Faiz düşürme kararı enflasyonu mu tetikledi? | Teke Tek Bilim (Prof. Dr. Ege Yazgan)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rhAs8WtF6hc.
Türkiye uzunca bize göre, Türkiye uzunca bir zamandır bir ekonomik krizin içerisinde bir ekonomik belirsizlik dönemiyle uğraşıyor ve dünya ekonomi ithalatöründe olmayan bir takım teoremlerle bir politikalar üretiliyor ve politikaların sonuç vermesi bekleniyor. Ancak bu politikaların sonuç vermediği faizlerin düşmeye başladığı günden, zorla düşürülmeye başladığı günün itibaren enflasyonun neredeyse aritmetik olarak, pardon
görmeyatik olarak arttığını görüyoruz. Ancak şöyle bir şey var, uzmanlar veya bir takım ekonomistler kriz var derken iktidar partisi ve iktidar partisinin yakın isimler diyorlar ki ortada bir kriz yok, hatta hala diyorlar ki evet vardı ama bitti. Kriz var mıydı yok muydu bitti mi bitmedi mi? Biz iktisatçılar genelde kriz dediğimiz zaman tabi bunu hep bir resesyon yani üretimde ve işsizlikte bir yükselme ve üretimde ciddi bir düşüşle tanımlıyoruz tabi. Şu anda öyle bir şey söz konusu değil ama çok ciddi yüksek bir enflasyon söz konusu. Bu enflasyonun da özellikle sabit gelirlere layına gelir dağılımı çok ciddi olarak bozmuş olması söz konusu. Bu anlamda klasik manada bir krizimiz söz konusu değil, işsizlik yaratması anlamda.
Ama bu kadar ciddi bir gelir dağılımının bozulduğu ve özel büyük kesimlerin bu kadar satın alma güçlerinin, reel satın alma güçlerinin düştüğü bir ortamda bu tabi ciddi bir memnuniyetsizlik yaratıyor insanların üzerinde. İnsanların üzerinde bu kadar büyük bir memnuniyetsizlik yaratılmasına da yani biz hani efendim teknik manada işsizlik olmuyor, üretimde bir düşüş olmuyor falan
yani daha doğrusu işsizlik var tabi de hani işsizlik de böyle çok büyük bir artış söz konusu. Evet duruyor. O zaman da buna böyle kriz yoktur demek hani pek insanları ikna etmiyor. Tabii çünkü onlar burada satın alma güçlerinde ciddi bir düşüş yaşadıkları için nasıl yok efendim kriz falan diyeceklerdir doğal olarak. O anlamda bizim ciddi bir enflasyon sorunumuz var ve gelir dağılım sorunumuz var. Büyüme sorunumuz şu anda henüz yok ama bu sistem kendi içerisinde de büyüme sorununu da getirme riskini ciddi bir biçimde taşıyor. Niye büyüme sorununa olacak? Çünkü Türkiye geçmiş dönemlerde enflasyonla büyümeyi başarmış bu ülkeydi yani mesela Demirelli’ye baktığımız zaman Demirel bunu övünerek de söylerdi. Biz enflasyon var ama biz bu enflasyonu ekonomik büyümü için kullanırız derdi. Bu mümkün değil midir aslında? Şimdi bu tabii yani iktisat literatüründen çok iyi bildiğimiz bir şey işte bunu Philip Seyre’si diyorlar yani KNZ’nin iktisatın ana unsurlarından bir tanesi işte böyle bir işsizlik ve enflasyon değiştokuşu dediğimiz bir şey. Evet dediğiniz dönemlerde de doğrudur. Bende yaklaşık yüzde seksenler, doksanlar veya yüzler civarında bir kronik enflasyondaydık biz yani. 70 lirası evde yineydi ama bazen yüzde 100 liraya kadar çıktı oldu.
Ama biz hatırlarsak yanlışım varsa düzeltin belki şöyle biz o zamanlar yaşadığımız enflasyon şu anki enflasyondan çok daha farklı bir dinamiye sahipti. Nasıl farklıydı onu biraz anlatmaya çalışayım. Şimdi yaşadığımız enflasyon da fiyatların birbirlerine oranlarının çok oynadığı bir dönemden bahsediyoruz. Yani bütün fiyatlar aynı oranda artıyor olsa ücretler de mesela aynı oranda altıyor olsa yüzde 100 bütün fiyatlar artıyor, yüzde 100 ücretler de artıyor. Şimdi böyle bir durumda aslında yani enflasyonun bozucu bir etkisinden söz etmek mümkün çok değil. Ama şu var tabii yüksek enflasyon böyle olmuyor. Yani bütün fiyatların eşit oranda arttığı ücretlerin de dahil olmak üzere arttığı bir süreç olmuyor. Yüksek enflasyon aynı zamanda kendi içinde de işte efendim haberleşme fiyatlarının yüzde 120 artarken işte gıda fiyatlarını atıyorum. Yani yüzde 50 arttı efendim bilmem ne fiyatların konut fiyatlarının yüzde 300 arttı. Böyle yani aralarında dengesizliğin çok fazla olduğu biz buna da göreli fiyat değişikliği diyoruz. Göreli fiyat oynaklığının çok fazla arttığı bir dönem oluyor. Yüksek enflasyon bunu bizdeki şu anki enflasyon da ilk önce dinami açısından arz şoklarıyla tetiklendi.
Onun dışında içeride şimdi o detaylara girmeyin yani sonuç olarak yaşadığımız enflasyon göreli fiyat değişikliği çok fazla. Bu da enflasyonun bozucu etkisini çok arttıran bir faktör. Geçmişte yaşadığımız enflasyon bu kadar göreli fiyatları oynatan bir enflasyon değildi. Demirellerin döneminde yaşadığımız enflasyon. Şimdi böyle olunca bunun önemi nereden? Belirsizlik çok yüksek oluyor. Belirsizliğin önemi nerede? Belirsizliğin önemi de bu enflasyon ortamında biz büyüme nereden gelecek?
Bu enflasyon yapılacak ki iş adamı yatırım yapacak, işsizliği azaltacak, bunları sağlayacak. Dolayısıyla şimdi bu kadar belirsizlik varken bu göreli fiyatlar bu kadar çalkalanıyor ve oynuyorken yatırım yapılmıyor. Dolayısıyla buradan zaten biz büyümeyi yani enflasyon ve büyüme değişiklik dokuşunu burada kolay kolay görme şansımız yok. Bu enflasyon büyüme getirecek türde bir enflasyon değil. Maalesef değil evet yani bu politika uygulanmaya başlandığında şöyle biraz geriye dönüp
çıkacak olursak Eylül ayı itibariyle geçtiğimiz yılın 2021 yılının faizleri düşürmeye başladığı zaman. Şimdi faiz düşüşü gerçekleştiği zaman aslında baktığımız tablo o zaman büyüme açısından böyle çok olumsuz bir tablo yoktu. Hiç yoktu yani önümüzde. Enflasyon açısından da daha bu kadar olumsuz bir tablo ile karşı karşıya değindik. Yıl sonu için işte 20’ler civarında 19’lar civarında bir enflasyon bekliyorduk 3 aşağı 5 yukarı.
Eğer faizler artırılmasaydı da zaten pardon düşürülmeseydi biz buna benzer bir sonucu yıl sonunda görecektik çünkü yıl sonunda enflasyonu bu kadar tetikleyen ne oldu? Faizlerin düşüşüyle beraber gelen ciddi bir kur sıçraması oldu. O kur sıçramasının etkisi enflasyonu birden fırlattı yukarıya doğru. Ondan sonra da zaten enerji şokları vesaire dünyadan geldi ve faizler de düşürüldü. Bu talep de canlı halde devam ediyordu. Zaten talep belli bir ölçüde canlıydı. Faiz düşüşleriyle beraber daha başka bozucu etkiler gündeme geldi. Şimdi birazdan onlara gireriz ve sonuçta birdenbire böyle bir enflasyon da ani sizin dediğiniz gibi geometrik bir yükselme ile karşıladık. Aslında öyle yapmasaydık aslında öyle yapmasaydık biz bu şokları dış şokları yediğimiz zaman çok daha düşük bir enflasyon oranıyla bu dış şoku yemiş olacaktık. Çünkü bir de kur farkı bilmeyecekti üstüne. Kur üstüne bilmeyecekti. Bu çok önemli ama yani o kurdan yükselme aslında enflasyonu belirleyecek olan üç tane diyelim çok kabaca maliyet, talep ve beklentiler var. Şimdi bu kadar beklentileri de bozarsanız bunu göz ardı etmemek lazım. Ne demek beklentileri bozmak? İşte siz kur ayarlaması yapıyorsan kur şoku yemişsiniz kur şoku yedikten sonra fiyat ayarlaması yapmaya çalışıyorsunuz bunu yapamaz hale geliyorsunuz.
Ve dolayısıyla beklentiniz hep yukarıya doğru oluyor. Yukarıya doğru olduğu için fiyatları da artırabileceğiniz kadar arttırmaya çalışıyorsunuz. Gücünüz yettiği ölçüde yani talebin size müsaade ettiği ölçüde fiyatları arttırıyorsunuz. Ve beklentileri bu kadar bozduğumuz için de enflasyonu da daha da kendi kendini besleyen bir süreç haline de getirmiş oluyoruz. Yani bu üçünsürün birleşmesi ile yılbaşında biz bu enflasyonu biraz kendimiz yaratmış olduk.
Eğer bunu yapmasaydık büyümede de bu olumsuz sonuçla karşılaşmayacaktık. Yani bir kazancımız olmadı maalesef. Kaybımız malum enflasyon. Enflasyon üzerinden de bir de şimdi bu politikayı açıklarken şöyle anlattık bunu. İşte dedik ki biz enflasyonu düşürmeye çalışıyoruz. Güzel. Nasıl yapacağız bunu? Eskiden biz bu faiz arttırarak bu enflasyonu düşürmeyi çok denedik. Tamam.
Ve başarısız olduk. Böyle olmuyor bu iş. O zaman biz bu faizi düşürelim. Tamam. O zaman da arzı arttıralım. Yani faizi düşürelim ve yatırımlar artsın ve üretim birdenbire böyle ol. Şimdi maalesef tabi faiz yatırımlar üzerinde ve arz üzerinde bu kadar etkili bir değişken değil. Yani kısa sürede hiç değil. Hiç değil. Tabi ki siz makroeklimi dediğimiz şeyi yani belirsizlik var olduğu sürece faizi düşürmeniz, ne kadar indirirseniz indirin bu maalesef yatırımda istediğiniz artışı görmeniz gerçekleşmiyor. Hele bu enflasyon varken biraz önce anlatmış olduğum gibi bu kadar büyük bir belirsizlik varken faiz bu düzeylerde olsa bile iş adamı yatırım yapmak istemiyor. Ben iş adamı arkadaşlarıma soruyorum. İşte bakın bu kadar düşük faiz var. Merkez Bankası Başkanımız da soruyor bunu. Hatta Azine Bakanımız da aynı şeyi söylüyor. Bu kadar elverişli koşullar var faizde. Niye alıp yatırım yapmıyorsunuz?
Çünkü işte 40’la veriyorlar vesaire. Hayır değil yani bazı iş adamı arkadaşlarım burada özel yatırım kredileri vardı. O yatırım kredilerinde işte 3 sene geri ödemesiz vesaire 17’den 14’den bunlardan bile almaktan imtina ediyorlar. Sebebi de önlerini göremedikleri için. Yani şimdi burada çok açıktır ki bu ortamda faizleri düşürmeniz sizin böyle bir arzı arttırmanızı imkan vermiyor. Bir de şu var. Faizleri düşürdüğünüz zaman sizin üretimin artmasını beklersiniz ama ne dedik? Biz bu faizleri düşürdüğümüz zaman biz zaten büyüyorduk. Yani büyümenizin bu kadar canlı olduğu potansiyele dayanmış olduğu bir ortamda.
Faizleri düşürmeniz…