ESRARENGİZ KAF DAĞI. KİMSE NEREDE OLDUĞUNU BİLMİYOR. ANTARKTİKA VE UZAY

ESRARENGİZ KAF DAĞI. KİMSE NEREDE OLDUĞUNU BİLMİYOR. ANTARKTİKA VE UZAY videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Tbjbrz0DqEY. Size bir soru. Kafdağ’nın nerede olduğunu biliyor musunuz? Ardında olağanüstü canlıların yaşadığı o efsanevi dağ. İyi de benim bildiğim Kafdağı bir masal. Diye düşünmeniz gayet normal. O halde neden dünyada milyonlarca insan aslında Kafdağ’nın gerçekte var olduğuna…

ESRARENGİZ KAF DAĞI. KİMSE NEREDE OLDUĞUNU BİLMİYOR. ANTARKTİKA VE UZAY

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Tbjbrz0DqEY.

Size bir soru. Kafdağ’nın nerede olduğunu biliyor musunuz? Ardında olağanüstü canlıların yaşadığı o efsanevi dağ. İyi de benim bildiğim Kafdağı bir masal. Diye düşünmeniz gayet normal.
O halde neden dünyada milyonlarca insan aslında Kafdağ’nın gerçekte var olduğuna inanıyor olabilir? Ve üstelik Kur’an-ı Kerim’deki Kaf suresinin bu dağla bir bağlantısı olabileceğini düşünenlerin varlığı da Cavası.
Nedir bu Kafdağ’nın hikayesi?
Kimimiz Kafdağ’ını açsan da, destanlar yazsan da artık sabrım kalmadı, aşkımız buraya kadar diyen Ebru Yaşar’ın bir dönem hit olan şarkısından biliyoruz bu dağı. Kimimiz ise meşhur Kafdağ masallarından. Hani masallarda anlatılan ve dünyayı çepe çevre sarmış Zümrüt’ten yaratılmış o efsanevi dağ.
Zümrüt’ü Anka kuşunun yaşadığı, Şahmeran ülkesinin bulunduğu, bizlerden farklı türde canlıların yaşadığından bahsedilen, o çoğumuzun duymuş olduğu Kafdağ masalları. Fakat işin ilginç yanı Kafdağ’nın aslında bir masaldan ibaret olmadığını, gerçekte böyle bir yerin ve yaşayanlarının olduğunu savunan azımsanmayacak kadar insanın olduğunu duyduğumda bu konu oldukça dikkatimi çekmişti. Kur’an-ı Kerim’de böyle bir dağın varlığından bahsedilmemesine rağmen Kaf suresindeki Kaf harfini bu dağ ile ilişkilendiren birçok İslam alimi var. Araştırmamı tamamen neden insanların böyle bir dağın gerçekte var olduğunu anlamak adına yaptım. Başlangıçta internet üzerinde yaptığım araştırmalarda Kafdağ ile ilgili hadis var mı yok mu gibi bir belirsizliğin olduğunu fark ettim. Daha sonra Taberi Tarihi isimli eserde Kafdağ’ı hatta Kafdağ’ına yakın yaşayan ilginç bizim bilmediğimiz, görmediğimiz kavimlerden bahseden bir hadise rastladım. Peygamber efendimizin Kafdağ ile ilgili onun nerede olduğu, orada kimlerin yaşadığıyla ilgili vermiş olduğu bilgileri belirten sayfalarda öyle enteresan şeyler yazıyordu ki
ha sonra sizlere anlattığımda oldukça şaşıracaksınız ve bu dağ hakkındaki merakınız daha da artacak. Öyle ki bu hadisten yola çıkarak dağın nerede olabileceğini sorgulayan insanların ortaya attığı fikirlerin ışığında acaba bu dağ Antarktika’nın ötesinde birileri tarafından gizleniyor olabilir mi sorusundan, uzayda bir yerlerde de olabileceği fikrine hatta kayıp kıtı Atlantis’e kadar birçok lokasyon arasında gidip geleceğiniz düşüncelere maruz kalabilirsiniz.
Fakat öncesinde gelin Kafdağ’nın efsanelerde ve Türk kültüründe nasıl bir yer bulduğuna göz atalım. Sonra da işin ilginç detaylarını inelim. Efsanelerde anlatılan Kafdağı genellikle masallarda yer alır ve arkasındaki bölge meleklerle doludur. Ötesinde diğer alemlerin olduğu, bunlardan birinin altından, yetmişinin gümüşten, yedisinin de miskten yaratıldığı,
her birinin 10.000 günlük yol uzunluğunda olduğu ve buralarda meleklerin veya cinlerin oturduğu rivayet edilmektedir. Kafdağı, dünyayı çepeçevre sardığına inanılan, ulaşılması güç dağlar zinciridir efsanelerde. Yeryüzündeki dağların anası olduğuna ve diğer tüm dağların dalları ile damarları olduğuna inanılan kutsallık verilmiş bir dağ motifidir. İnanca göre dünyanın çevresi gemilerin geçemediği, kıyıları görülemeyen karanlık bir su kütlesi olan Bahri Muhit ile kaplıdır. Buna göre bu su kütlesinden sonra da her şeyi bir kuşak gibi çevreleyen Kafdağı gelir. Kafdağı yeşil zümrüttendir ve gökyüzünün rengi onun yansımasından gelir. Bir başka kaynakta da Kafdağının zümrütten bir kayaya dayandığı Elvetet denen bu kayanın Allah tarafından kendi kendine durmayan dünyaya bir destek olmak üzere yaratıldığı belirtilir. İnsanların aşmasına imkanı olmayan Kafdağına dünyanın sonu gözüyle bakılır. Bu da görünen ve görünmeyen dünyalar arasındaki sınırdır.
Bu efsanenin alakalandırdığı bir başka figür de Arapların Anka, İranlıların Simuk, Türklerin ise Zümrütü Anka diye adlandırdıkları kuştur. Bu dağın tepesinde köşke benzeyen bir yuvada yaşadığı, insanlar gibi düşünüp konuştuğu, çok geniş bilgi ve hünerlere sahip olduğu, kendisine başvuran hükümdar ve kahramanlara akıl hocalığı yaptığı ileri sürülmektedir. İran kültüründe Zümrütü Anka kuşu, filleri hatta balinaları taşıyabilecek büyüklükte ve güçte bir canlıdır.
Tabus kuşunu andırıyor olmasının yanı sıra, yüzü köpeğe benzemekte olup, pençeleri aslan pençesi gibidir. Bazı çizimlerde yüzünün insan yüzüne benzediği de görülür. Yılanlara karşı düşmanlık besleyen Zümrütü Anka kuşu, suyun bol olduğu yerlerde yaşar. Tüyleri bakır rengindedir ve bu sebeple köpek benzeri kuş olarak ortaya çıktığı düşünülür.
İşte buraya kadar anlattıklarım, yüzyıllardır süregelen ve dünya üzerindeki birçok kültürde anlatılan Kafdağı efsaneleri ve masalları bu vermiş olduğum bilgiler çerçevesinde dolanıp değişik hikayelerle nesilden nesile aktarılmıştır. Peki Kafdağı masalını ve efsanesini kim başlattı? Nasıl ortaya çıktı? Ya da Kafdağı ile ilgili anlatılanlar, efsanenin ötesinde bir yere mi sahip?
Öyle olmalı ki dinler tarihinde önemli bir yere sahip olan Kafdağı bir masal olmasının ötesinde çeşitli dinlerde yer alıyor. Kafdağından herhangi bir ayette bahsedilmemektedir fakat Kaf Suresinin başında bulunan Kaf harfinin bu dağı olduğu rivayet edilmekte. Bu türden harflerin ne anlama geldiğini yalnızca Allah’ın bilebileceğini ifade eden ehl-i sünnet alimleri bu şekildeki harflerin Allah ile Peygamberimiz arasındaki şiffeler olduğu şeklindeki yorumu da göz önünde bulundurmuşlardır.
Bediüzzaman’ın Kafdağı olayına bir şeyin maiyetinin keyfiyetini bilmek başkadır, o şeyin vücudunu tahsil etmek başkadır diyerek başlaması bu konudaki rivayetlere dikkatli bir şekilde yaklaştığını göstermektedir. Öyle ki Bediüzzaman Kafdağı ile ilgili şahsi fikrini şu şekilde belirtmiştir. Kafın vücuduna cezbederim, keyfiyetini havale ederim. Bu cümleden Bediüzzaman’ın da Kafdağının gerçekte var olabileceğini kabul ettiğini anlıyoruz.
Kafdağı İbrahim Hakkı Hazretlerinin eseri marifetname de yer bulmaktadır. Elmalılığının yapmış olduğu izahı ise şöyledir. Allah-u Teala bu arzın arkasında onu kuşatan bir deniz, onun arkasında bir dağ yaratmıştır. Ona Kaf denir. Dünya seması onun üzerine sarkmaktadır. Mutasavvufların Kafdağı hakkında yapmış oldukları tasvirlere bakıldığında Kafdağının mana aleminde bulunan bir yer olabileceği görüşü de bulunmakta. Fakat Kafdağı hakkındaki bilgilerin en çarpıcı olanını şimdi anlatacağım. Taberi Tarihi adlı eserin 1. cillinin 38. sayfasında anlatılmaya başlanan bir hadiste, Kafdağı ve orada yaşayan ilginç kavimlerden bahsediliyor. Kitapta bahsedildiğine göre olaylar şu şekilde gelişiyor. Günün birinde Yahudilerden oluşan bir grup, Peygamberimizin gerçek bir peygamber olup olmadığını anlamak için ona ellerinde bulunan Tevrat’tan oluşturdukları 28 tane soru sorarlar. Bu sorulara doğru cevap verirse Peygamberimize inanacaklardır. İşte bu sorulardan 7. ve 8. sinin Kafdağı ile alakalı olduğu yazıyor taberinin kitabında. Soru şu şekilde. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu soruya şöyle cevap verir. Kafdağı denilen dağ bu cihanı çepe çevre kuşatmıştır. Cihan Kafdağının içinde şu yüzüğün içindeki parmağa benzer ayrıca. Bu kafdağı yeşil zümrütten yaratılmıştır. Göklerin gök renginde görünmesinin nedeni o kafdağından dolayıdır. Yoksa gökte hiçbir zaman renk yoktur. Ademoğlunun o dağa varması da olur bir iş değildir. O da şundan ötürüdür ki o dağa 4 ay karanlıkta gidilir. Orada ne ay ne güneş vardır. Bu kafdağı yerin çivisidir adeta. Eğer kafdağı olmasaydı yer depremlerden uzak kalmazdı. Hatta yeryüzü rahat olamazdı.
8. soru ise kafdağında yaşayanlar ile alakalı. Cablica ve Cablisa şehirleri. Peygamberimiz şöyle cevap verir. Cablica ve Cablisa iki şehir yeridir. Birisi doğu ülkelerinde birisi de batı ülkelerinde bulunur. Doğuda bulunan kente Cablica batıda olanı ise Cablisa denir. Yeşil zümrütten yaratılmışlardır. İkisi de kafdağına ulaşmıştır. Her şehrin eni ve uzunluğu 2000 fersahtır. Peygamberimizin bu cevabını dinleyen Yahudiler bir yandan elindeki kitaptan da karşılaştırma yapıyordu. O sırada Hz. Ali de Peygamberimizin yanındadır. Bundan sonraki konuşma ise Hz. Ali ve Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem arasına geçmektedir. Hz. Ali şöyle sorar. Bu dediğiniz şehirler bizim bulunduğumuz bu dünya içinde midir yoksa değil midir? O şehirler karanlıklar içindedir ve kafdağına ulaşıktır. diye buyurur Peygamberimiz. Peki her şehirde ne kadar halk vardır diye sorusuna devam eder Hz. Ali. Her şehrin kalesinin bin derbendi vardır. Her derbendini yani dar gecedini geceleri biner kişi bekler. Nöbet bekleyen 10 bin kişiye tam bir yıl tamamlanıncaya kadar bir daha nöbet gelmez. Hz. Ali ey Allah’ın Resulü bu kaleyi bunlar niçin beklerler diye sorar. Şu cevabı alır. Şundan ötürü beklerler. O yanlarda çok halk vardır. Onlarla bu cablisa ve cablika halkı arasında düşmanlık üremiştir. İşte bundan ötürüdür ki nöbet tutarlar. Peygamberimizin söylediğine göre bu cablisa ve cablika halkı dünya yüzeyinde ademoğullarının yaşadığını bilmezler. Hatta şeytanı da bilmezler. Hz. Ali şöyle sorar. Bu ay bu güneş bu yıldızlar onların üzerine doğmaz mı? Peygamberimiz bu soruya şu şekilde yanıt verir. Onlar Hak Teala’nın ayı ve güneşi yarattığını da bilmezler. Onların aydınlığı kafdağının ışıklarındandır. Onların taş ve duvarları nur gibi ışık verir. Peygamberimizin bu kavimler ile alakalı verdiği bilgiler şu şekilde devam etmekte. Burada yaşayanlar bir şey yiyip içmezler. Onların sırtı vücudu giyinmek istemez. Melek değillerdir. Ama ibadetleri melekler gibidir. Onların hepsi erkeklerdir. Aralarında dişi olanı yoktur. Onların dini ne dinidir? Onlar cennetlik midir? Cehennemlik midir? diye sorar Hz. Ali. Onlar cennet ehlidir. İslam dini yolundadırlar. Miraç gecesi Cebrail aleyhisselam beni o yana iletti. Ben onlara İslam’ı arz ettim. Müslüman olarak Allah’a cehalaya ve bana iman getirdiler. Ben de onlardan birisine İslam’ın şartlarını öğrettim. O kişiyi onların üzerinde vekilim, halifen kıldım. Sonra Cebrail aleyhisselam beni Yecüc Medüç kavmine iletti. Onlara da İslamlığı sundum. Fakat onlar kabul etmediler. Hepsi de kafirlerdir. Cablicava, cablisa halklarına ulaşmaya kimsenin takatı yetişmez.
Çünkü oraya 4 ay boyunca karanlıkta gidilir. Fakat at kavminden 3 kişi Hz. Hud peygamberi iman getirmişlerdi. Ve at kavmi arasından kaçarak bu şehre ulaşmayı başardılar ve oraya yerleştiler. Peygamberimizin bu anlattıklarını dinleyen Yahudiler, onun gerçekleri söylediğine şahit olduklarında Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmışlar. Evet, Taberi Tarih isimli eserde,
Kafdağ ve orada yaşayanlarla alakalı olduğu söylenen hadis bu şekilde. Fakat her şeye rağmen Kafdağ’ın bu dünya üzerinde bir yerde bulunup bulunmadığı bir tartışma konusu. Çünkü Hz. Ali’nin cablica ve cablisa şehirleri bu dünya içerisinde mi yoksa başka bir yerde mi sorusuna Peygamberimizin cevabı o şehirlerin güneş ve ayın bulunmadığı bir yerde 4 ay süren bir yolculuğun sonunda ulaşıldığı şeklinde. Günümüzde Kafdağ ile ilgili tartışmaların nedeni de Taberi Tarih’inde yazılı olan bu hadisten kaynaklanmaktı. Kafdağ’ın nerede olabileceği ile alakalı birçok fikir bulunmaktı. Ki kimisine göre ay ve güneş ışığı olmadan 4 ay boyunca karanlıkta gidilen bir yerin bu dünyada değil bu sayın derinliklerinde başka bir yerde olabileceği inancından Peygamberimizin bahsettiği yerin yılın yarısının karanlık geçtiği Antarktika’da bir yerde olma ihtimaline kadar pek çok görüş bulunmaktı.
Kimilerine göre bahsedilen bu Kafdağı mana aleminde bulunan ve bu dünyada gözlemleyemeyeceğimiz bir yer. Kimilerine göre ise burası kayıp kıta Atlantis’te bulunuyordu. Üstelik Piri Reis’in haritasında çizilmiş olması çok ilginç olan Antarktika’ya bağlanan bir sıra dağın varlığı da dikkatleri üzerine çekmiyor değil. Hatta öyle ki dünyanın düz olduğunu düşünen kişiler arasında Kafdağı önemli bir rol oynamaktı. Pek çoklarının inancına göre Kafdağı ve orayla bağlantılı olan yerler Antarktika’nın ötesinde çok büyük bir alana yayılmış. Fakat bütün bu bilgiler birileri tarafından Türk insanlıktan saklanıyor olabilir. Birbirinden ilginç iddialar, komple teorileri ve inançlara sebep olmuş olan Kafdağı için ortaya atılan fikirlerden biri de Amerikan donanmasında görev yapan Amiral Richard Burdun anlattığı başından geçen efsanevi olay. Antarktika’ya yaptığı bir keşif uçuşu sırasında olağanüstü bir olayla karşılaştığını anlatan Amiral’in günlüğünde yazdıklarına göre uçuş sırasında Antarktika’da daha önce görülmemiş bir doğası ve hayvanları olan bir bölgeye denk geldiğini ve burada yaşayan biz insanlardan farklı bir ırkla irtibat kurduğunu görmüştük. Dileyen bu konuda daha önce hazırlamış olduğum detaylı videoyu izleyebilir. Açıklama kısmında linkini ekledim. Kafdağının bu keşifle bir bağlantısı olabileceği teorileri de var.
Gördüğünüz gibi Kafdağını daha önce nasıl bilirdiniz bilmiyorum fakat dünya üzerinde Kafdağının önemi birçok kişi için efsaneden öte bir önem arz etmekte.
En doğrusunu Allah bilir diyor ve sizleri seviyorum. Bir sonraki videoda görüşmek ümidiyle.