"Enter"a basıp içeriğe geçin

KURAN DAKİ KRAL KARUN’UN TÜYLERİNİZİ ÜRPERTECEK HİKAYESİ ve HZ. MUSA

KURAN DAKİ KRAL KARUN’UN TÜYLERİNİZİ ÜRPERTECEK HİKAYESİ ve HZ. MUSA

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=XcvEIimjVsc.

Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen öyle bir kral düşünün ki düşündüğünüzde aklınızı yitirebileceğiniz bir hazineye sahip olsun. Abarttığımı mı sandınız? Hazinelerinin bulunduğu odaların anahtarlarını bir araya getirdiğinizde sadece bu anahtarları taşımak için 300 katır gerekiyormuş. Gerisini siz hayal edin. Kral Karun’dan bahsediyorum. Onu öylesine ibretlik bir son bekliyordu ki başına gelenleri duyunca hayret edeceksiniz. Bundan 2500 yıl öncesinden kalan hazinesinin günümüze kadar uzanan hikayesi ise tüylerinizi ürpertebilir. Şimdi sıkı durun. Hazinenin bir kısmı İzmir’e yakın bir bölgede köylüler tarafından yer altında bulundu. Fakat kimse bilmiyordu ki hazineye her kim elini sürerse felaketler yakasını bırakmayacaktı. Şu anda ekran başında bu videoyu izleyen herkesi yakından ilgilendiren
Karun’un hikayesini dinlemeye hazırsanız başlayalım. Kral Karun. Dünyanın gelmiş geçmiş en zengin ikinci kralı.
İlk sırayı tabii ki Hz. Süleyman Peygamber alıyor olsa da yaşadığı dönemin farkını göz önünde bulunduracak olursak Karun kendi döneminde dünyanın en zenginiydi. Öyle ki binlerce yıl sonrasında günümüzde bile zenginlikten bahsederken Karun kadar zengindi sözünü kullanırız. Bu sözü söylemekte haksız da değiliz çünkü. Dünyanın en zengini olmadan önce oldukça fakir biri olan Karun’un Hz. Musa Peygamberin akrabası olduğu rivayet edilir. Hz. Musa’ya oldukça yakındı hatta öylesine yakındı ki Musa Peygamber onun hayatının tamamen değişmesinde vesile olmuştur. Fakirlik zamanında Karun Firavun’a da yakındı ve ona hizmet etmekteydi. Firavun’un serveti sahip oldukları onun gözünü kamaştırıyordu. Bir gün Hz. Musa Aleyhisselam’a çok zengin olmak istediğini söyleyen Karun Ne olur bana yardım et. Sen Allah’a yakınsın. Dua et de ben zengin olayım dedi.
Musa Peygamber bu konuda çok emin değildi fakat Karun artık Firavun adına çalışmıyor ve Firavun’un idaresinde bulunan insanlara artık eziyetlerde bulunmuyordu. Hz. Musa Peygamberin yanından ayrılmamaya başlamıştı. Karun ona iman ediyor sözünden çıkmıyordu. Tekrar ne olur dedi. Zengin olmam için bana yardım et. Kazandıklarımızda hayır yaparız. İyilik için harcarız. Böylece Hz. Musa Peygamberin duasını almayı başarmıştı Karun.
Bunun üzerine kendisine Hz. Musa’nın duasıyla birlikte Allah tarafından simya ilmi öğretildi. Böylece altın, elmas, yakut, mücevherler ne varsa elde etmenin ilmini öğrenmişti. Büyük bir hızla zenginleşmeye, servetine servet katmaya başladı. 35 yaşına geldiğinde ülkenin kralı olmuştu. Herkes onu konuşuyordu. Kısa sürede öylesine bir zenginliğe ulaşmıştı ki çevresindeki birçok krallığı bile kendi himayesine almıştı. Öylesine bir bolluk içerisindeydi ki atlarının kostümünden, arabalarına kadar, hatta kendi giydiği kıyafetlerine kadar sahip olduğu her yeri altınlar, zümrütler ve çeşit çeşit mücevherlerle kaplıyordu. Giderek sadece kendine ait olana değer vermeye başlamış, azgın bir krala dönüşmüştü. Hz. Musa Peygamber’e verdiği sözlerden en ufak bir kırıntı bile kalmamıştı aklında. Varı yoğu sahip olduğu hazinesiydi. Gece olup tüm halk uykusundayken o hazinelerinin bulunduğu odaları gezer, altınlarını, mücevherlerini seyrede alardı. Altınlarının üzerinde yürürken çıkan sesler kulağına gelen en güzel sesti artık. İçi hazine dolu bu odalardan, sandıklardan o kadar çok vardı ki tüm anahtarları taşımak için 300 tane katır kullanılıyormuş. İnsan aklı nasıl bir hazine olduğunu almıyor bile. Eskiden Firavun adına çalışan, onun gözünde fakir ve önemsiz biri olan Karun artık Firavun’un en sevdiği adamlardan biri haline gelmişti. Firavun’un sırdaşı en iyi arkadaşı olmuştu ve Karun Hz. Musa’ya karşı adeta düşman gibi olmuştu. Tüm zamanını altınlarıyla ve Firavun’la geçiriyordu. Hz. Musa Peygamber onu çokça uyardı. Malına, mülküne bu kadar güvenme. Allah tüm sahip olduklarını sana verdiği gibi elinden bir kere de geri de alabilir. Fakat Karun Hz. Musa’ya kulak asmıyordu. Ne demek Allah verdi? Ben kendi ilmim çabalarım sayesinde kazandım bu kadar malı mülkü. Ben yaptım dedi. Kur’an-ı Kerim’de şöyle geçer. Karun, Musa’nın kavminden idi de onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarlarını güçlü, kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti. Şımarma, bil ki Allah şımarıkları sevmez.
Hz. Musa, ondan malının zekatını vermesini yani sahip olduklarının belli bir oranını yardıma ihtiyacı olanlarla paylaşması gerektiğini söyledi. Bu Karun için bardağı taşıran son damla olmuştu. Artık Hz. Musa’dan kurtulmalıydı diye düşündü. Ona bir tuzak kurmaya karar verdi. Öyle bir şey yapmalıydı ki Hz. Musa’ya inanan insanları da ondan uzaklaştırmalıydı. Derhal Firavun’a gitti ve ona Musa’dan nasıl kurtulabileceklerinin planını anlattı.
Plana göre Mısır’ın en ünlü hayat kadınlarından biriyle konuşup, onu Musa’ya karşı bir oyun oynaması konusunda ikna edecekti. Firavun böyle bir kadını tanıyordu. Para için yapmayacağı hiçbir şey yoktu bu kadının. Plana göre bayram günü tüm halk meydanda toplandığında kadını çıkartıp Hz. Musa için iftira atmasını sağlayacaklardı. Kadın herkesin gözü önünde Hz. Musa’yla zina yaptığını söyleyecekti.
Karun kadını buldu ve planı ona anlattı. Eğer teklifini kabul ederse onu ağırlığınca altınla ödüllendireceğini söyledi. Kadın benim için çok basit bir iş bu diye karşılık verdi ve Kral Karun’un bu teklifini kabul etti. Bayram günü geldiğinde tüm şehir meydanda toplanmıştır. Adeta bir şölen havası vardır. Firavun bu etkinliğe Hz. Musa’yı da davet etmiş.
Hz. Musa Peygamber az sonra başına geleceklerden habersiz bir şekilde bu daveti kabul etmiş ve o gün meydana gelmiştir. Herkes planı gerçekleştirmek için hazır bekliyordur. Firavun Hz. Musa aleyhisselamı büyük bir heyecanla meydana doğru davet eder. Herkesin görebileceği noktaya ve ona bütün halkın gözü önünde şöyle der. Hoş geldin ey Musa sana bir sorun var. Senin dininde zina haram mıdır? Hz. Musa Peygamber hiç düşünmeden cevaplar. Kesinlikle haramdır der. Peki bunu Hz. Musa bile yapsa yine de haram mıdır diye sorar. Hz. Musa aleyhisselam evet kuşkusuz tabii ki haramdır diye karşılık verir. Bu sözlerin üzerine Firavun arkada bekleyen kadına seslenir ve çık gel yanımıza. Anlat herkese neler olduğunu der. Anlat herkes duysun Musa’yla zina yaptığınızı. Kadın meydana gelir. Hz. Musa Peygamber kadına bakmamıştır bile. Sopasını havaya kaldırır ve şöyle yükseltir sesini. Ey kadın doğruyu anlat. Sadece doğruyu söyle. Seninle zina ettim mi ben? Herkesin gözü kulağı kadının üzerindeydi. Firavun ve Karun büyük bir heyecan ve keyifle kadının iki dudağının arasından çıkacakları bekliyordu. Fakat o anda her ne olduysa para için yapmayacağı hiçbir şey olmayan
ve kendisi için çok basit bir iş olan kadın Hz. Musa Peygamberi gördüğü anda tamamen değişti. Önce yutkundu derin bir nefes aldı ve şöyle dedi. Ey Musa Allah adına yemin ederim ki sen kesinlikle benimle zina etmedin. Bunu duyan Karun ve Firavun şaşkınlık içinde kalmışlar. Olan bir tane şahitlik eden halk ise Musa’nın Rabbine iman ediyoruz diye bağırmaktadır. Hepsi Hz. Musa’nın yanındadır artık.
Yaşanan bu olay ise Karun için sonun başlangıcı olacaktı. Hz. Musa toprağa emrederek Karun’u yut der. Allah da yere Musa’yı dinlemesini emreder. Böylece herkesin gözleri önünde bir mucize gerçekleşir ve yer yarılmaya başlar. Önce Karun’un tüm hazinesini yutan yer sonra da kral Karun’u içine alır. Karun boğazına kadar yerin altına girmiştir. Elini dışarı uzatıp ne olur Musa beni kurtar affet beni diye yalvarıyordur.
Fakat Hz. Musa onu dinlemez. Böylece dünyanın en zengin cimli kralı sahip olduğu eşsiz hazinesiyle birlikte yer yarılıp içine girmiş ve gözlerden kaybolmuştu. Kur’an-ı Kerim’de Kasa suresi 81-82’de şöyle der. Sonunda biz onu ve evini, barkını yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı ona yardım edecek adamları olmadığı gibi kendi kendini kurtarabilecek durumda da değildi. Daha dün onun yerinde olmak isteyenler bu defa yazıklar olsun bize.
Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol, dilediğine ölçülü veriyormuş. Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de mutlaka yerin dibine geçirmişti. Karun’un hikayesinden çıkarılacak çok dersler var. Malınızın, paranızın zekatını vermekten, küçük bir bölümünü yardıma ihtiyacı olan başkaları ile paylaşmaktan çekinmeyin. Peki, kral Karun’un o dillere destan hazinesine ne oldu?
Bunca geçen binlerce yılın üzerinden öyle bir keşif yapıldı ki İzmir’de yaşananları duyduğunuzda çok şaşıracaksınız. Yıl 1968. İzmir Uşak yolu üzerinde bulunan bir köyde, elinde bir defini haritası olan adam, 5 köylüyü yanına alarak tarif ettiği yeri kazdırmaya başladı.
Tam isabet, kazılan yerde bir mezar, mezarın içinde de 520 parça mücevherden oluşan bir hazineye ulaştılar. Bu hazine, Lidya kralı Karun’dan prensese kalan mücevherlerden oluşuyordu. Yani yerin dibini boylayan o akıl almaz ve sırra kadem basan büyük hazineden sadece prensesin sahip olduğu ufacık bir kısmıydı. Çıkarılan, paha biçilemez bu hazineyi, o zamanın parasıyla sadece 78.000 TL’ye satan köylüler para kazandık diye seviniyorlardı.
Fakat dilden dile dolaşan, günümüze kadar gelen bir söylentinin farkında değillerdi. O da Karun’un hazinesinin tılsımlı olma olasılığı. Hazine tümüyle Amerika’ya kaçırıldı. Ardından hazineyi çıkaran köylüler ilginç bir şekilde peş peşe hayatlarını kaybetmeye başladılar. Kimisi traktör altında kaldı, kimisi kör oldu, kimisi de aklını kaybetti. Ayrıca hazine Amerika’daki işin içinde olan kişilere de yaramıyordu. Onlar da birer birer hayatlarını kaybettiler.
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra New York Metropolitan Müzesi’nde sergilenen Karun’un hazinesi dikkatleri üzerine çekti ve Türkiye’den kaçırıldığının farkına varıldı. Uzun yıllar süren bir hukuk sürecinden sonra 40 milyon dolar masraf yapan Türkiye, davayı kazanarak hazineyi ülkemize geri almayı başardı. İşte 2500 yıl öncesinden kalan Kral Karun’un ihtişamlı hazinesinden ufacık bir parça bugün Uşak Müzesi’nde hala sergilenmekte. Fakat hazine müzeye getirildikten yıllar sonra fark edildi ki en önemli parça olan kanatlı deniz atı onca kamera ve güvenliğe rağmen uzun zaman önce sahtesiyle yer değiştirmişti. Orijinali müze’den çalınmış olan bu parça uzun bir süre sonra Almanya’da ortaya çıktı ve tekrar Uşak Müzesi’ne geri getirildi. Olur da Uşak’a yolunu düşerse Karun’un hazinesini ziyaret etmeyi unutmayın. Fakat ne olur ne olmaz hazineye fazla yaklaşmayın benden söylemesi.
Hazinenin 2500 yıl önce yerin dibine girmiş olan esas kısmına gelecek olursak da, rivayetlere göre onu da sadece Hz. Mehdi görevinin başına geçtiği zaman yerin altından çıkarıp ihtiyacı olanlara dağıtacak. Hz. Muhammed aleyhisselatü vesselam’ın da dediği gibi, Dünya malına sevgi Allah ile arandaki perdedir. O perdeyi de aralamak bizlerin elinde. Tabi ki Allah’ın bizlere verdiği bu nimetlerden bu güzelliklerden faydalanacağız. Fakat unutmayın ki, Dünya malınız elinizdeyken düşmanlarınız hep dostunuz olur. Elinizde bir şey kalmayınca ise dostunuz bile düşman olur. O yüzden günün sonunda hep hatırlamakta yarar var.
Bu dünya tıpkı Afrikalı bir çocuğun midesi gibi boş.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir