Prof. Dr. Kasım Küçükalp – Müslüman Gençlere Neler Tavsiye Edersiniz ?- Cumartesi Sohbetleri (19)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=y2hUor1oEQE.
İslam’ın insanlığı olan teklifi en canlı, en açık ve en yetkin teklif olarak geçmişte olduğu gibi bugün de tadilini sürdürmekte de. Bu konuda bir ontolojik kararsızlık hissine kapılması vardır. Müslüman oluştan daha kıymetli hiçbir imkan yoktur ve alternatifi de bulunabilmiş değil.
Yani bu konuda özgüven çok önemlidir. Bir insanın yeryüzü varlığında Müslüman olarak ölmesinden daha kıymetli de hiçbir şey yoktur. Yani insan bu dünyada temelin tabiriyle sağ salim ölmeye gelmiştir. Yani Müslüman olarak ölmekten daha kıymetli hiçbir şey yoktur. Beşeri düşünürler, düşünceler, entelektüel teklifler, teoriler, anlayışlar, beşeri varlık alanının sınırlılıklarıyla malüldür, hastalıklıdır. O yüzden hiçbirisi yetkin şey değildir. Bunu batı felsefesi çalışmış birisi olarak söylüyorum. Okumak değerlidir elbette. Yani bu batı düşüncesini okumak kötüdür, değersizdir gibi saçma sapan bir söylen geliştirecek değil mi elbette? Ama o düşüncenin imkan ve sınırlarını öğrenmek aslında insani düşüncenin imkanlarını, zâhaflarını, sınırlarını görmek anlamına gelir. Oysa konteks içine girecekleri ve hangi bir durum çözponsu değildir. Yani kendi pratik varoluşlarında Müslümanca varoluşu pratik hayatlarına geçirmeye çalışsınlar. Bu kaygıyla gerçekleştirdikleri okuma da hangi alanla ilgili olursa olsun hiç problem teşkil etmez.
Yani okusunlar, batı felsefesini okusunlar, yaşadığımız çağ okusunlar, bu dünyanın sınırlılıklarını görsünler, imkanlarını görsünler. Ama şununla itibatı koparmadan yapsınlar. Yani Kur’an ve Sünnet ile ve bunun pratik hayat içerisinde Müslümanın varoluşu için arz ettiği söylemle itibatı koparmasınlar. Yani nihayetinde şunu sorabilirler kendilerine. Ben bu dünyada niçin varım?
Yani bugün bu çağ, yaşadığımız çağ insanın bu dünyada niçin var olduğuna dair nasıl bir teklif sunmaktadır? Bu teklifi kabul etmem halinde kazanacaklarımla, İslam’ın teklifini kabul etmem halinde kazanacaklarımı mukayese etsinler. Başka bir şey demeye gerek yok.
Bu çağ tekliflerini kabaca, seküler, ateist, din karşıda akımlar içerisinde kendini gösteren teklifler olarak okuyabilirsiniz. Yani bu teklifleri diyerek naturalist bir materializmi, naturalist bir evrimciliği kabul ettiniz. Bunun size kazandıracaklar nelerdir? Nasıl bir ahlaki hayat oluşturacaksınız? Yani söylemi kolaydır ama realite etmesi bu kadar kolaydır.
Ahlakı neyle temellendireceksiniz? Nereye oturtacaksınız? Validuluşunuzun anlamına neyi koyacaksınız? Yok olup gitmekten gayri bir seçeneğinizin olmadığı bir validuluş uykunda anlam dediğiniz şeyi, amaç dediğiniz şeyi nereye oturacak? Bunları bir sorsunlar kendilerine. Genellikle esnaf savunmada kalıyorlar. Ama yani tamam kabul edelim bakalım sizin teklifinizi ne diyor bize? Benim varoluşuma ne katıyor? Benim insanca, daha insanca bir varoluş içinde olmam için ne söylüyor bana? Buyurun sizi dinleyin desin. Emin olun bu varoluş ufkuna katacaklar şeyi gördükten sonra ya hiçbir şey katmıyormuş der. Bu lütfü çağda geldiğimiz yer insanın çinli siyatını bile kaybettir. Hani sadizm, mazoşizm aldı başını gidiyor. Deli eskisi deli gibi değil modern deliler yanında 50-60 kişi de götürüyor. Anladın mı? Bizim delilerimiz de zarar. Yani modern, resmi dünyanın delileri de zarar. Mahalle içinde yaşar çocuklarla oyun oynarlar. Yaşadığımız çağdaki özneleşme pratikleri insana ne katmıştır? İnsan oluşuna ne katmıştır? Doğaya ne katmıştır? Doğadan neler almıştır? Ekolojiyi nasıl tahrip etmiştir? İnsan oluşunu nasıl tahrip etmiştir? Kapitalist yaşam pratikini düşünsünler. Yani bu çağ içinde insanlar nasıl arzularından kıs kıvrak yakalanarak çeşitli arzularına düçar edilmişlerdir? İlaç bir sektör haline almıştır, endüstriyel bir mesele hale gelmiştir. Ve bugün birtakım hastalıklarla üretilen ilaçlar, ilaçların kazancı arasında birtakım ilişkiler kurmanız kaçınılmazdır. Dolayısıyla Afrika’da insanların denek olarak kullanıldığı bir dünyada yaşıyoruz hala. İlaçların kısa, orta ve uzun valideki etkilerinin ölçüldüğü denekler. Ve bugün müreffet dediğimiz dünyanın elinden hala kolonyalizmin, sömürgeciliğin kanları damlıyor. Yani bir insan sömürgeciliği nasıl yapabilir? İnanmıyorsa yapabilir. Yani inanıyorsa sömürgeciliği yapamaz. Allah çünkü buna müsaade etmez. O yüzden bizim ecdadımız sömürgeciliğe yönelmedi. Yani birçok şeyi düşünsünler. Ama yani bir moda, bir heyecan gibi yaşadığımız çağın popüler, levaçta olan şeyler, ne modaya varlıklarını teslim ederseler, kendileri de kaybeder. Aileleri de kaybederler. Yani bir şey de anlayamazlar, bir şey de kazanamazlar.
Burada bir ontolojik anlamda kendi varlıklarından şüphe duyacaklar hiçbir şey yok.
İlk Yorumu Siz Yapın