"Enter"a basıp içeriğe geçin

Prof. Dr. Kasım Küçükalp – Müslümanın Mükellefiyeti – Cumartesi Sohbetleri (19)

Prof. Dr. Kasım Küçükalp – Müslümanın Mükellefiyeti – Cumartesi Sohbetleri (19)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=ODmmBU6Lka0.

Büyük stratejik hamlelerin Müslüman buluşa pek tekabül etmediği konusunda. Yani büyük söylemler varoluştaki asli pratikleri askıyı alma noktasında tuhaf bir fonksiyon icra ediyor. Yani biz olmakla mükellefiz. Varlığın sahibi de değiliz, maliki de değiliz. Bu dünya Allah’a rağmen bu hale gelmedi ki bu dünyayı bir şeyden kurtarmaya çalışalım. Biz Müslüman olmakla mükellefiz. Yani kurtarıcı falan değiliz. Kendimize böyle tuhaf süpermenlikler pişmeni de bir anlamı görmüyorum ben. Zaten öyle bir şeye nefsen şey yaptığınız anda o niçenin çok güzel bir sözü var. Ne zaman bir yere yükselsem köpek nefsim, köpek misali ego yanıma geliverirler. Yani böyle bir durumdur insanın hali. Yani bizim belki de en büyük hatamız böyle varoluşu bütünüyle teğrileştirebileceğimizi zannetmemiştir.
Mesela burada… Biz içinizden iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun derayette. Yani biz o toplulukun parçası olmakla mükellefiz. O topluluğu aşık olmakla mükellefiz. Gerisi bizi ilgilendirmez, bizi enteres etmez. Yani biz kendi içimizde o varoluş kaygısını yaşatmakla mükellefiz.
Zaten elimizdeki imkanların nübacelesinde o varoluşu kardeşlerimizle, çevremizle itibatlı hale getireceğiz. Ama işte böyle stratejiye dönüştüğü anda mevzu… Yani bize mesela bililerinin baktığı zaman ontolojik kisvesiyle duran müminler görmesi gerekiyor. Bundan daha etkili, daha anlamlı bir şey yok.
Örneğin kapitalizme karşı sadece bu duruş veya görünüş müslümanlara… Ya başka bir şey yapamazsın şu anda. Yapacağın şey şudur kapitalist yaşam pratikinin oyunu bozmak. Yani bir grup insan var, bu oyuna gelmiyorlar. Ben onların ağzılarını kışkırtamıyorum.
Onlara ayar veremiyorum diyebilecekleri bir duruşa sahip müminler olsun. Yani bundan ötesiyle mükellef de değiliz. Aadeta harça talunas soyunmak demektir. Zaten bizim mükellef olduğumuz şey varoluştan sorumluluğumuzu üstelmekten ibaretmiştir. Yoksa tarih boyunca elbette eleştireceğimiz çok şey olmuştur. Mülk kavgaları olmuştur, ganimet kavgası olmuştur, ashab ikram zamanında da olmuştur. Dünyalığını yapacak mümin de tavır koyacak. Dolayısıyla bizim büyük projelerle bütün dünyayı kurtaracak bir iktisadi sistem kuralım.
Hayır, bir defa müminler bunu dünyayla kurulacak ilişkinin ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini kendi varlıklarına anlatmaları gerekiyor. Kendi varlığını ikna edememiş bir insan başkasının varlığını ne söyleyecek? Aslında bu temelde sanki bir dünya hakimiyeti, galibiyeti, yine bir nefisle bir… Ben en nihayetinde şunu sorarlar, derler ki hocam ne olacak? Kıyamette bir gün kopacak. Biz inanıyoruz ki kıyamet müminlerin üstüne korkmayacak. Şimdi burada kalkıp da böyle bir şeye girmenin ben çok makul olduğu kanısında değilim. Büyük teoriler, büyük kavramlar gerçekten içleri boş teorilerdir. Ve ilginç olarak büyük teoriler üzerinden kendi anımızı ıskalamış oluyoruz.
Bu an için yapmam gereken şey nedir? Pratik olarak, mümin olarak. Büyük teoriler geliştirirken namazınız geçiyorsa vay sizin halinizde ya, meseleyi biraz böyle düşünün.
Asıl biliyor muyum? Genellikle başımıza gelen şey de budur.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir