Farzların İlk Oturuşunda Salli-Barik Okuyan Kişiye Sehiv Gerekir mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca

Farzların İlk Oturuşunda Salli-Barik Okuyan Kişiye Sehiv Gerekir mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=dLCXR_M6454. Sehir-i Sejdesi اعوذ بالله من الشيء الآل نرَجٍ بسم الله الرحمن الرحيم Hanif-i mezhebine göre sehir-i secdesi farzların teğhiri ve vacibin unutarak terk edilmesi durumunda söz konusu olur. Yani sehir secdesinin kifayet edip namazı…

Farzların İlk Oturuşunda Salli-Barik Okuyan Kişiye Sehiv Gerekir mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=dLCXR_M6454.

Sehir-i Sejdesi اعوذ بالله من الشيء الآل نرَجٍ بسم الله الرحمن الرحيم Hanif-i mezhebine göre sehir-i secdesi farzların teğhiri ve vacibin unutarak terk edilmesi durumunda söz konusu olur.
Yani sehir secdesinin kifayet edip namazı noksanlıktan kurtarabilmesi için bir hatanın unutarak yapılması gerekir, iki farzın teğhiri çünkü farzın terkine kifayet etmez sehir secdesi namaz bozulmuştur, farzın teğhiri vacibin ise terki gerekir. Bu durumlarda yani kişi farzı teğhir etti, mahallinden geciktirdi veya vacibi terk etti. Vacib farz kadar kavi olmadığından dolayı terkin ne de kifayet eder. Kişi bunlar üzerine namazının sonunda sehir secdesi yapacak olursa yani yanılma secdesi yapacak olursa bu hatadan ne olmuş olur? Namazı kurtulmuş olur ve namazı noksanlıktan kurtarır. Şimdi bu bahsetmiş olduğumuz kuraldan dolayı Hanif-i mezhebinde bir vacib şahit terk edilecek olursa, ne gibi mesela? Öğlen namazı namazlarda Hanif-i mezhebine göre Fatihanın okunması vaciptir. Zammı suyanın okunması vaciptir. Oturuşlarda ettehiyatünün okunması, yani teşehütlerde ettehiyatünün okunması vacibdir. Şimdi kişi bunlardan birini terk etse, yani Fatihayı okumasa veya Zammı suyayı okumasa veya vitirde konutu yapmasa ya da teşehütte ettehiyatüyü tamamlamasa bu durumda vacib terk edilmiş olur ve sehir secdesi gerekir. Bu vacibin terkinin misali. Bir de farzın teğhiri misalleri vardır. Farzın teğhiri nedir mesela?
Kişi diyelim ayakta kıraatini bitirdi. Herhangi bir mazeret ve sebep olmaksızın rüküyü geciktirecek olsa kıraati bitti duruyor. Eğer bu beklemesi ve geciktirmesi bir rüküm miktarı namazın ameliyesinden, namazın fiillerinden ve rükümlerinden herhangi birini yapmaksızın mazeretsiz bir şekilde onu terk edecek olursa ne olur burada da sehir secdesi gerekir. Çünkü niye? Rükü, farzlar arasında bitişiklik gerekir. Yani araya ne oldun? Namazın fiilinden bir şeyle meşgul olmadın yani bir kıraatle bulunmadın, bir şeyde bulunmadın orada. Boşu boşuna durdun ve rüküyü geciktirdin. O zaman burada ne olur? Farzın teğhiri durum söz konusu olur. Yine aynı şekilde bize sorulan soruda da benzer durum söz konusudur. Kişi farz namazlarda ilk oturuşta sadece ve sadece ettehiyatüyü okuması gerekir. Ettehiyatüyü okuduktan sonra 3. rekata kalkması gerekir. Ettehiyatü vazifesi bittikten sonra esasen orada herhangi bir vazife yok. Yani yapılması gereken bir kıraat yok, bir tespihat yok. Kişi olur da burada ettehiyatüden sonra bir vazife ekleyecek olur ise ne gibi? Salli barik gibi. Bu durumda farz olan ayağa kalkma yani kıyam ve ondan sonraki kıraatin geciktirilme durumu söz konusu olduğundan dolayı kişi bu durumda sehir secdesi yapmakla yükümlüdür.
Bakın burada da ne olmuştur? Ettehiyatüyü okuduğum zaman vazifen bitti orada ilk oturuşta. Hemen kalkmam gerekir. Ben orada salli barik ile meşgul oldum. Salli barik’in mahalle orası değil. Salli barik ilk oturuşta gayrimüeket namazlarda okunur ve son oturuşta oturulu. Farz namazın ilk oturuşunda salli barik okunmaz. Okunmaması gereken bir dualı oraya almışımdır. Aldığımdan dolayı ne olur? Ben farzımı tehdit etmiş olurum. Farzımı tehdit ettiğimden dolayı da sehir secdesi yapmam gerekir.
Sehir secdesi yapacak olursam namazım noksanlıktan kurtulur. Sehir secdesi yapmam gereken bir namazda şayet sehir secdesini yapmadan selam verip çıkacak olursam bu durumda şöyledir. Selam verip çıktım. Şayet dünyevi bir kelam konuşmadan aklıma gelirse benim sehir secdem yapmam gerekiyor da bunu yapmadım hemen oturup tekrardan sehir secdesini yapmam gerekir. Hatta kişi mescitten çıkana kadar bu hakkı vardır der fukağa.
Mescit bu yönüyle üzerimde namazın bir parçası olduğundan dolayı sanki namazdan çıkmamış gibi olurum tam mescitten çıkıncaya kadar. Onun için mescitten çıkmamışsam otururum, sehir secdemi yaparım, son teşehratimi bir daha okurum ve namazım yine noksandan kurtulur. Ama bunu da yapmazsam. Namazı selam verdim, dünyevi bir kelam konuştum, mescitten çıktım aklıma da gelmedi. Ama benim namazımda şöyle bir kârat vardı sehir secdesini yapmam gerekiyordu. Yapmadım. Bu durumda bu şekilde kılınan namaz kişinin üzerinden farziyeti düşürür.
Ama ne olur? Noksanla beraber kılındığından dolayı bu namazın iadeci vaciptir. Genel kural bu noktada hani fi meseminde ”Küldü salâetü lütfü üddiyetü mâ el kerahetü ve cebet iadeütü hâ” Kerahat ile yanın noksanla kılınan her bir namaz ki o tahrimi kerahat olması gerekir. Noksanla kılınan her bir namazın iadesi vaciptir. İadesi vaciptirden bazı kardeşlerimiz şunu anlıyor hocam namaz olmadı mı? Hayır. Sehir secdesi gibi vacipleri terk ettiğiniz zaman veya tahrime mekruh olan bir eylem yaptığınız zaman da namazınız olmuştur.
Namaz farzınız, farz olan sorumluluğunuz üzerinden farziyeti düşmüştür. Yani bu mükellef ölen namazını kıldı tamam. Ama noksanla beraber kıldı. Onun için iadesi gerekir. Yoksa fi l-hakika senin ölen olmadı denilmez. Ölen olmuştur ancak noksan olduğu için iadesi emrolunur. Sadece kasedle mudur. Konumuz tabi bununla alakalı değil bize sorulan soru.
Şimdi bize sorulan soruya dönecek olursak sorumuz neydi? Farz namazlarda ilk oturuşta salli barik okunması. Dediğimiz gibi ilk oturuşta salli barik okunmaz farz namazlarda.
Şahit okunacak olursa namazda farz olan kıyam ve kıraatin terkili durum söz konusu olduğundan dolayı sehir secdesi gerekecektir.