Doç. Dr. Ebubekir Sifil – Namaz Yahudilikten mi İslam’a Geçti? – Cumartesi Sohbetleri (6)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=U_0Z8U1bHCU.
Irak fethedildikten sonra orada yaşayan ve ikinci mabet sürgünü dönüşü tekrar Filistin arazisine dönmeyen Yahudiler var. Orada kendi inançlarını kültürlerini özgürce yaşıyorlar. Dış işlerinde hilafete bağlı, Emevi Abbas’ın hilafetine bağlı. Bir Yahudi cemaati kendi gelenekleri çerçevesinde cemaatin reisi öldüğünde onun yerine
en büyük oğlu riyasete geliyor. Böyle bir adetleri var. Bir Yahudi reislerinden birisi öldüğünde büyük abi olan riyasete gelecekken küçük kardeş ona bir tertip yapıyor. Onu bir iftirayla zindana attırıyor. Kendisi cemaatin başına geçiyor. O zindana atılan ağabey zindanda birisiyle tanışıyor.
Bir süre bu tanıştığı kişiyle teşrik mesai devam ediyor. Ondan sonra halifeye bir mektup yazıyor. Diyor ki ben bir iftiraya kurban gittim. Bu Yahudiler beni iftira ederek zindana attırdılar. Ben bunların inancında değilim. İsterseniz beni çıkarın, bizi muhakeme edin. Huzurunuzda muhakeme olalım. Ben iftiraya kurban gittim. Çıkarıyorlar adamı, muhakeme ediyorlar.
Evet bakıyorlar ki bu adam Yahudi değil. Adam diyor ki İslam hak bir dindir. Kur’an hak bir kitaptır. Hazreti Muhammed Mustafa aleyhisselatü vesselam hak bir peygamberdir. Bütün insanlık bu dine inanmak zorundadır. Aksi halde ahirette ebedi yanacaklar. Bundan bir kitle müstesnadır o da biz. Musa şeriatına inananlar.
Bizim kendi kitabımız var, kendi şeriatımız, peygamberimiz var. Bizim dışımızdaki bütün insanların bu dine girmesi lazım. Hidayet burada. Bütün insanlık için hidayet burada. Bu adamın adı Anan Ben David. Ondan sonra bu adamı çıkarıyorlar. Hakikaten bakıyorlar ki bu Yahudi değil. Çıkarıyorlar adamı. Çok kısa bir süre içerisinde Ananiye diye bir mezhep oluşuyor adamın fikirleri etrafında.
Bu Ananiye mezhebi Batı’nın orta çağ dediği zaman dilimleri içerisinde devasa boyutlara ulaşıyor. Ve karailik gibi bir mezhep ortaya çıkıyor ki neredeyse bütün Yahudiliği baştan başa etkiliyor. Yahudiliğin amendüsünü yeniden yazıyorlar. Musa bin Meymun diye meşhur bir Yahudi vardır Endülüslü. Müslüman olduğu söylenir filan ama değildir. Meymunides’dir Batılı’larına.
O adam Yahudi akidesini, amendüsünü yeniden yazmış. Bugün yazdıkları elimizde. Aynen Ehl-i Sünnet vel cemaat inancındaki münezzeh Allah inancı. Allah birdir. Eşi benzeri yoktur. Hiçbir şeye benzemez. Hiçbir şey ona benzemez. Zamandan mekandan münezzehtir. Madde değildir. Süreti yoktur. Şekli yoktur. Baktığınızda tam Ehl-i Sünnet akide kelam kitaplarında yazan. Oysa Yahudilik normalde antropomorfistir. Tevrat’ı açın. Teklinin daha ilk bablarında birinci, üçüncü bab, beşinci bab. Allah’ın kendine, haşa insanı, Adem’i kendine benzer surette biçimde yarattığını söyler. Antropomorfistir, insan biçimlidir. Yahudiliğin en temel karakteristiği budur. Burada aklıma geldi hocam. Bizde de bu Allah Adem’i kendi suretinde yarattığı şeklinde bir nakil var. Meşhur bir tartışma var.
İsterseniz ona değinebiliriz. Tamam. Bu adam zindanda birisiyle konuştu, tanıştı, tartıştı, teşrik-i mesai de bulundu ve dünyası inancı bütünüyle dönüştü. Zindanda tanıştığı bu adam İmam-ı Azam Ebu Hanife idi. Ve bu bir kıssa değil, bu bir masal değil. Bu dinler tarihinin bir temel hakikati. Dönüştüren bizdik. Musa bin Meymun Talmudik Yahudiliğe çok ciddi tenkitleri var.
Bu Saadiyya Gaonu’nda var. Benzeri o çizgide yer alan böyle deve dişi gibi Yahudi kelamcılar var. Onların bu Talmudik Yahudiliğe ciddi reddiyeleri var. Orada Musa bin Meymun diyor ki, peygamberlerden bize miras kalan salatı terk ettiniz. O salatı bugün Müslümanlar yerine getiriyor. Bakın onlardan öğrenin. Dolayısıyla internette gördüğümüz o bizim namazımıza benzer namaz kılan Yahudi namazı bizden öğrendi. Birinci anlatmak istediğim anekdot budur. İkincisine gelince geçenlerde daha bir internetten mail adresime bir soru geldi. Birisi Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’la Hz. Ebu Bekir Radiallahu anhın
hicret esnasında Sevir mağarasındaki gizlenmeleri orada üç gün kalmaları o mağaranın ağzına örümceğin ağ örmesi. Bunun aynısının Targum’da da olduğunu İslami kaynaklara oradan geçtiğini iddia etmiş bir kısım kaynaklar vermiş. Son iki üç haftan bununla geçti. Targumlara gittim bütün Targumları okudum. Vardığım netice şudur. Bu Targumların önemli bir kısmı geniş bir zaman aralığında oluşturulmuş. Milad öncesi asırlardan milad sonrası 7. 8. 9. asra kadar. Targum’dan buraya geçmiştir dediğinizde benim delikanlım çarpılıyor. Targum’un ne olduğunu bilmiyor. Mahiyetini bilmiyor. Teşekkül tekevv’ün tarihini bilmiyor. Gittiğinizde bakıyorsunuz Targum’u oluşturanlar İslami etkiyle oluşturmuşlar. Oraya bir kısım şeyleri monte etmişler. İslami hakikatleri monte etmişler.
Ve orada işte Hazreti Davut ile efendim Saul arasında Tevrat’ta anlatılan o çekişmeler. Efendim Hazreti Davut mağarada Saul’den kaçarken gizlenmiş mağaranın ağzına bir örümcek ağ örmüş. Siyerden aldılar onu Targum’a oraya monte ettiler. Targum’un tekevv’ün tarihini bilirseniz bunu bilirsiniz. Dolayısıyla bu bizden öncekilerde varsa bize oradan geçmiştir şeklindeki bu ucuzcu,
bu mübtezel mantık bize şunu söylüyor. Ey Ümmet bugün sizin kendi hakikatinizden şüphe ettirmekle içine yuvarlandığınız bir anafor var. Batılılar sizi önce kendi hakikatinizden şüpheye tereddüde sevk ettiler, düşürdüler bunu başardılar. Bu ruh haliyle size ne söyleseler inanacaksınız.
Dolayısıyla kendi aidiyetlerimize geriye doğru mirasımıza, aidiyetlerimize yeni bir bakışla daha hakikate uygun, daha aslına dönük bir bakış açısıyla, bir zihin yapısıyla bu işleri yeniden genç nesillere öğretmemiz lazım. Aksi halde hakla batıl birbirine giriyor.
Dolayısıyla bu yerinden oynamış yapıya, civataları temelden oynamış yapıya ne dayasanız ne dayatsanız gidiyor. Bu yapı hadisler aslında uydurulmuştur şeklindeki bir telkine çok kolay kapılabiliyor. Bir kere o taşlar yerinden oynadı ya o telkine çok kolay kapılabiliyor. Bu telkin bir adım sonra bize Kur’an’dan bazı ayetler de uydurulmuştur,
ee ra dönüşüyor böyle bir telkine dönüşüyor. Oradan ne çıkıyor işte deizm çıkıyor bir adım sonrası ateizm. Dolayısıyla benim buradan çıkardığım bir tane temel ders var. Müslümanlar bugün tarihte hiç yaşamadıkları bir durum yaşıyorlar. Kendi müesseselerinden mahrum bulunuyorlar. Bu müesseselerin başında eğitim meselesi gelir.
Kendi ilim müesseselerini oluşturup o mirası olduğu gibi orijinal haliyle
öğrenme ve öğretme tecrübesini yeniden işler kılmadıkça Müslümanlar savrulmaya devam edecekler.