Mahya Işıkları 12. Gün | Zaro Ağa

Mahya Işıkları 12. Gün | Zaro Ağa videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TJXMtucwFQM. İzmir’in Kurtuluşu Merhaba, yeni bir Mahya Işıklarına hoş geldiniz. Hepiniz hoş geldiniz. 9 Eylül 1922, güzel İzmir’imizin kurtuluşu. İzmir’in Kurtuluşu’ndan birkaç hafta sonra, 20 Ekim’de Refet Paşa Kurtuluş Ordusu’yla birlikte İstanbul’u ve bir İstanbullu Refet Paşa’nın önünde kurban keser. Zaro…

Mahya Işıkları 12. Gün | Zaro Ağa

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=TJXMtucwFQM.

İzmir’in Kurtuluşu Merhaba, yeni bir Mahya Işıklarına hoş geldiniz. Hepiniz hoş geldiniz. 9 Eylül 1922, güzel İzmir’imizin kurtuluşu. İzmir’in Kurtuluşu’ndan birkaç hafta sonra, 20 Ekim’de Refet Paşa Kurtuluş Ordusu’yla birlikte İstanbul’u ve bir İstanbullu Refet Paşa’nın önünde kurban keser. Zaro Ağa’dır o kurbanı kesen. Zaro Ağa, 1922 yılında 145 yaşındaydı. Evet, yalnız söylemedim. 145 yaşındaydı. Zaro Ağa, insanlık tarihinin bilinen, en uzun süre yaşayan insanlardan biri idi. 1777 yılında doğmuştu ve 1934 yılında vefat etmişti. 157 yaşında öldü Zaro Ağa. Zaro Ağa aslında Bitlis’teydi. Bitlis’te doğmuştur ve bir çocukken Bitlis’ten yürüyerek İstanbul’a gelmişti. Önce Yeni Çerilik yaptı Zaro Ağa. O ünlü Akka Savaşı var ya, hani Napolyon ile savaştığımız 1798’de değil mi? Evet, işte o Akka Savaşı’nda Zaro Ağa’da vardı. Napolyon’a karşı savaşmıştı. Düşünsenize, Napolyon’a karşı savaşan bir yeniçeri, Kurtuluş Ordusu’nun başındaki Refet Paşa’nın önünde kurban kesiyor yıllar, yıllar sonra. Tabi 1826’da 2. Mahmut döneminde Yeniçeri ocağı kapatıldı. Zaro Ağa yeniçeri,
ocağı olayları sırasında der ki kendisi Ayasofya Camii’nin zindanlarına saklanarak hayatını kurtarmış. Onun söylemesi. Sonra ne iş yapıyor? Ha, inşaatlarda çalışıyor bu arada. Pardon, inşaatlarda da çalışıyor. Örneğin, Selimi Kışlası’nın yapımında çalışıyor. Selimi Kışlası’nı ne zaman görsem aklıma Zaro Ağa gelir benim. Sonra Nusretiye Camii. Ortaköy’deki o güzel cami var ya, Ortaköy cami,
ne kadar güzeldir. Onun yapımında da Zaro Ağa çalışmıştır. Ve hamallık yapıyor. Hamallar cemiyetinin reisiydi. Neler taşımadı ki? Bir düşünsenize. Ben ne zaman İstanbul’da bir hamal görsem, bir yük taşıyan emekçi hep aklıma Zaro Ağa gelir, biliyor musunuz? Neler taşımadı ki? Ama özellikle bir eşya ona taşıttırılırdı. Başka kimse çağırılmazdı. Zaro Ağa gelsin, bunu o taşıyacak. İtinayla taşınması gereken bir eşyaydı o. Neydi biliyor musunuz? Piyano. Evet. Yani neredeyse İstanbul’un bütün piyanolarını Zaro Ağa taşımıştı. E kolay değil tabii piyanoyu oraya çıkarmak. Yani itina ister.
Gövenilir biri. Kimdi? Zaro Ağa. Düşünsenize. Bir gözünüzün önüne getirin lütfen. Dünyanın en uzun süre yaşayan insanı ve sırtında kocaman bir piyano. Ne olduysa 1930 yılında oldu. Zaro Ağayı aldılar ve Amerika Birleşik Devletleri’ne götürdüler. Amerika’ya gitti Zaro Ağa.
Yanında, efendim onun torunu olduğu söylenen aynı zamanda da güreşçi imiş Ahmet Musa. Torunuyla beraber gitti. Gazeteler böyle yazdı. 2-2,5 yıl kaldı oralarda. Aslında bir çetenin elini düştü Zaro Ağa. Onun sırtından para kazanmak istediler. Hani vardır ya Amerika’da böyle silkler gösteriler. Ve şimdi dünyanın en yaşlı insanı geliyor. Böyle ışık altınlarında. Altında Zaro Ağa sahneye çıkıyor.
Sirk çadırlarında. Doğasından uzaklaştırılmış, kaçırılmış bir sirk hayvanı gibi. Zavallı insan. Bir tutsak bir esir gibi. Amerika’da acılar içinde. Ve geri dönüş yolunda onu kaçıran çete, İngiltere’de de gösteriler yapıyor. Ne oluyor? Eddie Collins adlı bir çete üyesi,
Zaro Ağa’nın torunu olduğu söylenen Ahmet Musa’yı öldürüyor Belfast’ta. Aslında Ahmet Musa, Zaro Ağa’nın torunu falan değil, hepsi bir çet üyesi. Ve Zaro Ağa üzgün bir şekilde İstanbul’a geri dönüyor. Zaro Ağa hastalanıyor. Son nefesini veriyor. Nerede veriyor son nefesini biliyor musunuz? Şişli Çocuk Hastanesi’nde.
Şişli Etfal Hastanesi’nde. Zaro Ağa’nın Amerika’ya götürülüşü, o kaçırıldığı süreç, benim aklıma hep King Kong filmini getiriyor. King Kong filmini bilirsiniz. O filmin sonunda New York’taki ünlü gökdelen Empire State Building’in tepesinde King Kong, çaresizlik içinde uçaklar saldırıyor King Kong’a. Ben ne zaman o sahneyi görsem hep aklıma Zaro Ağa gelir.
O da King Kong gibi doğasından, hayatından kaçırılmış, gösteri amaçlı Amerika’ya getirilmiş. Ve ne garip, Zaro Ağa Amerika’dayken 1931 yılında o New York’un gökdeleni Empire State Building açılmıştı. Zaro Ağa hayatını kaybediyor. Gözlerini dünyaya 157 yaşında yumuyor.
Ve o öldükten yıllar yıllar sonra bir yoğurt firması, o yıllardaki bir yoğurt firması bir gazeteye ilan veriyor. Okunan şudur, neden bunca yıl yaşadım biliyor musunuz? Çünkü yoğurt yedin, siz de yiyin, yaşarsınız. Zaro Ağa! Reklamın başında şu yazılıydı, Mezardan bir ses. Zaro Ağa hayatını kaybetmiş.
Ve öldükten sonra bile, hâlâ onun sırtından medetumanlar vardı. Selime Kışlası’nın Ortaköy Cami’ni ne zaman görsem, ya da bir piyano görsem, benim aklıma hep Zaro Ağa gelir. Ruhu şad olsun. Geldik bir mahya ışıklarının daha sonuna. Yarın yeniden aynı gün aynı saatte buradayız ha.
Hoşça kalın.
Sucu ile san ettiysek, afiyet olsun.