Doç. Dr. Ebubekir Sifil – “Allah Âdemi Kendi Suretinde Yarattı” Rivayeti – Cumartesi Sohbetleri (6)

Doç. Dr. Ebubekir Sifil – “Allah Âdemi Kendi Suretinde Yarattı” Rivayeti – Cumartesi Sohbetleri (6) videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=u8vX_nby-Ao. Şöyle bir benim yani tırnak içerisinde izleyicilerimiz de hoşgörsünler Zoka sokuyor. Diyor ki yani ben size diyor Ahmet bin Hamdalle İmam-ı Azam’ı anlatsam ikisini de Ehl-i Sünnet demezsiniz diyemezsiniz. Birisinin Ehl-i Sünneti…

Doç. Dr. Ebubekir Sifil – “Allah Âdemi Kendi Suretinde Yarattı” Rivayeti – Cumartesi Sohbetleri (6)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=u8vX_nby-Ao.

Şöyle bir benim yani tırnak içerisinde izleyicilerimiz de hoşgörsünler Zoka sokuyor. Diyor ki yani ben size diyor Ahmet bin Hamdalle İmam-ı Azam’ı anlatsam ikisini de Ehl-i Sünnet demezsiniz diyemezsiniz. Birisinin Ehl-i Sünneti ile diğerinin Ehl-i Sünneti farklıdır. Hani o ler meselesine bu yüzden temas etmiştim. Yani bu pis bir yerden yakalamadır aslında. Yani insanların bu modern yahut da postmodern fikirlere kapılmasa veya işte Öztürk gibi farklı kişilerin hakikaten demek istediklerine bakıp ya bu bizi sapıtırmaya çalışıyor dese bile daha sonra gece yatarken aklında kalacak sualler bırakıyorlar. Hakikaten ya bu işte İmam Buhari ile İmam-ı Azam arasındakiler olsun vs. yani ümmetin birbirine bal meselelerde belli konularda ayrışması, ihtilaflarını da körükleyerek bugün kendi aslında ortaya koyacağı fikrini desteklemek için insanların aklına acayip soru işaretleri bırakacak sözler söylüyorlar. Evet teşekkür ederim.
Bu İmam Ahmet bin Hanbel, İmam Ebu Hanife dilemması mühimdir gerçekten. Bu da bizim cehaletimizden besleniyor. Ne yazık ki. Bunu niye böyle söyledim? Bugünlerde tam da üzerinde çalışmakta olduğum bir meseleye doğrudan talip ettiği için. Tarih içerisinde ulemamız diyor ki bunu okumadan önce de ben deniz tespit etmiştim. Sonra teyidini ulema’dan görünce hamd ettim. Tarih içerisinde iki tane büyük şahsiyet bizzat ashabı arkadaşı talebesi olduğunu söyleyen kesimler tarafından tahrif edilmiştir. Bunlardan biri İmam Caferi sadıktır rahmetullah. Öbürü de İmam Ahmet bin Hanbel’dir. Nasıl ki şia dediğimiz politbüro İmam Caferi elekten geçirerek, süzerek, dönüştürerek kitleye aktardı.
Şia dediğimiz yapı burada vücut buldu. İmam Ahmet bin Hanbel’in ashabı olduğunu söyleyen insanlar da İmam Ahmet bin Hanbel’i dönüştürerek anlattılar kitleye. Bakın sadece tek bir misal vereyim size. Az önce bahsi de geçti. Allah Adem’i suretinde yaratmıştır diye bir hadis var. Bizim tasavvuf literatüründe çok da kullanılan bir şey. Kullanılan bir şeydir. Farklı yorumlar üzerinden, tevhiller üzerinden. Hadisin bu lafı sahiptir. İnnallâhe khalaq ademu alâ suretihi. Bu lafı sahiptir ve temel bütün hadis kaynaklarında hemen hemen vardır. Kütüb-i sitte müsnet dahil olmak üzere. Fakat bu nasıl anlaşılmalıdır? Bunun bir bağlamı var. Aleyhisselatü vesselam Efendimiz buyurmuş ki biriniz kavga ettiğinde hasmının yüzüne vurmasın. Bir kardeşinizle kavga ettiniz veya hizmetçinize tokat attınız. Yüzüne vurmayın. İnnallâhe khalaq ademu alâ suretihi. Çünkü Allah ademi o hasmınızın, muhatabınızın suretinde yaratmıştır. O orijinal bir yaratmadır. Onu takbiye ederseniz ki hadisin başka bir lafında böyle de geliyor. La tuqab bihul veçhe veya vücûhe. Yüzü takbiye etmeyin. Zira Allah ademi yüzünü takbiye ettiğiniz kimsenin suretinde yaratmıştır. Onu takbiye ettiğinizde işin ucu ademe gider. O da Cenab-ı Hakk’ın inayet-i Rabbaniye ile yarattığı başka hiçbir varlığa benzemeyen ekrem bir varlıktır. Oraya gider. Yani Allah’a gitmez. Tabi tabi. Onu takbiye etmiş olursunuz, takbir etmiş olursunuz. Allah’ın orijinal yarattığı insanı, eşref-i mahlukat yaptığı insanı takbir ve takbir etmiş olursunuz. Bunu yapmayın. İmam Ahmet bin Hanbel’in müsnedinde de aynen böyle geçer. İnnallâhe khalaq ademu alâ suretihi.
Fakat İmam Ahmet bin Hanbel’den talebelerinin yakınında bulunan insanların pek çoğunun Mesail adıyla naklettiği metinler var bugün elimizde. Oğlu Abdullah nakletmiş, oğlu Salih nakletmiş, İmam Ebu Davut nakletmiş, Begavi nakletmiş, başka talebeleri nakletmiş. Mesailül İmam Ahmet bin Hanbel bir rivayeti, Keza diye ondan fazla metin var bugün elimizde.
Bunların aralarında bir cilt olan var, birden fazla cilt ihtiva edenler var. Burada İmam Ahmet bin Hanbel’e affedilen bir söz var. İmam Ahmet bin Hanbel, bu rivayetin bir başka variyanti daha var, bir başka lafı daha var. Zayıf olduğu bizzat hadis-i leması tarafından tespit edilmiş. O da, İnnallâhe khalaq ademu alâ suretirrahman. Allah ademi rahmanın suretinde yarattı. Burada artık tevil edemiyorsunuz.
Burada tam bir antropomorfizim var, insan biçimcilik var. Ve bunu bizzat Ashabı İmam Ahmet’e atfediyor. İmam Ahmet hatta sadece İmam Ahmet değil, onun akranı arkadaşı, yoldaşı İshad bin Rahüye bu rivayeti tasih ettiler. Bu sahihtir dediler. Bu İmam Ahmet bin Hanbel’den Mesail adıyla nakledilen metinlerde yer alan bir iddia, bir tespit. Bizim önümüze geldi bu, ne yapmamız lazım?
Nakleden İmam Ahmet’in talebesi. Bunu neşreden de efendim tahkik ederek neşretmiş ki bunların tamamı suhut kaynaklıdır. Bu durumda ne yaparsınız? Birazcık septik davranırsanız, şüpheci davranırsanız, bu metnin orijinalini bulmaya çalışırsınız. Az önce bizim işte Ehli Kitabın kitaplarına gidelim dediğimiz gibi. Orijinalini bulmaya çalışırsınız. Orijinalini bulduk. Bu metnin yazmasını buldum ben.
Bin bir güçlükle Nısır’dan getirdim. Daha ulaşamadığım bir sürü de yazma var, onu da söyleyeyim. Bu meseleleri ciddiyetle tahkik etmek için bir müessese ve kollektif çalışmaya şiddetle ihtiyaç var. Tek başınıza olmuyor. İmam Ahmet bin Hanbel’den bu Mesail nakledilmiş ve insanlar tarih içerisinde bunu istinsah ederek çoğaltmış ve aktarmışlar.
Bu Nısırlardan birisi, istinsah edilen Nısırlardan birisi yazma. Diğerlerinde olmayan ilave unsurlar ihtiva ediyor. Ve bu yazmayı, eseri tahkik ettiğini söyleyen Zevat, bu yazmayı esas kabul ediyor. Çünkü bunda diyorlar diğerlerinde olmayan bilgiler var. Bu esasdır. Diğerleri noksandır. Bunu esas kabul ediyor ve orada İmam Ahmet bin Hanbel’den nakledilen cümlenin arasına bir ara cümle sokuşturuyor. İstinsah eden kişi. O ara cümleyle beraber bu metin tahkik ediliyor ve neşrediliyor. İmam Ahmet bin Hanbel’e soruyor birisi. Ey İmam, siz şu şu şu hadisleri kabul etmiyor musunuz? O da kabul ediyorum diyor, bunlar sahiktir. Bunlardan biri de, İnne Allahe khalaqa ademe ala suratihi. İmam Ahmet’in Müsnedindeki varyant da bu.
Fakat bu cümleden sonra oraya bir açıklama cümlesi koyuyor, Müstensih. Diyor ki, yani surete Rabbil alemin. Allah ademi suretinde yarattı. Yani Rabbil aleminin suretinde diye bir ara cümle ekliyor oraya.
O yazmayı göremezseniz bunu fark edemiyorsunuz.