Metin Oktay Da Bizi Duyacak Mı?

Metin Oktay Da Bizi Duyacak Mı? videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rXXNEJwWy5g. Nikah’ın bakısında insan than have been ich immer nuród Ben Metin, Galatasaraylı Metin, Metin Oktay. Ya da sizin bana yakıştırdığınız ama beni her zaman utandırmış olan lakabımla taçsız kral ne büyük gurur. İnsanlar takmadığım bir kral tacını gönül gözüyle başımın üstünde…

Metin Oktay Da Bizi Duyacak Mı?

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rXXNEJwWy5g.

Nikah’ın bakısında insan than have been ich immer nuród
Ben Metin, Galatasaraylı Metin, Metin Oktay. Ya da sizin bana yakıştırdığınız ama beni her zaman utandırmış olan lakabımla
taçsız kral ne büyük gurur. İnsanlar takmadığım bir kral tacını gönül gözüyle başımın üstünde görmüş ve bana bu lakabı yakıştırmışlar. Karşıya kalayım ben 1936’da doğdum futbola Damla’cık’ta başladım 16 yaşımda. Çok gol atardım ben küçüklüğümden beri bu hep böyle oldu. Bu konuda tevazu göstermezsem herhalde bana kızmazsınız. Damla’cıkta oynarken genç milli takımlara falan seçildim. Sonra Yümme Sucat’a transfer oldum. İyi para teklif etmişlerdi o zaman için. Ayıp 300 lira falan.
O kadar küçüktüm daha 17 yaşındaydım. Kazandığım para tatlı gelmeye başladı. Lise 1’de okulu bıraktım. Keşke okusaydım. Duyuyorum şimdiki futbolcular da Metin abileri gibi çoğu okul yarım bırakıyor keratalar. Ne yapsınlar yavrum o kadar küçük yaşta onca para onca şöhret. Hangimizin ayağı yere basıyordu ki? Sene 1954. Profesyonel oldum. İzmir Spor’da. O sezonu hiç unutmam. Ben gol kralı oldum. İzmir spor şampiyon. İstanbul’dan baba gündüz kalktığım maçımı izlemeye geldi. 15 dakika kadar izlemiş beğenmiş sağ olsun. 1955’te Galatasaray’a imza attım. Allah’ım ne büyük mutluluktu. 10 numarayı giydim Galatasaray’da. Benden sonra giyenler de olmuş 10 numara. Geçenlerde Coşkun abi anlattı. Bir tanesi varmış ki adını da söyledi attı ama şimdi unuttum. Ciga mı dedi hacmi dedi öyle bir şey dedi. Yaman bir adammış. Çok başarılı olmuş Galatasaray’da. İzlemeyi canlı canlı görmeyi çok isterdim. Umarım siz doya doya izleyebilirsinizdir. Statlar bizim zamanımızda topraktı. Öyle bir yere düş topu almak için bir kaymaya kalk falan her tarafın sıyrılır kan ravan içinde kalırdı. Ama ziyanı yok 10 binlerce Galatasaray’lı bizi izlemeye gelmiş. Bir iki tane sıyrığın lafı mı olur. Sırf o yüzden oyunu bırakmak olur mu hiç. Yaralı yerlerimize tentır diyot falan sürer devam ederdik. Biz Ali Samiye’nde de fazla oynayamadık gerçi. Yine de o atmosferi özlüyorum. Alparslan diye bir çocuk geldi yanıma. Samiye’nin son hallerini birazcık anlattı bana. Durmadan maç söyler Alparslan. Bana da öğretti birkaç tane. Bu hayatların umudu Şanlı Galatasaray. Ne güzel yazmış çocuklar be. Ağızlarına yüreklerine sağlık. Dedi ki Samiye’ni yıkıyorlar Metin abi. Nasıl üzgün çocuk nasıl üzgün. Üzülme oğlum dedim. Biz de göçtük gittik dünyadan ama bak hala sevenlerimiz var. Hem de nasıl diye cevap verdi Alparslan. Bir bilsen. Biz doyamadık Samiye’ne çocuklar.
Umarım siz doyabilmişsinizdir. Sonra Koray diye bir fenerbahçede çocuk geldi buraya. Nasıl genç bir çocuk. Nasıl üzüldüm. Ondan öğrendik ki yeni bir mağbelimiz varmış artık. Çok daha büyük. Çok daha görkemli. Koray da Galatasaray fenerbahçe derbisini izlemeye gitmiş bir genistala. Yavrum benim kalbi dayanmamış. Ama Koray’dan duyduklarım ne yalan söyleyeyim birazcık canımı sıktı. Bizim zamanımızda derbiler şölen gibi geçerdi. Biz birbirimize saygıda kusur etmezdik. Sağda ezeli rakip dışarıda ebedi dostluk. Şimdilerde pek öyle değilmiş. Derbiler kavga gürültü oynanıyormuş. Üzüldüm. Bak mesela hiç unutamadığım bir fenerbahçe maçımı anlatayım size. Sene 1959 falan olması lazım. Söyledim ya dışarıda dostuz. Ama sağda kıran kırana rekabet. Zor bir maç. Çaprazda bir topla buluştum. Yaradan’a sığındım.
Bir koydum. Top yok oldu. Yok burası ciddi. Top gerçekten yok oldu. Bir iki dakika boyunca topu aradık nereye gitti diye. Sonradan anlaşıldı ki meğer ağlar denilmiş attığım şuttan. Laf aramızda ben toplara azıcık sert vururdum. Onu diyorum işte. Sinyor canla konuştuk bu konuyu geçenlerde. O da aynı şeyi söyledi. Ya birbirini UEFA’ya falan şikayet eder olmuşlar ya. Olacak iş mi? Can Bartu Galatasaray’ın bende fenerbahçenin kıymetini hep bilmiştik. Onlar olmasa biz olmazdık. Biz olmasak onlar olmazdı. Siz de bilin birbirinizin kıymetini. Olur mu çocuklar? İnsan kendi kendine bunu söylemez yakıştırmaz. Ayıp olur. Ayıptır. Ama benim yakışıklı bir adam olduğumu söylerlerdi hep sağ olsunlar. Sahi kadınlar az peşimden koşmadı. Ünlüsün. Yıldız oyuncusun. Çok şükür iyi kötü paran da var. Yani bence normal şeylerdi bunlar. Ama benim gözüm ondan başkasını görmezdi. Oya. 59 senesiydi. Evlendik. Aynı yıl ben babamı kaybettim. Durdu İzmir’e yerleşelim. İzmir spora geri dön. Bak dedi transfer ücretimde babam ödeyecek. Çok zoruma gitmişti. Yahu erkek adama böyle şey söylenir mi? Olmaz dedim. Hem Galatasaray’ı yarı yolda bırakamam. Ne yalan söyleyeyim. Çok sevmiştim. Ama bir yıl sonra boşandık. İşte o ara her şey tepe taklak gitmeye başladı. İçkiye sigaraya falan başladı. Bir gün kulüp binasına polisler gelmiş. Harıl harıl beni arıyorlar. Ben askerdeyken arada komutanlarından izin alıp milli maçlara çıkardım. Meğer o milli maç izinleri yüzünden askerlik 8 güne kisik kalmış.
Gittik paşa paşa teslim olduk tabi. Tam 45 gün cezaevinde yattım. Geçen baba gündüzü de yad ettik o günleri. Hapsane çıkışı baba gündüz aldı beni bir tane meyhaneye götürdü. Laf aramızda oyadan ayrıldıktan sonra ben sağlam içerdi. Öyle her zaman değil tabi ama masanın başına vardım mı şişenin dibini görmeden kalkmazdım. O gece de sabaha kadar demlendik baba gündüzde. Sonra ben sızmışım. Baba gündüz demiş ki sabah kahvaltısında metini uyandırmayın. Elemeyin öğleye kadar uyusun. Sonra geldi yanıma bir baba şefkatiyle kendini yedirdim. O gece de sabaha kadar demlendik baba gündüzde.
Biliy nytam şifre sonra klasik bir ıldım Mostan��고 gute wattın dedi. Sonra ve şey Ki babadepth bir iki tazall Rapidçu�И б novelde腳 Burayı Horsttıabide hayattı. Beniminflammım o günlüğümü
Maceram işte böyle başladı. Palermo’ya transfer oldu. 50 bin dolar para ödediler benim için. Gülmeyin o zaman büyük paraydı. Şimdilerde duyuyorum ne paralar dönüyormuş futbolda. Bazen Lefter abimle, baba hakkıyla, Dozer Cemil kardeşimle gır gır şemata yaparız bu konuda. Acaba bugün oynasak kaç para ederdik diye. Neyse efendim İtalya maceram pek iyi geçmedi. Dil bilmem, yol bilmem, iz bilmem. Üstelik hem sakatlandım hem de özledim be çocuklar ne yalan söyleyeyim. Çok özledim. O forma, o arma, o seyirci özlenmez mi hiç? Bir sene sonra geri döndüm. O sene geçen yılın acısını da çıkardım. 38 tane yazdım. Şampiyon olduk. Dönüşüm muhteşem olmuştu. Ünlü yönetmenler kapımı çaldı o dönem. Metin senin hayatını film yapalım, kendi hayatını da sen oyna dediler. Öyle bir para teklif ettiler ki aklınız durur. Eğer izlemediyseniz bir bakın bakalım oyunculuğum nasılmış. Laf aramızda senaryoya da azcık oynadım, istediğim yerleri kafama göre değiştirdim.
E o kadar da olsun canım değil mi? Oya’dan sonra hayatıma giren ikinci kadın. Servet Hanım. Çok başkaydı. Benim böyle bir kadına ihtiyacım varmış hayatta bunu anladım. Mutluluğu, huzuru onda buldum. Tek bir şey kalmıştı artık geriye. İçimde her zaman var olan evlat özlemi. E baba olacak yaşa da gelmiştim zaten. Bir kızımız oldu. Zeynep.
Ben ona hiç doyamadım biliyor musunuz çocuklar? Allah kimsenin başına vermesin. Çok acı yaşadım ben ama böylesine ancak yaşayan bilir. E ne yapalım kaderimiz buymuş. Kısmetimiz Zeynep’imle burada buluşmakmış. Siz evlatlarınızın, babalarınızın, annelerinizin kıymetini bilin. Kalp kırmayın olur mu? Hayat o kadar kısak çocuklar. Benim Zeynep’im 5 saat yaşadı. Daha nasıl anlatayım ki size? Ben Fenerbahçe’den de teklif aldım. Söylemiş miydim size? Hem de öyle böyle teklif değil. O dönemin Fenerbahçe başkanı Müslüm Bağcılar resmen açık çek teklif etmişti bana. Sene 1957 falan. Ben o sarıla acı vert formayı bir kere giydim. O da 10 dakiği kalana. Neyse oraya birazdan geliriz. Ne dedim biliyor musunuz Müslüm başkanı? E biliyorsunuzdur herhalde. Şimdi siz gençlerin elinde böyle internet diye bir teknoloji varmış. Ben onun nasıl bir şey olduğunu da pek anlamadım gerçi ama her neyse. Ona şöyle dedim. Bizi sevenleri üzmeyelim baba. Benim parada pul da gözüm yoktu ki zaten. Bazen duyuyorum. Bazı oyuncular birden fazla büyük takımda oynayabiliyorlarmış. Kızmayın onlara olur mu? Ekmeğini kim veriyorsa gitsin orada oynasın. Olaya böyle bakın. Hele ki duyuyorum onlara küfrü falan ediyormuşsunuz. Sakın ha. Size yakışır mı çocuklar? Hem duydum ben. Aynı benim gibi imzayı kalplere atanlar da varmış. Siz onları yüceltin gerisini boş verin olur mu? Mesela geçen kaplanın Turgay abi geldi yanımıza. Ki bayağıdır bekliyorduk onu. O tarafta epey uzun kaldı. E o anlattı işte. Ben futbolu bıraktıktan az biraz sonra Fatih diye bir çocuk geldi Galatasaray’a. Babası Talat abi bizzat bana emanet etmişti. Adanalıydı. Libera oynardı. Azıcık da hırçın bir çocuktu. Başı dertten hiç kurtulmazdı. Sonradan Galatasaray’ın başına hoca bile olmuş. Avrupa kupası falan kaldırmış ya. Öyle bir ballandıra ballandıra anlattı ki Turgay abi. Gurur duydum. Babası Talat abi de burada şimdi. E o da anlatıyor başarılarını. Yahu bizim Fatih’e böyle diyeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi ama. Senceyiz Fatih hocam? Sıkıldınız mı çocuklar? Merak etmeyin sonlara geliyoruz artık. Gel gelelim. Sene oldu 1969. Artık yaş olmuş 33. Son sezonumda o. Şampiyon olduk. Ben yine gol kralı oldum. Zirvede bırakmaya karar vermiştim. Dedim ki jübilemi de fena bahçeye karşı oynasam. Ne güzel olur. E kabul de ettiler sağ olsunlar. Ama bir şartla. 10 dakikalığına da olsa bizim formayı giy Metin. Olur dedim. Şeref duyuyorum. Turgay abi diyor ki. Artık hiçbir şey senin bildiğin gibi değil Metin. Bugün karşı takımdan birine böyle bir teklif yapsalar onu tefe koyarlar. Formayı gitsen seni tefe koyarlar.
Çok değişti her şey. Eskiden daha güzeldi. Öyle mi gerçekten çocuklar? Cık o kadar da değildir canım. Anlattım ya. Fena bahçe olmasa Galatasaray. Galatasaray olmasa fena bahçeye ne de zulmü arıyor. Ben hep bunu bilir mi bunu söylerim. Siz de söyleyin olur mu? Futbol. Galatasaray benim için aşkmış. Ben bunu bıraktıktan sonra anladım. Şan, şöhret hepsi yalanmış. Gerçek dostlarım meğer ne kadar azmış. Turgay abi mesela onlardan bir tanesi. Bir gece o ve birkaç arkadaş Galatasaray adasında yemek yiyorduk.
Yine pek tadım tuzum yoktu. Size afiyet olsun belalar ben kalkıyorum dedim. Turgay abi üsteledi. Daha buradan kalkıp başka bir gazinoya gideceğiz Metin. Oturalı aşkına. Yok dedim abi ısrar etme hiç tadım yok. Of Metin of. Yaş olmuş 55. Azıcık da çakır keyfim. Atladım arabaya komuta çevirdim. Ne büyük hata. Artık genç de değilsin be Metin. Azıcık dikkat etsene be adam. Ben etmedim. Siz dikkat edin olur mu çocuklar?
Sami’ye ne azıcık geçtim. Bilmiyorum belki de hatıralarla doldu kafam. Hatırlamıyorum. Bir tek şunu hatırlıyorum. Köprü girişinde aniden fren yaptım. Araba takla attı. Hiç sonrası bende yok. Bana efsane diyorlarmış. Sonradan aramıza katılan dostlar anlatıyorlar. Haşa çocuklar. Biz efsane olacak ne yaptık ya?
Dünyayı mı kurtardık? Atomu mu parçaladık? Yoksa vatan toprağını düşmandan mı kurtardık? Biz alt tarafı top oynadık. Gol attık. Tamam ben belki biraz çok atmış olabilirim. Ama demeyin öyle efsane falan kızar mı bak. Benim için beyefendi derlermiş. Dürüst adam, iyi adam, temiz insan derlermiş. O bana yeter zaten. Bugün yaşasaydım 83 yaşındaydım. O kadar yaşamak ister miydim doğrusunu isterseniz bilmiyorum. Mesela şu Galatasaray’ımın 4 sene üst üste şampiyon olarak yine bir ilki başardı. Ardından Avrupa Kupası’nı kazandığını görmek isterdim. Sizler Popescu son penaltıyı goda çevirirken gol diye bağırmışsınızdır eminim. Ben de varmak isterdim. Ne biçim kutlamışsınızdır Kimbirleri Taksim Meydanı’nda? İşte ben de orada olmak isterdim. Ve ne yapalım? Hayat işte. Ya da 2002 Dünya Kupası’nda 3. olmuşsunuz mesela anlattılar. E ben de isterdim. Sizin gibi yüzümü kırmızı beyaza boyayıp sokaklarda dolaşmak. Ne yapalım çocuklar? Vademiz doğmuş. Ama ben isterim ki futbolun hep bunun gibi birleştirici yanlarında var olun. Ayrışmayın. Diyorum ya alt tarafı top oynadık. Sizin gibi futbolu seven insanları mutlu etmeye çalıştık. E edebildiysek ne mutlu bize. Bazen ne oluyor biliyor musunuz? Anlatsam inanmazsınız herhalde. Ben bu olup bitene hiçbir zaman anlam veremiyorum çünkü. Her zaman değil de bazen oluyor bu. Ama hiç sekmez. Ya doğum günüme ya ölüm yıl dönümüme denk geliyor. Akşam saatleri bir ses kulağımda bir adam bağırıyor. On numara falan diyor. Sonra benim soyadımı söylüyor sanki. Oktay. Sonra? Sonra göğü delecek kadar yüksek yerin yedi kat üstünden taburlardan bile duyulacak bir gümrütü. Metin diye bağırıyor sanki binlerce insan. Ya ne bileyim belki de ben hayal dünyamıda kuruyorumdur bütün bunları. Ama ya gerçekse ya bunca yıl sonra bile adımı bağırıyorlarsa bundan büyük gurur olur mu dersiniz çocuklar?
Ben de bu zamanı bir şey söylüyorum. Ben de bu zamanı. Oktay! Oktay! Oktay!
Oktay!