BİM olayında son perde: Saldıran kazanıyor
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HK1YX42c2z8.
… Merhaba iyi günler. BİM olayı sürüyor, devam ediyor. Şu haliyle bakıldığı zaman an itibariyle BİM yönetimi diyelim pes etmek üzere sanki ama daha bir şeyler yaşanacağı benziyor.
Geçen hafta yapmıştık yayın Savaş Kızışıyor diye daha önce de aslında bunun evveliyatı var. Son iki yılda BİM’in hedef alındığı aslında zincir marketler deniyor ama özel olarak BİM’in hedef alındığı bir süreçler yaşadık.
Ve onun en keskin anına gelindiğinde İcra Kurulu üyesi Galip Aykaj çok sert çıkışlar yapmıştı ve meydan okumuştu. Hem iktidar yanlısı medyaya hem de MHP’ye hedef gösteren ama bunu yaparken bir gıda perakendecileri derneği başkanı kimliğiyle yapmıştı ve hemen ardından kendisine cevaplar geldi.
MHP yöneticisi Semih Yalçın bahçenin bıraktığı yerden çok sert şeyler söyledi. Onları birazdan göreceğiz ve ardından şok marketleri yönetim kurulu adına bir açıklama yapıldı ve orada Aykaj’ın kendi başına hareket ettiği, söylediklerinin derneği bağlamadığı söylendi.
Bir anlamıyla panik halinde kendisini yaktı bizi de yakmasın halinde ve onun ardından da Aykaj istifa etti dernek başkanlığından.
Şu haliyle bakıldığında olay sonlanmış gibi duruyor ama sonlanmış değil çünkü onun sorunun onun dernek başkanı olup olmaması meselesi değil. Burada cincir marketlerin ve özellikle de BİM’in Türkiye’deki hayat pahalılığının neredeyse bir numaralı sorumlusu olarak gösterilmesi olayı ve işin içerisine bambaşka unsurlar da katıldı. Yani olay önce AKP yanlısı medyanın BİM’e saldırısı sonra Erdoğan’ın doğrudan adını vermese de cincir marketlere saldırısı daha sonra devlet bahçeli devlet bahçeli derken bir baktık Yakup Kürşat Yılmaz mafya yeraltı dünyasının ülkücü mafyanın önde gelen isimlerinden birisi.
O sosyal medyayalarından acayip şeyler söyledi tehdit etti. Biraz okuyalım. Yerli ve milli politikalarla Kızıl elma yürüyüşünün içeride ve dışarıda belli çevrelerde oluşturduğu rahatsızlığın farkındayız.
Yani bir Kızıl elma yürüyüşü varmış, birileri rahatsızmış. Bunu kesmek değilse geciktirme adına hamleler varmış. Galip Aykaç bu göreve talip olmuştur diyor. Sen seni ve senin gibi sıyırtmaları uyarıyorum. Vatandaşı zor durumda bırakacaksınız. Liderler uyarınca da çıkıp kabadayılık yaparcasına açıklama yapacaksınız. Öyle mi? Kime kimlere hangi gücüye güveniyorsanız bütün güvendiğiniz güçlerle birlikte
Hepinize diyorum tuttuğunuz köşe başları mezarınız olur. Daha ne desin yani mezarınız olur. Bu memleketi bu sokakları sizsiz olun sakın sahipsiz sanmayın. Bilinmelidir ki bu mücadele hiç bitmeyecek.
Kimse yükselen Türkiye’nin yükselişine seç çekemeyecek vesaire. Bugün bir haber gördüm Adana’da Antalya’da pardon BİM mağazasının camları indirilip devlet baba diye yazılmış.
Kim yaptı, neden yaptı bilmiyorum ama çok sayıda benim geçen hafta yaptığım yayına gelen YouTube’da gelen tepkilerin içerisinde devlet vurgusu çok sayıda vardı. Yani siz kimi destekliyorsunuz, bunları mı destekliyorsunuz?
Devlet ne diyorsa o olur şeklinde yorumlar da vardı. Burada sanki bir anda devlet bir anda devlete kafa tutan birileri varmış gibi bir hava yaratılmak isteniyor. Ve eee serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu varsayılan ülkede devlet eliyle bir takım fiyatlara müdahale hamlesi yapılmaya çalışılıyor ve bu yuerli ve millilik olarak sunuluyor.
Tabi bu marketlerle hükümetin arasındaki bir mesele iktidarın arasındaki bir mesele olmanın ötesinde bir olay. Daha önceki yayınlarda bunu uzun uzun anlatmaya çalıştım.
BİM sadece BİM değil, BİM aynı zamanda Türkiye’nin önde gelen Nakşibendi cemaatlerinden, Erayköy cemaatinin en önemli ekonomik ayağı, Topbaş ailesinin sahip olduğu bir yer ve burası uzun bir süre Erdoğan yönetimine destek vermiş bir cemaat ve kuruluş diyelim BİM.
Ama bir yerden sonra ne olduysa oldu, araları açıldı ve şimdi bir savaş var. Kimileri bunu görüyorum.
Erenköy cemaatinin bu kendince direnişini bir tür Fethullahçıların zamanında Erdoğan’a savaş açmasına benzetmeye çalışıyorlar. Alakası yok. Tabi ki ortada yine Erdoğan’la bir cemaatin arasında geçen bir gerilim söz konusu ama Fethullahçıların Erdoğan’la olan kavgasıyla
Erenköy cemaatinin şu son yaşadığını benzetebilmek çok mümkün değil çünkü bu cemaat öyle devlet içerisinde örgütlü kadrolaşmış falan bir yapı değil daha çok iş çevrelerinde üst orta sınıflarda örgütlü eğitimli kesimlerde örgütlü ekonomik alanda güçlü ve bu gücünü de siyasete bir şekilde yansıtmayı bilmiş bir cemaattir.
Ve uzun bir sürede AKP ile iyi geçirmiş Erdoğan’la özellikle cemaatin önde gelen bazı isimleri çok yakın olmuş. Hatta 17-25 Aralık tapehilerinde Erdoğan’la bu cemaatin önde gelen isimlerinden birisinin sohbetlerini, telefon konuşmalarının yayınlandığını da gördük. Dolayısıyla bu olayı FETÖ falan gibi benzetmek çok doğru değil ancak şurası gerçek bir cemaat ile iktidar arasında bir sorun var ve iktidarın milliyetçi ayağı bu cemaati bir tür FETÖ gibi göstermekten Fethullahçılarla benzer göstermekten çok hoşlanıyor bu işin kolayına kaçmak gibi oluyor. Tabi burada başka bir boyutta şu var. Normal şartlarda Erdoğan da Erenköy Cemaati Topbaş ailesi arasında yaşanan bir anlaşmazlık bir ilim ya da gerilim birdenbire MHP ile Bahçeli ile ve genel olarak ülkücü hareketle bu cemaatin arasındaki bir gerilime döndü. Burada iş çok gerçekten ilginç bir boyut aldı. Hala Erdoğan yanlıları içerisinde laf edenler var ama en yüksek partiden konuşanlar mesela Yakup Kürşat Yılmaz gibi ülkücü mafyanın önünde gelen isimleri Erdoğan’dan ziyade Bahçeli’nin ya da MHP’nin yakınındaki kişiler daira bir anlamda onlar devralmış durumda neden böyle oluyor?
Orada şöyle bir not düşmekte yarar var. Uzun bir süre Cumhur İttifakı’nın ilk dönemlerinde MHP ülkedeki ekonomik gidişin kötüye gitmesinden çok fazla kendisine sorumluluk çıkartmadı.
O topa girmedi. Bir anlamda ekonomiyi Erdoğan’ın kendi işi olarak görüp oradan yara almamaya çalıştı ama belli bir aşamadan itibaren bunu artık çok fazla yatsıyamayacağı ortaya çıkınca ekonomideki sorumluluğu da paylaşmaya ve bunun aslında iktidardan kaynaklanmadığı başka güçlerden kaynaklandığı yolundaki söylemleri sahiplenmeye başladı.
Yani şu haliyle bakıldığı zaman MHP bir süredir ekonomiyle bizim ilişkimiz yok demiyor ama bir açıklama yapmak ihtiyacı hasılı olduğunda da bu tür işin kolayına kaçıp aslında işler kötü de değil. Mesela ne demiş Semih Yalçın? Uzunca bir süredir petrol fiyatları düşüşdeyken enflasyonun ateşi düşme eğilimindeyken döviz kuru yatay seyir izlerken halkın ihtiyaç duyduğu temel gıda ürünlerine her hafta insapsızca zam yapan haram zadirlerin artık amansız hasmıyız.
Yani tam işler toparlanıyordu ama bunlar buna izin vermiyor.
Burada işin bir başka boyutu da şu olabilir. Erenköy cemaati ya da cemaatin kurumu olan BİM’in yöneticisi Galip Aykaç adını vermeden de olsa devlet bahçelerinin sözlerine cevap verirken herhalde içinden AKP’nin ve Erdoğan’ın bir şekilde kendilerinin yanında durmalarında ummuştur. Yani bir anlamda o zehir zemberek sözleri aslında AKP’ye yönelik olarak bizi MHP ile baş başa bırakmayın çağrısıydı. O çağrı cevap alamadı. Kimse yanlarında durmadı. Yanlarında durmadığı gibi olay iyice büyüdü ve mezar vurgularına kadar köşe başları mezarınız olur.
Mesela arada ekmek üreticileri Federasyonu Başkanı Murat Kavuncu diye birisi çıktı. İlk defa adını duyuyorum. Sen kimsin lan yavrum diye hitap etti Galip Aykaç’a. Şu üstüme bakar mısınız? Sen kimsin lan yavrum? Tüm BİM mağazalarındaki ekmeğini keserim senin. İşin seviyenin nerelerde olduğunu görmek çok mümkün ve bu aslında seviyenin bu düşüklüğü kavganın büyüklüğünü gösteriyor.
Çok ciddi bir kavga var. Çok ciddi bir kapışma var ve bu kapışmada bazıları bu olayı kendilerine vazifebiliyorlar. Bazıları da nasıl olsa kolay lokma diyerek şu haliyle öyle gözüküyor BİM ve BİM’in Sözcüsü ve Erenköy Cemaati ve taşı kapan atıyor.
Laf yetiştiriyor vesaire. Bu böyle devam edebilir. Bir zamanlar hani Hollanda’yı protesto edip portakal kesenler gibi ya da bir zamanlar ilk döviz kurundaki oynamada olduğu gibi dolar yakanlar vesaire ya da dolar bozduranlar bunları videoya koyanlar gibi ki bunlar artık son dönemde yok biliyorsunuz.
Bu tür saldırılar devam edebilir. Burada ilginç olan BİM yönetisinin yalnız kalması. Önce kendi meslektaşları ipini çekti. Bu bizi bağlamaz dedi. Bir dayanışma içerisine girmediler.
Eminim onun söylediği sözlerin hemen hemen hepsine kendileri de katılıyordur. Ama iktidara yönelik ve özellikle MHP’ye yönelik bu tür bir meydan okuyuşa dahil olmak istemiyorlar açık bir şekilde.
Diğer cemaatler zaten bu tür olaylarda biliyoruz. Onlar ürkerler böyle şeylere girmekten. Aslında Erenköy cemaatinin de bu kadar cesur olabilmesi de ilginç bir cumhuriyet tarihine yazılacak derecede ilginç bir durum.
Şu haliyle baktığımız zaman başlıkta söylediğimiz gibi saldıran kazanıyor. Ama bu görünüm aldatıcı olabilir. Daha bu olay süreceye benziyor.
Ama şu haliyle bir rinç kampanyası MHP’nin ülkücü hareketin başını çektiği bir rinç kampanyası var. Bu olay artık bir yüksek fiyatla sattığı, fahiş fiyatla sattığı meselesinin ötesinde siyasi bir mesele olmuş durumda. Ve derinden derine aslında Türkiye’de yaşanan İslamcı milliyetçi kapışmasının yeni bir tür versiyonu gibi de karşımıza çıkıyor.
Evet sesim iyice kötüleşti farkındayım. Burada kesiyorum. Çok özür diliyorum ama galiba iyice hasta olmaktayım. Burada noktayı koyuyorum. Söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.
İlk Yorumu Siz Yapın