Doç. Dr. Ebubekir Sifil – Modern Dünya İle İslâm Asla Bağdaşmaz – Cumartesi Sohbetleri (6)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=wQkycL7xnaA.
insanın zihin mekanizmasını oluşturan kavramlardır. Eğer Müslümanca bir zihin inşasından bahsediyorsak, İslam’ın öz kavramlarının inşa ettiği bir zihin yapısı olması lazım. O insana bakın, konuşmalarına bakın, kullandığı dile bakın, kavramlarına bakın. O zihin yapısını orada görürsünüz. Eğer bir insan, bir Müslüman söze eşitlik, özgürlük, insan hakları,
kadın hakları, hayvan hakları, insan hakları falan diye başlıyorsa, konuşmasında bu tarz kavramlar geçiyorsa, orada bir problem var. Şunu açık yüreklilikle söyleyelim. Modern dünya ve onun kavramsal altyapısıyla İslam asla bağdaşmaz. Bağdaşmıyor, çatışıyor. Yanlış anlamayın, eşit Müslümanlığından bahsetmiyoruz.
1400 yıllık müktesebatın sağladığı nosyon ile modern dünyanın hali hazır verili yapısı arasında çatışma var. Bu zaman zaman Kur’an’la, zaman zaman sünnetle, zaman zaman fıkıhla yaşanan çatışmadır. Şimdi eğer bugünün Müslümanı Kur’an’daki çok eşlilikle ilgili ayeti ne yapıp edip, hakikate takla attırmak pahasına bile olsa devre dışı bırakabiliyorsa, bugünün Müslümanı miras meselelerindeki bir kısım neticelerden hareketle, Cenab-ı Hakk’ın yaptığı o taksimatı bir biçimde hayatımızın dışına itiyorsa, bunu yapmak üzere yola çıkıyorsa, orada bir problem var. Dinle mevcut durum çatışıyor. Yapacağınız bir tercihtir. Mevcut durumu tercih edersiniz ya da dini tercih edersiniz. Kimse sizi zorlamıyor. Kaldı ki bugünün dünyasında zaten kimse size hadi şu miras taksimatını Ferayize göre yap, hadi şu medeni kanunu değiştir, taaddüdü zevcât meselesini şöyle yap demiyor zaten. Böyle bir realite yok. Buna rağmen o naslıların orada durmasına tahammül edemeyen bir Müslüman zihninden bahsediyoruz. O yüzden Kur’an’ın bazı ayetlerini değiştirmemiz lazım garabetine geliyoruz. Dolayısıyla Müslüman mütefekkir, âlim, araştırmacı ne derseniz deyin, daha yola çıkmadan önce bu ayrımı yapıp, niyetini ortaya koyması lazım. Ben mevcut modern dünyanın benimsediği kavramlarla mı yola çıkacağım? Yoksa İslam’ın kendi kavramlarıyla mı yola çıkacağım? Bu kavramlarla, bu dünya arasında çatışma var mı? Elhak var. Ne yapmamız lazım? Bu dünyanın verili yapının kavramlarını esas alıp, dini ona göre yeniden yorumlamamız lazım diyorsan, bu seni Ehli Kitab’ın serencamına götürür. Bunlar böyle bir zihin yapısıyla geldiler o noktaya zaten. Hatırlayın Medine’de, Medine civarındaki o Yahudi kabilelerinden birinde, aristokrat ailelere mensup iki tane Yahudi zina etmişti. Tevrat’ta zinanın cezası rejim. Uygulayamıyorlar. Bunlar o toplumu ayakta tutan ekonomik, sosyal, siyasal, ağırlığı olan aileler ve fertler. O aşağılayıcı cezayı uygulasalar kendi toplumsal yapıları sarsılacak. O zaman dediler, gidelim şu Peygambere. Belki o bize daha hafif bir ceza öngörür. Allah da bizi ahirette sorarsa niye onu uygulamadınız, bunu uyguladınız?
Deriz ki, Ya Rabbi o da senin Peygamberindi. Yahudiler Efendimiz’in Peygamber olduğunu biliyor mu? Tabii ki biliyor. Hristiyanlar biliyor mu? Tabii ki biliyor. Kur’an’ın tabiriyle onlar Efendimiz’i çocuklarını tanıdığı gibi tanıyorlar. Ama bilmek ayrı şey, iman etmek ayrı şey. Geldiler Efendimiz’e. Dediler ki, bizim şu vatandaşlarımız zina etti. Bunlara ceza verin. Efendimiz buyurdu ki, siz ne ceza veriyorsunuz bunlara?
Dediler ki, biz zina yapanların yüzüne katranç alıyoruz. Sonra da hayvana ters bindirip, sokak sokak mahalle mahalle teşhir ediyoruz. Efendimiz buyurdu ki, siz Musa’ya Tevrat’ı hak ile indirene yemin verdirerek soruyorum. Tevrat’ta bunun cezası nedir? Abdullah bin Selam radıyallahu anh yeni Müslüman olmuştu. Getirdiler hahamlar Tevrat’ı okurken,
o recim ayetinin geçtiği yere parmağını basarak okudu. O satırı atladı. Abdullah bin Selam dedi ki, ey Allah’ın Resulü o parmağı oradan kaldırsın. Parmağı kaldırdığında altından recim cezası çıktı. Şimdi Yahudiler bunu niye yapmak istemiyor? Bakın aynı şey. Değiştik biz dönüştük diyor. Bugünün dünyasında bu insanlara bunu uygulayamayız. Bu eskide kaldı. Sözlü Tevrat diye bir şey var.
Sözlü Tevrat Yahudi teletki isim de yazılı Tevrat’tan üstündür. Haham yorumları yazılı Tevrat’tan üstündür. Dolayısıyla aynı zihin yapısı bugün Müslümanlara tebelleş olmuş durumda. Orada duruyor hüküm ama bugünün dünyasında ben bunu uygulayamam diyor. Peki bunu anlarım. Bu acziyettir. Ne bileyim bu güçsüzlüktür, zaftır. Ne derseniz deyin. Ama olduğu yerde dokunmayın ona yahu. Emanettir Müslüman olursunuz ya da olmazsınız. O size emanettir. Kur’an, Sünnet, o müktesebat size emanettir. Onu tahrif etme hakkınız yok. Onu birileri tahrif etmeye kalktığında onu korumakla mükellefsiniz.
Dolayısıyla bu zihin yapısı mevcut olduğu sürece biz fıkıhtan da akaitten de memnun olmayacağız.