İnsan soyu tükenebilir mi? Prof. Dr. Utku Perktaş yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=SURmAPhkWtQ.
Antroposyen teriminden bahsetmek lazım ama antroposyen terimine gelirken öncelikle bir holosen dönem içindeyiz esasında geolojik zaman içerisinde. Ve 10 bin yıl önce yaklaşık 11 bin yıl önce bir şey oldu dünyada. İnsan avcı toplayıcı özelliğini bırakıp toplu yaşamaya geçmeye karar verdi. Şehirler kurmaya başladı, tarım yapmaya başladı. Efendime söyleyeyim evcilleştirme hayatını geçti. Hayvanları ve bitkileri evcilleştirmeye başladı. Ve bununla birlikte de atmosfere bir takım etkiler yapmaya başladı. Bu etkilerde işte karbondioksitin artması, bununla beraber de sıcaklıkların yavaş yavaş değişmeye başlaması. Çünkü bundan önce avcı toplayıcı dönemde insan nüfusu da hani belli ölçüde daha azdı ve… Kaç o zaman nüfus tahminin? Yani 15 bin yıl önce insan nüfusu. 15 bin yıl önce insan nüfusu kaç? Bir milyarların ya da çok daha altında yani. Bir milyar mı bir milyon mu? Bir milyonların çok daha altında. Ama geldiğimiz noktada insan nüfus artışı çok ciddi anlamda artmış durumda. Şu an 9 milyar lira doğru gidiyoruz. Ama şimdi o dönemde o toplu yaşamaya geçmekle beraber artık karbondioksit miktarı değişiyor. Atmosferin yapısı değişmeye başlıyor. Ve aslında günümüze doğru geliyoruz ama antroposel dediğimiz yani insan çağı başlıyor ama bu ne zaman başlıyor? Bu toplu yaşamı geçtikten sonra.
Antropozeni insanın yerleşik düzene geçmesinden sonrasına mı bağlıyoruz? İnsanın yerleşik düzene geçmesinden sonra ama burada bir şey söyleyeceğim aslında tam o nokta değil. İnsanın yerleşik düzene geçmesiyle beraber sanayi devrimini yapılacağı döneme kadar artık hani uzunca bir zaman geçiyor esasında. Sanayi devriminden sonra insan artık atmosfere çok daha ciddi etkiler yaparaktan. Antropozeni sanayi devrimi sonrası bu demek. Evet birincisi bu birinci hipotez bu.
İkinci hipotez de 1945 yılında Hiroshima’ya atılan atom bombası sonrasında başladığını öngörüyorlar. O niye? Nasıl? O niye? Şimdi iki farklı görüş ne zaman bio çeşitlik ya da insanın etkisi dünyada bu kadar kendini gösterdi? Bu iki görüş üzerine tartışma var. Şimdi buradaki temel nokta şu esasında şimdi insan çağında insanın etkisini görmeye başlıyoruz ama insan nüfus artışı bu noktada kendini çok ciddi olarak gösteriyor.
Şimdi 1800’lü yıllardan başlayıp 1950’ye kadar geldiğimizde 3 milyarlara ulaşıyoruz bütün dünyada. İnsanlık 10 bin yılda 3 milyara geliyor. Evet 1950’li yıllara geldiğimizde 1950’li yıllara gelip 2000’li yıllara geldiğimizde nüfusumuz 8 milyarın üzerine çıkmaya başlıyor. Çıktı mı 8 milyar üzerine? 8.8 milyar şu anda. Şu anda orada mı? Evet ve yaklaşık %15 içinde, %15’i Hindistan’da, %30’u bu iki ülkede. Şimdi burada dikkat etmemiz gereken nokta şu 1950’den 2000’li yıllara gelene kadar 5 milyarlık bir artıştan bahsediyorum ama dünya tarihini düşündüğünüzde böyle bir artışın bu kadar kısa zamanda gerçekleştiğini görmüyoruz. Dolayısıyla dünyanın bir taşıma kapasitesi var esasında. Var mı? Var tabii muhakkak var ve bu taşıma kapasitesi o kadar hızlı artışı artık kaldıracak düzeyde değil ve bilimciler diyor ki hani antroposen diye bir dönem tanımlayabiliriz ama şimdi jeologlar bu holosen dediğimiz ya da dördüncü dönemdeyiz, kuvvaternerdeyiz şimdi.
Bu dönemleri tanımlarken neye bakıyorlar? Kayaçlara bakıyorlar. Kayaçlardaki minerellere bakıyorlar, pusillere bakıyorlar ve bir takım somut kanıtlar buluyorlar ve bunlara göre de sınır çiziyorlar. Diyorlar ki işte holosen şurada var, holosenin öncesi buradaydı dördüncü zaman kuva terner, kuva terner pliostesen ve işte holosen dönem olarak ikiye ayrılıyor. 2.8 milyon yıldan bahsediyoruz zamanlamalar yapılıyor. Ama gel gelelim antroposende insan çağı, insanın nüfus artışı bu tür kanıtlar söz konusu değil.
Şimdi bu sürekli tartışma konusu. Bir baştan geç günü koyulamıyor. Evet bir kabul ediliyor, bir kabul ediliyor. Ama şimdi zaten normal değil mi? Şimdi jeolojiye baktığın zaman jeolojinin koyduğu da böyle 1948 veya işte milat şey bundan 7 milyar 651 milyon bilmem kaç gün demiyor yani. Tabii. Orada bir milyon yıl aralığı var. Biz burada bir çok daha onlu yıllar aralığı bulmaya çalışıyoruz. Çok daha dar bir zaman diliminden bahsediyoruz.
Ama insanın nüfus artışı, insanın habitatları degrede etmesi, insanın bio çeşitliğe zarar vermesi ki aslında içinden geçtiğimiz şu günler korona salgının olduğu dönem ve bu korona salgın da esasında antroposenle yüzleşmemizi sağlayan durumlardan bir tanesiyiz. Neden? Hani insan doğaya zarar verdi birtakım mikroplarla ya da virüslerle karşılaştık. Ölümcülü yakınlıklar kurmaya başladık ve sonuçta bu tür salgınlar oldu. Geçmişlerde bunlar olmuştu doğaya verilen zararlarla.
Sonuçta antroposen dediğimiz dönem insan çağı ve insanın nüfus artışıyla beraber tetiklenen birtakım olumsuz olaylar var. Şimdi hükümetler arası iklim paneli yapıldığında 2018’de bunun altı tekrardan çizilmişti antroposen dönemin ve antroposen çalışma grubu kurulmuştu. Ve bu aslında geologlar içinde hani kabul edilmesi gereken bir dönem olarak önerilmişti. Şimdi yakın kaynaklar bunu bu şekilde kaydediyor ama programa girmeden önce Emrah’la konuşuyorduk. 2021 zannediyorum değil mi? Yakın dönemde bu antroposen terimin hala hani soru işareti olduğu kabul edilip edilmeyeceği konusunda yine soru işareti oldu. Daha nereye? Antroposen mi? Evet. Çünkü burada baktığınızda biraz böyle geriye dönüp mesela bir kayaca bakıyorsunuz. İşte şu fosil şurada kesilmiş, bu tarihlendiriliyor ve artık diyoruz ki hani bu fasilden sonrası böyle.
Şu anda bu süreçte olduğumuz için ne olacak? Tam konum. Evet, orada yani bu olacak mı olmayacak mı? Tartışma orada. Yani bundan bir milyon yıl sonra geriye dönüp baktığımızda evet, 1907’lerde veya ne bileyim, milattan sonra milattan önce 10.000’de böyle bir çizgi görecek miyiz, görmeyecek miyiz tartışması var. Tabii bu tartışmanın önemli bir yanı da bunu gündelik hayata sokmak. Bu söylemi gündelik hayata sokmak. Ama yine de antroposen terimini unutmamız gerekiyor.
Yani izleyicilerimizin unutması, insan çağı dediğimiz insan çağı, insanın etkisi. Peki bu etkiyi nasıl görüyoruz biyoçeşimlik üzerinde? Biyoçeşimlik bizim hayatımız için önemli yani kesinlikle. Kimi kesimler bunu küçümseyebilir? Örneğin bir arının doğadan yok olarak kaybolması demek bizim beslendiğimiz sebze ve meyvenin üretiminin düşmesi demek esasında. Dolayısıyla bir şekilde etkisinin bize yansıması söz konusu.
Ama 1860’lı yıllardan itibaren başlayacak, 1600’lı yıllardan itibaren, 1700’lü yıllardan itibaren başlayacak olursak bir takım yok oluşları görüyoruz ve burada da insanın etkisi belirgin bir şekilde görülüyor. Ben şimdi bunları birkaç örnek vermek istiyorum. Ve ilk benim slide’ımı bir rica etsem, dodo kuşuyla aslında buna başlamak istiyorum. Kısaca bir hikayesini anlatayım. Pardon ikinci slide.
İkinci slide. Şimdi dodo kuşu… Hocam pardon bir şey, siz 8.8’iniz ama nereye baksam 7.9 milyar görünüyor dünyanın o zaman. 9 milyara doğru geliyor. Emin misin? Tekrar ben de çekiydim şimdi ölüsü dediğimde. Ne olur yani yanlış bilgi vermek istemiyorum. Şu anda Dünya Nubusu 7.881.758.782 görünüyor da. Tamam yaklaşık 8 milyar değil. Yaklaşık 8 milyar değil. Bir takıldı o kafama. Tamam.
İyi ki baktınız. Tamam devam ederim. Şimdi örneğin dodo kuşuyla başlayalım. 1690 yılında bu kuş ortadan kalktı. Hemen Madagaskar’ın doğusunda mağarut isteninden küçük bir adada yaşıyordu. Herhangi bir prodatörü yoktu. Dolayısıyla uçma özelliğini kaybetmişti. Ama insanın bu kolonleşme tarihinin başlamasıyla beraber o toplu yaşama geçti. Artık koloniler kolonuyla çalışıyor dünyada.
Onunla beraber Portekiz’den çıkan gemiciler Hindistan’a ve doğuya doğru giderken mağarut is adasında durdular. Ve burada baktılar ki burada çok eti dolgun rahat av olabilecek. Hiçbir prodatör görmemiş bir canlı ile karşılaştılar. Ve adaya hem domuzları hem de kedileri soktular. Bunları da avlamaya başladılar derken bu hayvan kendini savunamadı ve hızla yok oldu. İnsanın etkisiyle 1690’da bunu kaybettik. Bir sonraki slayda gelecek olursa… Haris Doğatari Müze’si var bir tane değil mi bunda? Bunun bir örneği Oxford Üniversitesi’nin doğatari müzesinde var. Dünyada çok fazla örneği yok. Deniz Aslanları’ndan bir tanesi 1768 yılında ortadan kalkmış. Bunun da kalkma sebebi tamamıyla yağını kullanmak adına avlanmalı. İnsan etkisi yani.
Bir sonraki slayda gelelim.