YOK ARTIK! ALLAH’IN KEDİLERE VERDİĞİİ BÜYÜK GİZEM KEŞFEDİLDİ.
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=d6NxPEzbnc8.
İddia ediyorum eğer evinizde bir kediniz yoksa bu videoyu sonuna kadar izledikten sonra hemen bir tane sahiplenmek isteyeceksiniz. Peygamber efendimiz aleyhisselatü vesselam onlar hakkındaki gizemli gerçeğin farkındaydı.
Kediler, garip davranışlarıyla sır dolu canlılar. Hiç düşündünüz mü onların üstün bir yeteneğe sahip olabileceklerini? Araştırmacılar kedilerin öyle bir sırrını keşfettiler ki duyacaklarınıza oldukça şaşıracaksınız.
İlk insan hazreti ademden sonra yaratılan ilk canlı olma özelliğini taşıyan kedilerin gizemini dinlemeye hazırsanız başlayalım.
Evde kedisi olanlar iyi bilir. Kimi zaman kediniz alakasız bir yere odaklanır ve sanki orada sizin görmediğiniz bir şeyle iletişim halinde gibidir.
İnsan bazen ürpermiyor değil. Olmayan bir şeyin peşinden koşmalar, ortada hiçbir şey yokken bir anda kaçıp saklanmalar falan. Kabul edelim kediler gerçekten de garip canlılar. İşin spritüel boyutuna girdiğimizde kedilerin tarih boyunca ruhsal çalışmalarda yer alan en önemli hayvanlar olduğunu görüyoruz. Büyü ilmiyle uğraşan kişilerin yanında mutlaka bir kedisi olduğunu görmüşsünüzdür. Çünkü binlerce yıldır günümüze kadar gelen yaygın bir inanışa göre kediler ile dördüncü boyutun varlıkları arasındaki perde biz insanlarda olduğu gibi bulunmamakta. Daha doğrusu birçok insan bunun böyle olduğunu düşünüyor. Doğrusunu Allah bilir. Fakat az sonra anlatacaklarımdan sonra kedilerin gerçekten de diğerlerinden farklı üstün güçleri olduğuna ikna olacağınızdan eminim. Özellikle de Hazreti Muhammed aleyhisselatü vesselamın kedilerle yaşadığı deneyimler ve onlar hakkındaki söyledikleri o kadar ilginç ki.
Bilim insanlarının yeni keşfetmeye başladıkları kedilerin inanılmaz özellikleri aslında bundan 1400 yıl önce Peygamber efendimiz tarafından bizlere bildirilmişti. İslam inancına göre Hazreti Adem atamızdan sonra yaratılan ilk iki hayvandan birisi de kedidir. Diğeri ise yılan. İlk insan Hazreti Adem’den hemen sonra yaratılan kedilere insanın yararlanabileceği şekilde adeta doğa üstü güç gibi bir yetenek verilmiş.
Bu yüzden şayet bir kedi size yaklaşıyor ve size sürtünüyorsa bunun bir işaret olabileceğini, kedinin karnının aç olmasından ziyade konunun direkt olarak sizinle bağlantılı olabileceğini unutmayın. Az sonra bu çok çarpıcı konuya geleceğim.
Fakat öncesinde gelin Peygamber efendimizin başından kedilerle ilgili neler geçmiş ve onlar hakkında bize nasıl bir mesaj vermiş kısaca değinelim. Hazreti Muhammed aleyhisselatü vesselamın kedisi müezzâ. Siyah beyaz bir habeş kedisi. Üst damağında bazı lekeler bulunmakta.
Hemen kedinizin Peygamber kedisi müezzâ’nın soyundan gelip gelmediğini kontrol edebilirsiniz. Çünkü günümüzde ender rastlanan üst damağında lekeler bulunan kedilerin müezzâ’nın soyundan geldiği kabul edilmekte. Peygamber efendimiz Uhud seferinde ordusuyla beraber yol alırken bir anda karşılarına bir kedi çıkar. Yavrularını emziren bir kedi.
Kediyi hiçbir şekilde rahatsız etmeyen Peygamberimiz koca orduyu kedinin etrafından dolaştırmakla kalmamış bir de ordusundan bir askeri yeni yavrulamış olan bu kedinin başına bekçi olarak koymuş. Ta ki seferden dönene kadar o nöbetçi kediye bakmakla görevliymiş. Sefer bitip Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam geri döndüğünde ilk işi bu kediciyi nöbetçiden teslim alarak onu sahiplenmek olmuş. Bundan sonraki hayatında Peygamberimizin kedisi olma şerefine erişmiştir. Peygamber efendimiz kedinin adını müezzâ koymuş. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kedisi müezzayı öylesine seviyormuş ki günün birinde müezzâ Peygamberimizle birlikte otururken giysisinin üzerinde uyuyakalmış. Peygamber efendimizin oturduğu yerden kalkması gerektiğinde yaptığı şey adeta tüm hayvanseverlere örnek olacak cinsde. Mırıldanarak uyuyan kedisi müezzayı rahatsız etmek istemeyen Peygamberimiz çareyi kendi elbisesinin kedinin üzerinde yattığı kısmını yırtarak onu uyandırmadan kalkmakta bulmuş. Buradan cins kedi meraklılarına da ufak bir hatırlatma yapmak isterim. Peygamberimizin böylesine saygı ve sevgi duyduğu kedisi müezzâ bir sokak kedisiydi. Her neyse. Bir başka ilginç olayda ise günün birinde Peygamber efendimiz abdest alacağı su dolu kaba yaklaştığında ne görsün.
Müezzâ o kaptan su içiyor. Su içmesini bitirene kadar bekleyen Peygamberimiz aynı kaptaki kalan suyla abdestini almış. Hatta tam o sırada sahabelerinden birisi durun resulüm o kaptan kedi su içti deyince Peygamberimiz onlar hayvanlar arasındaki en temiz ağzı sahiptirler diyerek abdestini almıştır.
O günden sonra Peygamberimizin bir sünneti olduğundan dolayı sahabeleri bir kedi gördüklerinde abdest alacakları su kaplarını kedinin önüne uzatarak onların su içmelerini bile sağlamaya başlamışlar. Bir hadiste ise Ebu Katı’ya da diyor ki Efendimiz kediler pis değildirler bırakın evinizde sizlerden biri gibi özgürce dolaşsın demiştir.
Günümüzde de gözlenmiyoruz ki kediler her gün vücutlarını temizlemek için saatlerini harcıyorlar hatta bazı kediler öylesine temizliklerine düşkünler ki obsesif temizlenme rahatsızlığı olarak isimlendirilebilecek derecede ileriye giderek kendilerinin kel kalmasına bile yol açabiliyorlar. Kedi sevmek imandandır buyrulmuştur. Ebu Hureyre’nin aktardığı hadislerden birinde kedisini eve kapatıp onu aç bırakan bir kimsenin cehennemde çekecek olduğu cezadan bahsedilir. Belki aranızda bilenler vardır çocukluğumuzda kedilere zarar verenler için söylenen bir söz vardı. Eğer bir kediyi öldürürsen 7 tane cami yaptırman gereklidir. Tüm bunlardan anlıyoruz ki İslamiyet’te kedi sevgisinin büyük bir önemi bulunmakta. Fakat kedilere karşı duyulan saygı ve sevgi sadece İslamiyet’te gözlemlenmemiştir. Özellikle Firavunlar zamanında kedilerin öylesine önemli bir konumu vardı ki bir kediyi incitmek veya onu öldürmek çok büyük bir suçtu ve cezası idamdı.
Bir evde yangın mı çıktı? Yapman gereken ilk şey kediyi kurtarmaktı. O dönemde kedilerin insanlardan daha üstün canlılar olduğuna inanılıyordu. Öyle ki bir kedi şayet eceliyle hayatını kaybederse derhal mum yalanırdı. Tabi ki her canlı en ufağından en büyüğüne kadar sevilmeyi ve saygı duyulmayı hak ediyor. Her birinin bu dünyada var olmasının bir sebebi var. Fakat kedileri bu kadar özel yapan şey nedir? Farkında olmadığımız, kedilere verilmiş olan özel bir güç var olabilir mi? İşte bu kısımdan sonrasını dikkatli dinleyin. Ebu Bekir Vasiti Hazretlerinin anlattığına göre bir gün vücudu rahatsızlanmaya, kemiklerinde ve vücudunda artan ağrılar sebebiyle neredeyse bir yıldır ayakta duramamaya başlamış.
Çektiği sıkıntılar sebebiyle namaz bile kılamayacak hale gelmiş. Ta ki bir kedi yavrusunu, onu öldürmeye çalışan bir hayvandan kurtardığı o güne kadar. Yavru kedinin annesinin gelip minik kediciyi alıp gitmesinin ardından vücudundaki tüm ağrılardan kısa sürede kurtulduğunu anlatıyor. Fakat bundan sonrası ilginç. Biliyorsunuz bir hadise göre her kim Peygamber Efendimiz’i rüyasında görürse onu gerçekten görmüş demektir. Ebu Bekir Hazretlerinin yaşadığı kedi olayının hemen sonrasında rüyasına Hz. Muhammed Aleyhisselatü Vesselam’ın girmesi ve Ebu Bekir’e söyledikleri çok çarpıcı. Peygamberimiz demiş ki iyileşmenin sebebi bir kedinin senin için teşekkür etmesidir. Eğer daha önce izlemediyseniz hepimizden saklıyorlar. Nikola Tesla haklıydı isimli ses frekanslarıyla ve bunun vücudumuzdaki etkileriyle alakalı yapmış olduğum videoyu az sonra izlemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü şimdi kedilerle ilgili anlatacağım olay bu konuyla çok yakından ilişkili. Kedisi olanlar bilir. Kediler zaman zaman mırıldanırlar. Örnek gösterecek olursam şu şekilde. Ses frekanslarının sırrını çözemediğimiz bir şekilde vücudumuz üzerinde birbirinden farklı etkileri mevcut. Her bir farklı ses frekansının beynimizde oluşturduğu etkiler de birbirinden farklı. 20-140 Hz aralığında olan kedi mırıldanmasının insan sağlığı açısından büyük bir önemi keşfedildi. Kedilerin size yanaşması sadece aç oldukları veya sevilmek istedikleri için olmayabilir. Topraktan ayağa kesilen ve teknolojinin kurbanları olmuş biz günümüz insanları bazı şeyleri unutmuş olabiliriz. Fakat epifiz bezleri daha aktif çalışan eski medeniyetler bizim görmekte zorlandığımız birtakım gerçeklerin farkında olabilir.
Belki de onlar kedilerin sahip olduğu enerji ve gücün bilincin değiller. Bu yüzden de kedileri yanlarından ayırmıyorlardı. Seslerin keşfedilmeyi bekleyen büyük gizemleri var. Kur’an-ı Kerim’de, Kaf Suresinde şöyle der ki
O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu çıkış günüdür. Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş ancak bizedir. O ses hayat verir, helak da eder. Biliyorsunuz ki İsraf-i Meleği de kıyamet geldiğinde bir ses aleti olan suura üfleyecek. Enerji ve ses frekansları Nikola Tesla’nın da dediği gibi bu evreni anlamamızda keşfedilmeyi bekleyen en önemli sırlardan biri.
Kedilerin karınları tolken veya kendilerini mutlu hissettikleri anlarda çıkardıkları bu 20-140 ert saralığındaki mırıldanma sesinin hem kedinin kendisi hem de insan sağlığı açısından çarpıcı bir önemi keşfedildi. Fransa’da yapılan bir araştırmada kedilerin bu mırıldanmaları ile gün içinde tendon ve sinir uçlarındaki hasar, sakatlanma gibi sorunlarını tedavi ettikleri keşfedilmiş. Bu gizemli sesin titreşimleri sayesinde yaraların enfeksiyon ve şişlik riskinin azaldığı gözlemlenmiş.
Yine yapılan araştırmalara göre kedi sahibi olan insanların %40 daha az kalp krizi geçirme riskleri var. Bu oran oldukça yüksek. Kedi mırıldamasının birçok hastaya iyi gelebileceğini düşünen araştırmacılar, dokuların iyileşmesi amacıyla bu mırıldamanın gizemi üzerindeki çalışmalarını sürdürüyorlar. Bir kedi size sürtünüyor veya yanaşıyorsa bu henüz bilinmeyen astral gücünü sizinle paylaşıyor olabilir. Bu yüzden onu itelemeden önce tekrar düşününlerin. Çünkü o anda kediyi kendinizden uzaklaştırırsanız farkında olmadan size vermeye çalıştığı pozitif enerjiye engel olabilirsiniz. Bunun sonucunda zamanı gelince kedi tekrar sizinle bunu paylaşmayı seçmeyebilir. Sırlarla dolu bu hayvan hakkında ufak bir uyarı yapmanın da faydalı olacağını düşünüyorum. Her ne kadar temiz ve evimizde yaşamaya uygun canlılar olsa da onlarla kurmamız gereken yakınlığın derecesini iyi ayarlamamız gerekmekte. En nihayetinde o bir hayvan ve günümüzde de bilindiği üzere hastalanmamıza sebebiyet verebilecek mikrop ve bakterileri vücutlarında barındırıyorlar. Yani şifa kapacağım derken kedinizle olan yakınlığınızın dosajını kaçırmamanızda yarar var. Son olarak önümüz kış. Umarım bir kap yemeği, suyu ve de onları soğuktan koruyacak kartondan yapılmış bir evi apartmanınızın önüne koymayı peygamber efendimizin oldukça önem verdiği bu sevimli canlılar için çok görmezsiniz.
Kim bilir kediye yapacağınız bu iyilik size ne şekilde geri dönecek?
www.feyyaz.tv