Çocuğun İmamlığı Caiz midir? Fatih Kalender Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YP9ZsGxIo6Q.
Henüz bu uçağına girmemiş olan kişi imamlık yapabilir mi? Emredi billahi min ash-shaytani racim, Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah ve salatü ve selamü aleyhi ve sellem ve bâdü.
Mükellef olan erkek cemaate imamlık yapacak olan kimsede aranan şartlardan bir tanesi de kişinin blue çağını ermiş olmasıdır. Dolayısıyla bu suale vereceğimiz net bir cevap, blue çağını henüz ermemiş olan bir çocuk,
hanefi mezhebine göre mükellef olan, blue çağını ermiş olan, ergin olan kişilere imamlık yapması durumunda bu geçerli olmaz. Arkasındaki cemaatin namazı sahi olmaz. Bu meselemizin net cevabı. Ama konuyu biraz talil edecek olursak izninizle, bu konu mezhepler arasında farklı mütalaa edilen konulardan bir tanesidir.
Şöyle ki şafi mezhebine göre imam ve cemaat ilişkisi ile hanefi mezhebine göre imam ve cemaat ilişkisi aynı değildir. Hanefi mezhebine göre imam cemaatin namazını üstlenmiş, sorumluluğunu kendi üzerine almış.
Bu sebepten dolayı cemaatin kıraat yapmaması, imamın kıraat yapmasının cemaat içinde kıraat olacağı kitaplarımızda ifade edilmiştir. Ancak şafi fıkhına baktığımız zaman durum böyle değil. Cemaat kendi kıraatini yapar, imam da kendi kıraatini yapar. Böyle olduğundan dolayı sanki tabiri caizse arada bir birliktelik var ama bu birliktelik bir nevi sembolik gibi. Bu sebepten dolayı imam ile cemaat arasında ittihat şartı yoktur. Yani bunların imamın blü çağını ermemiş olması durumunda mümeyiz olan bir çocuk dahi olsa arkasında blü çağını ermiş olan bir cemaate namaz kıldırabilir.
Bunu özellikle niye bu mezhep görüşlerine giriyorum? Çünkü bazı yerlerde şunu görebiliyoruz. Çocuklara talim olsun diye, öğrenim olsun diye imamlığa geçirebiliyorlar. Veyahut farklı mezheplerde farklı görüşler olduğu için veya biraz sonra aktaracağımız hanefi mezhebinde bu konuda farklı mütalalar olduğu için öğretim kastıyla bunu yapabildiklerini görmekteyiz. O yüzden bu anlamda detellendirmekte fayda vardır.
Bu bağlamda baktığınız zaman şafi mezhebi nögere imam ile cemaat arasında bir ittihat şartı olmadığı için herkes kendi kıraatini kendi fatiasını okuduğu için imam örneğin nafile namaz dahi kılsa arkasındaki cemaat farza niyetle ona iktida edebilir. Veya imam farklı bir namazı kılacak olsa, farklı bir farzı veya farklı bir kaza kılacak olsa arkasındaki cemaat vaktin namazını veya üzerinde kazaya kalmış olan bir namazı kılabilir.
Sadece şafi mezhebinde cuma namazında bir istisna vardır. Cuma namazını kıldıracak olan imamın buluşane ermiş olması gerekecek. Ama hanefi mezhebine baktığımız zaman hanefi mezhebinde imam cemaati namazını üstelmiş olacağı için imamın halinin cemaatin halinden daha kavi, daha kuvvetli veya muadil olması gerekir.
Bunun manası şudur, imam nafile bir namaz kılıyorsa arkasındaki cemaatin ona iktida etmesi mümkün değil. Ama imam farz namaz kılıyorsa arkasındaki cemaatin nafile olarak ona iktida etmesi mümkün olabilir. Peki imam vaktin namazını kılarken arkasındaki cemaatin başka bir namaza kaza niyetiyle kılsa bu olur mu? Bu da olmaz.
Çünkü ittihat gerekir. Yani ikisinin aynı namazda olması veya imamın namazının cemaatin namazından daha kuvvetli olması gerekir. Bu itibarla baktığımız zaman imam olan kimse eğer buluşane ermemiş ise, henüz baliğ olmamış ise namazla mükerlef değildir. Kıldığı namaz o kişi açısından nafile bir namazdır. Oysa arkasındaki cemaatin kıldığı namaz buluşane ermiş oldukları için farz olan bir namazdır.
Ve kural gereği farzı zayıf olan nafile üzerine bina etmek sahi olmayacağından dolayı böyle bir iktida elbette mümkün değil. Ama tersi olacak olsa yani imamın namazı farz, arkasındaki cemaatin namazı nafile olsa zayıfı kuvvetli üzerine bina edilmiş olacağı için bunda herhangi bir mahsur lazım gelmeyecektir. O yüzden soruya vereceğimiz net bir cevap, imam buluşane ermedikçe imamlık yapamaz.
Sadece Hanefi mezhebinde müteahhit ulemağdan, belk ulemağsından gelen bir nakil vardır. Kitaplarımızda buna yer verilir. Şöyle ki eğer imam ve cemaat aynı namazı kılıyor ve kıldıkları namazda nafile namazsa, örneğin teravih namazı kılacaklar.
Böyle bir namazda buluşane ermemiş olan bir çocuğun buluşane ermiş olan cemaate imamlık yapabileceğinden bahseder. Belk ulemağsı Hanefi fukasından bu fetvayı veriyorlar. Bunun sebebi de cemaat için de bu namaz nafile, imam için de bu namaz nafile. Dolayısıyla nafile nafileye iktida etmiş olacağından dolayı burada kuvvetli zayıf üzerine bina edilmemiştir. Bunda herhangi bir mahsur lazım gelmez deniyor.
Oysa maveraul nehir dediğimiz Hanefi fukasından olan bu zavat ise bu konuda farklı düşünüyor ve diyorlar ki her ne kadar namaz nafile namazdayı olsa, kişi nafile namaza başlamakla onu kendine vacip kılar. Buna fıkıt dilinde ilzam-ı şuru derler. Yani bir ibadete başladın mı?
O ibadete, ibtidada başlaman her ne kadar farz olmasa da başlaman ile onu kendine vacip kılmışın ve onun devamını da getirmek zorunluluğun var. Bu sebepten dolayı eğer bozacak olursa onu kaza etmelidir. Nafile oracı başlayıp da bozacak olursa o orucu kaza etmekle mükelleftir. Bu açıdan bakıldığında imamlık yapacak olan çocuk nafile namaza başlamakla o namaz ona yine vacip olmayacak. Çünkü mükellef değil.
Ama arkasındaki cemaat blüçhane ermiş olduğu için nafile namaza başlamakla o namazı kendilerine farz kılmış olacaklarından dolayı yine burada rütbe itibarıyla bir farklılık olacağı için nafile dahi olsa, yani örneğin bu özellikle telavih namazlarında soruluyor, imamın arkasındaki blüçhane ermiş olan cemaate blüçhane ermemiş olduğu halde imamlık yapması sahip olmayacak.
Neticede ez cümle gerek farz namazı olsun, gerek nafile namazı olsun sahi olan görüşle göre imamlık yapacak olan kimsenin arkasındaki cemaat blüçhane ermiş kişilerse baliğ olmadığı müddetçe blüçhane ermediği müddetçe imamlık yapması sahip değil. Ama kendisi gibi çocuk olanları, kendisi gibi blüçhane ermemiş olanları imamlık yapmasında bir mahsur lazım gelmez. Eğer maksat talimse öğretiyse bu bağlamda öğreti de bu kabilden yapmak lazım.
Yani mükellef olan kişilerin namazı değil de onun gibi olan çocukların ona iktida etmesini sağlayarak böylece bir talimi de yapmış olabiliriz hanefi fıkkına göre.