Hayati İnanç – Nâbî’den Faruk Nafiz’e – Cumartesi Sohbetleri (21)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=X57Y_gXurzQ.
Hocam sizi ağırlamaktan şeref duydum. Allah razı olsun. İnşallah tekrar tekrar bekleriz ama……sizi bir şiir okumadan da göndermek istemeyiz hocam. Olur. Bilhassa……düşündüğünüz bir şey var. ”Hayalinden gelir gam hatıra…” Nabi divanı var ya önümde. Evet hocam. O yüzden aklıma nabi düştü. Evet hocam. ”Hayalinden gelir gam hatıra, canane’den gelmez. Sitem hep aşinalardan gelir, bigane’den gelmez.
Umarsan bir nevaziş açtığı bin zahm için ama……bu insaniyeti de gam zeyi canane’den gelmez. Misali, halka tuttum, gülşumu, evvabı afaka. Sadayi, nâmeyi, ayşu, tarab her haneden gelmez. Haset evkatına ol arifi alem, şinasın kim……elinden cam düşmez, köşe-i meyhane’den gelmez.”
Son beyt nabiyenin mahlasını da koyduğu beyt. Aklıma gelse onu da söyleyeceğim ama gelmedi. Allahümme salli alâ seyyidina ve nebiyyina Muhammedin ve alâ Muhammedin… Gelmedi. Biraz düşünmem gerekecek. Programı bitirdik madem. O zaman hocam… Bu borcum olsun. Bedel olarak hocam, ”Beş yerim dedelini dağladı, beş parmağım şiirini okuyabilir misin?” Olur, olur. Olur. Faruk Nafizdin. Öyle mi? Evet hocam.
Bir beyti unuttuk diye şimdi sen bana otuz buçuk kurtacaksın. Öyle mi? Hadi bakalım. Terazi pek adil değil. Hocam biz adaletinize değil de ihsanınıza talibiz hocam. ”Elimi beş yerinden dağladı, beş parmağın bağrımda da yanmadık, bir yer bırakmadan git. Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü, bir dağın görmemek istiyorsan ardına bakmadan git. Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı, andırıyor ışıksız evimde pencereler. Biraz yeşermek için beklesin artık kışı, çağlayansız yamaçlar, suyu dinmiş dereler. Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna, buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz. Benim kadar titremez hiçbir yiğit oğluna, hiçbir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.
Bin fersahtan duyarım, kimle gülüştüğünü, alnından öz kardeşin öpse ben irkilirim. Değil yalnız ardına, kimlerin düştüğünü, kimlerin rüyasına girdiğini bilirim. Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü, daha candan görürüm, senden uzaklaşınca. Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü, bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca.
Elimi beş yerinden dağladı, beş parmağın bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git. Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir daha görmemek istiyorsan ardına bakmadan git. Hocam ağzınıza, gönlünüze, yüreğinize sağlık. Tekrar teşekkür ediyorum. Geldi beyt.
Nolaküstağ olursa pişi gülde bülbüleynabî mürâati ezep desti dili mescâneden gelmez. Yani’si şu, karşımda bir densizlik ettimse diyor ey sevgili, bağışla diyor. Aşığım sarhoş gibiyim, elim ayağım sarsılmış hata olabilirim, bardak falan dökmüşümdür belki de. Gülün karşısında bülbül diyor, eli ayağı dolaşır diyor, akıllı davranamaz diyor.
Biz de seyircilerimize bu beyti manasıyla beraber alalım. Mirat-ı dilde sureti ihlasa kıl nazar mafıbdür. Merasime dair kusurumuz diyor ya şair aynı minvalde sanki bir şiir ha.
Ben bunu kapatalım bunu senlerle öğreneceğim.
İlk Yorumu Siz Yapın