Faiz düşerken dolar artıyor, hedef ne? Prof. Dr. Erinç Yeldan yanıtladı

Faiz düşerken dolar artıyor, hedef ne? Prof. Dr. Erinç Yeldan yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=KLzo81ZdXBQ. Nedir vatandaşlık geliri dediğiniz, temel geliri dediğiniz mesele? İnsan onunla yakışır bir yaşamın askeri standardı. Bu askeri ücretten bağımsız bir kavram. Yani sadece ücretle emeğe yönelik bir olgu değil. Şimdi bu vatandaşlık geliri unsuru tabi bu…

Faiz düşerken dolar artıyor, hedef ne? Prof. Dr. Erinç Yeldan yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=KLzo81ZdXBQ.

Nedir vatandaşlık geliri dediğiniz, temel geliri dediğiniz mesele? İnsan onunla yakışır bir yaşamın askeri standardı. Bu askeri ücretten bağımsız bir kavram. Yani sadece ücretle emeğe yönelik bir olgu değil. Şimdi bu vatandaşlık geliri unsuru tabi bu covid pandemisi sırasında birdenbire işini kaybetmiş. Evinden çalışamayan, uzaktan çalışamayan, günlük gelire sahip, günlük gelirini yitirmiş insanlara bir kamu desteği kavramı olarak acil bir yardım paketi olarak öfen al çıktı. Covid krizinin ilk günlerinde biz sevgili çalışma arkadaşım Ebru, Ebru Voivoda profesör, onunla beraber çok çabuk bir çalışma gerçekleştirdik. Ve o zaman Türkiye’nin işte askeri ücretinin üçte ikisine tekabüeden bir bölümü covid pandemisi sırasında sunsa ne olur ve bu nasıl finanse edilir? Hiç böyle bir şey olmazsa nereye gidiyor Türkiye? Böyle bir şey olursa ne olur diye. Yani çalışamayan ve üretemeyen insanlara kamunun doğrudan destek vermesi. Türkiye’nin yapmadığı şeyi yapması yani.
Tam doğru vurguladığınız gibi biz ise milli gelirimizin 2019 milli gelinin %2.2’si kadar bir fona ihtiyacımız olduğunu hesaplamış idik. Bu gelir tabii… Yaklaşık 8-9 milyar. Kabaca. Dolar. Dolar bazında o zamanın kuruyla kabaca 100 milyar Türk lirası. Türkiye’nin 3 trilyonluk bir gelirinin içinde. Ve tabii böyle bir gelir aynı zamanda talep anlamına geliyor. Yani insanlar… Bir yandan motora benzin yükleniyorsunuz. Kesinlikle. Tüketiyorlar ve stoklar eriyor üretim… Ve onun bir bölümü ekonomi geri alıyor. Şimdi ne yazık ki dediğiniz gibi geçmişe dönüp baktığımız vakit Türkiye o İSD ülkeleri
aslında milli gelire oran olarak kabaca %11’lik bir Covid pandemisine destek paketi sundu. Fakat bu %11’in sadece %9’u gelir idi. Gerisi çoğunlukla ucuz kredi. Ucuz kredi. Bir yıllık ucuz kredi. KDV’lerin ötelenmesi, şirket borçların örtelenmesi gibi çoğunlukla parasal, spekülatif.
Biraz evvel Ufuk Hoca’nın bahsettiği anlamda hala faiz ve günü kurtarmak kredi üzerinden rakam olarak var ama gerçek hayatta yok. Daha sonra buradan hareketle daha uzun dönemli bir gelir stratejisi, yani vatandaşlık temel gelirini daha yoksullukla mücadelenin bir nefes almanın ötesine taşıyacak bir çalışma içine girdik. Kadir Hazreti Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımla beraber. Bir iki haftaya kadar bunun daha somut olarak bir basın açıklaması olacak. Hani bir şu anda diyorlar ya gençler spoiler. O tarz bir bilgi sunayım size. Yoksulluk kategorilerini, gene TÜİK’in hani halkı. Yani siz devletin resmi rakamını da gerçek olarak kabul ederek görüyorsunuz. Evet, evet. Yani bu halkın bir yolu yok. Yani güvenmek veya onlar üzerine hareket etmek durumundayız. Ve hedeflenmiş kitleler belirledi ki, bunlar arasında gençler, ortalama medyan, ortalama gelirinin yarısından daha az gelir elde eden nüfus. Kabaca 12 milyon kişi yani yoksullar.
Bunlara 2020’de yapmıştık bu çalışmayı. Dolayısıyla 2020 fiyatlarıyla vereceğim. Bunlara net asgari ücretin yarısı kadar bir geliri ayda sürekli olarak verelim. Bu kabaca 1440 lira, 2800 lira net asgari ücret. Dolayısıyla şimdi eğer bu 5000 Türk lirası olması gerektiğini ifade ettiğimiz asgari ücretse,
dinleyenlere bir fikir vermesi açısından veriyorum. 2500 liralarsa bir rakama oturması lazım. Her vatandaşa… Vatandaşa, evet kişi başına. Bunun milli gelir içindeki yüküm kabaca %3.2’ye, %3.5’a geliyor idi küsüratıyla beraber. Eğer bunun kaynağı bulunmazsa bir defaya vahsus veriyorsunuz, veriyorsunuz.
Ve bu bütçe açında birikimli bir meblağa çıkıyor. Kamu bunu karşılayabilmek için boşlanıyor, boşlanma faizleri yükseliyor, kamu yatırımları azalıyor, kamunun diğer kaynakları… Ve elinizden daha büyük zarar oluyor aslında. Ve uzun dönemde böyle bir… Hani Anadolu insanı diyor ya, vermeden, almadan vermek sadece Cenab-ı Hak’a mahsustur diye.
Böyle bir strateji kesinlikle tutmuyor. Dolayısıyla bunun kaynakları bulunmaz. Yani sosyal yardım stratejisi kaynakları doğru bulunmadığım için tutmuyor. Evet ve hedefiniz kitle dahi daha yoksul. Bir sosa daha bakıyaleşiyor. Şimdi buradan hareketle o zaman bunun kaynaklarını arayalım dedik. Burada ilk akla gelen bugün bir israf, bir verimsiz kaynak kullanımı, bir de rant aktarımı, servetlerini yaratımı olarak kullanan kamu tüketimi payları, yap iş-devlet modeli başta olmak üzere, bunun terk edilmesi ve hatta da buradan… Fakirleşmeni ne demiyorsa bu yap… Kuşkusuz, kuşkusuz yani… Özel sektör, devlet özel sektör işbirliği projeleri mi? Kulağa çok hoş geliyor fakat bunlar devlet özel sektör işbirliği projeleri değil.
Bunlar birer ileriki nesillere borç yükü aktaran kamu rant mekanizmaları. Kamu tüketiminde %1.2’lik milli gelire oran olarak bir tasarruf. İMA rantlarının vergilendirilmesi, vergi havuzunun genişletilmesi,
kurumlar, şirketler vergi yükseltirmesi kabaca milli gelire oran olarak 1000 de 5. Son derece mütevazı bir rakam. Bu kayıt dışılığı vergilendirilmesi, Türkiye’nin vergi oranın ikimizden yükseltilmesi falan gibi hayali rakamlar değil. Mütevazı ve bence yapılabilir olgu. Üçüncü olarak da çok farkında değiliz. Daha doğrusu farkındayız ama ciddiye almıyoruz. Bu iklim krizi, iklim krizinin getirdiği yıkımlar, karbon emisyonları, fosil yakıtlara dayalı verilen teşvikler, kirletici sektörlere tanınan üretici teşvikleri. Örneğin Türkiye’nin İstanbul Politika Merkezi’ndeki meslektaşlarımızın, Şura’nın bizim yaptığımız çalışmalar, OECD’nin ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın harmanladığı veriler. Türkiye’de fosil yakıtlı sektörlere verilen üretici teşviklerinin milliye gelirimizin dinde dördü kadar. Kapıca kurumlar vergisi kadar olduğu. Bu sektör bazında oldukça yüksek. Yüzde kırkını aşan kömür sektörünü… Dünyanın yaptığı tanterisyen aslında. Bunları kessek ve belki de biraz karbon fiyatlaması, kirleten öder prensibiyle bir yeşil vergi, karbon vergisi. Bunu koysak milli gelirimiz oran olarak da kabaca 1.1% de böyle bir kaynak verir. Bu paranın kaynağı bulunuyor sonuçta. Dolayısıyla siyasi irade çok önemli. Türkiye’nin bu temel refah göstergilerini bozmadan
ve kaynak dağılımında bir bozukluk yaratmadan kısa dönemde böyle bir kaynağın üretilebileceği kanısındayız. Bu kaynak doğru adreslere, doğru adreslerden temin edilmiş böyle bir kaynak, bir vatandaşlık gelir olarak kullanılabildiğinde Türkiye biraz evvel bahsettiğimiz üzere talebin canlanması, tasarrufların artması, tasarrufların yatırıma dönüşmesi,
ulusal tasarruf yatırım eşitliği bu meşhur cari işlemler açığı. Bunların kalıcı ve yapısal olarak çözümüne de hizmet eden hem doğru bir gelir politikası
hem de doğru bir tasarruf ve yatırım politikası olarak Türkiye’nin üretileceği bir potansiyel çıkış yolu çözüm olarak karşımıza duruyor.