Hayati İnanç – Dil Devrimi – Cumartesi Sohbetleri (21)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=89EsvTZVJao.
Mesela harf devrimi değil, dil devrimi. Bugün öyle bir açmazla karşı karşıyayız. Çok konuşulan bir şey bu. Neymiş efendim, işte Osmanlıca harfler yasaktı, kaldırıldı, yasak kaldırıldı, güya ama… okuyan mı var, anlayan mı var, hocamı var falan diye… tarizler oluyor yönetime. İlk anda doğru gibi görünüyor bu ama… Azizim… yasak kalkmış… gerisi senin artık yani. Gerisi senin yani, burada bir devlet iradesi beklemeyeceksin artık. Sivil toplum inisiyatifi ne demek, şahsi mesuliyet ne de bu senin işin yani. Ben şimdi… karşıma alsam… reisi cumhur… Ya aşk olsun Tayyip Bey desen… Ayasofya’yı açtığın cemaat yok. İmamati başlığın doğru dürüst hoca yok, talebe yok. İş mi yani yaptın desen… O da bana dönüp dese ki… olur ya… Karadeniz’dir der ya… Hoca insaf et ya… Yasak’ı kaldırdık… Cemaatide kolundan tutup ben mi getireceğim? Takvayı kalbe ben mi sokacağım? Siz ne yapıyorsunuz? Konuştun da susturduk mu? Senin işin işte… Kimi tenk ediyorsun dese… ben ne cevap vereceğim? Ve suali… Kadir Mısıroğlu tarzıyla tamamlayalım. Bu sual bugün sorulmazsa yarın sorulacak. Malik-i Yavmi din bu suali soracak.
Hepimize lazım olan şey idrak bu. Lisan, başlı başına bir lisan davası değil bu. Hayat memat meselesi. Her şeyimiz onunla naklediliyor, onunla taşınıyor. Ben korkuyorum… yani… mesela 20 yıl sonra, 30 yıl sonra… sıradan en basit dille yazılmış bir namaz kitabına… okuyacak insan kalmayacak, okuyup anlayacak insan kalmayacak. Allah göstermesin o zaman göreceğiz yani… felaketin…
büyüklüğünü. Kelimeler her şeydir. Shakespeare miydi romanında diyor hani… Kral, kelimeler, kelimeler diyor. Memleket gitmiş, taht gitmiş, her şey bitmiş. Son anda soruyorsunuz, ne düşünüyorsunuz usta? Ufka bakıyor, kelimeler, kelimeler diyor. Tabii ya. Her şey onunla başlıyor ve her şey onunla bitiyor. O yüzden çok… dikkatli olmamız lazım. Hassas olmamız lazım. Bu zihnimize, kalbimize, maneviyat dünyamıza bir taarruzdur.
Namusu müdafaa lazım. Bu namus mücadelesidir ya. Ölüm kalın mücadelesidir. Bunun şakası yok. Bir dostum var benim Bursa’da. Dostum dediğime bakmayın. O da sanırım Kadir Bey’in esninden Numan Aydoğan. Üstad. Uzakdoğu’daki Türklerle yakından ilgilidir falan. Ve bu sahanın sevdalarındandır. Ani bir krizle benim yerde debelendiğimi görürseniz diyor. Telaş etmeyin diyor, hapmap aramayın. Biriniz gelsin kulağıma… imkan, ihtimal desin diyor. Ben kalkarım diyor. Bu kelimelerdir beni diyor. Hocam hakikaten mesela… ecnebiler tabii bu hususta bizden daha hassas maalesef. Mesela meşhur bir Alman filozofu Martin Heidegger, dil varlığın kalesidir diyor. Hakikaten dilini kaybedince insan varlığını da kaybediyor. Allah göstermesin.
Hatta hocam yine bir Almandan misal verdik, bir de bir Fransız filozofundan misal verelim. Michel Foucault da diyor ki, insanın tek gerçek vatanı ayağını basabileceği tek toprak, sığınabileceği tek hane… çocukluğundan itibaren öğrendiği dildir diyor. Maalesef bizim bu manada dil hususunda dediğiniz gibi yasaklar kalksa bile… gayret ve cehd konusunda bir noksanlığımız var. Kalksa da kalkmasa da yasak. O bizim işimiz. Yani önümde Nabi divanı var. Böyle jest yaptınız yani. Nabi beni her zaman heyecanlandırıyor. Şimdi diyelim Latin harfleriyle yazılıyor. Hadi biz bunu orijinalden okuyoruz da… okudun… aklı var mı? Acaba… arzu-i cahedenin… Şimdi Latin harfleriyle, Latinize yazılırsa okursun bunu da arzu-i cahedenin ibaresini… bizahmet sen anlayacaksın canım. Lügata bakacaksın, sorup soruşturacaksın.
O kelimenin manasına nüfuz etmekle… sen kazanacaksın yani. İnsanın sadece midesi değil ki acıkan. Kafası da acıkıyor, bilgi istiyor. Gönlü acıkıyor, feyz ister, aşk ister. Onun da yolu bu. Bizim lisanımız…
lisanımızdaki incelikler.