Melikşah Sezen – İmam Mâtürîdî’nin Terceme-i Hâli – Cumartesi Sohbetleri (7)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=epCUv3rqiQw.
İmam Maturidi bizim Ehl-i Sünnetin iki kelami mezhebinin bir tanesinin kurucu imamı reisi, büyük bir alim. Ehl-i Sünnet deyince hatırımıza gelen iki tane kol var, eşarlık ve maturidilik. İşte bunlardan bir tanesi imamın ismiyle anıla geliyor. Ama bu kadar büyük bir ehemmiyete sahip olmakla birlikte İmam Maturidi’nin terceme-i haline dair malumat sıkıntısı yaşıyoruz. Bir kısım malumat problemi var, noksan var.
Elimizdeki malzeme işinde konuşacak olursak İmam Maturidi aslında tam ismiyle Ebu Mansur, yani Mansur’un babası Muhammed, kendi ismi, babasının ismi Muhammed, dedesinin ismi Mahmud. Ailesiyle ilgili bildiğimiz elimizdeki tek kat’i malzeme bu. O yüzden ceddini daha fazla ileriki nesillerini bilemiyoruz. Bu sebepten de mesela millet mensubiyetini de aslında tam olarak bilemiyoruz.
Bunların arasını bir kısım boşluklarla dolduruyoruz, yorumlarla dolduruyoruz. Mesela Türkçe bildiğini gösteren bazı alametler var. İşte yaşadığı coğrafyanın Türk yoğunluklu bir coğrafya olmasından dolayı Türk olduğuna dair kabullerde bulunan insanlar var, alimler var. Bu gibi değerlendirmelerden dolayı işte hayat hakkındaki boşlukları doldurabiliyoruz.
İmam Maturiddin’in vefat tarihi kat’i hicri 333 miladi olarak da 944 senesinde vefat etti. Yaklaşık 100 senelik bir zaman zarfında hayat sürdüğünü biliyoruz. O yüzden hicri 238 tarihine kadar çekebiliyoruz doğumunu. Yani bir asırlık bir hayat süreci var imamın yaşadığı. Eğitim aldığı müessesede Darül Cüccaniye diye İslam tarihinde en kadim medrese olarak anabileceğimiz bir eldeki veriler ışığında, Medrese Darül Cüccaniye Medresesi orada tahsil görüyor ve aynı zamanda orada da müderrislik vazifesi ifa ediyor.
İşte hayatı içerisinde yaşadığı muhitte kerramiler, mürciler, muhteziler gibi çeşitli bidat gördüğümüz hareketler mevcut olduğu için, hayatının büyük kısmını bu batıl hareketlerle mücadeleye vakfetmiş, eserler tehlif etmiş. İşte Darül Cüccaniye medresesinde pek çok talebe yetiştirmiş bir hoca, aynı zamanda büyük bir alim. Eserlerinin ne yazık ki büyük bir kısmı günümüze intikal etmemiş. Dolayısıyla hayatı hakkında aslında dediğim gibi çok ciddi bir katli malzememiz yok. Buraları bu boşluğun sebebi merak edilirse bu tabi o dönemden bugüne Moğol İstilası’nın getirdiği kayıplar, öte yandan zaman zaman yükselen kelama karşı menfi bir tavır, bundan dolayı da kelam eserlerini yakma, yırtma, zayi etme türünden gerçekleşen işler ve hicet eden insanların oradaki bütün malzemeyi taşıyamaması.
Yani bölgeden gitmek zorunda çıkmak zorunda kalan insanların bu süreçlerinde ve aradan geçen tabi çok ciddi bir zaman zarfı. Burada da tabi şartlar da bir kısım eserlerin zayi olmasına sebebiyet vermiş. Bunlardan dolayı imamın eserlerinin tamamı günümüze intikal etmemiş. Hayatı hakkında da bazı boşluklar var ama bu sadece imam mağtürdinin yaşadığı bir problem değil.
O dönemde orada yaşamış olan hemen bütün alimlerin hayatına odaklandığımızda böyle bir boşluk bilgi problemi karşımıza çıkıyor.
İlk Yorumu Siz Yapın