DNA ile yok olan türleri hayata getirmek mümkün mü? Dr. Emrah Çoraman yanıtladı

DNA ile yok olan türleri hayata getirmek mümkün mü? Dr. Emrah Çoraman yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TD3RWII6iGc. Toplam rakamlarla alakalı hatırlatma faydalı olabilir. Demir sorduğunuz soruyu biraz daha geriden başlatarak 1500 yılından bu yana soyut gelen tür sayısı toplam olarak yanlış görmüyorsam 900. 900 hayvan mı? 900 tür, bunlar evet hayvanlar….

DNA ile yok olan türleri hayata getirmek mümkün mü? Dr. Emrah Çoraman yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TD3RWII6iGc.

Toplam rakamlarla alakalı hatırlatma faydalı olabilir. Demir sorduğunuz soruyu biraz daha geriden başlatarak 1500 yılından bu yana soyut gelen tür sayısı toplam olarak yanlış görmüyorsam 900. 900 hayvan mı? 900 tür, bunlar evet hayvanlar. Sürüngenler var, anfibiler var. Yani buna şey dahil değil, bitkiler dahil çünkü bitki de var. Evet, bitkiler de var, var var. 122 tanesi de bitki. Ha evet varmışlar, 122 tanesi de bir tanesi.
İsterseniz bunları bir daha hatırlatmak. 122 bitki, toplam 900 tür son 1000 yıl içerisinde kaybolmuş. Evet. Son 500. Son 700 seneye, 600 sene içerisinde. Evet, yani burada gördüğünüz gibi en çok tabii yumuşak çalar gitmiş. Kuşlardan 150 de kuş tane gitmiş demin hani birkaç tane örneğini gördük. Memellerden bir de. Bunu teslim edebildiğimiz. Aynen öyle, tabi ki. İsterseniz bu geçen seferde bakmıştık, bir ona bir hatırlayalım. Hadi geçelim. 41. sınıfı açarsanız.
Şimdi bugün hep türlerden bahsediyoruz. Türleşmeye, yeni türler çıkıyor vesaire. Aslında neden, nedir bu tür? Biraz ondan bahsetmekte fayda olabilir. Şimdi biz normalde bir sürü tür kavramı var. Bize eskiden öğretilen biyolojik tür kavramıydı. Bunun en çokta verilen örneği eşekle attı. Eşekle at, çiftleştiği zaman katır olur. Ama katırlar çiftleştiği zaman verimli dör vermezler. Eskiden diyorduk ki iki farklı tür, verimli dör veremiyorsa bunlara iki farklı tür diyoruz.
Tanımımız böyleydi. Tabi bunun için eşeğiyle üremek gerekiyor. Bir de fossile bakarak bazı şeyleri söyleyemiyoruz. Onlara morfolojiden bakıyoruz. Bunlar farklı diyoruz ama belki de üreyebiliyorlardı. Şimdi bir de işin içine genetik girince iş iyice karıştı. Çünkü biz görüyoruz ki farklı bunlar arasında verimli dör yok dediğimiz canlılar arasında zaman zaman bunlar olmuş. Ve türler arası gene akışı olmuş. Bunlar çok önemli şeyler, böyle enteresan yeni gelişmeler. Bunun en güzel örneği de insanlar.
Sizin de benim de DNA’mızın yani genomumuzun toplam DNA’mızın. Yüzde bir buçuk ila, yüzde dört neandertellerden gelme. Bunu çok yakın zaman önce anladık. Şimdi bu tür sayısına baktığınız zaman şu ana kadar yaklaşık bir buçuk iki milyon tür tanımlamışız. Yani bu ne demek? Bulduk bir tane tür. Neyandertel gene herkes eşit olanı yoksa bazı bölgeler daha fazla olabilir mi? Nasıl anlamadım. Neandertel gene. Evet. Her insanda eşit miktarda mı var? Değil.
Bir buçuk, şimdi bu da yüzde elli neandertel vardır diyorsun. Bir buçuk, şimdi coğrafi olarak değişiyor. Avrupa’dakiyle Asya’da farklı olabiliyor. Nereye daha fazla? Yanlış hatırlamıyorsam Avrupa’da daha fazla. Pardon, Asya’da daha fazla olabilir. Ama orada Denisovan’da var. Avrupa’da daha fazla. Şimdi rakamları karıştırmış olabilirim. Ama şunu söyleyeceğim, herkesdeki neandertel genomu aynı yer değil. Yani sizdekini, bendekini, Utku’dakini birleştirsek, bütün insanları birleştirsek.
Yüzde elli neandertel yapabiliyoruz. Yapabiliriz. Bende başka bir yere etkilemiş, başka bir yere etkilemiş. Evet. Yani onlar böyle, ne denir, işte parçalanırken, hani kromozomlar birbiriyle bölürken bir kısmı geliyor. Ama bazı yerler belki bir işe yaradığı için gelmiş olabilir. Neanderteller hangi kıta kökenli? Avrupa. Avrupa ve Asya’ya doğru da gidiyor. Asya’da bir de Denisovan’lar var. Belki birazdan onlardan da bahsederiz bu DNA ve genom çalışmalarıyla. Neandertel’e Afrika’dan yayılan tür değil.
Tabii ki önceden bir, onların atası da Afrika’dan gelmiş. Kesin mi o? Efendim? Kesin mi Afrika’dan geldi o atasının da? Yani elbet bir atalarının gelmesi gerekiyor ve o ata insan, yani homo cinsinin Afrika’dan kaynaklandığını biliyoruz. Ama ne zaman oldu bu? Hani bazen biraz geri çekiliyor, bazen tarihli ileri gidiyor. Ama Afrika kökenli olduğunu biliyoruz. Ama bazen yeni bir fosil bulunabilir, hikaye başka bir yere doğru kayabilir. Ama şu anda bildiğimiz hani tüm insan türlerini… Bu bizim Pamukkale adamı nereli? Afrika’da mı? Evet, o da Homo erectus. Homo erectus. Evet. Ama o da Afrika’dan Avrupa’ya giderken Pamukkale ölmüş mesela. Evet, belki de orada yaşadı çok uzun zaman. Yani illa hani o geçiş süreçleri… Ay geçerken zaten hani kaldırıldır koşa koşa gitmeler. Evet, evet. Yani o geçiş süreçleri bazen çünkü öyle oluyor. Mesela bitkiler göç ederken diye konuşuyoruz. Bitkiler göç eder mi diyoruz. Evet, o bireyi göç etmiyor ama biraz sonra konuşacağız. Buzdum çağlarında… Oradan oraya, oradan oraya. Evet, aynen öyle.
Ama onlar da göç ediyorlar baktığımız zaman. Ya bu tür sayısında dediğim gibi böyle tanımladığımız 1,5-2 milyon tür var. Bir sonraki slayda geçersek… E bunların yarısı böcekler. Böcekler tabii ki en büyük çeşitlik orada. Geçende bahsetmiştik. Bunların yani tahmin ettiğimiz tür sayısı 10 milyon. Yani biz sadece %15, %20’sini biliyoruz. Yani bazıları bunu 20 milyon, 30 milyon diyor. Bu bile büyük bir çalışma alanı. Yani dünyada kaç tür var diye çalışma yapan gruplar var.
Mesela şöyle yapıyorlar. Amazon ormanlarında hiç araştırılmamış bir yere gidiyorlar. İşte bir dönüm 100 metrekare bir yeri seçiyorlar ve başlıyorlar. Bütün ne var ne yok topuyorlar. Sonra orada oğası geçer. Bir de tür sayısını… Aynen öyle diyorlar ki şu kadarcık alanda bile bizim görmediğimiz şu kadar tür varsa… …işte demek ki dünyada bu kadar vardır diye. Bu da Berlin Doğu Tarihi Müzesi’nin alkolde saklanan örnek koleksiyonu, balık örnekleri. Bunlarda şöyle yapıyorsunuz.
Bunların… Giderseniz oraya bazıların üzerinde kırmızı noktalar görürsünüz. Kırmızı yapışkanlığa bir şey vardır. O da şu demek oluyor. O türün tanımlandığı birey o. Yani referans örneği o. Yani siz o türü bulduğunuz zaman şüpheniz mi var gidip buna karşılaştırmamız gerekiyor. Artık bu da o kadar önemli değil. DNA da yapılıyor. Yani bunlardan doku parçası alınıyor. Hatta bazen artık bazı hayvanlar koruma altında öyle alamıyorsunuz. Onların sadece DNA’sı biriktiriliyor veya işte tüyü biriktiriliyor. İşte kıl, kılı biriktiriliyor vesaire. Bazı örneklerin tomografisi çekiliyor. Ve ben çalışırken çok büyük bir tomografi makinesi gelmişti. Fil kafat hasarının tomografisi çekiliyordu. Yani maalesef Kanayanyara’mız Türkiye’de bu kadar biyolojik çeşitliğinin olduğu yerde… Ama bir doğa tarihi müzeyimiz yok. …ulusal anlamda bu işlevi gören maalesef bir doğa tarihi müzeyimiz yok. Yani dediğim gibi türlerden çok çok azını biliyoruz. Ne kadarının yok olduğunu bilmiyoruz. Demin bahsettik ya şu kadar tür gitti. Bir de onları bence beşle onla çarpın.
Biraz yine korona hikayesine benziyor. Şu kadar koronalı birey tespit edildi diyoruz ama genel olarak onları çarpıyoruz. Bir de isterseniz 48’e atlayalım. Bu hızlarına bakmıştık. Yani şu anda %20’ini bilebildiğimiz en fazla aslında 10 milyon türü var. İyimser olarak. Bence çok iyimser o. İyimser olarak. Minimum 10 milyon türü var. Ve bunlar içerisinde de yine bilebildiğimiz 900 kadarını… Biz son 500’le içerisinde dünyadan yok olduklarına tanıklık ettik. Bazıları bizim yüzümüzden bazıları başka nedenlerle ama yok oldular. Burada bir şey ekleyebilir miyim? Tabii Kötük Hoca’m. 10 milyon türü’nde tanımlanmış olanın 1 milyon 900’ün ismi veriliyor. Bunların da 1 milyonu böcek. Böcek evet. Şimdi bunlar şöyle bir şey var. Biz milyon yıllık ortalama… Burada ne görüyoruz? Önce onu bir daha anlatayım. Burası zaman. 1500’lerden başlıyor. 2000’lere kadar geliyor. Burada da yok olan türlerin oranı. Yani şu kadar memeli türü var demiş söylemiştik ya. Yüzde kaçı gitti. Büyük bölümü son 200’ye de gitmiş. Evet. Son 200’lilde büyük bir artış görüyoruz. Korkutucu olan şu. Nokta nokta nokta olan. Milyon yıllık ortalamanın… Ortamın kat ve kat üstünde. Kat ve kat üstünde. Yani o kadar hızlı gidiyor ki o yüzden insanlar 6. okuluşa mı girdik diyor. Çünkü normalde demek ki kütüphane öyle. Yeni kitaplar aldınız, borç kitap verdiniz. 3 aşağı 5 yukarı olursa kütüphaneniz aynı. Ama siz devamlı kitap veriyorsanız orada bir sıkıntı vardır. Bir süre sonra kitabınız bitecektir. Bir de şeye bakalım böyle giderse diye bir 60 numaraya bakalım. 60 arkadaşlar. Bu hızla giderse. Bu hızla giderse. Şimdi bunlar demeyin ki ilk başta konuştuklarımız. Bakın işte %86’ı gitmiş türlerin. 5 tane büyük yok oluş vardı ya. %76’ı bitmiş bu dinozorların gittiğinde.
Burada %100’ü giderse türlerin ne kadar diye burada görüyoruz aşağıda. Burada da dönemler. Bakın burada %70 çizgisini koymuşuz. %70’in üstüne çıktığı zaman, %75’in üstüne çıktığı zaman büyük yok oluş diyoruz ya. Şu anda buralardayız. Bakın anfibilerde %34’e geliyor. Anfibilerde %34 kayıt var. Evet. Burada ne diyor mesela eğer yakın zamanda türü tehdit altında olanlar giderse. Gidebilir yani artık çok hızlı gidiyor. Bakın bunlar böyle giderse hesaplarından bakarsak memelilerde.
Eğer hassas olanlar veya yani bu kırmızı liste var. Türlerin hangisi tehdit altında değil diye değerlendiriliyor. O değerlendirilme de hassas olanlar yakın zamanda giderse. Yani bunlar yavaş yavaş yavaş yavaş böyle ilerliyorlar. Buraya geçtikleri zaman buyurun size artık 6. yok oluşuyor. Yani bu rakamlarla da görebildiğimiz bir şey haline geliyor. Bir de şeye bakalım bir öncekine 59’a bakarsak hani ne zaman böyle giderse.
Şimdi bu deminki baktık da %75’in üstüne geçecek. Mesela anfibilerde diyorlar ki böyle giderse 242 senede %75’e ulaşabilir. İyimser tahminlerle 4000 yıl var. 4000 yıl tabii biz diyoruz ki rahatız ama hani jeolojik açıdan baktığınızda. Onun için 4000 yılda teknoloji falan değişip yok oluşu durdurabilir yavaşlatabilir falan filan gibi.
Evet ama bazı şeyler tahmin ettiğimizden bunlar devamlı güncelleniyor. Güncellendikçe tahmin ettiğimiz kadar iyimser değilmiş. Biliyorsunuz mesela iklim değişikliğiyle alakalı modellerde devamlı güncelleniyor. Hani hep 2.6 iyimser modelimiz vardı bir üstüne gidiyoruz gibi bir üstüne gidiyoruz gibi. Ben açıkçası o kadar iyimser değilim. Bunu söyleyince bir sorun sorayım. Siz bunun tamamlığı bir sorun var mı bununla ilgili? Kabaca demek istediğim burada bu yani hani insan açısından bile birkaç jenerasyon var. En hızlı anfibiler yok olacak.
Yani insanların artık ne kadar yaşadığını düşünürsek belki torununuzun torununu diyebilir misin? Ya da kaç tür anfibi var şu anda? Ezbere bilmiyorum demeyin ki şeyde vardı sanırım. Bir dakika bakayım buradan görebilecek miyim? Bir 41 açabilir miyiz?
Kaç tür tanımladı abi bakalım.