"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mehmed Fatih Can – Fâtih ve Dehâsını Besleyen Çevresi – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)

Mehmed Fatih Can – Fâtih ve Dehâsını Besleyen Çevresi – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=mSnfC01SD-4.

Napolyon biliyorsunuz Elen Adası’nda hapisteyken ona sormuşlar yani Dünya’da bugüne kadar en büyük adam kimdir size göre? Teretüsü Fatiha Sultan Mehmet demiş. Kaynaklarda var bu. Tabi şaşırmışlar sebebini sorunca demiş ki ben bu kadar yer fettim, bu kadar yer fethettim, bu kadar yer işgal ettim. Hiçbir tanesini elimde tutamadım ve şu an hapisteyim. Fakat bu öyle bir zat ki, öyle bir adam ki fethettiği yerler sadece kendisine değil kıyamete kadar bütün nesillerine kalacaktır. Kimse onların elinden alamayacaktır. Bu kadar sağlam fetihler yapmıştır. Onun için dünyanın bana göre en büyük adamı Fatiha demiştir. Fatiha gerçekten çok büyük bir şahsiyettir. Hem şahsiyetiyle hem tarihte oynadığı rolle, hem icraatlarıyla hem fikri yapısıyla, entelektüel kapasitesiyle gerçekten nev-i şahsına mümünhasır, tarihin ender gördüğü nadir gördüğü zatlardan, şahsiyetlerden bir tanesidir. Tabi bu Hüdain abi değildir. Yani kendiliğinden ortaya çıkmış efendime söyleyeyim değildir. Dolayısıyla soy bilimciler bir şey söylerler. Derler ki bir insanın şahsiyeti üç neslin içinde olduğu bir laboratuvar dahilinde incelenmelidir. Yani ırsi faktörlere dikkat çekmek için,
genetik faktörlere dikkat çekmek için. Fatih gibi bir şahsiyeti tahlil ederken, Hüdain abi tolmadığını dikkate almak lazım. Onun genetik yapısına, ırsi yapısına, içine doğduğu cemiyetin yapısına, kalite seviyesine, etrafındaki kadronun kalite seviyesine, şahsiyet yapısına dikkatle bakmak lazım. Ancak bu şekilde şahsiyet çözümlemesi olabilir. Zaten bizde genelde hep şahısçılık yapılır. Ama şahsiyet genelde arka planda kalır. Adamcılık bizde daha ön plandadır maalesef. Dolayısıyla bir şahsiyetin tahlili, kişiliğin, karakterin oluşmasındaki faktörler, müessirler bunlar. Bu üç sacayet içerisinde aranmalı. Ancak ondan sonra ortaya çıkan sonuçlar değerlendirildikten sonra, o kişinin şahsiyetini gerçek manada ortaya çıkarabiliriz.
Dolayısıyla İmam-ı Birgüvi Hazretleri’nin de bu konuda bir tespiti vardır. Yani bir kişinin nasıl bir kişi olduğunu anlamak için yedi ceddini araştırmak lazımdır. Yedi ceddî içerisinde onun şahsiyet yapısını araştırmak, tahlil etmek lazımdır. Bu gerçekten doğrudur. Dolayısıyla Fatih, yedinci Osmanlı Padişahıdır. Yedi cedd geriye gittiğimiz zaman Osman Gazi, Orhan Gazi,
Birinci Murat, Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, İkinci Murat gibi babalara dedelere, büyük dedelere sahip bir zat zaten. İkincisi, içine doğduğu cimiyetin, Farabi’nin Medinet-ül Fazlası’ndan fırlamış tablolar yaşatan faziletli bir toplum olduğu ortadadır. Yani Osmanlı cimiyeti, yani tarihin kaydettiği,
özellikle kuruluş devrinde sabrıyla, vethanetiyle, itikadıyla, efendime söyleyeyim, o ummani tahammül gücüyle, bu isimlerini saydığın padişahların o seferden bu sefere, milleti de peşine takarak koşuşturmasının bütün enerjisini sırtında taşıyan, mübarekliğiyle, tahammül gücüyle çok kaliteli bir toplumdur. Tasavvufun ve ehl-i sünnet ulemasının tekkelerin ve dergahların ve medreselerin, eğitimlerinden, sohbetlerinde yetişmiş bir cimiyetten bahsediyoruz. Gazacı bir cimiyetten bahsediyoruz. Saf devirlerdir. Hakikaten safiyane bir Osmanlı cimiyeti söz konusu. Fatih, böyle bir cemiyet içerisinde, Murat Çelebi Mehmet, Bayezid gibi dedelere sahip
ve en önemlisi de onun etrafında hâlelenen, komutan, âlim, fıkıhçı, hakîci, müfessir, matematikçi, dilci, değil mi? Ona askeri talimleri veren şahsiyetlerin büyüklüğü, bu kadar müthiş bir kadronun, ta çocukluğundan itibaren Fatihi ve onda dehayı tespit ettikleri için, çaktıkları kıvılcımlarla harekete geçirmeleri, böyle bir Fatihi ortaya çıkarmıştır ve 21’inde İstanbul gibi tarihinde 23 kuşatma, 23.5 büyük saldırıya maruz kalmış, hiçbir talihini de düşürlememiş, büyük ünlü anlı şanlı komutanların bile alamadığı, zapt edemediği, ele geçiremediği bir yeri, 21 yaşında bir delikanlı toylunda ele geçirmiş ve en önemlisi de Rasulullah Efendimiz’in 830 sene önce
müjdelediği zat olmuş, şahsiyet olmuş bir kişiden bahsediyoruz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir