"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mehmed Fatih Can – Fethe Gölge Düşüren Üç Mühim İddia Hakkında – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)

Mehmed Fatih Can – Fethe Gölge Düşüren Üç Mühim İddia Hakkında – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=EoADis5lvfA.

Hocam aslında fetih birçok veçesiyle her sene konuşuluyor. O yüzden biz buraları çok üzerinde durmayalım fakat fetihin şanına, şerefine, gölge düşürülen üç tane husus var. Bu hususları o yüzden size hassaten sormak isterim. Mesela birincisi fetih esnasında, o muhasara esnasında Şahi topu dökülmesi. Çünkü Şahi top döküldüğünde hani Bizans surlarına çok büyük zarar verdi. Şahi topu dökülmesi meselesi ve macar urban.
Yani bizim fetih esnasında kullandığımız en üst seviye topları, o büyük 50 tane camışın çektiği Şahi topları ve büyük topları macar urban mı dökmüştür. Ya bu şeref urban ama havettir. Evet, ikincisi gemileri karadan yürütme meselesi. Üçüncüsü de mesela Stefan Svaykin yazdığı bir öyküde daha da meşhur olan bir hadise var.
Kerkoport denen bir kapı açık unutulmuş. O kapıdan bizim askerlerimiz girmiş ve fetih bu sayede gerçekleşmişler. Hatta çok da aforizmatik bir cümleyle tamamlar eseni. Der ki bir saatin kaybettirdiğini bin yıl telafi edemezler. Hakikaten basit, o bir hani unutma vesilesiyle mi böyle bir fetih gerçekleşti? Canbozane kıpırtısı evet. Ya tabi fetihin şerefine hiçbir şey gölge düşüremezsin. Bu ayrı bir konu da.
İşte bu kendilerine tatmin meselesi yani orientalist kafa bu. Stefan Svaykin tabi çok üst tabi kalem ama onun işte Yıldızın Parladığı Anlar diye kitabında meşhur fatihle ilgili ithamlarını da biliyoruz. Zalim, kan dökücü, muhteriz, efendime söyleyeyim, gözü dönmüş falan filan gibi ifadelerle Fatih Sultan Mehmet Han anlatır.
Bir defa bunların bu batılı kalemlerin kahir ekseriyetinden kalemlerinden insaf beklemek ya da objektif bir tutum beklemek mümkün değil. Bu bunu ayrı bir yere koyalım. İkincisi bu şey meselesi, top meselesi hep burada. Hani Gip ünlü Osmanlı şiir tarih yazarı, orientalist diyor ki Türkler bir savaş hırkıdır.
Bunlar sanattan, medeniyetten, ilimden, teknikten anlamaz. Bunlar yağmaca bir yuruk. Bunlar iyi savaşır, açlığa tahammüllü, efendim yağmalarlar. Bunlar böyle bir kavimdir diyor. Bunu nerede söylüyor? Bunu yazdı eserinde söylüyor. A artı anziklopedim maddesinde söylüyor. Yanılmıyorsam ana Britanika’da buna madde yazdırmışlar orada söylüyor. Edebiyattan anlamaz, zaraffettan anlamaz filan filan.
Dolayısıyla şimdi bunu batı, o orientalist yaklaşım, bu tür tespitlerle aslında yeni kavramlar üretip Müslüman dünyanın gençlerini, insanlarını ve aşağılık kompleksine düşmüş, düçar olmuş nesillerini etkilemek adına üretiyorlar bunları.
Yani burada mesaj şu, senin en teknolojik buluşun bile bir Macara ait, bir Hristiyan ait, yani bize ait. Ya bunun patenti de bize ait. İşte o Kerkoporta, Canbazane kapısı, yani 54 gün süren o müthiş stratejik deha, o teknoloji, o silahlar, o gayret, o çaba, o üstün çağın ötesinde, hani çağ açık, çağ kapat diyoruz ya, gayretin hiçbir önemi yok. İşte bu Canbazane derilen kapıda işte günlük halkın girip çıkması için kullanılan surlardan bir kapı, Rumlar tarafından unutulmuş, açık bırakılmış da o civarda dolaşan iki üç tane Osmanlı piyadesi orayı açıp görünce civardaki komutana haber vermişler ve Osmanlı oradan girmiş, içeriği teslim almış.
Şimdi bu paladaları, maalesef müşterisini bulabiliyorlar. Şimdi bunun, maalesef Hammer bile bunu dile getiriyor biliyor musunuz? Zıvaik de bence Hammer’den alarak bunu dile getiriyor. Ya Allah aşkına küçücük bir kapı, küçücük bir kapı. Oradan, o ordunun, 80.000-100.000 ordudan bahsediyoruz, oradan girmiş de nitekim o kapıya gerek yok ki
o Şahitoplar ilk çalışmaya başladığı zaman açılan gediklerden Yenişeriler girdiler zaten. Yani surlar delindi, girildi. Ama çok şiddetli çarpışmalar açılamadığı için Yenişeriler geri çekilmek zorunda kalmılar. Tabii bunun da bir kıymeti harbiyesi yok. Macar, urban değildir, Şahitop çok önemli bir teknoloji. Çağın atom bombası, yani Orta Çağ kapattı, Yenişağ açtı diyoruz ya. Bu neye dayanarak Batıllar söylüyor? Bu bizim iddiamız değil. Şunun bergerme silahı diyor ki, Türkler öyle bir silah buldular ki, bu Batı’nın bugüne kadar bütün kabullerini altüst etti, bütün Batı tarihini etkileyecek bir olaya sebebiyet verdi.
Bu üstün teknolojik silah. Dolayısıyla diyor, 1452-53’li yıllar artık Batı tarihi için Orta Çağ’ın kapanıp Yenişağ’ın açıldığı bir devirdir. O kadar ciddi bir teknolojik silah. Bu Şahitop. Bunun mimarı Macar, Urban usta değildir. Artık biz biliyoruz ki mimar Bustı Hiddin ve Sarıca Paşa’dır.
Allah aşkına topçuluk zaten Türklerin tek elinde olan patantinde olan bir şey. Daha 1354 Gelibolu Muharebesinde Türkler topu sahaya indirdiler. Dolayısıyla şöyle söyleyeyim, o derece ileri gidildi ki bu işte, bu top dökme işinde. İstanbul’da kuşatma devam ederken kağıt hane civarında haddahaneler kuruldu. Topçu mühendisler yetiştirildi. İstanbul surlarını döven topların kahir ekseriyete de İstanbul’da zaten imal edildi. Şahitop’un özelliği neydi? O güne kadar o cesamette, o teknolojide herhangi bir topun varlığı söz konusu bile değil. Toplar sadece gürültüyle, yakıcı ve sesiyle insanları etkileyen savaşta moralleri bozan bir şey. Bir de kale burçlarına falan konulan bir alet yani. Öyle öldürücü bir tarafı yok. Şahitoplar 600 kilolu gülleleri 1 mil, 1.500 mil öteye fırlatan bir teknolojiye sahip. Sadece barıt hazresi 2 saatte doluyor. Ve çatlama problemi var. En büyük tehlike o günkü top teknolojisinde, en büyük tehlike topun 1-2 atıştan sonra ısınıp çatlaması ve etrafındaki bütün ekibi, topçu ekibi öldürmesi. Nitekim Urban Bizans imparatorundan vazife istedi. Bizansa hizmet eden bir adam, Bacarurban. Bizans imparatorlu, surlarının sağlamlığından bunu hiçbir gücün aşamayacağına olan güveninden yüz vermeyince Osmanlı’ya sığındı. Nerede sığındı? Rumelihisar’ında geldi teslim oldu. Oradan Edirne’ye geldi. Fatih dedi ki bana şu ölçülerde bir top yapabilir misin? Kendi sözü.
Efendim dedi ben iyi bir dökümcüyüm. Bu işin balistiği bilgisi bende yok. Hesaplamaları yapamam. Balistik hesapları yapılsın, barut marut hesapları yapılsın, o dengeli hesapları yapılsın. Ben bunu kalıplama ustasıyım. Bacarurban dökümcüdür. Bunun balistik hesapları, barut hazre bilmem ne o işte o çok teknolojik.
Fatih Usta Mehmet’in bizzat kendisine ve yetiştirdiği etrafındaki birkaç topçu kurmayana aittir. Ve asıl şahi topları Mimar Busri Hiddin ve Sarıcak Paşalar dökmüştür. Urbanın döktüğü hesaplamaları kendisine ait olmayan döktüğü şahi top, İstanbul surları önünde ilk çatlayan patlayan ve etrafındaki bütün topçuları öldüren toptur aynı zamanda. Hatta bazı kaynaklarda Urbanın da o ilk topun yani kendi ürettiği, kalıpladığı, ürettiği demeyeyim kalıpladığı döktüğü topun patlaması esnasında öldüğü kitaplarda rivayet edilir. Vardır kaynaklarımızda. Bu şeref Macar Urban’a ait değil. Burada hocam aslında şuna da değinmek lazım. Velev ki bu iddialar doğru olsun. Biz aslında Ulus Devlet İzanı’yla baktığımız için bazı hadiseleri çarpıp görüyoruz. Halbuki Ulus Devlet İzanı’na bakanlar kendi tarihlerinde bir başarı varsa bu başarının kendi ırkından olan insanlığın elinde sadır olmasıyla onu değerli atfediyor. Halbuki bir İmparatorluk İzanı’na sahip olan bir insan devletin en üst derece rast yönel örgütlenme tarzı olduğunu bildiği için bu örgütlenme tarzında kimi dahil ettiği önemli değil. Onun nasıl dahil ettiği ve nasıl kullandığı ve başarı oluşup ulaşmadığına bakar. Osmanlı bünyesine kendisinden olmayan bir insanı dahil etmiş ve bununla da bir şeyler başarmışsa bu aslında devlet teşkilatı için bir iftihar sivesi vesilesidir. Ya şimdi tabii çok güzel. Yani aslında oraya geleceğim ama önce tabi iddiaları bir çürütmek lazım. Mesela şey de öyledir bunu da söyleyeyim. Şimdi gemilerin karadan yürütülmesi bir gecede bu hadise üzerinde zaten bütün dünya bütün kaynaklar ittifak halinde zaten bunu kabul ediyor. Bir gecede gemiler kimisi 54 parça kimisi 72 73 parça değil mi? Ton ağacı savaş gemileri, harp gemileri her ebat’tan. Galata sırtlarımdan halçaya indirildi mi kardeşim indirildi. Fakat bunun nasılıyla alakalı tartışmalar var. İşte o tablodan hareketli efendim işte hani o yiğitler işte levetler falan çekiyor ya kalyonları falan filan böyle bir şey yok tabi. Tursun bey anlatıyor Ceraskal sistemiyle falan diyor ama hepsi yetersiz aslında hikaye şu. Ceraskal ve Makara sistemiyle gerçekleşti bu teknik.
Hemen orada Fatih’in yekten ceffel kalem ürettiği kayda geçirdiği bir çözüm değil bu ihtimaller hepsi Edirne’deyken daha yola çıkılmadan hesap edilmiş. Haliç kapatılırsa giremezsek ne yapacağız ne yapabiliriz? Hangi surlar zayıf hangi surlar güçlü? Haliç surlarının zayıf olduğu biliniyor. Deniz surları çünkü tek kademeler.
Fatih gece yarılarına kadar haritanın üzerinde çalışan bir adam. 20 yaşındaki adam 21 yaşındaki adam. Dolayısıyla o keristeler o kızaklar falan Rumeli Hisar’ı zaten yapıldı hisar biliyorsunuz. Rumeli Hisar’ın arkası zaten çok geniş kesfi ormandık. Orada talimatlar da Edirne’den verildi. O hattın kızakları oraya döşendi ray gibi. Dolayısıyla sistem şu. Ceraskal kuruldu limandaki gemiyi karaya çekebilmek için ilk hamle. Ceraskal sistem diyoruz yani kaldırılması mümkün olmayan çok ağır yükleri kaldıran sistem. Sonra da makare sistemi kuruldu. Bunun teknik detaylarına girmek istediği makare sistemi şu.
Siz bir tane gemi Galata sırtlarında o manda derileriyle deve derileriyle kaygan 6 saatte 7 saatte 8 saatte tepeye çıkardığınız zaman yani Galata ensesine eğer o kalyonları o harp gemilerini birbirine halatlarla bağlamışsanız onu aşağıya bıraktığınız anda o ağırlığına mütenasip bir zaten arkasındaki tekneyi çekecek
o çekne enseyi açtığı zaman o arkasındakini dolayısıyla 6 saat 7 saat sürecek ilk hamleden sonra 72 parçalık bir donanmanın zaten hal içe inmesi söz konusu bile değil. Otomatiğe bağlanmış bir sistem zaten öbür türlü hadi çıkardınız ite kaka. Onu indirmesi zaten mümkün değil o ağırlığı kim tutabilir kimden gelebilir.
Dolayısıyla sistem Celaskal ve Makare sistem üzerine kurulmuş yüksek dha ve mühendislik ürünü bir kafanın planı bu. Ama bunun hazırlıkları hemen orada hal için ağzına zincir gerdiler gemiler giremedi ne yapalım öyle değil. Belki o satırlar yani insanların dikkatini çekmek için Fatih’in dhasına bu abartmak için yapılmış olur ama bundan hepsi Fatih daha Edirne’de 23 barta çıktı çıkmadan önce bunların hepsinin hesabını kitabını planlı yaptı.
Bu bir şecaatin mahsulü değil. Efendim olur mu ama zaten bir dha ürünün gemilerin karadan yüzdürülmesi bir dha ürünü zaten. Ama bunun böyle bir teknolojiyle üstün bir teknolojiyle gerçekleştirilmiş olması da o dha’dan da daha önemli bir özellik. Öyle atıl kapasite bir dha değil yani. Evet. E Fatih havan topunun havan topunun mühendisi kendisi ya. Evet.
Yani bunu Batılılar söylüyorlar zaten V1’lerin diyorlar çok eski çağlarda iptidai bir füze. En gelişmiş 20. yüzyıl mühendislerinin bugünkü füze sisteminde füze mekaniğinde hesabında bulmuş oldukları formülün Fatih’in İstanbul’un fethi esnasında planını şemasını ve hesaplarını yaptığı uçan alev füzeleri diyor yabancı kaynaklarda. Orada görüyoruz bunu.
Dolayısıyla bu işlerin asli esası yok. Detaylarını öğrenmek isteyen izleyicilerimiz zaten kitaplarla var bunlar. Burada tabi ve nevki diyelim ki urbana ait olsun. Ya bugün dünyanın süper gücü Amerika’nın gücü. Dünyanın dört bir tarafından toplamış olduğu beyinlerden kaynaklanmıyor mu? Bu onun için çok büyük bir güç, çok büyük bir fazile, çok büyük bir üstünlük değil mi?
Hani Ford ne diyor? Ford markasının kurucusu. Röportaj yapıyorlar. Sırrınız nedir bu kadar başarılı müthiş bir motor geliştirmiş. Ben hep kendimden daha akıllı adamlarla çalıştım diyor. Benim prensibimdir diyor. Akıllı olan kendimden daha akıllı olan insanları çalıştıran adamdır. Onları kullanabilen, onları değerlendirebilen adamdır.
Bu manada Osmanlı zaten, hadi kıyaslama yapmayayım zalim Amerika ile efendim. Dünyanın en önemli beyin göçünü merkezine çekmiş bir devlettir. Dün devşiriyordu Osmanlı. Bugün devşiriliyoruz. Maalesef. Güçlüyseniz devşirirsiniz. Zayıfsanız devşirilirsiniz. Osmanlı bunu mükemmelen yapan. Allah aşkına ya, demin söyledim.
Bizans imparatoru Konstantin Dragazes iki defa evlendi. İkisinde de çocuğu olmadı. Hanedağ’ın varisi kim? Ağabeyinin çocukları kim? Haspürat Paşa, Mesih Paşa. Fatih yıktığı bir imparatorluğun iki tane imparator adayını almış. Devletine hizmet ettirmiş. Haspürat Paşa şehiden vefat etmiş. Mesih Paşa’yı, 2. Bayezid’i damat yapmış. Böyle bir devletten bahsediyor. Bu bir nakısa teşkil etmez.
Bu böyle aşağılık kompleksine itilmiş son 100 yılda. Ülkemiz insanını, taze beyinde etkilenek adını, orientalist kafaların uydurduğu türre hatun, yerli işbirlikçileri tarafından tekrar edilen ve maalesef bize de yutturulan, palavralar bunlar. Cevap vermek aslında çok doğru değil ama, bu işlerin böyle olduğuna inanan, hakikaten temiz diyetli, mesele aslı paslı öğrenmek isteyen izleyicilerimiz de var bunları biliyorum. Yani onların hatırına ve gerçek tebeviyün etsin diye bunlara cevap vermek icap eder.
Bunlar çok saçma iddialar.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir