KRAL NEMRUT. ALLAH’A MEYDAN OKUYAN HÜKÜMDARIN İBRETLİK HİKAYESİ
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=0JW7S3TRN20.
Tarih boyunca dünyanın tümüne hükümdarlık yapmış dört büyük isimden biriydi kral Nemrut. Büyü öğreten melekler Harut ve Marut’tan öğrendikleriyle kendini daha da büyük gören dünyanın gelmiş geçmiş en zalim hükümdarı. Allah’a meydan okumaya kalkışan, peygamberleri ateşe atan adam.
Sizin tanrınız benim, haşa Allah’ta kim oluyormuş dedi fakat küçücük bir sivrisineğin hakkından gelemedi.
Kral Nemrut’un inanılmaz hikayesini dinlemeye hazırsanız başlayalım.
Kral Nemrut, tarihin gelmiş geçmiş en acımasız hükümdarı. Tarihi kayıtlardan günümüze kadar gelen bilgiye göre Nemrut’un Hz. Nuh Peygamber’in oğlu Hamun torunu olduğu düşünülüyor. Kulağa ilginç geldiğini biliyorum fakat onun hükümdarlığı tam 400 yıl sürmüş. Bir insan kaç yıl yaşar ki 400 yılını hükümdar olarak geçirsin dediğinizi duyar gibiyim.
Eskiden insanların çok daha uzun ömürlü oldukları bilim çevreleri tarafından biyolojik açıdan tartışmalı bir konu olmasına rağmen bundan binlerce yıl önce insan bedeninin nasıl bir hikmete sahip olduğuna nasıl emin olabiliriz ki? Ayrıca inançlı bir insan açısından Allah gücü kudreti sayesinde gerekirse insanı devler gibi uzun ve görkemli de yaratabilir, isterse yüzlerce yılda yaşatabilir. Ki zaten Nemrut’a ait olduğu düşünülen bu heykelde aslanı kolunun arasında tutan adamın boyuna dikkat edin.
En az 6 metre olmalı ki koca aslan Nemrut’un kolları arasında bu şekilde durabilsin. Yaş ile ilgili de Kuran-ı Kerim’deki bir ayet önemli bir delil teşkil ediyor. En başta Hz. Nuh Peygamber ile ilgili ayette, ”Andolsun ki biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik de o 950 yıl onların arasında kaldı” diyor. Ayrıca ilk insan Hz. Adem aleyhisselamın da 930 yaşına kadar yaşadığına dair rivayetler bulunmakta.
Hz. Şid 912 yaşında vefat etmiş, Hz. İdris ise 365 yaşındayken ölmeden önce cennete giren ilk kişi olarak Allah-ı Teala tarafından göğe alınmıştır. Zaman ilerledikçe insan ömrü bilinmeyen bir sebepte kısalmaya başlamış olabilir. Kuran-ı Kerim’deki Lokman suresinde ismi geçen Lokman hekim hakkında anlatılan rivayetleri duymuşsunuzdur. ”Uzun yaşam iksirini arayışı”
Bunu bulduğuna dair söylentileri ve Allah’ın emriyle Cebrail aleyhisselamın gelip o buluşu Lokman hekimin elinden aldığı ve ortadan kaldırdığı rivayetleri. Her neyse, az sonra anlatacağım ve Kral Nemrut ile yaşamış olduğu inanılmaz hikayesi olan Hz. İbrahim Peygamber ise 175 yaşında vefat etmiş. Nemrut isminin İbrani Cemarat kökünden türediği yani isyan etmek anlamına geldiği savunulmakta. Erne kadar Kuran-ı Kerim’de direkt olarak Nemrut ismi geçmemesine karşın Bakaru suresinde bahsedilen Allah’ın kendisine mürk ve hükümdarlık verdiği için şımarıp İbrahim ile tartışan kişinin Nemrut olduğu birçok İslam âlimli tarafından kabul görmüştür. Ayrıca Hz. İbrahim aleyhisselamın ateşe atılmasının bahsedildiği ayetlerde yine Nemrut’a karşı göndermeler mevcut. Hz. Nuh Peygamberin oğlu Hamın soyundan gelenlerin o dönemler oldukça savaşçıl ve saldırgan olduklarına inanılıyor. Bu özelliğini kullanan Nemrut da bu sayede birçok şehir inşa etmiş. Tarih boyunca tüm dünya üzerinde hakimiyet kurmuş olan dört büyük hükümdar var. Batıya ve doğuya yaptığı gezileriyle ve kıyamete yakın ortaya çıkacak olan Yecüc Möcüc’ü ortadan kaldırmış olmasıyla tanınan Hz. Zülkarneyn ve zenginliğiyle Allah’ın ona verdiği özel yetenekler sayesinde hayvanlara, rüzgara ve cinlere hükmedebilmesiyle bilinen Hz. Süleyman Peygamber bu dört hükümdardan iyiye ve doğruya hizmet eden ikisiydi.
Geriye kalan iki hükümdar ise dünyanın başına gelmiş olan bir kabus tadeta. Biri Babil Kralı Buhtun Nasir, diğeri ise hikayesini duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacağınız Kral Nemrut. Günümüzden dört bin yıl kadar önce Kenan Bin Kuş yani Nemrut’un babası rahatsız edici bir rüya görür. Yeni doğacak olan bir erkek çocuk tarafından öldürülerek krallığı elinden alınacaktır.
Henüz doğmamış olan Nemrut’un babası bu rüyadan hiç hoşlanmaz ve krallıktaki tüm erkek çocukların derhal öldürülmesini emreder. Fakat o dönem maalesef ki kendi oğluda dünyaya gelmiştir. Ama onun içinde bir ayrıcalık tanımayan Nemrut’un babası aynı emri Nemrut için de verir. Görevliler bir yolunu bularak Nemrut’u bir nehrin kıyısına bırakırlar. Bu olaydan yıllar sonra Nemrut yetişkin bir yaşa gelmiş olarak şehre geri döner ve güçlenerek kendi ordusunu kurar.
Sonra da krallığı eline geçirmek için kendi öz babasını katleder. Böylece efsanevi Babil şehrinin kurucusu olmuştur. İşte bundan sonra yaşanacaklar oldukça ilginç. Bildiğiniz üzere Kur’an-ı Kerim’de de bahsi geçen ve büyü öğretmek için Babil şehrine gönderilmiş iki melek vardı.
Harut ve Marut. Allah tarafından cezalandırılarak bir mağarada bacaklarından ters bir şekilde asıldığına inanılan büyü melekleri. Rivayetlere göre Nemrut, Harut ve Marut meleklerinden birçok büyü öğrenmiş. Bunları da sonrasında kendisini bir ilah gibi göstermek ve herkesin onu tanrı olarak kabul etmesi için bir araç olarak kullanmış. Harut ve Marut melekleri aslında dünyaya bir imtihan amacıyla gönderilmiştir. Yani Nemrut’a hain planlarını gerçekleştirmek için büyü öğretmiş olması pek mantıklı değil. Bu noktada da ortak bir fikir Nemrut’un cinler aracılığıyla Harut-Marut’tan çeşitli büyüler öğrenmiş olabileceği yönünde. Doğrusunu Allah bilir. Gün gelmiş zalim hükümdar Nemrut’un tanrı olduğuna herkes inanmaya ve ona tapmaya başlamış. Kral Nemrut herkesin kendisine secde etmesini istiyormuş.
Nemrut, Hz. İdris Peygamber’in öğrencilerinden öğrendiği yıldızlar ve gezegenlerle ilgili bilgileri de kendine bir rehber olarak kullanmış. Zaman içinde dünyanın tanıdığı büyük bir hükümdar olmayı başaran Nemrut’un kaderi babasınınkine benzer bir hikaye ile kesişmiş. Aynı şekilde görülen bir rüya üzerine olaylar farklı bir yol almaya başlamış. Basit geçilen rüyada bir peygamber dünyaya gelecek ve Nemrut’u devirecektir. Bunun üzerine tıpkı babası gibi yeni doğan tüm erkek çocukları öldürtmeye başlamış. Fakat o sıralar bebek olan Hz. İbrahim aleyhisselam akrabaları tarafından bir mağaraya götürülerek büyüyene kadar orada yetiştirilmiş. Hz. İbrahim aleyhisselama peygamberlik geldikten sonra kral Nemrut’un karşısına çıkma zamanı gelmiştir. Önce Babil şehri halkını dine çağırmış fakat halk Gattar hükümdaları Nemrut’un korkusundan dolayı içlerinde biraz iman bile olsa İbrahim Peygamberi dinlememeyi tercih etmişler. Bunun üzerine Hz. İbrahim aleyhisselam Nemrut’a gider ve onu da dine çağırır.
Fakat Hz. İbrahim peygamber unutmuştur ki karşısında kendini Tanrı ilan etmiş biri duruyordu. Hz. İbrahim aleyhisselama Allah’ta kimmiş? Tek Tanrı benim der. Bunu duyan İbrahim Peygamber, gerçek Rab ölüleri diriltebilir. Sen kimsin ki Tanrı olabileceksin? Nemrut bunun üzerine zindandaki suçlulardan ikisini oraya getirtir ve bir tanesini öldürtür diğerini ise serbest bırakır. Ve Hz. İbrahim’e dönerek der ki, gördün mü bak birisinin canını aldım diğerini ise yaşam verdim. Hz. İbrahim Peygamber, yaradan güneşi doğudan doğurup batıdan batırandır der. Madem Tanrısın güneşi batıdan doğdur. Bunu yapamayan Nemrut oldukça sinirlenmiştir. Fakat Tanrılık iddiasından vazgeçmeye hiç niyetli değildir. Oradan ayrılan Hz. İbrahim aleyhisselam bir gece vakti elini aldığı baltasıyla Nemrut’un halkının putlarının bulunduğu yere gelip tüm putları baltayla kırar. Bunun üzerine Nemrut Hz. İbrahim aleyhisselamı hapse attırır. Ta ki Peygamberin büyük bir törenle yakılacağı o güne kadar. Haftalarca yakılacak olan büyük ateş için malzemeler toplayan halk günü gelince Nemrut’un emriyle ateşi yakar ve Hz. İbrahim Peygamber oraya getirtilir. Peygamber mancınık yardımıyla ateşe uzaktan atılacaktır.
İnanışa göre de tarihte mancınığı ilk icat ettiren kişi Nemrut’tur. Planlandığı gibi Nemrut emri verir ve Hz. İbrahim aleyhisselam ateşe atılır. Fakat hiç kimsenin beklemediği bir olay yaşanır o anda. Cebrail Meleği ile ilgili videomda da anlattığım üzere Allah-u Teala Cebrail’e Hz. İbrahim aleyhisselam havada iken daha ateşe düşmeden önce onun isteğini sordurtur. Allah-u Teala ateşi yakmaz hale, zemini de yumuşak hale getirir. Ve Hz. İbrahim Peygamber herkesin gözü önünde mucizevi bir olay yaşamıştır. Yaptırdığı Babil Kulesinin tepesinden Peygamberin ateşe atılmasını izleyen Kral Nemrut az sonra Peygamberi ateşin içinde değil de hemen yakınındaki çimlerin üzerinde oturur bir vaziyette görünce şok olmuştur. Bu mucizeye tanıklık eden halkın bir bölümü Hz. İbrahim Peygamber’e katılarak bir başka bölgeye icat etmişler. Kral Nemrut’un yaptırdığı Babil Kulesi demişken bu kulenin öyle bir hikayesi var ki ucu şu anda bile bu videoyu izleyen herkese yani günümüz insanlarına bile dokunuyor. Yeni dünya düzeni planıyla bir bağlantısı olan Babil Kulesi’nin hikayesine de kısaca değineyim. İslam tarihçilerinden taberi yazmış olduğu Peygamberler ve Krallar adlı eserinde Babil Kulesini Nemrut’un inşa ettirdiğini söylemektedir. Babil Kulesi günümüzde hiçbir izine rastlanılmayan fakat dünyanın yedi harikasından biri olan Babil’in asma bahçelerinin içine inşa edilmiştir. Belki de Nemrut kendini Tanrı ilan ettiği için bu kuleyi yaptırıp tepesine yerleşmiş olabilir. Fakat Nemrut ile ilgili anlatılan en bilindik ilginç olaylardan biri de taberide de yer aldığı gibi kendisinin haşa Allah’a meydan okumak adına oklarını alıp kartalların taşıdığı bir aletin üstüne oturup uçarak yeteri kadar yüksekliğe ulaştığında gökyüzüne ok atmış ve Allah’ı vurmaya çalışmıştır. Gökyüzünden geri gelen okların üzerinde kan olduğunu gören Nemrut bunu halkına göstererek
bakın ben ondan daha güçlüyüm demiş artık oklar gökyüzünde neye isabet ettiyse her neyse. Söz konusu binlerce yıl önce yaşanmış olaylar olunca tabii ki birçok kesinliği olmayan bilgi günümüze kadar gelebiliyor. Bu yüzden ana rehber olarak Kur’an-ı Kerim’i baz almak konuyla ilgili diğer anlatılan tarihi bilgilerin ise günümüze gelene kadar birçok değişikliğe uğramış olabileceğini unutmamak fayda ola olacaktır. Fakat El-Taberî önemli İslam tarihçilerinden biri farklı dini kaynaklardaki Nemrut anlatımlarından ziyade Taberî’nin vermiş olduğu bilgilerin güvenli olacağını düşünüyorum. Kur’an-ı Kerim’de de yer alan onlardan öncekiler düzen kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah binaların temelini çökertti de tavanları başlarına yıkıldı. Azap onlara fark edemedikleri yerden geldi ayetini El-Bekri Babi’l Kulesinden bahsediliyor olarak yorumlamıştır. Taberî’nin söylediğine göre Babi’l Kulesi zamanında tek bir dil konuşuluyormuş ve Allah kuleyi yerle bir etmesinden sonra insanların dilini 72 ayrı dile bölerek dünyaya dağılmasını sağlamış. 9. yüzyıl İslam tarihçilerinden Ebu El-Fida da aynı bu şekilde bahsetmekte. İşte olayın günümüzle ve bizlerle olan bağlantısı tam da bu noktada başlıyor. Dünyada tek bir din, tek bir dil meydana getirmek isteyen küresel liderlerin planı yeni dünya düzenini hepiniz duymuşsunuzdur.
Madem Nemrut zamanında tek bir dil konuşuluyordu, o halde bunun izlerini bir şekilde yeni dünya düzencilerinin yaptığı işlerde aramak iş de yanlış olmaz. Eski dönemlerin ünlü ressamlarını çizmiş olduğu Babi’l Kulesi resimlerine tekrar bakalım. Şimdi de Avrupa Parlamentosu’nun binasına bir bakalım. Yanlış görmediniz, Bürüksel’de inşa edilen ve yapımına 206 milyon euro harcanan AB Parlemento binası Babi’l Kulesi’nden esinlenerek inşa edildi. Peki bunun gerçekten yeni dünya düzeniyle bir bağlantısı var mı? Bunun cevabını ise, Parlemento binasının inşa sından birkaç yıl önce yayınladıkları, yapacakları binaya ait proje reklam posteri verir gibi. Birçok kişinin tepkisine yol açıp, Nemrut’un Allah’a meydan okumak adına yaptırdığı Babi’l Kulesi’nin Avrupa’nın göbeğinde ne işi var? diye konuşulmaya başlanınca, poster proje sorumluları tarafından ortadan kaldırılmış. Posterde birçok dil, tek ses yazıyor. Diğer ilginç ayrıntılar ise, terş dönmüş yıldızlar ve yeni doğan bebeğin hatlarının yuvarlak olmasına rağmen yetişkinlerin kare ve dikdörtgenlerden oluşan bir çizimle afişe yerleştirilmiş olmaları. Burada bir bit yeniği var ama sizin fikriniz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz. Nemrut’a dönecek olursak, kendini Tanrı ilan eden büyük zalim hükümdar. Dünyanın en güçlüsü benim diye kibirlenen kral, burnundan içeri giren küçücük bir sineğin bitmek tükenmek bilmeyen verdiği rahatsızlıktan dolayı dayanamadığı acılar karşısında kendi kafasına çekişle vura vura hayatını kaybetti.
Anlatılan hikayelerin ne kadarı doğrudur, ne kadarı yanlıştır, binlerce yıl önce yaşanmış bu olayların en doğrusunu Allah bilir. Fakat en azından Nemrut’un hikayesinden ibret alınacak bir şeyler öğrenmişizdir diye hissediyorum. Düşünün, öyle bir Rabbimiz var ki Nemrut’a, Firavunlara, yoldan çıkmış kavimlere bile tövbe edip doğru yolu bulsunlar diye peygamberler göndermiş ve bizlere ölünceye kadar tövbe kapısını açık bırakmış. Allah-u Teala kullarına karşı ne kadar merhametli, onları ne kadar seviyor öyle değil mi? Buhari’nin bir hadisinde ise şöyle diyor, mahşer zamanı gelip o dehşetle karşılaştığımızda herkes, peygamberler bile nefsim, nefsim diyecekken peygamberimiz aleyhisselatü vesselam ümmetim, ümmetim diyerek bize olan şefkatini gösterecek.
Peki, biz buna layık olabilmek için ne yapıyoruz?