Çin’in yaptığını biz yapabilir miyiz? Prof. Dr. Ufuk Akçiğit yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=MAKB88k-vlg.
Çin’den konuşuyoruz, sadece bir C4 grafini rica edeceğim. C4 arkadaşlar. Arkadaşlar. Yüksek öğretime katılım oraya. Evet şimdi orada bir grafikle bir de eğitimle tamamlayalım Çin tartışmasını. Şimdi Çin’de bahsettik sonuçta yaptıkları inovasyondan RG’den C4, A4 değil C4. C4. C-Hand 4. 19 numaralı grafik arkadaşlar 19 numaralı grafik. Ah bravo.
Şimdi buraya baktığımız zaman şimdi az önce söylediğim gibi bu büyüme kalk yani büyüme politikalar silsilesi gerektiren bir şey yani tek araçla olacak bir şey değil şimdi buraya baktığımız zaman. Faiz düşerek büyüyemezsiniz veya bilmem neyi bilmem ne yaparak büyüyemezsiniz. Yani tek araçla tek araçla büyümek mümkün değil yani bunun gerçekten dediğim gibi az önce o araç araba 4 tekerlikte araba metaforuna geri dönersek yani bir politikaların
birbirine bağlantılı şeyler olduğunu unutmamamız gerekiyor. Çünkü yani siz eğer şirket bunun bir ayağı ama yani aslında en önemlisi şimdi hep bir finansal sermayeleri tartışıyoruz ama beşeri sermaye kadar yerine getirmesi zor bir şey yok. Yani çok basit bir örnek vermek gerekirse şimdi grafik bunu Ünay Kırdar 5 ünitler çatısı altında yıllarca vurguladı. Bu endekse çıkarak yenisidir insan gelişmeli endeksi diye. Siz bunu çok daha iyi tablolanmışlar. Yine gösteriyorsunuz. Az önce bu Danimarka hikayesini konuşurken Danimarka’da yaptığımız araştırma direkt Danimarka sanayi bakanlığıyla çalıştık. Yani onların araştırmacıları verileriyle çalıştık. Orada işte doktor eğitiminin işte yüksek eğitiminin ne kadar önemli olduğuna görmüştük.
Bir sorduğumuz soru da acaba hangi yetenekteki insanları eğitiyorlar? Çünkü yani sorulması gereken sorulardan bir tanesi de şu şimdi biz sermayeler işte güven ortamını yaratarak vesaire sermaye akımını sağlarsınız. İşte iki sene içerisinde üç sene içerisinde bir şeyler yoluna girebilir. Finansal sermaye açısından belki ama beşeri sermaye açısından siz bir jenerasyonu yanlış eğitirseniz onlar bir daha hayatları boyunca kayıp bir jenerasyon oluyorlar bizim için.
Şimdi Danimarka’da sorduğumuz soru oydu. Doğru yetenekleri mi eğitiyorlar acaba diye şeyi sorduk acaba kimler doktor e master e yollanıyor diye ve onlardan şey verisini rica ettik orduya giden herkesin bir IQ testi alması gerekiyor zorunluluk yani. Dolayısıyla biz ordunuzdan acaba bu IQ testini isteyebilir misiniz dedik istediler onlar da verdiler. Dolayısıyla yani verilerin ne kadar faydalı olduğunu görüyorsunuz geldik birleştirdik diğer sosyal güvenlik verileriyle ve şunu sorduk hangi IQ’daki insanlar acaba gidip eğitim alıyorlar ve işte ne işlerde çalışıyorlar vesaire diye oraya baktığımız zaman şeyi görüyoruz. Özellikle yüksek IQ’lu insanların o kadar fazla artıyor ki doktora işte master yapma ihtimalleri yani sistem öyle bir dizayn edilmiş ki çünkü hepimiz doğru insana eğitiyor yani hepimiz bir süzgeçten geçiyoruz değil mi ben de işte on on bir yaşındayken andalusları sınavına girdim ve işte sistem beni bir yere götürdü işte siz Galatasaray
Hizmet Lisesi mezunusunuz. Siz sistem beni bir yere götürmediniz işte hepimiz bir yere gidiyoruz yani şimdi ülkelerin bu içerisinde düzenledikleri eğitim sistemi farklı yetenekteki insanları farklı yerlere getiriyor. Şimdi burada işte sorulması gereken sorulardan bir tanesi biz doğru yetenekteki insanları doğru şekilde mi eğitiyoruz doğru alanda eğitilen insanlar daha sonra iş piyasasına girdikleri zaman doğru mesleklerde mi çalışıyorlar çünkü ben elektrik elektronik mezunu olarak gidip işte atıyorum çimentası atıyorsam vesaire bu da bir beşerî sermayenin yanlış kullanılması çünkü bir insanı yetiştirmek çok maliyetli bir ülke için yani siz halkın vergilerini kullanarak yanlış eğitim son derece yanlış bir iş yani. Beni 17 yaşından 17 şey pardon 7 yaşından 18 yaşına kadar hatta 22 yaşına kadar eğitiyorsunuz bana 15 yıllık bir yatırım var bu ülkenin şimdi benim gibi size var başkalarına var şimdi o kadar ciddi bir maliyet var ki bizim üzerimizde dolayısıyla aslında yeteneklerimizin üzerine titrememiz gerekiyor yani bu kadar bir yatırım yapıyoruz ve arkamızı dönemeyiz bu insanlara yani sormamız gereken sorulardan bir tanesi bu yaptığımız analizlerin gibi yapmamız gereken bir analizde biz hangi yetenekleri insanları nerelere nerelere getiriyoruz eğitim için eğitildikten sonra bu insanlar doğru alanda kullanıyor bunun hesaplanmaları çok standart literatürde var yani yeter ki bunlar çalışılsın şimdi eğitime geri dönersek şimdi burada 4 tane ülke var az önce konuştuğumuz gibi ve hep
konuştuğumuz hikaye neydi işte Amerika bunun en zenginiydi ama Kore işte hep söylediğimiz Kore modeli başarı hikayesi Çin ve Türkiye şimdi burada yüksek öğretime katılım oranı az önce eğitimi sormuşsunuz Çin’de insanlar eğitiliyor mu diye işte hikayenin cevabı burada hocam Amerikanın önemli üniversiten bir tanesinin başkanına dedim ki çok Çinli var dedi ki eğer bıraksak üniversitenin tamamı Çinli olabilir o denli yüksek bir kompetansla geliyorlar daha doğrusu o denli yüksek bir başı öyle diyor ki biz dedi kabul etsek kota ayırmasak bütün ayın Çinli olabilir dedi. Yani bu Çin Çin konusunda yani full bir program yapabiliriz çünkü o konuda araştırmalarımız var örneğin yani iki iki şey daha sözü laf lafı açıyor ama yani bunları vurgulamak zorundayım şimdi bir tanesi yani Çin hikayesine bakarsak Çin hikayesi şu en başta maaşlar düşük olduğu için firmalar kendi iş işte üretimlerini oraya götürdüler ama Arge laboratuvarlarını götürmediler çünkü çekindikleri neydi bir Arge çalışmaları işte iyi eğitilmiş insan gerektirir. Ayrıca da işte bu IP dediğimiz işte intellectual property’lerin işte korunması onların korunması zayıf olduğu için Çin’de Arge laboratuvarlarını oraya götürmek istemediler ama ne oldu zamanla işte Çinli öğrenciler dediğiniz gibi Amerika’da yurt dışında eğitilen Çinliler daha sonra o kadar fazla arttı ki ülkelerine geri dönmeye başladılar şimdi
ne oldu Amerikan şirketi Fransız şirketi şimdi oraya gittiği zaman kendi sisteminde eğitilmiş Çinli öğrenciyle karşı karşıya ve de daha ucuz fiyatı şimdi ve daha sonra da Çin hükümeti de bu IP protection konusunda korumaları konusunda ııı ııı işi sıkı tuttuğu için işte hukuki devrimlerle birlikte şimdi fikri mülkiyet yani IP değil diye insan başkası anlıyorlar. Kesinlikle kesinlikle kusura bakmayın bu bazen Türkçe kaçabiliyor şimdi ne oldu artık
verilerde bunu sistematik olarak görüyoruz firmalar artık Arge laboratuvarlarını da oraya götürmeye başlıyorlar bunun avantajı ne bu yayılma etkisiyle orada işte Amerikan şirketi Fransız şirketi Arge yaparken dolayısıyla oradaki çalışan mühendisler gidiyorlar daha sonra işte kendi işlerini kuruyorlar kendi işlerini kurmaya başlıyorlar ve Mısır patlağı gibi artmaya başlıyor. Bir tane araştırma yaptık Harvard Üniversitesinden Josh Lerner ve Amerikan Merkez Bankası’ndan
menə Comes It’nin asker sexuality, birbirlerineающ 오락국, slogan’ı yaparlar,…]
Ve daha sonra oraya fonlama gittikten sonra, 3-4 sene sonra Mısır patlar gibi artık Çin’de de çıkmaya başladığını görüyorsunuz. Yani verilere baktığınız zaman bunları görebiliyorsunuz. Çin hikayesi de bu şekilde. Yani bizim hikayeyle pek alakası yok yani. Çin faizini düşürerek köşeyi dönmedi. Yani şimdi, yani varım yani bir, yani Türkiye’nin kendi hikayesini yazması gerekiyor. Yani işin özü bu. Hadi devam edelim. Şimdi her ülkenin de farklı bir hikayesi var. Yaptığımız bir araştırma vardı yine Amerikan Merkezi Bankası’ndan, Harun Alp ve Yale Üniversitesi’nden Michael Peters ile birlikte. Örneğin, az önce Orta Gelir Tuzandan vesaire konuştuk ama şimdi, Hint şirketlerine baktık. Hint şirketleri de çok konuşulur. Hindistan’da büyük bir ekonomi. Hindistan’daki firmalar niye büyümüyor diye sorduk. Büyümüyor mu? Ve büyümüyorlar. Ve böyle baktığınız zaman firmaların yani yaşam döngüleri boyunca ortalama firma büyüklüğü tamamen yatay bir seyir izliyor. Niye büyümüyorlar diye sorduk. Şimdi normalde bir firmanın büyüklüğünü ne tahmin etmesi gerekir? Ürettiğim ürünün kalitesi ya da kullandığım teknoloji iyi bir teknolojisi üretim için benim firmamı benim büyütmem gerekir değil mi? Yani çok büyük miktarlarda satış yapmam gerekir. Hindistan’da firma büyüklüğünü en iyi tahmin eden değişken ne biliyor musunuz? İş sahibinin ailesinin büyüklüğü. Hatta erkek çocuk sayısı. Sebep ne? Kurumsallaşma yok. Kurumsallaşma yok. Çünkü ben şimdi firmamı büyütürsem ne yapacağım? Mecburen dışarıdan birilerini yönetici almam lazım. Yönetici de kasamı boşaltıp, deponu boşaltıp kayıtlara karışırsa hukuk sistemi iyi çalışmıyor, güvenlik sistemi iyi çalışmıyor. O zaman ben niye o zaman risk alayım da dışarıdan birilerini? Ben kaç tane çocuğum varsa o oğlum aynen o şekilde o kadar şey açıyorum. Ve şimdi böyle bir ekonomide Hindistan ekonomisine siz gidip işte Amerikan politikalarına bakıp Fransa politikalarına bakıp ooo RG’ye sümbansiyon verin diyemezsiniz. Yani anlatmaya çalıştığımız… Dünya bankasında ya da işte verdiğimiz diğer konuşmalarda da yani anlatmaya çalıştığımız her ülkenin farklı bir hikayesi var. Ona bir şey diyorum zürriyete bağlı büyüme. Şimdi Denizli 1 D1 grafiğine geçelim. D1 arkadaşlar. İsterseniz Türkiye’de de böyle bir acaba Türkiye’deki firmaların büyümeleri ile ilgili ne gibi bir sıkıntılar olabilir? Tabii çeşitli olabilir ama şimdi ben bir röntgen çekmek istiyorum. Az önce size söylediğim gibi bir Türkiye’deki firmaların bir röntgenini çekmek istiyorum. Şimdi bu Türkiye’deki firmaların dağılım büyüklüğünü gösteriyor. Yani buradaki 1, 1 işçi çalıştıran işte 2 işçi, 3 işçi, 5 işçi, 7 işçi, 9 işçi. Bu da Türkiye’deki firmaların %1 işçi çalıştırıyor, %2 işçi çalıştırıyor. %35’i işte 1 işçi, %20’si 2 işçi vesaire yani bizde bol miktar mikro firma var. Şimdi… Mikro bile değil 1 işçi.
Yani..