Kuantum ve Kur an-ı Kerim – Yaratılış | Synergy Kendiyas |

Kuantum ve Kur an-ı Kerim – Yaratılış | Synergy Kendiyas | videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TvSvwbzkRa4. Selamun aleyküm. Şimdi çocuklara nasıl anlatırız Rabbimi, gençlere nasıl anlatırız yaratılışı ve belirli bir yaşa gelmiş olan insanlara Allah-u Teala’yı tanımak, emirlerine uymak ve kabir hayatı dahil, cennet hayatı dahil bu hayatları anlatmamız gerekiyor. Peki bu…

Kuantum ve Kur an-ı Kerim – Yaratılış | Synergy Kendiyas |

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TvSvwbzkRa4.

Selamun aleyküm. Şimdi çocuklara nasıl anlatırız Rabbimi, gençlere nasıl anlatırız yaratılışı ve belirli bir yaşa gelmiş olan insanlara Allah-u Teala’yı tanımak, emirlerine uymak ve kabir hayatı dahil, cennet hayatı dahil bu hayatları anlatmamız gerekiyor. Peki bu insanların soruları var, bu sorularını cevap verirken akla ve mantığa da dayalı olarak da izah etmek gerekiyor. İzah edemediğimizde hani şeytandan bahsediyoruz ama şeytanın görsel maddesel karşılığı nedir? İşte şu ana kadar anlatılmış fakat bizler anlayamadık ve bugün de boşluğa düşüş
sebebimiz Rabbimizin bize Hz.Kuran’la Efendimiz aleyhisselamın hadisi şerifleriyle anlattıklarını maddesel olarak da insanlara izah edememiz. İzah edemediğimiz için, anlatamadığımız için adeta bir hayal dünyasında kalmış gibi oluyor ve genç taze beyinler, beyinlerine bunları kodlayamadıkları için çok farklı
söylemlere yöneliyorlar ve imandan da olabiliyorlar. Keza birçok bu konuları anlatan kişiler var, bu insanların söylediklerini de anlayamıyoruz. Bir de üstüne üstlük bunları izah edenler bize farklı şeyleri anlatabiliyorlar, farklı inanışları, bidatları veya farklı farklı noktaları anlatıyorlar ve bunların da ne
olduğunu yine anlayamıyoruz. Yani doğuyoruz, emin olamadık, ölüyoruz, emin olamadık. Şimdi insanların anlayabilmesi için, temel olarak hayatını oturtabilmesi için önce kendisinin yaratılışın, hayatın nerede olduğunu anlaması gerekiyor. Bizim tüm bunları anlatabilmemiz için bizim kuantum fiziğini iyi anlamamız lazım, kuantumu iyi anlamamız lazım.
Evet kuantum ismini koymuşlardır, kuantum olması çok da önemli bir şey değil. Var olan bir maddesel yapıyı maddelerin gaz sıvı katı hallerini anlatmışlardır. Kısaca söylüyorum ve buna da kuantum demişlerdir. Bilinen bir isimdir ve bunu bizim nasıl anlamamız gerekiyor?
Biz bunun detaylarını bilemeyebiliriz ama ana hattını, ana çalışmasını bildiğimizde bütün bunların içerisine söylememiz gereken, Rabbimizin bize söylediklerini, anlatmak istediklerini anlayabiliriz ve ana temaları oturttuğumuzda ince noktaların daha çabuk kavrayabiliriz. Evet, Rabbimiz Efendimiz aleyhisselamın nurunu yarattı. Biliyoruz, inanıyoruz ama bunu nasıl delillendirebiliriz, madde boyutunda nasıl anlatabiliriz? Veyahut da başkaları çıkıyorlar, dünya gaz toz bulutu bir araya geldi birleşti diyorlar, tesadüfen olduğunu söylüyorlar. Bunu nasıl izah edebiliriz? Veyahut da madde boyutuyla göremediğimiz varlıklar var. Ayette de sabit cinlerden bahsediyorum.
Veyahut da başka bir ayette Rabbimiz cinleri canlardan yarattık diyor. Şimdi bunların da izah edilmesi gerekiyor. Yecüc mecüc var ya bunların bir madde boyutu var. Bunları da izah etmemiz gerekiyor. Kuantum tüm bunları aslında anlatıyor ama anlayabileni. Düşmüş meleklerden bahsediliyor. Bunu da izah edilebiliyor. Astral seyahat anlatılabiliyor, tayhi mekan anlatılabiliyor, bedenle başka yere
gitmek anlatılabiliyor, ışınlanma anlatılabiliyor, madde transferi dahil her şey aslında anlatılabiliyor. Anlatılanları maddesel boyutuyla da anladığımızda işte orada nefsimize bunu anlattığımızda işte o zaman teslim olmuş oluruz. Yoksa nefsimiz bizi sürekli içten içe yiyip bitirecek ve kuantum yaratılıştan bugüne
kadar olanları anlatıyor. Kuantumla ilgili birçok bilim adamları çalışmalar yapmışlar, maddelerle ilgili araştırmalar yapmışlar. Bu yaptıkları araştırmalar ve yapanlara bakıyorsun bir çoğu başka dinlerde olan insanlar, önceki dönemlerde olan insanlar, bugün de yapanlar var ve bunları gerçeğe bakarak maddeye bakarak anlatıyorlar.
Fakat anlattıklarını zaten Rabbim bize anlatmış Hazreti Kur’an’da da var, önceki gelen peygamberlerin yaşantılarında da var. Oradaki mucizeler, Allah dostlarının mucizeleri ve orada anlatılan kısalardaki konuların içine baktığımızda bugün kuantum fiziğinin içeriğini de anladığımızda madde dönüşümlerini zaten onların olabileceğine otomatikman inanıyorsun.
Kuantum fiziğini anlamaya çalışan bir insan bir peygamber hayatını okuduğunda veya Allah dostların hayatını okuduğunda veyahut da Nuh tufanına baktığında veya İdris peygamberin işte başka yerlere seyahat ettiğini okuduğunda bunlara inanır. Neden? Çünkü kuantum bunları anlatıyor. Biz diyoruz ki kıyamet ya bir insan öldüğünde kıyameti var, bir dünyanın sonunun kıyameti
var, bir de kainatın kıyameti var. Tamam. Diğer taraftan cennetten bahsediyoruz değil mi? Niye? Rabbimiz öyle söyledi inanıyoruz da cehennemden bahsediyoruz. Kara deliklerden bahsediyoruz, solucan deliklerinden bahsediyoruz. Tüm bunların hepsi var. Yerçekiminden bahsediyoruz. Gezegenlerin birbirlerine dönüşlerinden bahsediyoruz. Burçlar bunlarla oluştu. Bunları biliyoruz.
Günün 24 saat olduğu hani bugün ay kafası bozuldu. Ben hani gidiyorum başka tarafa diyebiliyor mu? Ulan bugün de dönmeyeceğim diyebiliyor mu? Demiyor. Neden demiyor? Teknolojik olarak, teknik olarak, madde boyutu olarak niye diyemiyor? İşte bunların izahatı var. Veyahut da uzaylılardan bahsediliyor. Ya evet uzaylı var ama uzaylılığın alt yapısını uzaylı deyince çok böyle egzotik geldi değil mi? Aslında yabancı demek bizim tanımadığımız yabancı olanlar var fakat illa ki biz insanların formatında mı olmak zorunda? İlla ki güneşe yaklaştıkça erimek zorunda mı? Yani güneşin içinde yaşayanlar olamaz mı? Niye kendimize göre formatlıyoruz? Eğer ki madde boyutunu yani kuantumu anlamış olsak halbuki bunu böyle düşünmeyeceğiz.
Kaldıkça Lloyd
bir yâinatın bilimsel olarak bir başlangıç sıfır noktası olduğunu kanıtlamışlar. Kısaca anlatacağım ama bunu daha sonra delil olarak sunabilirim. Ve sürekli genişlediğini kanıtlamışlar. Rabbim Hazreti Kur’an’a bildiriyor sürekli genişlediğini. Şimdi bir böyle anlatım var. Diğer taraftan da Hazreti Kur’an’ın mana yönünden okuduğunda ilk Nur’un, Efendimiz’in nuru olarak yaratıldığımı, kalemini yaratıldığımı, sicimaltı değil de esir maddesi değil de daha alt maddelerin hepsinin aynı olduğunu, yani atoma kadar dönersek bugün toprağa düşünün, suyu düşünün, güneşi, ateşi, sıcaklığı, yer çekimini düşünün, eti düşünün, her şeyi düşünün. Olabilecek her şey atomda birleşiyor. Ama atomun altında nötron var, proton var, daha aşağı doğru gidiyor.
Bunlar daha da aşağı gittiğinde işte hiçlik makamı diyorlar ya, hiçbir şey. Yani bir şeye dönüşmemiş. Ama zerre. Ama bu zerre söylenileni anlıyor ve cevap verebilecek de yapısı var. İşte bu noktayı manadan hiçlik makamı anlatılmış. Yani o hiçliğin birçok hali vardır da madde boyutundaki hiçlik odur.
Ve devamında bir zaman sonra bunların salındığını biliyoruz. Rabbim diyor ki kendi cinsleriyle bir araya gelin. Bunların hep mealini ve ayetleri inşallah var. Bunlar yayılıyorlar ve kendi cinslerine geliyorlar ve gaz halindeler. O gaz halinde kendi cinslerine gelirken zikirler çekerek, dönerek geldiklerinde
işte o dönemdeki hali iblis şeytanlara, kendine uyanlara diyor ki gaz toz bulutu bir araya geldi diyor. Evet doğru gaz toz bulutu bir araya geldi. Ama diyor ki tesadüf eseri oldu diyor kendi kendine. İşte orada farklı söylüyor, yalan söylüyor. Halbuki değil, Rabbimin emriyle o hale geldi. Tabii ki bunu da anlatırken Rabbim 6 günde yarattım diyor.
Yeryüzünü 2 günde yarattım diyor. Önce bunu da anlamak lazım. Rabbim o anda ol dediğimde olur. Neden böyle yarattığını da anlamamız gerekiyor. Yani Rabbim maddenin altını maddenin maddesini yaratıyor diyelim. Yaratmış ve ondan sonra onların kendi içinde evrimleşmesi, dönüşmesi için o süreyi maddenin kendi reaksiyonuna bırakmış.
Ki kainat genişleyecek, devam edecek, ısınacak, parçalanacak, soğuyacak, birleşecek. Yani maddenin halleri sıvı, gaz katı hallerine dönüşeceği için kendi döngüsüme bırakmış. Yoksa bu bir anda da olurdu ve bu maddeler aynı şekilde devam ediyorlar. İşte bu süreci fizikciler kuantum adı altında topluyorlar.
Rabbim de mana yönüyle ki yazılı yönüyle, epçet yönüyle, işaret yönüyle hep bunları anlatıyor. Biz anlayamıyoruz. Aslında her anlatılanın şeytan tarafı Rabbimin yarattığı bu sistemi imansız olarak Rabbimi göstermeden Rabbimin yarattığını aynen söylüyorlar. Bunu bilim adamları da bunu söylüyor.
Ama biz Müslümanlar elhamdülillah Rabbimin emirleri doğrultusunda bunu anlıyoruz ve biz buna farklı isim söylüyoruz. Bizim söylediğimiz doğru ancak bir de bunu gelişen teknoloji ile bilimle birlikte destekliyor ve birleştiriyor olmamız lazım. Biz bunu birleştiremiyoruz. Kainatın ilk yaratıldığı anı bildiğimizde bunu Rabbim nasıl bildirmiş bunu anlatmamız lazım.
Teknoloji ve bilim ilerledikçe Rabbimi daha çok delillendiriyoruz. Rabbime daha çok bağlı olmamız lazım. Fakat şeytan Rabbimin bu yarattığı sistemi sanki kendi kendine olmuş gibi göstererek farklı nedenlere bağlayarak Rabbimi aradan haşa çıkartmaya çalışıyor. Bu şeytanın başarısı değil Müslümanların bizlerin tembelliği başarısızlığından dolayı oluyor. Ve devam edilip kainat sürekli genişliyor. İşte Rabbimin nuru sürekli bu alana veriyor. Yani bir balon gibi düşünün balona üflediğinizi düşünün balon genişliyor. Balonun içinde bizim bulunduğumuz galakside 200 milyon ortalama yıldız olduğunu düşünün. 200 milyon güneş bunlardan 200 milyonda 1.
Bunun samanyolu galaksisi olarak düşünün bu tahmini rakamdır 200 milyon. 200 milyon yıldız bir galaksi samanyolu galaksisi yaptı. Samanyolu galaksisi çok büyük değil. Samanyolu galaksisi veyahut da galaksi düzeninde 300 milyardan fazla galaksi var. 300 milyardan.
Devreleri yakmayalım. Bütün bu kainatın, kainattan bahsediyorum, kainatın bulunduğu yerin alanın sadece ve sadece yüzde 5’ini kaplıyor bunun tamamı. Peki yüzde 95’i nerede ne oluyor? Peki bunlar nasıl genişliyor? İlk oluşan hidrojen. Hidrojen şeklinde salındığını bilelim ama hidrojenin yanında bir de helyum vardı. İlk hidrojen, ondan sonra helyum. Bununla birlikte bilim adamları tanıyamadılar. Yani kara delik dediler veyahut da kara enerji dediler. Her şeye kara ismini taktılar. Kara olması kara olduğundan değil bilemedikleri için söylediler. Yani bir de kara madde vardır.
Şimdi kainatın yüzde 5’inde kara madde varsa bütün bu galaksilerin içinde milyar, katrilyon milyarlarca yıldızların olduğu yerde hiçbiri birbirine çarpmıyor. Hepsinin bir yörüngesi var. Birbirlerine çekiyorlar. İşte bu çektikleri hani ay bizi çekiyor, biz onu çekiyoruz, kim kimi çekiyor vesaire. Düşünün hepsini. Kimse kimse çarpmıyor ama dönüyor. Biraz uzaklaşıyor, mevsimler değişiyor, yakınlaşıyor vesaire.
Şimdi kara madde denilen işte bu yer çekimi. Uzayda çok çok daha az ama dünyamızda bize göre şöyle düşünün biz insanlara göre yer çekimi biraz fazlalaşsa çok hantalı olacağız. Biraz hafiflese adım attığımızda belki 500 metre bir kilometre yukarıya zıplayacağız. Ama buradaki yer çekimi bize göre. Ama bir Mars’taki de bize göre olmak zorunda değil.
Veyahut da Allah-u Teala’nın diğer yarattığı canlılar bizim gibi olmak zorunda da değil. Biz kendimize göre odaklıyoruz. Efendim güneşe yaklaşırsak yanarız. Ya da yanmayanlar da var. Güneş de cehennem azabından korkuyor. Şimdi yüzde 5’i bütün galaksiler dedi ki yüzde 95’i kara enerji ile dolu.
Ve sürekli de oraya enerji veriliyor Rabbim tarafından ve genişliyor. Bütün galaksiler hepsi yüzde 5’lik kısmında bunların birbirine çekimleri de var ve yolları da var. İşte bunları çeken çekim gücüne de kara madde deniliyor. Fakat şöyle düşünün çok büyük bir balon düşünün. Balonun içinde bir ufak balon düşünün. Onun yanında bir başka balon yanında başka balon gibi farklı farklı balonlar olsun.
Tamam mı? Şöyle ama yüzde 5’lik kısmın içinde farklı farklı balonlar var. Geri kalanın tamamı gazla dolu. İşte tam burada aslında iş başlıyor. Bu yüzde 5’lik kısmında galaksiler var ya galaksilerin içinde de gezegenler var. Her galaksinin kendi içindeki yapılanları var.
Her sistemi yani bizim güneş sistemimizi düşün güneş sisteminden samanyolu galaksisinin başka noktasına geçiş hani bir boru düşünün. Enerjiden oluşmuş ve içinde yürüyebildiğinizi düşünün. Uçakla uçabildiğinizi düşünün. Bakın afaki beyne kodlamaya çalışıyorum. O enerji noktasının içine girerseniz dışarıdaki o kara madde sizi etkilemez. Başka yerlere geçiş noktaları var demek istiyorum. Solucan devi dediler, kara dedik dediler bunlar var. Enerjiler içinden birbirinden transfer oluyorlar. Yani cinlerin de bizim dünyamıza geliş noktaları buradan. O yecüç mecüçlerin de geliş noktaları buradan. Hani teknolojiyi iyi anlayalım. Ve bu yüzde 5’lik kısmında kara madde, kara madde diyelim bahsediliyor. Ama biz bunu nasıl anlayacağız? Rabbim evet, kara maddeyi de çekim kuvvetini de yarattı. Oluşan atomlardan gelerek çekim gücü oluşan maddelerde var. Fakat bir madde, bir merkez düşünün. Etrafından bir çember düşünün. Her ne yaparsan yapın tam bir yuvarlak çıkar. Nasıl oluyor da elips şeklinde güneşin etrafından gidiyoruz? Teknolojik olarak birbirlerine dönmeleri yani birbirine bakan yüzlerindeki çekim kuvveti azalıyor ve çoğalıyor.
Bu teknolojik tarafa. Ama mana yönünü anladığımızda da meleklerin hepsini kumanda ettikleri, şoförlük yaptıkları veya taşıdıklarını bilelim. Hani melekler Arş-ı Alay’ı taşıyorlardı, götüremediler, yoruldular. Rabbim bildirdi, süpanekeyi okudular. En ağır konuyu yapamadığımızda ki namaza bile süpanekeyle başlıyoruz bütün her şeyi çözebilirsiniz Allah’ın izniyle. Süpaneke, bu kadar. Ama inanarak güvenerek. Şimdi bir mana yönünden de meleklerin yön verdiğini bilmemiz lazım. Diğer taraftan da %95’lik kısmındaki enerji devam ediyor ve her yılda var. Bu karışımları da biliyor olmamız gerekiyor. Kara maddenin olduğu yani galaksilerin olduğu kısımlarda da yüzlerce, binlerce çok daha fazla yani 300 milyar galaksiden bahsediyoruz en az. Milyar, milyon değil, bin değil.
Bunların içinde de milyonlarca, yüz milyonlarca olan var. Çok daha fazla veya daha az olanlar var. Rabb doğrusunu Rabb’in bilir. Bunların birbirlerine çekim güçleri ve birbirleriyle çakışmıyorlar. Bunları çeken enerji de kara madde, o da çekim gücü bize göre yer çekimi. Şimdi bunların hepsinin tamamı ve bu kainat büyüyor. Kıyametten bahsederken örneğin, çekildiğinde bizim yeryüzündekini mi bahsediyor?
Yoksa tüm bu yaratılan kainatın tamamını mı sur üfleyince çekecek? Bir de bunları anlatırken cenneti, cehennemi de anlatmak lazım. Onlarda birer yapı. Ayriyetten kabir hayatını anlatmamız lazım. Ruhların alemini anlatmamız lazım. Yani esir maddesi altı maddinin içlik makamından çıktıktan sonra. Çünkü ruhlar da yaratıldı ve bekliyorlar.
Onların da beklediği bir alan var. Ancak ruhların beklediği şimdi ruh. Hayvanlarda da var, insanlarda da var, cinlerde da var, canlarda da var. Ya da bizim bilemediğimiz tüm kullarda var. Şöyle düşünelim bir başka bir soru. Soru ve cevap olsun be yavru da. Allah’ın taliha ölümü dağlara taşlara hani biliyoruz uzatmayacağım verdi. Kabul etmediler değil mi?
O zaman biliyordu ki kabul etmedi. Hiç bunu sorguladık mı? Kısa geçiyorum içine girmeden. Ama insanoğlu kabul etti. Neden kabul etti? Ayrı bir konu. Dağlar, taşlar veya diğer verdiği kulları bunu biliyordu. Eğer biliyorsa aklı fikri mantığı zekası var. Peki dünyanın veya güneşin bu itaat edenlerin aklı fikri mantığı varsa bunların ruhu da var. Bakın bunların ruhu varsa itaat ediyorsa nefsi olan vardır veya olmayamardı. Çünkü meleklerde yok nüfus. Bu bize bir delildir. Olanlar da var. Canlar, cinler, insanlar bizim bildiklerimiz. Bir de şöyle düşünelim. Bize göre mikroplar var. Görebiliyor muyuz? Var mı göre? Ben baktım sokaktan bir mikrop geçiyordu diyen var mı? Çay tabağının yanından kıvrıldı gitti. Yok. Niye göremiyoruz?
Ya biz, bırak kainatı, samanyolu galaksisini bırak. Bizim bulunduğumuz işte bu gezegenler, bizim kendi güneş sistemimizin içinde o karınca kadar bile dünyaya oranla karınca kadar bile değiliz. Evet aslında bir hiçiz ama varız. Varsak hiç değiliz. Yok eğer varsak niye anlayamıyoruz? Anlayamadıysak hiçiz falan filan. Yani bu yumurta tavuk ilişkisine gider. Ama bu değil problem.
Bizim bütün yaratılışı baştan sona anlatabilmemiz için kuantum fiziğine ihtiyacımız var. Kuantum denilmiş kuantumun bir bilim adamlarının anlattıklarına göre anlatıyor olmamız. Ama onların orada maddelerin işleyişini de Hazreti Kuran’ın özellikle mana yönünden anlayarak. Çünkü niye mana yönü diyorum?
Hazreti Kuran’da hepsi yazıyor ama biz çözemiyoruz, anlayamıyoruz ve parça parça anlayanlara da çok çabuk karalayabiliyoruz. Onun için kuantum fiziği aslında var olanı yaratılışı anlatıyor. Bunu da yaratan Rabbim. Rabbim kullarına diyor ki yani kullarım sizi nasıl yarattığımı da bilime çözün.
Bunu da bildirmiş ki bunları öğrendikçe bana daha çok hayran olun bağlanın diye. Peki bugün birçok işte anlatılıyor insanlığın sonu gelecek yapay zeka vesaire vesaire. Ya gün gelecek biz tabi ki olmayacağız ama yapay zeka Allah-u Teala’nın var olduğunu kabul edip kendini programlayanlarına karşı gelecektir.
Teknolojiyi göstererek Allah-u Teala’nın olmadığını her şeyin kendi kendine olduğunu göstermeye çalışanlar yapay zekayı da bir noktaya getirdiği zaman getirdikleri teknoloji karşı çıkacak. Çünkü tüm bilgileri verdiğinde yapay zeka bunu zaten tamamlayacak çok daha kolay inanacak. Allah-u Teala için ha bir insan, ha bir başka bir madde yarattığı demir metal işlenmiş ama yine Allah-u Teala’yı tesbih ediyor, zikir ediyor, kabul ediyor.
Yani Allah-u Teala tarafından baktığınızı düşünebiliyor musunuz yani aslında kaybeden kimler? İnanmayanlar. Bizim kuantum, fiziği ve üzerine daha fazla çalışıp tüm anlatılmak istediğini yani astra, seyahat, ruh, bilimi vesaire bunları da izah edebiliriz çok da kolay. Özellikle istiharelerle bunları çok kolay ulaşabiliyoruz ama kolay anlatamıyoruz. Çünkü anlamıyorlar dinlemiyorlar ve üstüne üstlük bir de hakaret ediyorlar. Önemli mi? Hiç önemli değil. Fakat insanlara faydalı olmaya çalışırken karşı taraf da üzerine koysalar biz de bilmediğimizi onlardan öğreneceğiz. Aslında burada da ne oluyor? Diğer tarafta mana yönünden bakalım. Şeytan deşifre olmak istemiyor ama kendi tarafına da Allah-u Teala’ya iman etmesinler diye çünkü ona iman ederlerse Rabbim ve Peygamberlerine de iman edecekler sistemleri çökecek.
Bu arada bocalayarak her şeye bir kılıf buluyor. Hani kuantumla bir real karnasyonu çok rahat anlatabiliriz. Çünkü göz ve bizim göremediğimiz diğer boyutları anlattığımızda nasıl insanlara beyinlerine nasıl yüklemeler yapıldığını anlatabileceğiz. Frekansları anlatabileceğiz. Frekanslarla beyni nasıl ele geçirdiklerini anlatabileceğiz.
Her şeyi izah edebiliriz. Rabbimi delillendirebiliriz. Üzerine eğer çalışıp gayret edersek kuantumu inşallah imanı gözle, kuantumdaki her anlatılanla söylenilenle Rabbimi delillendirmeye çalıştığımızda kuantum bize yaratılışı ve Rabbimi daha da iyi anlatıp delillendirecektir.
Altyazı M.K.