Ezan Bitmeden Namaza Durabilir miyiz? – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=iu-KMZzISSY.
Hocam bir kardeşime şöyle sormuş, ezanın bitmesini beklemeden namaza durabilir miyiz? Esasen namazın gerek vaktinin girmesi, gerek de vaktinin çıkması hususunda itibar Güneş’in halleriyle alakalıdır. Yani söz gelimi diyelim, Güneş tam zeval vaktinden kayar, öğlen namazı vakti girer. Sonrasında sahibeye göre bir, Ebu Hanife Hazretlerine göre her şeyin gölgesinin ikimizsi oluncaya kadar işte öğlen vakti çıkar ve ikindi vakti girer. Ve Güneş batınca ne olur akşam vakti girer. Bunların hepsi Güneş’in haliyle alakalıdır. Peki bugün günümüzdeki ezansa nedir? İnsanların her birinin takiple meşgul olma imkanı olmadığından dolayı alametidir.
Yoksa özünde vaktin girmesi başka bir süreçtir. Yani özünde vakit girer, İmam Efendi onu insanlara ilan için ezanını okur. Bundan dolayı vaktin girmesi daha önceki olan bir vakittir. Yani söz gelimi diyelim bugün İstanbul’da 1.30’da öğlen namazı mı okunuyor? Mezinler diyelim 1.30’da veya 1.31 gece, 32 gece gibi başlasa da özünde 1.30 gece Güneş’in halinden dolayı vakit giriyordur. Onun için ezan bitmese bile, daha İmam ezanın ortasındayken bile, kişi zorunlu bir ihtiyacından dolayı namazını kılması gerekecek olur ise kıldı namaz sahih olmuş olur. Ve kıldığı zaman da farziyet düşmüş olur. Aynı şekilde çıkması da aynı şekildedir. Yani daha İmam ezan okumadı ama ben namazı bitirdiğimde vakit çıkmıştı. Vakit çıktı, artık şey olmuştur.
Namazın artık kaçma durumu olmuştur. Tabi tahrimeyi vakit çıkmadan önce yetişmesi müstesna. Yani Allahu Ekber’e vakit çıkmadan önceki kişi yetiştirdiyse, hanefi mezhebine göre olur. Bu başka bir konudur. Ama özünde namazların olup olmaması ve kılınmasının sahih olup olmama meselesi vaktin girmesiyle alakalıdır. Ezan okunmamış olsa bile, bitmemiş olsa bile kıldığı zaman kişinin namaz olmuş olur.
Ancak bu konuda tabi şu ince farkı da unutmamak lazım. İbadatta ihtiyat her zaman asıldır. Onun için Mahmud Efendi Hazretleri Kudüs-i Esur’u her daim İsmaila’da ezan vakitlerinde olur da daha vakit girmemiş olur diye bir espayı bırakır. Yani söz gelimi diyelim, ezanlar okunur. Ezanlar okunduktan sonra İsmaila’da biraz ezanlar, az bir kısa geç okunur. Ondan sonrasında hafif bir oyalamayla beraber namaza durulur ki niçin? Olur da hesaplamayla alakalıdır sonuçta bu. Beşerle alakalıdır. Bir iki dakika bir hata payı olabilir. O hata payı durumunda erken kılacak olursak namazımız olmaz ama üç beş dakika bekleyecek olsa hilafsız olacak. Onun için Mahmud Efendi Hazretleri bu yönüyle namazlarda belli bir vakit espayı, kısa bir vakit bekleme durumu söz konusu da onun için ihtiyat bu yöndedir. Yani ezan bitecek, ezan bittikten sonra az bir vakit beklemek ihtiyata uygundur.
Ama ihtiyatın dışında benim çok acil işim var, bunu kesinlikle yapmam gerekiyor. Hastaneye gideceğim veya yola çıkacağım otobüsüm var.
Vakitin girmesiyle beraber ezan bitmese bile kişi namazını kılabilecektir.