Ekonomide altı ay sonra ne olması bekleniyor? Prof. Dr. Ufuk Akçiğit yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TaKMzCYjgz8.
Şimdi biliyoruz ki refah toplumları genellikle bilgiye dayalı toplumları. Yani ne kadar bilgi, o bilgi dayalı ne kadar fazla patent, o patentlerden ne kadar sanayi üretimi, o kadar zenginleşme ve o kadar bu saçma zapan yok faiz indirdim çıkardığım meselelere uğraşmama. Türkiye burada nerede? Baktım ben. Sizin bunlarla ilgili çok derin araştırmanız var. Türkiye nerede? Şöyle bir tablo çizer misiniz? Tabii. Bir sürü de grafiniz var biliyorum getirdiniz. Çok teşekkürler Fatih Bey. Sağ olun.
Öncelikle Erinç Hocam’a hemen kısaca bir ek yapmak istiyorum. Bu Mart ayında IMF Araştırma Departmanı ile birlikte bir rapor hazırladık ve onun lansmanı yapılmıştı Mart’ta ve bu işte işleri ödenen gelirin azalması ya da işte büyük piyasa devrilerinin pazar güçlerinin artmasını orada global olarak incelemiştik ve mikroveriler ışığında farklı farklı ülkelerde bunu anlamaya çalıştık ve gözlemledik ki orada büyük firmaların pazar güçlerinin artması özellikle gelişmiş ülkelerin sorunu ve bu problem 1980’lerden başlıyor ve 2000’lerden sonra ivmeleniyor. Ne demek bu? Yani asıl işte bu uluslararası dev şirketler kontrolden çıkması gelişmiş ülkelerden çıkan firmaların yarattığı bir etki. Gelişmiş ülkelerin problemi ise çok fazla küçük firmaları var.
Bununla uluslararası rekabet edebilecek tarzda dahi güçlü firmaları yok. Örneğin işte ortalama işçi sayısına baktığınız zaman Amerika’da iki Türkiye’de üç dört civarında yani arada çok büyük farklar var. Dolayısıyla burada söylemek istediğim şey her ülkenin kendine ait farklı problemleri var. Dolayısıyla biz işte Amerika’ya bakarak Fransa’ya bakarak ya da Almanya’ya bakarak kendimize ya da Çin’e bakarak kendimize çıkarım yapamayız. Yani işte erinç hocanın ya da sizin başı ağrıyordur.
Doktora gidersiniz size bir ilaç yazar ben de ondan sonra gittikten sonra benim de başım ağrıyor dediğim zaman ben aynı ilacı kullanamam. Yani benim başka problemlerden alırsınız. Sizin beyin karama sorun. Aynen öyle. Dolayısıyla ülkelerin üzerine düşen asıl yapması gerekenler kendi teşhislerini koymak ve kendi röntgenlerini çizmek çekmek ve kendi analizlerini yapmak. Dolayısıyla burada yapılması gereken detaylı bir şekilde mikroverileri sistematik olarak çalışarak acaba bizim sistemimizde nerede bir problem var? Niye ileriye gidemiyoruz? Ve niye uzun vadeli bir gelişme hikayesi yazamıyoruz? Bunu tartışmamız lazım ve gelişmekte olan ülkelerin en büyük sıkıntılarından bir tanesi de uzun vadeli planlar yapamamaları. Aslında tam da böyle işte tavuk yumurta hikayesine dönüyor. Normalde bu ülkelerin bulundukları yerden ileriye gidebilmeleri için gerçekten uzun vadeli sistematik planlar yapmaları ve ona göre bir atılım yapmaları gerekiyor. Ama yani bunu şöyle düşünebilirsiniz. Bizim bir arabamız var. Dört tane tekerleği var. Hepsi patlak.
Şimdi para politikası bunun bir tekerleğidir ama bunun hukuk, eğitim, işte diğer konular, diğer tekerleklikler. Şimdi siz bir tanesini tamir etmeye çalışmanız o arabayı hiçbir şey yapmaz. Yani her şeyin ortak olarak eline alınması lazım. Şimdi birkaç tane grafik hazırladım. İsterseniz onu göstermek istiyorum. Bir de şöyle bir nokta yapmak istiyorum. 1900, pardon üç sene önce 2018 yılında Nobel ödülü Paul Romer’a verildi.
Paul Romer’ın Nobel almasının sebebi uzun vadeli ekonomik büyümenin tek nedeni vardır diyor. O da teknolojik gelişmedir. Ekonomik büyümenin tek nedeni teknolojik gelişme. Dolayısıyla sormamız gereken aslında biz teknolojik olarak nasıl büyüyebiliriz? Bunu sormamız gerekiyor. Yoksa işte 10 sene sonra 20 sene sonra biz yine hala faizi konuşacağız. Biz yine doları konuşacağız. Biz bu konuda eğer yatırım yapmazsak isterseniz grafiklere geçelim. A1 grafiyle başlamak istiyoruz.
Burada ilk A1 grafinde göstermek istediğim şey şu. Şimdi yaptığımız aslında bu grafikte çok standart bir şey. Burada yapmaya çalıştığımız şey bütün ülkeleri kişi başına düşen gayrisafi milli haslıları açısından bir çember halinde gösteriyoruz. Çemberler büyükse ülkeler daha zengin, çemberler küçükse ülkeler daha fakir. Şimdi iki tane inovasyon göstergimiz var.
İki tanesi şirketlerin yaptığı inovasyonlar. Ama şirketlerin inovasyonu sizin bilimsel ortamızdan, bilimsel çevrenizden farklı bağımsız şeyler değil. Çünkü üniversitelerle firmalar dirsek temasında olması gerekir. Çünkü temel bilim olacak ki daha sonra uygulamalı araştırmalar onu teknolojiye çevirsin. Burada da üniversitelerden çıkan çıktılar var. Şimdi ne görüyoruz burada? Burada üniversitelerden gelen temel bilim göstergisi, makale sayısı. Burada da patent sayısı kişi başına düşen. Şimdi zengin ülkeler, çemberler büyüdükçe ne oluyor? Hem yatağı eksendi hem dike eksendi. Çemberler eğer büyüdükçe çemberler de büyümeye başlıyor. Dolayısıyla siz eğer bir büyüme yaratmak istiyorsanız, zenginleşmek istiyorsanız inovasyonunuzu arttıracaksınız. Ama sadece şirketler bazında değil. Temel bilim bazında da. Temel bizim bilim bazında da olması gerekiyor. Şimdi bir sonraki slayda. Peki bizim durduğumuz yer iyi bir yer mi kötü bir yer mi? Şimdi bu arada bu grafiği şöyle okumak gerekiyor. Bir geri gelebilirsek. Bir gir arkadaşlar.
Yani her şey grafiğe sığsın diye logaritmik skelde logaritmik ölçekte çiziyoruz. Yani bu iki ölçek arasındaki bir birimlik fark yüzde yüz fark anlamına geliyor. Yani gerçekten çok ciddi arkadayız. Hatta bir sonraki grafikte de onu göreceğiz. Şimdi kişi başına düşen pardon firmaların yaptığı ya da ülkede yapılan total arge miktarını gayri safi milli haslı oranına bakıyorum şimdi. Çünkü teknolojinin girdisi arge harcaması.
Bir israil o o sidi ülkeleri. Sadece o o sidi dünyanın hepsi değil o sidi ülkeleri. Biz şu anda buradayız. Yani o sidi ülkeler arasında çok arkalardayız. Bir sonraki slayda geçelim. Şimdi bir sonraki a3 geçelim. Şimdi az önceki total arge harcamasıydı. Şimdi özel firmaların yaptığı bir özel firmaların yaptığı argeye baktığımız zaman özel sektör desteği özel sektör argeye yatırım yapmıyor. Yani bir kere şunu bir ortaya koymamız lazım. Yani Türkiye’de özel sektör argeye harcama yapmıyor. Şimdi bunun temel iki sebep oluyor. Yapmıyor mu? Hakikaten yoksa bunu şey mi çevremiyor ürüne mi çevremiyor? Bir zaten yeterince harcama yapmıyor. Harcama yapmayınca da zaten ürün çıkmıyor. Ama şimdi burada sorulması gereken bütün filmler arge merkezine ben hangi filmi ziyarete gitsem davet etseler arge apartmanımız arge müdürümüz arge bilmemiz diyor. Yalan mı bunlar? Zaten yani bu bir kaç tane örneğe bakmak hep yanıltıcı. O yüzden sistematik olarak verilere bakmak gerekiyor. Siz ülkenin hepsini resmini çekmeniz gerekiyor. Birkaç tane örnek tabii ki işte herkes işte Ronaldo’yu Messi’yi biliyor ama o arkada bir dolu başarısız futbolcu da var yani. Şimdi herkes başarılı futbolcu olacak anlamına gelmiyor. Şimdi bir kaç tane başarı hikayesi bütün ülkenin başarılı olduğu anlamına da gelmiyor. Yok yani bir şey biliyor mesela yıllar önce archerik bir motor yapmıştı.
Onu hatırladığım o günden beri bir enovasyon pek yok. Şimdi sorulması gereken iki soru var. Bir acaba devlet yeterince destek mi vermiyor? Çünkü belki de diğer bütün bu ülkelerde devlet çok fazla yoğun destek veriyordur. Türkiye’de belki destek verilmiyordur. Ya da başka problemler mi var? Bir sonraki slayda geçersek bunun cevabını görmeye başlayacağız. Şimdi öncelikle patent miktarı açısından şunu bir ortaya koyalım. Bu Türkiye’nin zaman içerisinde ürettiği patent miktarı işçi başına. Gri olan Amerika, mavi olan OIC. OIC de ortalaması. Yani aradaki farkın ne kadar yüksek olduğunu siz zaten bu grafikten görüyorsunuz. Yani biz teknolojik olarak rekabet etme hikayemiz… Yani biz hamallık yapıyoruz aslında ancak. Yani ne yazık ki öyle. Ne yazık ki öyle. Yani dolayısıyla bizim ciddi şekilde bir yatırıma başlamamız gerekiyor. Ya da teknolojik bazı… Eğer büyümeyi yaratmak istiyorsak.
Bir sonraki slayda bakarsak siz eğer zaten yeterince teknoloji yatırımı yapmıyorsanız… İhracatta yüksek teknoloji payı da diğer ülkelerin çok daha altında kalacak. Yani Amerika’ya OIC diye baktığımız zaman %20’ler civarında Türkiye’de işte %3 civarında. Bu arada çok fazla Kore ve Çin tartışılıyor. Ben onu soracaktım hayatım. Kore’nin ve Çin’in bu oranı %30. Bunun da üstünde. Bunun da üstünde. Amerika’nın da OIC’nin de üstünde. Yani biz… Çin’in de mi öyle? Çin’in de öyle. Çin’in de öyle. Hatta Çin’in daha yüksek bu aralar. Çünkü yani burada işte… Yani Çin düşündüğü gibi ucuz ve dandik iş gücü değil tam aksine yüksek teknoloji ihracatlısı bir ülke. Evet. Yani zamanımız kalırsa o konuda gerçekten çok çarpıcı şeyler göstereceğim size. Yani bizim Çin modeli olmamız imkandağın değil bugün. Şimdi işte Çin modelinden kastımız ne? Yani biz gerçekten Çin’in uyguladığı adımları uygulamak istiyorsak… Ben aldığım kadar biz Çin değil, Bengaldes modeli olacağız herhalde. Yani bilemiyorum ama yani… Yani Çin modeli dediğimiz şey… Yani bilmiyorum Çin modeli ne demek bilmiyorum. Yani bizim Türkiye modeli olabilir ama Çin’in en azından göstergelerine baktığımız zaman… Bu hurafeler işte kopyalayarak büyüdüler, işte ucuz mal üreterek büyüdüler değil. Orada çok daha geniş kapsamlı büyüme hikayesi var. Ve yani göstergelerine bakarsak bugün dünyada en çok patent üreten ülke Çin. Çin mi? Çin. Akademik yayın açısından Amerika’yla kafa kafaya gelmiş durumda. Üniversite mezunu açısından çok yüksek rakamlarda Amerika’ya yakın rakamlar. Dolayısıyla Çin’in yani Çin’i gerçekten iyi anlamak lazım. Çin sadece üretim yapmıyor düşük güçsüz para verimiyle. Tam aksine insana yatırım yaparak müthiş bir beyin güçü üretiyor. Kesinlikle kesinlikle işte zaten anlamamız gereken… Biz eğer ortaya bir büyüme planı, büyüme hikayesi koyacaksak… İşte eğer Çin’e mi bakıyoruz, başka ülkeye mi bakıyoruz? Orayı bir detaylı bir şekilde anlamamız lazım.
Yani bir ekonominin bir dolu parçası var. Siz tek politika aracıyla her yeri düzeltemezsiniz.
Zaten her yere müdahale edemezsiniz.