En Zayıf Hadis Tüm Tarihi Metinlerden Güçlüdür | Bekir Develi ile Peynir Gemisi | Dr.Altay Cem Meriç
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4Pz2tGbOJMA.
Online alışverişte güven arayanların adresi Özboyacı Altın, Bekir Develi ile peynir gemisini sunar. Kıymetli dostlar, peynir gemisine hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Yine bir cuma akşamında bizleri bu vesileyle, YouTube vesilesiyle buluşturan Cenab-ı Allah’a hamd ediyoruz. Şimdi bugün çok kıymetli bir misafirimiz var. Kendisi çok uzak diyarlardan geldi.
Bir süre yazıştık dedi İstanbul’a geldiğimde inşallah bir araya geliriz. Elhamdülillah bir vesileyle burada Doktor Altay Cemmeriç bizlerle hoş geldin kardeşim. Nasılsın abi? Ben de iyiyim şükürler olsun. Her an dalacakmış gibi bir hava seziyorum seni şimdi. Çok profesyonelsin. Kafam karışıyor. Şimdi şöyle, Altay Cemmeriç’i takip edenler bilirler.
Hakikaten böyle deli gibi okumuş bir adam ve böyle ya bir insan her şeyi okur mu ya? Yani tamam Freud, tamam memnun olduk tanıştığımızda ne yaptığını biliyoruz ama adam her şeyini araştırmış. Bir insan hem Freud hem Gazali’yi niye okur? Ondan sonra bu kadar çok bilgiyi ne yapacaksın? Geçen YouTube programında bir seri vardı. Seri katilleri işliyordu tek tek. Onların psikolojileri, onların hikayeleri. Enteresan enteresan ilgi alanları ve araştırma alanları var.
Fakat bunlardan en kıymetli olanı belki peygamberliğin ispatı, Kur’an’ın ispatına dair Allah’ın varlığının ispatına dair çok güzel çalışmaları var. Bununla ilgili YouTube programları yapıyor. Bununla ilgili programlara katılıyor ve araştırmalar yapıyor. Abi bu yönünü çok takdir ediyorum teşekkür ederim. Altay Cemmeriç’i yaratan Allah’a hamd ederiz. Estağfurullah. Çocuklar, gençler senin için son ateist bükücü diyorlar. Ne düşünüyorsun bu kadar?
Yani şöyle normalde benim aslında ateizm gibi bir gündemim hiç yoktu. Yani ilk kanalımı açtım da ben normal okuduğum kitapları anlatırım vesaire diye düşünüyordum. Biraz internetten şey çok geliyor gençlerden. Abi şunu mesele ne olacak çok korkuyorum işte annelerden babalardan geliyor çocuğum şöyle diye. Ben ondan sonra video çekmeye başladım. Yani belli bir şey çektikten sonra da aslında konuya da şey verdim ara verdim. O dönemde öyle bir şey oluştu yani. Tıp tıp durursun aslında. Tıp tıp durur. Orada devam ediyorsun görevine. Erzincan’dasın. Erzincan’dasın. Ve orada devam ediyorsun. Videoları orada çekiyorsun değil mi evinde ya? Evinde çekiyorum abi. O gördüğümüz herkülü kütüphane falan senin evinde. Yok salonum abi. Ha salonun. Salonu aldım abi. Şimdi Altay Cemmeriç özellikle ben birkaç programını izledim senin. Mesela bir tartışmanı izledim Clubhouse’da. Bir ateizm derneğinin içine dalmışsın herhalde değil mi abi? Aynen. Orada adam diyor ki işte ilk Nüsha nerede? Kuran saçma hanımefendi. Sen de diyorsun ki o zaman beş tonluk bir kitap bir suuf değil mi? O zaman hani insanlar zannediyor ki ilk yazılı Kur’an-ı Kerimlerde böyle kitaplardaydı. Bunlar neden kitaplaştırılmadı falan diyor. Hani otantik netin midir nedir? Otantik netinin özelliği nedir falan. Bu konularda yoğun araştırmalar yapmışsın. Sorum şu gençler çok sıkı sorular soruyorlar. Yani öyle böyle değil. Yani ben önceden anneme Allah’ın varlığına dair sorular sorduğumda ben çok hatırlıyorum. Aldığım cevaplar genelde böyle.
Böyle salak salak konuşma. Bir yüzünü o çocukla da takılmayıp o sokuya akla falan. Bir şekilde geçiştiriliyordu. Şu doğru bir tespit midir sence? Küfür sanki son 20-30 yılda kendi argümanlarının ve sorularını geliştirirken biz hala eski argümanlar üzerinden mi savunuyoruz kendi hakikatlerimizi ve doğrularımızı? Yani bu anlamda birazcık şey mi Allah’ın varlığını ispat etme noktasında araştırma yapan insan sayısı azaldı mı?
Daha böyle mütevekkil hane mi ilerliyoruz verdiğimiz cevaplarda? Neredeyiz burada tam olarak? Kendimizi geliştirebiliyor muyuz? Çocuklarımıza o gençlerin sorduğu o şık sorulara dolu dolu cevaplar verebilen bir Müslüman kitlesi olduğumuzdan bahsedebilir miyiz kendimizden? Şöyle abi meseleyi bölmek lazım. Şimdi bu argümanlar yani bugün Müslümanların karşılaştığı argümanlar aslında yeni üretilmiş şeyler değil. Yani biz belki yeni karşılaşıyoruz bu mevzuyla ama bunların tamamına eski kitaplardan beri cevap veriliyor aslında.
Yani ilk dönemlerde mesela Müslümanlar Hristiyanlarla karşılaştığında bunu Hristiyan papazlar soruyordu. Bazı rivayetler var mesela bunların bir kısmı uydurma bir kısmı şey bunlar o kitaplardan naklediliyor ve bu metinler orta çağ boyunca yazıldı. Yani batı bizi buradan tanıdı. Mesela dün Francis Bacon’ın bir kitabını okuyordum orada şey anlatıyor işte Atak insanların özelliklerini anlatırken diyor ki işte diyor Muhammed diyor sabah ve selam diyor işte demiş ki daha gel bana doğru daha gelmeyince demiş ki biz gidelim ona doğru. Denemiş mucize olmayınca yürümüş ona doğru. Şimdi bu rivayet bizim şey değil bizim literatürümüzde olan bir rivayet değil. Ama batıda çok yaygın bir şekilde biliniyor. Müseyleme üzerinden bir ağaç metaforu üzerinden anlatıldığını biliyoruz. Aynen aynen yani bu bir hikaye aslında ama onlar Muhammed Aleyhisselam’a ait bu hikayeyi bu şekilde biliyorlar. Bu tarz mesela rivayetler var yani bu batıda bu bir gelenekti aslında orta çağdan beri yazıyordu. Bunu işte ilk dönem oryantalistler aldı 1800’lü yılların 1900’lü yılların oryantalistleri kullandılar. Biz aslında orayla karşılaştıktan sonra bunları tekrar duymaya başladık. Yani ilk metinlerde bunları cevap verildi çoğuna cevap verilmişti zamanında. Şimdi tekrar biz bunlarla karşılaşıyoruz. Yani aslında o argümanların çoğu yıllarca cevap verilmiş şeyler sadece biz bunu tekrar keşfetmemiz gerekiyor çoğu zaman. Peki bu cevap verilmiş bu soruların hepsi cevap verilmiş. Biz o zaman neden tekrar peygamberlerin ispatı kitabı yazma gereği duyduk o zaman oradan yürüyelim. Yani bu kitap da yani bu kitap özelliğinde şimdi ben konuyu şöyle bir açayım abi önce ondan sonra daha sistematik anlatabilirim. Bir kafalar açılsın. Yani ilk başta sorarken mesela Tanrı ispatı konusunda bir problem yaşıyoruz. Bu yüzyılda böyle bir problem var. Yani David Hume ve Kant dediğimiz iki insan geldi. Bu argümanların çalışmadığını bu argümanların doğru olmadığını anlattılar. Bu felsefi bir problem. Halk tabanına inecek bir problem değil. Yani böyle bir problem var. Ama halk tabanındaki konular aslında çok da orayla alakalı değil. Yani o düzeyde değil halkın soruları. Daha eski şeylerle cevap verilebilir düzeyde. Bir diğer yönü bugün aslında biz Müslümanların durumunu sadece Türkiye üzerinden tespit ettiğimizde hata etmiş oluruz.
Dünya üzerinde İslam çok ciddi düzeyde artıyor. Mesela PIVO anketlerinden filan da görünüyor bu. Dünyanın en hızlı yayılan dini. Mesela ben 1993 yılında yapılmış bir anket var. Müslümanların %16’dan yanlış hatırlamıyorsam %25 civarına çıkacaklarını söylüyorlar. Bugün biz o gündeyiz. %30 civarında Müslüman var dünyada ve bu sayı gittikçe artıyor. Yani 2070’e kadar dünyanın en büyük dini olacağını düşünüyorlar bir İslam. Yani Türkiye’deki olay aslında biraz daha lokal kalıyor. Dünya çapınağı göre düşünüldüğünde. Dünyadan ayrıyız bu konuda. Biz statistin üstünde miyiz altında mıyız? Altındayız.
Türkiye’de dinden çıkış konusunda bir şey var. Artış var ama dünyada İslam’a giriş konusunda bir artış var. Yani ateizmin artışı, yükselişi konusuna döndüğümüzde de aslında bu ateizm dünyada da artıyor. %30’lara dayandı. Fakat bu artışta da bir şey var, problem var şöyle. Genel artış Çin üzerinde, Çin gibi Asya ülkelerinde dikte ediliyor. Çin’de dikte ediliyor. Aslında hakim algınız tersi hani İslam zorla yayılıyor falan veya zorla yayıldı gibi bir algın dışında. Ateizm aslında zorla yayılıyor dünyada. Çünkü Çin’de artıyor en çok. Orada devlet diktasıyla yapılıyor. Sayı artışları o yüzden bizim aslında şeyimize değil. Türkiye’deki durum belki özel tetkik edilmeye gerektiren bir durum. Çin’de tabi nüfus da manipüle ediyor. Tabi nüfus da manipüle ediyor. Esas artışı orada. Bu kitaba gelince Türkiye’de yani bu kitabın maksadı ne? Ben bunda şunu yapmaya çalıştım. Her Müslümanın aslında kolay bir şekilde aklına gelen deliller bunlar. Okurken şey diyorlar bazen. Benim aklıma gelmişti diyorum diyor kitabı okurken sürekli. Sadece bunu sistematize etmeye çalıştım.
Yani sistematik felsefe bütünlük içeren bir delil tipine çevirmeye çalıştım. Aslında o bir delil. Bu kitap bir delilden oluşuyor. O delilin etraflıca incelemesi, itirazlar kendisine yöneltiliyor, cevaplanıyor falan. Şu an ihtiyaç var buna. Yani sadece Türkiye’de olduğunu sanmıyorum. Dünya Müslümanların da buna yaklaşık ihtiyacı var. Çünkü çağ çok değişti. Yani bizim bakış açımızla bizim algımızla şey değil aynı değil. 1200’deki bir insanın algısı aynı değil. Yani aydınlanma dünyanın diyor şeyini bozdu. Büyüsünü bozdu. Biz büyüsü bozulmuş bir dünyada yaşıyoruz. O duruma hitap edeceğini düşündüğüm bir kitap. Peki gençler buna dair yani bu sana gelen yoğun sorular neticesinde ihtiyaç olduğuna inanıp yazdığın bir şey mi yoksa? Zaten senin rutin planlamanın içerisinde bu var mıydı? Yani seni buna yazmaya iten şey neydi abi dinlenin. Abi gençler yani ben kendimi böyle müslümanım. Bu anlamda etkileşim içindesin yani onlarda mütemadiyen. Tabii tabii. İnsan zaten sürekli dönüşüyor etkileşimle. Ben bu kafamda oturmuştu. Bu şablonla müslüman oldum zaten ben. Ondan sonra sorular gelince bunun videosunu çektim. Videosunu çekince çok izlendi. Çok izlenince reaksiyonlar, eleştiriler vesaire geldi. Şimdi ilk atmıştım sonra sildim filan 400.000 500.000 izlendi video. Bizim şey için iyi yani bu tarz bir içerik için. Altında yorumlar, itirazlar filan onları da dedim ya ben bunu kitaplaştırırım. Başladım öyle oldu. O zaman şey mi abi yani o zaman bu milletin konferanslarda televizyonlarda çıkıp millet ateist oluyor dinden uzaklaşıyor. Yani Türkiye bazen de bu. Şeyi doğru mu yani böyle bir hakikate tahlülk ediyor. Tabii tabii Türkiye’de şey canım. Nedir sebebi abi sence? Yani Türkiye’de.
Yani sorduğu soruya cevap bulamadığı için mi? Yoksa başka bir etken mi var çocukları buna iten? Ben burada şurada oturuyorum abi. Yani ben insanların tepkilerini duygusal değerlendirme tarafları değilim. Yani insanların duyguları bile belli bir oranda rasyonellik içerir. Yani sorar cevap veremezsin, sorar cevap veremezsin, sorar cevap veremezsin. Bir duygu edinir, bir duygu. Tabii belli bir süre sonra duygu edinir onu. O yüzden bunların cevaplanmasının çok çok önemli bu dönem. Yani daha önce de birkaç kere böyle serzenişte bulunduğum yani bu konuyla Türkiye’de hiç ilgilenilmiyor.
Yani normalde mesela Batı’da atıyorum bir Hristiyan teologun ilk meselesi bu meseleyi tartışmaktır. Yani bu konuyu ilk konusu budur tartışmak. Türkiye’de bunu konuşmak sanki bir ilim eksikliği. Konuşunca işte insan düşünen ya bunlar tartışılır mı? Falan gibi bir algıda devam ediyor. Bu bunlar gayet önemli meselelerdir. Eskiler de bunları konuşmuştur. Konuşulması gerekiyor. Türkiye’de az konuşuluyor. Biz daha ziyade patinaj konular içinde dönüyoruz. Yani kendi aramızda tartışacağız patinaj. Aslında ilim ekolleri, ilmi şablonlar, ilmin öğretim tarzı da böyle devam ediyor. Bu konuyu tartışmak için ilim öğreniyor adam. Ama dünya aslında o konudan ibaret değil. Kendi halinize bıraksanız kendinizi merak ettiğiniz şeyler sizde bayağı bir farklı pencereler açıyor zaten. Yani ben seri katili neden çekiyorum? Çünkü şiddet konusunu çok merak ediyorum. Yani insan neden şiddet uygular? İnsana şiddete iten sebep ne? Üç yaşında bir çocukta da şiddet isteği görüyorsun. Buradaki bu olguyu yakalamak aslında önemli. Benim merakım serbest olduğunda, ben o patinajın içine girmediğimde ben aslında kendi merak ettiğim şeylerden farklı bilgiler üretiyorum insanların işine yarayacak. Bizde çok şey var, çok fazla bu konu kendi aralarında belirli konuları tartışma. Nerede patlıyoruz abi en çok? Yani en çok hangi soruları soruyorlar ve cevap alamıyorlar? Çünkü en çok sana akıyor bu sorular ve o gençlikte seni böyle çok aşk ve iştiyakla da dinliyor. Ve şunu fark ettim yani seven olduğu kadar sevmeyen de yakıyla takip ediyor, sevmediğini de söylüyor ve takip ediyor. Takip etmeye de devam ediyor. Seven ya da sevmeyen en çok neyi merak ediyor ve o kopuş yani İslam’dan ateizme geçiş süreci, o duygunun oluştuğu diyorsun o da bir rasyonel tavana dayanıyor olabilir. İlk nerede başlıyor o kopuş, hangi soruya cevap alıyor? Herkese değişik yani ben bir ara topladım bu soruları yani kaç soru olabilir? 55 soru topladık. Örnek verebilir misin abi? Mesela kölelik var diyor İslam’da yani niye var diyor. Nasıl bir şey kölelik yani nasıl bir insan bir insanı köle edilir mi? Bu kölelik yapılmış İslam’da. Atıyorum aslında bunları kategorize etmiştim ben zamanında. İlk işte mesela çağ değişimine bağlı sorular. Yani adam bir tarım toplumunda yaşıyor ve sanayi toplumuna geçilmiş. Bu dünyanın bambaşka algılanması demek.
Buradan kaynaklı sorular var çünkü İslam’ın uygulandığı ilk örnekler tarım toplumunda ve buradaki şeyler nasıl olur diye anlamıyor. Anakronik düşünüyor yani çoğu bu tarz sorular var. Onun dışında ne bileyim işte mesela tamamen uydurmaya dayalı sorular var. İşte Garani kıssısı gibi filan. Türkiye’de yazan ateist yazarların böyle kabartarak sunduğu için onu duyuyor ya da başkası. Bir başkası ne bileyim işte hiçbir beis olmayan bir konuyu yanlış algılıyor. Yani işte Muhammed Aleyhisselam’ın bir evliliği üzerinden bu konuyu filan.
Yani muhtelif olabilir. 50 soru senin aklına o üçü takılıyor öbürünkine öbür beşi takılıyor. Zaten burada forumlara girmeye başlıyorsun. Forumlara girdiğin zaman bu sefer 55 ile birden de. 50’si ile birden de karşılaşıyorsun. Sen de psikoloji oluşturuyor bu. O psikolojiyle bu sefer sen de üretmeye başlıyorsun. Genelde çok amatörcede olsa argüman üretmeye çalışıyorsun vesaire. Bu şekilde devam ediyor bu süreç. Ama rasyonel tabanını görmezden geldiğimizde şöyle yapmış oluyoruz. Yani ben zaten insanım. Ben anlayabiliyorum doğrusunu. Bu zaten insan değil ki yani bu işte duygusal bir varlık. Buna ben niye argüman üreteyim?
Allah’ın lanet ettiği birini sanıyorsun yani. Boş ver ya sen muhatabın mı? Niye üreteyim ben bunu argüman yani? Ama argüman üretmen gerekiyor. Çünkü şöyle düşünün İslam’ın diyelim ki 100 argümanı var. Diğer tarafında 10 olsun. Siz bir argüman sunuyorsanız gören birisi için 10’a 1 var. Yani 100 olması bir şey ifade etmiyor sunulmadığı zaman. O yüzden sunulmuyor çok. Yeterli değil bu konudaki çalışmalar. Yani bu konulara girmesi lazım aslında. Entelektüel birikim olarak bence Müslümanlar iyi durumdalar Türkiye’de. Kesinlikle öyleler.
Ama ilginç bir şekilde de madem entelektüel birikim olarak iyi durumdayız o zaman bu istatistikler neden başka bir şey söylüyor? Onu oturup kafaya koyuyoruz. Konuya kooper ediyoruz yani. Biz entelektüel birikimi kendi aramızdaki kılıç dövüşlerinde kullanıyoruz. Biraz şey kıvamında mı oluyor abi? Hani İngilizler İstanbul’a girdiğinde Sultan Ahmet’in imamıyla o karşıdaki Aysofya’nın imamı meleklerin cinsiyetini tartışıyormuş. Ve cuma namazından sonra baya baya kavga mavga çıkmış ama bu esnada İngiliz girmiş yani.
Biz bugün hani kim Mehdi’nin zuhurunu tartışıyoruz belki YouTube kanallarında birbirimize laf sokuyoruz ama öbür tarafta çocuk senin Rabbine inanmıyor yani. Ben bir ara bunu şey yapmıştım hocam çekmiştim. Rum Suresi bu kitabın içinde bir bölüm aldım ben onu. Bir videosunu çekmiştim yani sadece batılı yazarlar nasıl anlatıyor bu savaşı? Rum Suresi bir savaş anlatıyor. Ya Kur’an içinde bir tefsir aslında bu düşünme. Mesela Türkiye’deki bütün tefsir bölümlerini ilgilendiren bir konu veya bu konu kitabın içinde atıyorum Kur’an tarihiyle ilgili yazma musafları derledim ben. Aslında bu bütün tefsir öğrencilerini ilgilendiren bir konu.
Yani üzerine çalıştığım materyalin tarihi güvenliliği. Bundan daha önemli bir şey yok ki. Mesela Rum Suresi ile ilgili ben sosyal medyadaki materyal miktarını incelemiştim o zaman. Yani iki tane video vardı bunun mucize olduğunu iddia eden veya bu videolar diyelim ki mesela o zamanki sayıyla 50 bin izlenmiş. Olmadığını söyleyen gayrimüslim videolar var 10 tane 20 tane ve bunların tamamının izlenmesi benimkinin 20 katı kadar. Yani 20 adamdan 19 tanesi bunun mucize olduğu iddiasını dinlemeden olmadığını duymuş.
Şimdi siz burada bu sure mucizevi olsa bile bunu anlatamıyorken bir genç için bu argüman değil ki zaten onu duymadıysa. Ben burada mesela 30 40 sayfaya yakın şey yaptım. O videoda mesela 4 tane batılı yazar kullanmıştım burada 15 tane kullandım. 4-5 farklı dil kullandım üzerine gideyim argümanı daha düzgün anlatayım diye. Bu yapılabilir mesela başka biri olsa 25 yapsın mesela. Ama bunun üzerine bir mesai ister bu. Biz genelde şey oluyor. Yani kendi aramızda tartışırken bize şey getirecek jantilik, mahallede abilik taslayacağı konularla ilgilenmeyi tercih ediyor.
Burada kendini ben ateistim diye tanımlayanların acaba kaç tanesi rasyonel bağlamda sorduğu soruya cevap bulamadığı için tercih etmiştir. Hani ben geçen burada bir grup arkadaşı ağırladık burada. Kahve içerken dedim ki nasıl bir sorunum var anlat bakalım. Ateistim falan ben ne ateistim ya benim babam diyor benim uyurken saçlarımı kesti benim diyor namaza kalkmayayım diye diyor. Bakıyorsun duygusal tamam eyvallah. Ama hani sorduğu soruya cevap bulamadığı için bir tercih olarak aklederek bilerek ateizmi tercih eden gençlerin oranı. Abi insan çok komplike bir varlık. Yani şöyle böyle bilir misin mesela ben bugün şu işi yapıyorum ve bu duygusal mı işte rasyonel mi insan çok komplik yani duygusuyla rasyonel düşüncesi iç içe ve insanların büyük bir kısmının iç görüsü çok düşüktür. Yani ne düşündüğünü kendi anlamaz. Konuşurken ifade ederken anlamaz kendisinin ne düşündüğünü.
Yani bir şeye sinirlenir ama ona neden sinirlendiğini anlamaz. Bu yüksek bir iç görü ister. O yüzden ben insanların söylemlerine de çok itibar etmiyorum. Yani ben insanın rasyonel bir varlık olduğunu biliyorum. Yani mesela o adam atıyorum babasına kızmış olabilir tamam. Ama bu adam şey de olabilir yani bu insanın içinde bir anlam isteği de var. Yani bunun bir duygu olduğunu biliyorum ve bu adamı dürttüğünü biliyorum. Demek ki bu yeterli şeyi bulsaydı belki de derdi ki ya benim babam kötü bir adamdı ben Müslüman olayım. Yani insanın böyle sürecini çok bir anlık düşündüğümüz için bir anlık hisse aldığımızda aslında dünyayı anlamak zor. Akışı düşündüğünüzde her insanın rasyonel sebepleri oluyor.
Bu duyguya dönüşüyor, duygusunu besliyor. Bazen duygusuna rağmen oluyor. O yüzden benim bir de duygusunu düzeltme gibi bir şansım yok. Yani. Benim elimde olan tek şey rasyonel karar. Her sorusuna cevap vermek zorunda mıyız? Hani şey deniyor ya bazen bizim Müslümanlar şurayı kullanırlar. E burası da bir imtihan diyorsun ya artık bu kadarına da iman etmen lazım. Her şeyi sana ispat etsek zaten burada imtihan olmaktan çıkar. Teklif sırrı bozulur deriz mesela. Hakikaten her sorularına tatmin edici cevaplar vermek gibi bir zorunluğumuz var mı abi?
Ya şöyle bazen mesela benim var öyle bir videom kaderle ilgili. Orada kaderin neden anlaşılamaz olduğunu anlatıyorum. Aslında bu tatmin edici bir cevap. Yani konu şu. Tamam burada durman lazım. Yani tatmin olmayacaksa neden tatmin olmaması gerektiğini izah etmek için. Tabii ki. Ya öbür türlü çünkü fideist bir noktaya kayıyorsun. İmancı bir noktaya kaydın da şimdi ben protestan misyonerlerle konuşurdum şeydeyken. Adamdan soruyorsun ya diyorsun ben neden hristiyan olayım? Çünkü elinde hiçbir rasyonel şey yok anlatırken. Çok özür dilerim. Elinde hiçbir rasyonel şey yok anlatırken. Burada Vigil sen söylediğin için bu şarkı düşmek zorunda.
Daha önceki hayatında ateisti Altay Camberich. Sonradan İslam’la müşerref oluyor ve ciddi bir şekilde araştırıyor. Daha önceden ateist olanların da böyle bir temayülü var değil mi abi? Bakıyorsun savunucuların en sağlamları genelde önceki hayatında ateist olanlardan çıkıyor. Yani ya bir şöyle çünkü orada da duygu da teşvik ediyor seni. Hani şey yapıyor çünkü kaşıydığı zaman öyle değil çünkü filan. Evet o yüzden sen söylediğin için açıklam. Yoksa ben söylemeyi tercih etmiyorum. Peki hristiyan protestan misyonerlerle tartışırken.
Adam şöyle diyor mesela tamam ben niye hristiyan olayım diyorum adama. Adam diyor ki işte şey sen hiç Tanrı ile konuştun mu diyor. Yok diyorum nasıl konuşuluyor. Dua ediyorsun diyor cevap veriyor diyor. Anlıyorsun nasıl anlıyorsun diyorum. Tanrı konuşursa anlarsın diyor onun konuştuğunu filan. Şimdi burada ne oluyor? Tamamen subjektif. Seni şahsi içinde hissettiğin şeye bağlı bir din tema inşa ediliyor. Anlarsın bunu. Tamam da ben bunu Budiste de sorsam Budiste diyecek ki anlarsın yani bir şekilde. Buradan din inşa edilmez.
Yani buradan inşa ettiğinde neden İslam’da öbürü değil sorusuna hep muhatap kalırsın ve cevaplayamamış olursun. Bu şey yani yakın dönemde böyle popülerleşti. Bütün dünyada bu tarz bir şey popülerleşti. Çünkü söylediğim o tenkitler ilk bir şeyin başında söylediğim. Hum ve Kant’ın tenkitleri aslında hristiyanlığı böyle bir noktaya itmek zorunda kaldı. Yani sadece iman çünkü biz cevap veremiyoruz buna. Adam diyor ki Tanrı ispatı yapamazsınız. Böyle bir şey yapamazsınız dediği zaman. Tamam o zaman ben bunu sadece iman ediyorum kabul ediyorum. Hatta burada inançla imanın arasını bile ayırdılar.
İnanç bile değildir diyor. İnanç dediğiniz bilimsel bilgi normalde bir inançtır. Yani bu bardağı attığınızda düşeceğine inanıyorsunuz. Düşmeyebilir. Böyle bir zorunluk var mı? Hakli zorunluk. Yani bin kere düşse bin birinci de düşmeyebilir. Bu inançtır. Bu kelimeyle imanın arasına ayırdılar. İman böyle bir inanç bile değildir dediler. Tamamen tabansız bir inançtır. Bu akınlar nasıl ulaşıyor gençlere günümüzde? Hangi yollarla geliyorlar? O gençlere ulaşmıyor. Yıkılayıkıla gelir aslında entelektüel şey. Yani en üstte onu okuyan adam aşağıda bitik altında bir edebiyatçı okur onu.
O edebiyatçıdan Türk edebiyatçı okur. Türk edebiyatçıdan aşağı gelir. Bu yavaş gelişiyor. Şu an çok yaygın değil Türkiye’de. Ama gelişiyor yani. Var. Daha çoğalıyor. O yüzden aslında en tepeden cevap vermek lazım. En tepeden derken neyi kastediyoruz? Yani mesela Kant’a cevap vermek lazım. Huma cevap vermek lazım. Bunu yapmak lazım aslında. Bunu yaptılar zaten. Gençleri kaçta kaçı Kant’la hemhal oluyor? Kant’la hemhal olması gerekmez. Aşağıya yıkılır o. Yani sen Kant’a cevap versen bunu kimse bilmez.
Ama senin edebiyatçın bilir. Senin edebiyatçın o edebiyatçısından üstün olur. Senin edebiyatçın okunmaya başlar. Aslında dünyanın fikir, diyalek değil de böyle. Daha iyi fikir ortaya koyamazsan seni dinlemezler yani. Kesinlikle. Yani liberal, serbest piyasa işi orada işler. Kim daha iyi isim koysa onu alırlar. Ama herkesten de aynı cevap performansını beklemekte birazcık… Tabii herkesin… Haksızlık yani. Sen şimdi binlerce kitap okumuşsun abi. Hepsini okumuşsun yani. Haydi Gerinden, Kant’ından, Kiherki Gardından, Eski Metinlerden, Asr-ı Saadet’ten değil mi abi? Tabii. Yani bu okumalar yapmışsın ve başkalarının daha hani soruya giriş ziyahını yaparken……sen de cevaplar tıkır tıkır tıkır. Çünkü bu senin alanın. Bunun sıradan devlet memuru, bir babanın ya da sıradan bir Müslümanın sorumluluğu……acaba burada hangi seviyededir? Yani nerede başlıyorsun, nerede bitiyorsun? Onun sorumluluğu bu değil tabii ki. Değil değil mi abi? Bu senin ilgi alanın olduğu için mi? Tabii. Ama o yani daha başka çabalar. Duygusal şeyle mesela ilgilenebilir ama ben ilgilenemem. Ya benimki bu çünkü. Sen bu vakti nereden buluyorsun abi ya? Elhamdülillah. Çünkü tıp hekimi olarak şu an aktif görevi devam ediyorsun. Ya elhamdülillah. Yani şöyle bir güzelliği oluyor. Bizim mesleğim bu konuda. Çalışmayı öğreniyorsun. Yani geçen bir delikanlı vardı. ÖSS filan çalışıyor. Ya dedim bunu çalış. Gençler bunu sevmiyor da hayatında bir kere böyle bir tempo yaşamak çok iyi. Bir iki kere. Çünkü bu sana çalışmayı öğretiyor yani. Şimdi bizim fakülteden mezun olan herkes çalışmayı bilir. Ders çalışmayı bilir. Ben ders çalışır gibi kitap okuyorum sadece. Yani mevzu o saat tutarak, dakika tutarak. Şimdi mesela bugün ajanda aldım. Ya benim her gün kaç dakika okuduğum bellidir böyle. Not tutarım filan. Hangi kitap okumuşum, hangi kitap bitmiş filan.
Böyle kaç sayfa şey olmuş. Hepsinin not tutarım sistematik bir şekilde. Yani öyle çalıştığın için oluyor.
Bugün bir videoyu izledim. Orada şey diyorsun.
Üç tane halka yapmışsın, ortalara merkez koymuşsun. Spesifik bu konuyu araştırırken siz oraya odaklanmışsınızdır. Onunla ilgili bilgi ediniyorsunuzdur. Fakat onu okurken yandan başka şeyler duyarsınız. O sizde bir merak uyandırır. Birazcık oraya dönersiniz. Bu sefer onun kendi ekosistemine girmiş olursun. Ve bu size okuma, bir kitaptan kitaba zıplama ve farklı ilgi alanlarına merak duymak şeyinin tetikler diyorsunuz. Bu çok kıymetli ama önümüzde çok büyük bir engel vardır. O da sosyal medya ve internet yani.
Onun başına oturan ve onunla hemhal olan bir şekilde sosyal medyada vakit geçirmenin lezzetli ve konforlu alanını bulan kime nasıl anlatacaksın bunu? Yani hayatla çok benzeşiyor bu konuda. Yani insanlar da böyle. Yani kitap okuyor ama ne okuduğu çok önemli aslında. Yani sosyal medyanın atıyorum yüzde biri sana bir şey katar. Hayatında öyle yani. Hayattaki insanlar mesela düşünün herkes etrafında 30 tane insan var. Bunun 30’undan da bir şey almıyorsun. Bir tanesinden bir şey alıyorsun. Sen hangileriyle vakit geçiyorsun o önemli.
Mesela benim açımdan sosyal medya muhteşem bir nimet. Kesinlikle. Çünkü ben şey görüyorum yani bilgiyi paylaşmam açısından değil öğrenmem açısından. Çünkü çok ciddiyiz. Fikraflar buluyorsun istediğin dutumanları indiriyorsun. Akademisyenler var mı? Koca bir metni mesela oturuyor adam ders yapıyor bunu. Öğretim programı içinde yapmaya çalışsa o metni ders yapamaz. Yani 50 saat ders yapıyor mesela İbn-i Haldur’un şeyini, mukaddimesini. Öğretim kesinlikle üniversitede yapamıyordur onu. O vakti vermezler ona.
Ben bunu oturuyorum adam videosunu atmış evimde İbn-i Haldur’un mukaddimesini o konuyu Türkiye’de en iyi çalışmış 3-5 kişiden biriyle beraber müteala etmiş oluyorum. Olağanüstü bir şey. Tabii canım bu çok büyük bir nimet yani. Aslında düzgün kullanıldığında her şey böyle. Hayatta böyle yani. Buna dair bir video yaptın mı abi? Sosyal medyamı yok. Yani bunun nasıl kullanılabileceği bir de şuraya bakın diyerek yani bir de şöyle deneyin ya da şu siteler ziyaret edin. Buradaki PDF’lere, dökümanlara bakın.
Ya genelde çok böyle spesifik bir şey yaparak tavsiye etmiyorum ben de. Çünkü şey olmuyor belli olmuyor Türkiye yani. Bizde şey çünkü herkes birbirini parçalamaya şey olduğu için onu tavsiye ettiğin a buncuğu falan diye. O yüzden kimseye genelde. Bir de böyle bir kafa yaşıyorlar çok ilginç bir şekilde. Çok ağır metinler okuyorlar. Çok böyle ciddi araştırmalar yapıyorlar. Bir yandan da enteresan bir şekilde eğleniyorsunuz. Güle güle güle öyle. Sen gülüyorsun biri yorum yazıyor. Bakın orada millet gülüyor. Ben şimdi o ekosisteme giremedim ülkeci.
Tamam şimdi bakıyoruz biz hani genelde selamın aleyküm Allah razı olsun. Dua ediyoruz falan. Biz bu modda baktım orada. Allah çok ağır. Haydi geriler, kantlar havalarda uçuyor. Ve enteresan da böyle şey yapıyorsunuz yani eğleniyorsunuz da bütün bunları yaparken. Ve bu çok kıymetli. Belki de gençlere birazcık bu modda mı vermek gerekiyor? Biz doğru da yaklaşamıyor olabiliriz belki. Onların dünyasına girerken mesela seni resmen guru gibi muamele görüyorsun yani işte.
Altay Can Meriç üstad midesine çay döküyor. Oradan ayrı bir video yapmışlar. Altay Can Meriç ateslerin bulunduğu kanalda ayar veriyor yargı dağıtıyor falan diye. Kendi sözleriyle seni bir kalıba. Ve sen buna da çok müsaitsin. Onlar o kapıyı açmışsın yani. Doğru iletişim kurmak da burada zannediyorum çok önemli yani. Geçen bir şeyle ilme ehli bir arkadaşım şey yapmaya, YouTube kanalında şey yapmaya ne yaptı nasıl konuşayım filan diyor.
Yani biz biliyormuşuz gibi filan düşünüp. Ben dedim hiçbir şey düşünmeden açarsan yani hiçbir şey düşünmeden davranırsan zaten samimi oluyorsun. Yani insanlar bunu çok seviyorlar. Ben rutin hayatımda çok şakadan espriden hoşlanan bir insanım. Orada da bir poza sokmadığım zaman kendimi yani hıhı filan. Evet çocuklar hoş geldiniz bakalım şöyle bir dizi bakın. Bundan hoşlanmıyorlar. Zaten ondan insan hoşlanmıyor. Hiç kimse hoşlanmıyor. Yani sadece gençler değil aslında. Normal insan da karşısında samimi bir şey görmek istiyor. Yani etikanı olan, sinirlenebilen, gülebilen, neşeli olabilen. Çünkü insan böyle bir şey yani. Bir maket kartonet değil. O yüzden ben böyle bir şey düşünmüyorum böyle oldu. O biraz benim karakterimle şekilleniyor herhalde yani. Elhamdülillah ben çok keyif alıyorum hakikaten. Birazcık da şeyden bahsetmek istiyorum. YouTube programı yok birazcık da böyle hikaye üzerinden gidip. Sen ateistin kaç yaşına kadar ateistin abi? Ben abi ateist büyümedim. Sadece 18-19 yaşında bir sene ateist oldum. Bir sene mi ateist oldun? Bir sene ateist oldum. O da yetiyor zaten bilsel Allah bilsel Allah. Ondan öncesinde gayrimüslim gibi yaşıyordum. O ayrı. Namaz falan yok? Namaz falan yok. Sonra ne oldu abi? Sonra bir sene şöyle bir süreç oldu. Kafama bir şeyler takıldı. Ağır metinlerden birkaç problem yaşadım. Şey oldum yani ateistim falan diye gezmeye başladım. Orada zaten Fulisarhoş geziyorum falan. Öyle bir dönem oldu. Bir sene sonra bu kitaptaki bakış açısını böyle birkaç tane şeyini yakaladım. Yani Muhammed aleyhisselam atıyorum yalan söyleseydi nasıl olurdu? Yani Kuran Muhammed aleyhisselamın yalan söylediği bir metin olabilir mi? Kendi başına yazdığı bir metin olabilir mi yani? Bana imkansız gelmeye başladı.
Çünkü metnin içeriği yani ben kendimi koyuyorum oraya. Ben diyorum işte o çağda yaşasam bir metin uydursam insanları da ikna etsem haşa. Böyle mi yazarım? Böyle yazmam. Yani tutup da içinde kendi Muhammed aleyhisselamın mesela Allah’ın iradesi farklı farklı görünüyor Kuran’da. Yani Muhammed aleyhisselam bir şey yapmak istiyor. Allah Teala yapmayacaksın diyor. Burada diyorum ki bir şey alıkoyuyor olmalı. Yani kendisi yazıyor olsa orada niye kendisine alıkoysun? Muhammed aleyhisselama mesela uyarıyor sert dille uyarıyor. Ben diyorum yani kendimi ikna etmeye çalışıyorsam yani insanlara ben peygamberi falan diye kendi kendimi uyarmam kitabın içinde.
Böyle yapmayacaksın şöyle yapacaksın. Mesela abese sure’sini düşün. Sen niye o amaya bakmanın falan diye mesela kendimi uyarmam ben. Metini ben oluşturuyor olsam veya uyarsam da sert uyarmam. Vahiy kesildi diye hastalanmam yani uzun süre. Aynen yani metin orada şeyi koyuyor ortaya. Birden fazla iradenin olduğunu ortaya koyuyor. Yani orada Allah Teala’nın iradesi var ve Muhammed aleyhisselamın iradesinden farklı. Bunu çok net hissediyorsun. Bu tecelli ediyor burada görüyorsun. Aynen bu söylediğim bir pırılsı. Ben bunlara mesela şey diyorum bizim kitapta samimiyet delili bunun adı.
Güzelmiş. Muhammed aleyhisselam samimi olduğunu gösteren deliller. Çünkü pek çok aslında menfaat devşirebileceği noktada Allah Teala uyarıyor ve sert bir şekilde duruyor. Atıyorum mesela. Veddû l-ev tutuhinû fe yudhinnûn diyor mesela. Onlar istiyorlar ki sen onlara yağ yakasın, yalakalık yapasın. Onlar da sana yağ yakıp yalakalık yapsınlar. Bu Mekke döneminde Muhammed aleyhisselam çok şiddetli baskı altında adamlar anlaşmak istiyorlar. Bugün herkes böyle bir anlaşmayı kabul eder. Yani böyle bir anlaşma yapıldığında çünkü bir meşruiyetin kabul edilmiş olur. İkincisi neydi onun ismi? Koşulların rahatlar sonra tekrar atak yapmak istersen tekrar atak yaparsın. Aslında dünyada siyaset böyle işler. Muhammed aleyhisselam çok zeki bir siyasetçi yani siyasetçi olarak bakarsam gayrimüslim nazarıyla. Bu fırsatı kimse tepmez. Ama orada mesela bir anlaşma durumu olduğunda sert bir ayette hemen bunun önü kesiliyor. Bende bu normal bir şahsın kendisinin yazacağı bir eser değil. Ben olsam orada hemen şey yapardım. Biraz ferahlayana kadar işte biraz anlaşmakta beis yoktur falan dese hiçbir şey kaybetmezdi. Bunu iki irade çok net görünüyor.
Normal iman eden okumadan iman edenler bu şekilde iman eden adam aslında bir şekilde ikna olmuş bir şekilde iman ediyor. Allah’ım ben mutmainim diyor. Burada hiçbir sıkıntı yok diyor. Fakat burada hani mesela şeye bize ispat isteyenlere nasıl yaklaşırız? Mesela ilk ayet-i keriminin nuzulü ile alakalı o mağarada değil mi? Cebrail aleyhisselam geliyor. Ayetleri Alak suresinin ayetlerini getiriyor. Ve Efendimiz aleyhisselatü vesselam geliyor. Mağaradan biri çıkıyor ve diyor ki ben örtüm. Bana ayet geldi. Hazreti Cebrail bana bunları getirdi. Şimdi bir ateist çıksa ve bize desek gerçekten merak ettim için soruyorum bunu bu arada. Geldi ve dedi ki yani kim biliyor nereden biliyor kim nerede gördü? Bunu nasıl ispat edersin dese? Bunu kitabın içinde kullandım. Şimdi Muhammed aleyhisselama ilk iman edenler kimler abi aklına gelenler? Hatice annemiz ilk. Sonra? Ondan sonra. İlk dört içindeler. Evet. Kızları. Hazreti Ali. Hazreti Ali. Hazreti Bekir. Bunlar ilk onun içindeler. Özellikler ne abi ortak özellikleri? Yakın olmaları. Yakın olmaları. Muhammed aleyhisselamı iyi tanıyorlar. Yani yalan söylemediğini biliyorlar. Çünkü samimiyetini biliyorlar. Şimdi hadis stratejinin yerine koyun kendinizi. Muhammed aleyhisselam gelmiş. Hadisin tam rivayeti nasıl? Titriye titriye korka korka geldi diyor değil mi? Beni örtün beni örtün dedi. Belli ki bir tecrübe bu yani. Kafasında tasarlayıp inmemiş aşağı. Bir şeyi hissetmiş. Bir şey görmüş belli ki. Yani biz de görebildik mesela korkabildik. O zaman ikinci soru aklına gelecek. İkinci soru deli mi acaba? Yani delirdi mi gerçekten? Muhammed aleyhisselam da bundan korkuyor. Bir cisim bir canlı görseniz kimsenin görmediği iki ihtimal var. Ya kurguladınız yalan söylüyorsunuz aslında kitap bundan ibaret. Ya da siz delirdiniz. Hadis stratejide biliyor ki Muhammed aleyhisselam delirmemiş. Delirmediğini anladığın anda iman edersin. Çünkü iki ihtimalle aslında yalan söyleme ihtimallerini dışladığınız zaman gerektiğin kadar doğru söylemiş. O yüzden en yakın tanıyanlar. Çünkü bu bir haber. Yani Muhammed aleyhisselam diyor ki ben Cebrail ile görüştüm. Bu Muhammed aleyhisselam getirdiği bir haber. Ve bunu en iyi tetkik edebilecek olanlar en yakınları aslında. Mesela Lesleyh hazreti var şeyde. Meşhur Türkçe’ye de çevrildi eserlerinden birkaç tanesi. Onun konuşması var mesela.
Hem tetkte konuşması var hem şeyde. Metin’in kitabının içinde de anlatmış bunu. Bu olayda çok inanılmaz diyor. Mesela gökten aşağıya ben tasarlayarak mesela dağdan aşağıya iniyor olsam. Peygamberlik tasarlamış olsam kafamda. Bir coşku ile inerim mesela. Değil mi? Haleluya demedi diyor mesela Muhammed aleyhisselam. Değil mi? Yani bir korku çok insani bir korku. Değil mi? Yani bir şeyle karşılaşmışsınız ilk defa karşılaşmışsınız çok insani bir korkuyla indi. Ve kafasına bir şey tasarlamadığı çok belli. Aslında oryantalist bir yazar o. Bu konuda buradan delil çıkarıyor.
Yani ben orada o meselede ben de şöyle düşünüyorum ağabey. Yanılıyor da olabilirim. Size bir ayetler iniyor. Hz. Cebrail geliyor. Mağaradan korkarak dışarıya çıkıyorsunuz. Koştura koştura gidiyorsunuz. Ağaçlar selam veriyor. Esselamu aleyküm Ya Rasulallah diyor. Bunu ben sahnede de anlattığım oldu. Yani hadi gelin beraber tefekkür edelim. Nereye gitmesi daha mantıklı olurdu. Yani ben düşündüm. Dedim ki ben orada olsam varaka binlerfelle giderim. Semavi dinleri biliyor her şeyi biliyor. Değil mi? Eğer bu bir numara olsa. Eğer bu düzmece bir şey olsa. Giderim önce onun tasdine müracaat ederim. O zamanın en bilgi adamı. Semavi dinleri biliyor. Şey okulmuşluğu var değil mi? Müktesebatı var. Varaka binlerfelle gidelim. Olmadı Ebu Talib’e giderim. Amcamı anlatırım. Olmadı Ebu Bekir’e giderim. Nesep ilm-i alimi, Darun Nedvede söz sahibi. Ya hepsini pas geçip bir insan neden karısına gider? Ağabey ben olsam karımın yanına giderim. Ben evime giderim. Evet yani. Efendimiz aleyhissalatü vesselam da aslında orada bir anlamda sığınıyor. Ve vaktiyle Hz. Hacer ne dediyse aslında aynılarını söylüyor Hz. Hatice de Efendimiz aleyhissalatü vesselam’a. Sen insanlara zulmetmezsin. Fakirlere yardım edersin. Akrabalarını gözetirsin. Allah seni zayıf edecek değildir diyor. Orada aslında baktığımızda ilk o sekansta iddia sahibi değil. Ürkmüş ve neyle karşılaştığından emin olmayan çok hassas, çok masum birini görüyoruz aslında Efendimiz aleyhissalatü vesselam. Mesela bunu ben tersine çevireyim. Nasıl? Bir örnekle.
Mesela Muhammed aleyhisselamdan sonra peygamberlik iddiaları falan. Mesela mormon kitabının başında şey var. Ona nasıl vahiy geldiğini anlatıyor. Şöyle odasında uzanmış, meleği görüyor. Işıklar geliyor. Meleği gördüm diyor. Konuştuk melekle. Ondan sonra diyor yattım uyudum tekrar diyor. Yatmış uyumuş ama melek ona demiş ki bir kitap vermiş. Kitabı kimseye gösterme. Bu kitap işte gizli bir kitap falan. Ve kimse bilmiyor bunu yani. Bu kitabı şu an şeyde bilmiyor. Mesela bunun kurgu olduğu çok daha şey. İnsan bir şey yapmamış, şey yapmamış. Bir roman sahnesi gibi.
Aynen odadan kaçmamış, tekrar uyumuş. Yani bununla mesela Muhammed aleyhisselamın kini kıyasladığınızda aslında Muhammed aleyhisselamın anlatısını ne kadar organik olduğunu anlıyorsunuz. Sunilikten uzak. Ya bunlardan hep delil çıkarılır yani. Yani ben bu işin bu kısmını ne zaman dinlesem. Efendimiz aleyhisselatü vesselama zaten evet hayranız. Ama Hatice anneme çok özel bir sevgi veriyor. Yani ilk tamam diyen, ilk evet diyen, ilk sen doğrusun diyen, acaba mı demeyen ne muhteşem bir duruş yani değil mi yani?
Zaten var ya şeyde işte mesela Hazreti Aişe kıskandığı zaman şey diyor Allah sana ondan daha hayırlısını vermiştir diyor. Allah bana ondan hayırlısını vermiştir diyor. Kimse iman etmiyor ki önümdeydi. Burada hani kadınlar eşler arası tartışmalar, işte anlaşmazlıkların böyle çok yoğunca konuşulduğu son demde şey diyorum yani düşünün. Peygamberlik geliyor. Peygamberlik geldiğinden ilk haberdar olan hanımı oluyor. Bugün bizim başımıza gelen, gün içinde gelen olağanüstü, biraz sıra dışı bir hadiseden eşimiz haberdar olan kaçıncı kişi.
Özelin aileyi buradan inceleyelim diyorum o zaman. Bir kere kopuş buradan başlıyor değil mi? Akşam eve gidiyorsun, adam birine çarpmış hastanelik, olmuşlar karakola, mahkemeye intikal etmiş. Yemek yok, tüm dünya duymuş yani adam şey diyor ee bak bu arada bugün ne oldu senin haberin yok diyor. Kadın şok oluyor yani. Eğer hani bir evlilik tasavvuru üzerinden konuşulacaksa buradan bile başlanabilir yani buna. Buradan inşa edilir. Evlilik tiplerimizde biraz problem var ya. Var değil mi? Bu bence şeyle alakalı. Evlenme yaşıyla çok ilişkili bir şey.
Yani geç evlenince şey oluyor, insanların karakteri fazla oturmuş oluyor. Yani iki böyle serpçisi birbirine değmeye çalışıyormuş gibi oluyor. Mesela ben daha nispeten yaşça küçük evlendim. Ben öğrenciyken evlendim. Kaç yaşındaydın? Ben işte internedim öğrenciyken evlendim. Biz mesela sanki eşimle beraber büyüdük gibi oldu. Öyle olunca daha şey oluyor. Her şeyi daha çok paylaşıyorsun. Mesela ben en iyi eşimle şey yaparım mesela muhabbet edelim. En iyi onunla geyik yaparım. Bu çok büyük Allah’ın çok verdiği çok büyük bir nimet yani. Ama Resulullah’ın ilk evliliğine baktığında öyle değil mesela. Muhammed Aleyhisselam şey değil.
Efendimiz genç ama Hatice annemiz yaşlı yani. Ama ne kadar güzel örnekler ya. Şey mi abi? Ben mesela biz bundan birkaç sene evvel sevgili Muhammed Emi Yıldırım’la herkes için siyer diye bir iş yapmıştık. Orada onu dinlerken ben bunu çok seviyorum. Hani böyle karşında süzülmüş geceleri boyu uykusuz kalmış gözlerden süzülmüş net mis gibi bilgi alıyorsun. Tamam böyle otur en mis gibi. Hani az önce sen dedin ya adam oturmuş İbn-i Haldun’un şeyini yapıyor mukaddemizini. Sen oturuyorsun sadece dinliyorsun. Halbuki onun arkasında ne kadar emek var değil mi? O zaman şey demişti yani biz siyeri nebiyeyi romantik bir metin gibi okuyoruz. Yani işte şöyle olmuş da Uhud’da karnına taş bağlamış da. Oysa diyor bakıyorsun Allah Resulü’nün hayatına bugüne çıkarım yapabileceğim hemen hemen her anı bugüne uygulanabilir, uyarlanabilir. Ve bugün tıkandığımızı ilerleyemediğimizi düşündüğümüz her alanda bize aslında çok net müşahhas cevaplar veriyor.
Ki işte Allah Resulüne Ayet-i Kerime indi ilk Ayet-i Kerime aleyhisselatü vesselam Hatice annemize gitti. Ve o da işte üstünü örttü sonra çıktı. Tamam da neden ona gitti? İşte Tayyip dönüşünde Akabe’de çadırları geziyordu. Yanında Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ali ona nezaret ediyordu. Tamam da neden ikisi vardı? Neden bir başkası değildi? Bakıyorsun hicret etmeye karar verdiler. Bir tane rehber bul dedi. Abdullah İbn Uraykı’ tı buldu getirdi Hazreti Ebu Bekir.
İslam tarihinin başlangıcı kadar önemli bir hadisede üç kişiden bir tanesi müşrik iman etmiyor. Yani üç kişi var olayın içinde bunlardan biri Allah Resulüne iman etmiyor. İyi de o niye var orada? Neden sorularını sorduğumuz zaman açılmaya başlıyor kapılar? Ve o zaman emmeye başlıyorsun o rahmetmemesinden. İşte bu zaman kıymetli oluyor. Belki de Efendimiz aleyhisselatü ve hani peygamberliğin ispatı diye müstakil bir kitap yazmışsın.
Ve biz bununla bazı insanlara birtakım insanlara bir şey anlatmaya çalışıyoruz. Belki biz bu neden sorularını gerçekten soramadığımız için bugün tıkanmış durumdayız. Ve gençlerimizle bu yüzden ulaşamıyor olabilir miyiz acaba? Abi şeyde İslam felsefesinde güzel bir söz var böyle modda olabilecek bir söz. Nedir? Bir nesneyi bilmek diyor onun sebeplerini bilmektir. Bir şeyi bilmek sebebini bilmektir. Çok güzel. Sebebini bilmiyorsan mevzuyu bilmiyorsun. Bilmiyorsun değil mi abi? Yani zaten bugün şey de öyle yani bütün bilim böyle yapılıyor.
Biz asla mesela Müslümanlarda şey var bilim deyince bir alerji. Muhatap sürekli bilim bilim diyerek bir şeyler söylediği için bizde de hani bilimsel deyince filan böyle bir alerji oluşuyor ama Aslında insan doğal bilme şeyi bu yani hangi konuyu inceliyorsan inceliyor aslında onun sebeplerini inceliyorsun. Sebeplerini kavradığında ne kadar fazla sebebini kavrarsan konuyu o kadar iyi biliyorsun. Biz Muhammed aleyhisselam hayatta böyle incelenmedi aslında. Sebebine gittiğiniz zaman zaten biraz bu kafa şey yaptı. Yani batıyı bizim önümüze atan kafa boğuldu. Çünkü sürekli sebepler üzerinden yürüyen bir şey var.
Mesela Muhammed aleyhisselam siyerine adamlar şey yaklaşıyorlar bilimsel yaklaşıyorlar nispeten. Yani atıyorum kağıt ne kadar vardı? Ya tamam bu kullanıldı. Kur’an yazmaları böyle ama o dönemde mesela kağıtın durumunu eğit. Çünkü kağıtın durumunu bildiğinde pek çok şeyin sebebini anlıyorsun. Yani mesela o işte ateizm derneğiyle tartışırken adam konunun sebebini bilmiyor. Toparlanmış kitap var mı? Dönenlerde onu bir görelim falan diyor. Yani kafasına bir şablon kurmuş istiyor ki altı yüz sayfa tek bir musaf olsun ki elimizde var öyle musaflar da Yani şey istiyor bu taşınabilir ya 80 kilo kardeşim.
Sen o zaman demiştin ki eğer bunu kabul etmiyorsan yeryüzündeki bir çok mette ben şimdiden inkar ediyorum az var. Hepsini hepsini hepsini. Bir tane değil. Kur’an’ın yanına yaklaşan bir kitap yok. Yani ilk 150 yıl aralığına ben bütün metinde şeyleri tuttum 45 tane musaf buldum. Yani bu inanılmaz bir sayı 3 yıla bir musaf düşüyor. Yani bugün herhangi matbuh bir eserin 1950’de basılmış matbuh bir eserin bu kadar yazmasını bulamazsın. Yani uğraş şu an mesela baskısı bitmiş bir kitap.
1950-60 adasında baskısı bitmiş bir kitap matbuh şeyine 3 tane ulaşırsan dersin el kolu uzun adammış yani. Yani sen bugün 1400 yıl önceden kalma metni inciş yapıyorsun ki bu metin devam eden bir metin olduğu için eskisine ihtiyaç duymamışlar. Yani antikacılık o dönemde var olan bir şey değil. Hele İslam coğrafyasında hiç olan bir şey değil. Bizde müze bile çok geç bir gelişim yani o adamın o metinde bir ilişkiyi yok ki. Bittiyse daha iyisini yazdıysa yenisini yazdıysa yani daha iyisinden kastında daha iyi bir kağıda yazdıysa o metni tekrar tutması için bir gerekçesi yok.
Mesela sanada musaflar bulunuyor. Sanada musaflar nasıl bulundu abi? Koymuşlar caminin ortasına bir şey. Musaf kaç bin yıldır duruyor orada bilinmiyor yani 1900’lerde bulunuyor bu metin. Okunmuş okunmuş mesela aradan sayfa kopmuş. Sayfa kopmuş, tomarlamışlar kilere kaldırmışlar. Sayfa kopmuş, tomarlamışlar işte Bodrum’a kaldırmışlar. Biz Bodrum’dakileri kilerdekileri inceleyince çıktı bunlar. Adamın böyle bir gayresi yok ki yani Kur’an’ın bozulması gibi gayri olmasın ki onu tutalım biz bunu ilk nusası olsun falan gibi bir şey yok. İncil ile kıyaslasan 250 yılda bir tane. İncil var ilk 250 yılda şeyden sonra. Şu kadar kibrit kutusu büyüklüğünde tek metin. Orada 80 kiloluk musaf var ilk 150 yıl ayet. Kaç tane musaf var tam ayakta? Yani bunu kabul etmiyorsan yeryüzünde metin diye bir şey yok ki İncil en iyilerinden biridir. Her şeyi inkar et o zaman yani. Her şeyi inkar. Tabii tabii. İncil en iyilerinden biridir. Ya o şey yapıyor işte kafasına bir halüsinasyon kuruyor böyle olursa ancak bir metin doğru olur diye. Sanıyor ki o halüsinasyon uymayan metin yok. Yani şey metin olmuyor o zaman metin diye bir şey yok. Filiaton diye bir insandan bahsedemezsin yani. Kesinlikle. Arista’dan barista’dan hepsi çöp yani. Tabii tabii. Yani onlar matbaadan önceki hiçbir kitaptan bahsedemezsin. Matbaadan önce hiçbir kitabın böyle bir yazması sayısı yok. Bizim hadisleri de ben işte şey yapıyorum mesela bununla kıyaslıyorum. Ben diyorum en zayıf hadis en güçlü diğer tarih metinlerden güçlüdür yani şey olarak. Çok güzel bunu bir daha söylermişsin. Yani en zayıf hadis mesela İncil’den falan güçlüdür. En güçlü tarih metinden güçlüdür. Çünkü elinde bir senet var. Bu büyüleyici bir şey.
İnsanlık tarihinde olmayan bir şey yani. Ve toplama yöntemlerini izlediğinizde başka yeryüzündeki hiçbir şey için bu kadar hassasiyet gösterilmemiş yani. Aslında hadisler kendi içinde kategorize edilir. O yüzden bunlar kıyaslanabilir şeyler değil. Mesela ben bu kitapta hadis konusuna giremedim. Normalde şey yaptım sistem hadiseye derken. Yani biz burada haber inceleyeceğiz. Yani Kur’an yazması neden var diye insanın aklına geliyorsa. Biz haber inceleyeceğiz. Haberin kaynaklarını önce bir güvenliliğini gösterelim. Yani haberi Kur’an üzerinden inceleyeceğim. Hadis üzerinden ama hadisleri şey yapamadık kullanamadık. Çünkü onu temellendirmek çok daha uzun.
O yüzden tamamını oryantalistlerden şey yaptım ben. Yani senin adamın golü diyor falan. Hani o mantık değil. Ben değil bak sen. Adamın golü diyor. Çok güzel. Bu kitabı mutlaka edinin. Ben kitabın tanıtma dair bir videosu vardı zannediyorum. Anlattığın değil mi? YouTube’da. Oradaki izlediğim kadarıyla şeyim, hakimim. İnşallah ben de inceleyeceğim. Altay Canberk’in Peygamberliğin İspatı Esinliği. Allah razı olsun ya Altay kardeşim ya. Ne kadar güzel bir insansın. Maşallah. Sen’i tanıdığımızda çok memnun olduk. Peki dur ya şunu da söyleyeyim. İçimde kalmasın. Çocukların bir ara televizyona şey konuk etmişlerdi. Ateizm Derneği Başkanı’nı davet etmişlerdi ve o yayına katılmadan önce bazı din kültür ve ahlap bilgisi kitaplarını inceleyerek geldiğini söylemişti. Şey diyordu yani bizim için Allah’ı reddedenler diyorlar diyor yani. Böyle orada şeyden bahsediyordu. Yani çocuğun dinle tanışması önce şeyden başlıyordu işte anzu besmele, kelebe-i şahadet. Böyle anlatıyorlar çocuklara dini falan diyordu.
Şimdi biz çocuklarımıza hani Allah’a iman, meleklere iman, kadere iman falan diye başlıyoruz. O zaman çocuklarımıza ilk dini anlatırken onların anlayabileceği şekilde Kur’an’ın neden hak olduğunu, neden değişmediğini, Efendimiz aleyhisselatü vesselam’ın neden hak peygamber olduğunu, hadislerin neden sahih olduğunu anlatacak yeni bir sistematik mi geliştirmek gerekiyor acaba? Ya ben bunun uzmanım değilim. Yani bu şey olur çünkü çocuk daha kaç yaş?
Yani işte ortaokul ve plus. Ha ortaokul plussa onu yaparız. O yapılabilir. Çünkü şöyle daha öncesinde çocuk soyit işlem geliştirmediği için anlayamaz yani. Tabii yapılması lazım. O zaman yeni bir dil, yeni bir üslup geliştirmeli. Ya bir de şöyle abi yani ben mevzulara hep şöyle bakıyorum. Bu benim bakış açım tabii ki şey olduğu için herkes böyle bakmayabilir de ben konunun üstten yıkılarak aşağı indiğini düşünüyorum.
Yani yukarıdaki insan o mesela ana problemi çözersin. Yukarıyı harcayalım diyorsun yani. Ben benim en azından uğraştığım şey yok. Aşağıda insanlar zaten doğal bir akışı var. Tabii herkes çocuğuna öğretsin daha güzel dil geliştirilsin filan da benim çok anladığım bir konu değil. Yani mesela ben şeyi de yapamıyorum çok. Açık konuşmaya, anlaşılığı konuşmaya çalışıyorum. Mesela yabancılarım kullanmamaya çalışıyorum. Ama soyut kalıyor konuştuğum şey. Demek ki ben bu işten anlamıyorum. Yani 12 yaşında bir çocukla konuşsam anlatamam muhtemelen.
Onunla uğraşması gerekiyor tabii başka insanlar. Kesinlikle yapmak gerekiyor bence. Teşekkür ederim üstten yıkıl. Allah razı olsun katıldığın için. Sana sevmesiyle de Erzincan’dakilere buradan selam ediyoruz. Peki. Femidli dostlar izlediğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Altaycan Meric’in YouTube kanalının adresini hemen şu anda burada görüyorsunuz. Buradan onun videolarını göz atıp kanala abone olabilirsiniz.
Ahiriniz evinizden hayırlı olsun. Hoşça kalın.
İlk Yorumu Siz Yapın