyse sorunuz var mı? Bir nefes alayım bu arada. Aynen kış ve bahar gelişi o yerin altına inip oradan çıkmayla ilgili diye yazmış şey. Biri çünkü Türkçe değil isim tavanlıyamadım ama aynen çok teşekkürler. Aynen Mercure tricks’dir. Şimdi 10 mle sonra gelelim olur mu Müge? Yani Neptune Mercure kalesi ve Mercure’ün retro olması bizim bunu fark etmemizi sağlayan şey 12. evdeki tema.
Yani ortaya çıkması görünür olması ama aslında olması bence tam ondan değil. Ay düğümlerinin bizim balık ay düğümlerimize kare açılar yapıyor olması, güney ay düğümü balıklara kare açılar yapması bu sene bu 1.5 sene içinde diye düşünüyorum. Yani ortaya çıkışı birazcık daha Neptünyen tema falan en sonra konuşulurduk birine aradan girdim. Şimdi Mercure Azrail değil sadece ölüm anına eşlik ediyor. Yani ruhun öte diyar’a geçmesine eşlik eden şeylerden biri karakterlerden biri yani İslamiyet’teki karşılığı Azrail gibi bir şey söyleyemem kesinlikle.
Şimdi Mercure’un hikayesine gelelim. Tek başlı başına sevgili kardeşimiz Mercure. Şimdi Mercure bir yandaş tanrı. Mercure nerede bir kriz, nerede bir iniş çıkışı.
Mercure orada ama oradan gelsin, buradan çıkılsın, insanları ikna etsin falan ağızların lafına göre şerbet versin tadında bir karakter. Şimdi bu Mercure’muzun şöyle bir hikayesi var birçok meselesini anlatan bir hikaye bu. Şey bir gün Mercure’muz yolda gidiyorken işte şey yapıyor yolda bir kaplumbağa görüyor, canı sıkılıyor, kaplumbağı alıyor, inceliyor, ediyor falan. Bir bakayım ne oluyormuş, ne ediyormuş diyor. Kaplumbağanın içini oyuyor. Zihin, merak, acımasızlık, el yetenekleri sonuçta. Oyuyor, sonra sinirleriyle kaplumbağa bir lir yapıyor. Bir lir çalmaya başlıyor. El yetenekleri yine, müzikle ilgili yetenekler gibi. Sonra sıkılıyor, atıyor kenara. Biraz daha yürüyor gidiyor falan.
Şeyleri görüyor, bir koyunlar görüyor. Hani yok bir bakayım ben bu koyunlar ne varmış burada ya diyor. Koyunların bir kısmını alıyor, çalıyor. Bir şey kapa bir yere kapatıyor işte bir ahır gibi bir yere kapatıyor. Onu gören yaşlı bir amca var orada. O yaşlı amcaya da susmayı veriyor. Amcacım sen işte halledersin bilmem ne falan yapıyor. Amcayı da susturuyor. Geçiyor gidiyor. O koyunlarda Apollo’nunmuş. Güneş ışıkları tanrısı Apollo’nunmuş. Apollo’nun geliyor ertesi gün koyunlar yok. Ee ne yapacağız? Bakıyor bakıyor yok. Bakıyor bakıyor yok. Sonra oradaki yaşlı amcayı görüyor Apollo diyor ki şey biliyor musun haberin var mı? Adam da diyor ki bilmiyorum yok falan. Neyse Apollo’nun koskoca tanrı. Oradan giriyor buradan. Çünkü bir şekilde alıyor lafı.
Merkür’ün çaldığını öğreniyor gidiyor koyunlarını serbest bırakıyor falan. Hırsızlıkla ilgili Merkür. Trickster dedi ya senin. Oyunbaz olmak, hırsızlık. Hırsızlık tanası Merkür. Şu anki gündemde konuşulan her şey diyorum. Ee şey sonra Apollo sinirleniyor tabi gidiyor Zeus’a. Zeus şey ya adalet daratıcısı ya Zeus diyor ya Yüce Piter diyor. Şuna bir ağzının payını ver bu nasıl şeydir ya koyunlarımı çalmış. Ne biçim adam bu diyor.
Bu arada Merkür her zaman genç. Merkür her zaman genç enerjisi. Yani ergenlik tüyü bitmemiş delikanlı. Şey Puer Athernus diye geçiyor yumukta. Her daim ergenlikteymiş gibi olgunlaşmaya ama meraklı ve keşif, keşif bir enerji içinde olmak.
İşte çörüyor Jüpiter şeyi Zeus, Merkür’ü. Merkür bir yerde diğeri bir yerde konuşuluyor sohbetler, muhbetler. Jüpiter kızıyor ne yaptın sen bilmem ne. Günün sonunda Merkür alttan giriyor eve diğer yana inen.
Alttan giriyor, üstten çıkıyor, öyle yapıyor, böyle yapıyor. Hepsini ikna ediyor Merkür. Ya ben bir şey yapmadım ya da işte ben ona hoşundan yaptım, bundan yaptım diye. Merkür çenebazlık, Merkür insanları ikna etmek, Merkür iletişimimiz, Merkür hikayeler yazmak, Merkür yalan söylemek, Merkür zihnimizi ortaya koymak. Hepsi aynen bir laf cambası.
Öyle bir şey oluyor ki şey Apollo, bir astapios diye kendi asası var, bir asa, iki yanında iki farklı yılan dönüyor. O asasını yani sonrasında aslında tıpın sembolünde de görüyoruz, kundalinin enerjisinin sembolünde de görüyoruz bunu.
Onu hediye ediyor, al sen bunu. Al Merkür, al kurban olayım diyor ve Merkür o asasıyla geziyor hep sonrasında. Jüpiter’de diyor ki sen diyor gel diyor diyor, sen bana diyor bilgileri toparla getir dedikodu. Sen diyor benim haberlerim git insanlara ulaştır. İletişim sistemi, ulaklık. Merkür günü çarşamba günüdür ve Osmanlı zamanında çarşamba günleri ulaklar daha çok çıkartılmış edermiş falan.
O yüzden çarşamba günleri iletişim odaklı temaların günü. O yüzden. Ondan sonra bu vesileyle Merkür yani Ermesimiz tanrılar ve insanlar katında şeye inen, yerağıtına Hades’e, Pluto’ya haber götüren ve oradan geri haberleri getiren tek karakter olmayı imanını taşıyor. Yani özgürce herhangi bir şekilde Hades’in, Pluto’nun kötülüğüne ya da ona maruz kalmadan ya da ona herhangi bir söz vermek zorunda kalmadan gidip geri dönme enerjisini şey yapıyor. Ondan sonra bir yandan da işte bir ruhlara eşlik ettiği için psikopanpost rolü de var sevgili Merkür’ümüzün.
O yüzden Merkür ölüm anına eşlik eder. Merkür gizlerin, sırların, okül bilgilerin ortaya çıkması için gereklidir. Yani zikir olmazsa, iletişim ve bilgi olmazsa biz bilinç haltımızda gördüğümüz ya da bilinç haltımıza bastırılmış olan şeyleri hissedip ortaya çıkartıp dile dökemeyiz. Dile dökebilmemiz için lazım. Ama aynı zamanda Merkür işte el yeteneği şu bu ama Merkür bir yandan da özellikle ikizler temasıyla düşünürsek dualite ile çalışan, iki ucuyla beraber çalışan enerji. İyi ve kötü. İki ucu birden çalıştırıyor. Ondan sonra acaba Merkür birinin kardeşi şusu busu diye bir şeyde böyle bir bağ da yok. Bir şeyi söyleyeyim size.
Bu Apollo’ya gelmişken, Apollo’nun evlendiği bir şey var. Cassandra diye bir karakter var. Cassandra diye bir karakter var. Öyle bir şey oluyor ki Cassandra Apollo ile evlenmek için ondan kehanet yeteneği istiyor. Yani ben sana yüz görümlüğü gibi kehanet yeteneği istiyor. Apollo da bunu veriyor. Sonra bir anlaşmazlık oluyor aralarında.
Apollo Cassandra’nın ağzını tükürüyor ve diyor ki, bu bir lanet amacıyla yapıyor bunu, şey diyor, sen söyleyeceksin ama kimse senin dediğine inanmayacak. O yüzden dönüp Cassandra Merkür’yen bir temanızda özellikle önemli bir yerde duruyor mu buna da bakmakta fayda var. Sözlerimiz ve sözlerimizin geçerliliği ile ilgili olarak.
Olmadan sonra Cimaan sorunuz var mıdır?
Bir de en son biraz Vulkan’dan bahsedeceğim. Aphrodite Mars yani Venus Mars ve Vulkan’dan bahsedeceğim.
Şu anda başka notumdan gördüm. Leda ayrı Leta yani Leta ağlı olan Zeus’un birlikte olduğu sahnelerden birinin adı. O senin dediğin İtalyancı’daki hafif meşrep hikayesi sanıyorum ki bu Zeus’un birlikte olduğu saniye ile ilgili. Evlendiği ile değil bununla ilgili. Işılay Astroïd.
Ondan sonra Cimaan. Bir tane ötekileştirilmiş bir tanrımız var.
O da böyle şey hatırlayalım. Aphrodite direkt Uranus’un kızı yani herhangi bir şekilde Zeus’la falan bir çocuğu gibi bir hikayesi yok. Kendi başına bağımsız bir karakter. Satürn’le de hiç yani Satürn’ün karnına girmiş etmiş gibi de değil. Hiç öyle bir şeyle yok. Dişil bir enerji. Mars ise Hera ile yani Juno ile Jüpiter’in çocuğu.
Bir tane de yine başka kimden olduğunu bilmediğimiz bir Vulcanos var. Hephaistos diye de geçiyor. Bu böyle çirkin bir karakter. Hatta bir noktada Zeus sinirleniyor. Tanrılar katından atıyor onu falan gibi bir hikayesi de var. Topal falan böyle bir ayağı tutmuyor. Demirci ustası.
Aslında Vulcanos yani Vulcan yani Hephaistos bir dönüşüm simyacı karakter. Demir’i ateşle dövelek başka bir şeye dönüştüren karakter. Ve çok müthiş bir usta yani çok iyi eserler yapıyor.
Hatta şöyle bir hikayesi var. Şimdi Aphrodite ile evleniyor. Evlendiriliyor. Aphrodite onunla evlendiriliyor eşin aslı. Ve Aphrodite’in de temsil ettiği iki tür güzellik var. Biri kutsal güzellik yani sanat eserleri falan.
Ve Venus dediğimiz zaman bir yandan onu görüyoruz ya böyle uyum, denge falan. Diğer tarafta dünya bir güzellik yani cinsellik, arzulamak, dış görmüş, imaj, saç, baş falan gibi böyle hani. Ve bunu nasıl kullanacağımız aslında Lucifer mi, şey mi, gece mi, gündüz müyle falan daha çok bağlantılı. Ve Venus’u işlerken daha detaylı işleriz. Ve şey bir yandan da Venus’un sembolleri arasında, atribüleri arasında yani Jupiter’ın ki kartal ya bilgelikle ilgili işte beyaz güvercin var.
Diplomasi, denge, barışmak falan. İnci kolye var ki doğal taşlar var. Yağ, kutlar, safirler falan çok Venüsiyandır. Mesela altın, aslan teması iken böyle değerli taşlar çok Venüsiyan temalardır.
Giyinip kuşanıp ortada olmakla ilgili. Barışçıl enerji ve şey yine Yunuslar var. Ama bir de Nergis çiçeği var. Narsisos aslında. Yani Narsis, Narsist hikayesi, Narsizim hikayesi. Orada da ne var? Bir gölün başında duran Narsisos kendine bakıyor, beğeniyor falan ve suyun içine düşüyor, boğuluyor.
O yüzden Venüsiyan temanın içinde kendi güzelliğinde boğulma hikayesi de var. Yani bunu bir kibir haline dönüştürme teması da var karşımıza çıkan.
Venüs’ün nasıl kullanıldığıyla ilgili olarak. Ayrıca Afrodit, tabii ki Vulcanos’la evlendirildiği için pek mutlu değil. Çünkü çok güzel, çok dişi vesaire vesaire yapabileceği çok fazla şeyler var. Hatta işte en güzel tanrıça kim diye 3 tanrıça yarışıyorlar Paris’in karşısında. Herkes başka bir şeyi sunuyor.
Venüs de diyor ki Paris’i sana dünyanın en güzel kadını veririm. Paris Afrodit’i seçiyor en güzel olarak bunun karşılığında. Sonra zaten Truva Savaşı’na gidiyor.
Truva Savaşı’na da zaten Paris’in karşıt grubunu destekleyip yenmelerini sağlıyor falan filan. O yüzden Afrodit Vulcan’la evlendiriliyor ve hiç memnun değil ve sürekli aldatıyor. Kiminle aldatıyor? Mars’la aldatıyor. O yüzden Venüs ve Mars’ın ikilisi aynen Jupiter-Saturn ikilisinde olduğu gibi kendi içinde ayrı bir döngüye sahip.
Ayrı bir sürekli döngüye sahip. O yüzden Venüs-Mars ikilisinin döngüsü ve bizim ilişkilerde nasıl olduğumuzu yani işte ilişkide kurban rolü mü düşünüyoruz? İlişkide kapan karakter miyiz? Neyiz? Biraz daha bunu anlamamızı sağlıyor. Mars direk erir bir libido, Venus ise dişir bir arzun esnesi haline gelmekle ilgili.
Ve bu ikili bayağı cinsellik üzerinden bir ikili ve bu ikilinin Vulcan’ı aldattığını biri gidiyor Vulcan’a ispiyonluyor. Vulcan’da çok müthiş bir demir ustası olduğu için görünmez bir demir ağ yapıyor. Ağ, balık ağ gibi bir ağ yapıyor. Ve kendi yataklarında bu ikiliyi görüyor, yakalıyor ve demir ağı üstlerine atıyor. Görünmez demir ağıyla onları orada kitle tutuyor.
Şey, sonrasında Tanrılar şu süre çağırıyor işte Jüpiter’i falan. Bakın işte bana neler yaptılar falan diye. Bir de böyle bir hikaye var yani hani cinsellikle ilgili Afrodit ve Mars’ın yani Mars ve Venus ikilisinin zaten Venus-Mars kavuşumu olan kişilerdi.
Venus-Mars üçgeni atmışlığı hadi neyse, üçgeni falan olan kişilerdi ya da bir karşı taşı bile bazen bir şeytan tüyü oluyor. Venus-Mars ikilisi bir kıvırcımlı da gezen kişinin kendisi o yani bir arzun esnesi haline bir şeytan tüyü var karakterde gibi oluyor. Şimdi Mars neden Mars’ı sevmiyorlar? Mars şey gibi aynen böyle Afrodit’li olan hikayesindeki gibi düşüncesizce hareket eden, arzularının peşinden dürtüsel şekilde hareket edebilecek bir karakter. O yüzden bizim Mars’ımız da aslında daha böyle anlık dürtüler ve istekler ile harekete geçtiğimiz alanları, eylemlerimizi, dürtülerimizi, libidomuzu, öfkemizi anlatıyor. Mars böyle balt şeyle nasıl diyeyim, sapanla kuş avlamaya çıkan bir karakter gibi yani. Yani çocuk gibi birazcık daha sokakta şey yapan, savaşan bir anda hal dur dur kızıp savaşa giren, tartışma kavgaya giren bir ergen genç gibi aslında.
Zaten Mars bu arada 30-35’lerindeki kahraman erkecikli erkek yani böyle güçlü şeyle ama fiziksel enerjisi üzerinden bir şey yapmaya çalışan bir karakter gibi.
Ama velakin Vulkanos ise karmik astroloji de daha çok incelediğimiz bir gezegen. Vulkan bir gezegen diye geçiyor. Dünyaya çok yakın, güneşle Merkür’le çok yakın bir şekilde duruyor.
O yüzden o kadar yakın bir şekildeymiş ki, neydi onun adı? Güneşin ışınları altında kaldığından dolayı biz şu anda göremiyoruz diye düşünüyor. Daha okül bakış açısıyla astrolojiyi inceleyen, daha karmada bile değil yani daha okül bir bakış açısıyla incelenen, inceleyen kişiler.
Bu Vulkan şimdi Vulkan nasıl bir karakter? Bu arada kendi haritalarımızda da hani sembol olarak görebiliriz yani gayet açık bakabiliriz. Güneşimize çok yakın hani ya bir önceki burç ya aynı burç ya bir sonraki burç daha uzağa gitmiyor. Vulkan şöyle hani Demirci dedik ya simyacı karakter.
Kendi karakter yapımızın içinde bizi sabote eden ve dönüştürmemiz gereken alanları anlatıyor. Yani hayatımız boyunca hayatımızın içinde, eğer kendi burcumuzla aynıysa da aslında kendi burcumuzun da güneş burcumuzun da gölge yönleri var ya o böyle tavıda dövülerek dönüştürülmesi gereken gölge yönlerini anlatıyor bize.
Aynen koç gibi Mars’ın enerjisi. O yüzden Vulkan’ı da bu anlamda biraz daha simyacı dönüşüm kendi ruhumuzda eritip dönüştüreceğimiz alanlarla bağlantılı olarak okuyoruz. Bir de Eros ve Psyche şeylerini astroetlerine tekrardan hatırlayalım. Psyche aşık olmak istiyor, işte biriyle evlenmek istiyor, dışarı çıkmak istiyor falan.
İşte şey yapıyorlar, şuraya git, buraya git vesaire diyorlar. Eros o sırada oku atıyor ve yanlışlıkla Psyche kendisine aşık oluyor falan gibi bir hikaye. Ve sonra ikisi birbirine aşık oluyorlar, kavuşuyorlar, kavuşamıyorlar gibi bir hikaye var ama Eros ve Psyche’nin ikisini birden astroet olarak Psyche’ye özellikle ruhsal doyup, Eros’u ise sevgi ve aşkı yaşama istemi arzumuz olarak dönüp haritada bakmakta yani bakmak gayet güzel bir şey getirir.
Bir de yine bu Apollo ile bağlantılı bir şey daha, bir karakterden daha bahsetmek istiyorum. Bunları da astroet olarak görebiliriz haritamızda. Bacchus ya da Dionysos diye görürüz. Diğerini ise Apollo. Bacchus pagan kültüründe sokakta düzenlenen festivaller, Dionysos yani böyle müzik, dışarıda işte şaraplar vesaireler falan böyle.
Daha şamatalı kültür, şamatalı eğlence zamanı, daha cinselliğin serbest olduğu, kadınların avlanabildiği o gün falan bir karakterden. Hedoist bir yapıyı anlatıyor. O yüzden haritamızdaki baküz ve yerleşimi bizim aslında o keyif alma ve daha vahşi bir şekilde zevk alma temamızı anlatıyor. Burada çok kural yok, çok düzen yok. Baccham Gülçin dediğini, Apollo ise tam tersi Apollo kural koymakla ilgili. Yani Bacchus’tan sonra şey yapmışlar, külte olarak Dionysos kültünden yavaş yavaş Apollo kültüne geçmeye çalışmışlar pagan döneminde.
Çünkü Apollo kültü kültürleşme zamanı yani bir düzen kurma, rasyonel olma enerjisi. O vahşi ve herkesin her yerde her şeyde olduğu enerjiyi yönetmek çok kolay olmadığı için zamanın içinde Apollo kültüne doğru geçilmeye çalışılmış.
O yüzden Apollo şeyi, haritamızdaki Apollo astroide bizim daha kuralcı ve rasyonel ve mantıklı yaklaşmaya çalıştığımız alanlarıyla yine birazcık daha gösterecektir. Sizler astroitlere şeyden bakabilirsiniz. Astro.com web sitesinde Extended diye yazan, EXTENED, Extended natal chart diye yazan kısımdan girerek bulabilirsiniz.
Türk sitelerde pek yok gördüğüm kadarıyla. Bir de…
Neyse bu çok şey değil artık. Astroitlerden de çok her zaman bulabileceğimiz bir şey değil ama bundan vazgeçtim. Bu artık tam böyle şey olmayacak, astroite şey olmayacak. Bakayım sorunuz varsa alayım bir yandan. Güneşe şey, vulkan, güneşe yakın, demirci ustası bir yandan da sıcağı da alışkın, kendi güneşimizin gölge yanının verdiği zararı da benle yangınlar gördüğüm tabriyle tölere edebileceğimiz yerlere de gösterir mi?
Kendi gölgemize tölere etme enerjisini mi diyorsun? Aslında vulkanın, yok vulkan dönüştürmek, geride bırakmak. Ha tembellik yok, tembellik veren bir yanı yok. Çünkü neden?
Vulkanın hikayesinde hor görülmüş, dışlanmış falan. O yüzden orada bir hafif emrahvari bir enerji var. Yani yıkıldığım yerden, üzüldüğüm yerden ben gidip kendime dönüşeceğim onları da ispat edeceğim falan tarzında bir enerji var. Çünkü tembellik tadında değil o. En azından astrojik sembolü olarak.
Ondan sonra Cırma. Sorunuz var mıdır arkadaşlar? Burada böyle, böyle bir şey oldu yani. Sorunuz var mı?
Bunları özellikle haritadaki şeyleri hani bu gezegenleri, güçleri, şunları, bunları bakacağız ama her zaman bu hikayeler aklınızda olsun. Çünkü bu sembolizm, astrojik sembolizm oluştururken aslında insanların inandıkları şeyler bunlar. O yüzden bizim kendi içimizdeki belirli yapıları anlattığını düşünüyoruz gibi gibi.
Sorunuz var mıdır? Ben size şey diyorum ya bu arada yani böyle biraz bitoloji ile ilgili kitaplar çıkarttım ama ben birkaç tane şeye katıldım böyle bir buçuk iki aylık seminer eğitime katıldım. Oralar ve okuduklarımı veya astroji ile birleştirdiklerimi bunlar. Kultür bilincini geliştirme vaksında çok güzel şeyler oluyor. Bununla ilgili eğitimler oluyor. Ondan sonra psikomitoloji gayet güzel şey diyecektim. Gülden Hoca’nın kitabı çok güzel arkadaşlar. Gülden Bulut’un kitabı.
Şöyle çok emek verilmiş bir kitap. Siz de görüyorsunuz galiba değil mi Gülden Bulut’un kitabını? Şöyle okumak isteyenler için. Bu çok güzel bir kitap bence şahane. Zaten mütemvazı çok tatlı bir insan bence kendisi.
Elia dedin kitapları ama yani bunlar çok hani baştan son oturduğumda okuduğumluk bir tema değil bizim şeyimiz için ama yani adını şöyle göstermek için çok çok fazla kitabı var. Dinler tarihine girişi var. Kutsal ve kutsaldışı var.
Bende bir tane yabancı kitabı varmış. İnisiyasyonun sembolleri diye işte şöyle falan. Böyle kitapları var. Bir de şey güzel bence çok. Ben bu kitabı çok beğeniyorum. Sembolleri de tek tek anlatıyor.
Şeyi Erhan Altunay’ın paganizm kitabı çok güzel. Bir de Joseph Campbell’ın kitapları zaten hani şeyde var işte tarçalar ve tarçanın dönüşümleri de var.
Ve diğer şeyde. İyi de onlarda. Diğer kitabı Kahraman’ın Yolculuğu.
Daha bakmak isterseniz diye sorunuz var mıdır? İyi misiniz?
Evet hocam teşekkür ederiz. Tamam hayırlı yayın nasılsın merhaba. Nasılsınız iyi misiniz? İyiyim Allah’ım nasılsın?
İyi seyirler. Dinliyoruz sizi çok teşekkürler. Ben teşekkür ederim. Rica ederim. O zaman yavaştan kapatayım diyorum. Ondan sonra Cema böyle. Çok güzeldi çok teşekkürler hocam.
Çok keyifliydi. Hepinizi öpüyorum. Görüşmek üzere. Ağzınıza sağlık çok teşekkürler. Görüşmek üzere herkesle. Öpüyorum çok çok. Görüşmek üzere.
Şimdi dersi kapattım. En son buraya bir göz gezdireyim. Ondan sonra Cema şey yapayım. Teşekkür ederim.
Evlilik uyumu için Mars ve Venus’dan çok daha fazla ihtiyacımız var. Mars ve Venus nasıl biraz önce Afrodit ve Mars’ın hikayesinde cinsel uyum.
O ikisi evlenmiyor. Biraz daha fazla cinsellik yaşıyor aslında. O yüzden evlilik için ve bir ilişkinin kalıcı olması için Mars ve Venus’a en fazla güzel bir cinsel hayat verir. Evliliği garanti edecek bir gösterge değil.
O zaman şey yapayım. Kapatayım sevgili arkadaşlar. Ondan sonra Cema. Benim kitaptan çok kalmamış herhalde. Onların yerlerde biraz daha var.
İlk yerlerde de pek görmedim. Bir iki tane kalmış. 2021 kitabı diye şey yapmadık. O zaman hepinizi öpüyorum sevgili arkadaşlar. Gel gel gel. Tamam gel yine merhaba. Tamam gel. İlla gelecek.
Herkese iyi akşamlar diliyorum. Kaydedeceğim aynen şimdi kaydedeceğim. Görüşmek üzere sevgiler. İyi akşamlar. Herkese merhabalar ben Holistik Astrolonuz Duygu Demir. 7 Eylül haftası haftalık burçuyorum. Geri döndüm. Geri döndüm.
Herkese merhabalar ben Holistik Astrolonuz Duygu Demir.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir