Sakarya (Taraklı) – Bir Kasaba Hikayesi 5.Bölüm

Sakarya (Taraklı) – Bir Kasaba Hikayesi 5.Bölüm videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=_B78h5dddEc. Erişim www.seslibetimlemedernegi.com Zamanın sahibi bilir, vakti gelince kime kanat vereceğini. O kanatların göklerde süzülüp hangi dağlara gölge edeceğini, çağlayan suların hangisinde ıslanacağını ve huzuru hangi seste bulacağını bilir. Nasip deriz, kanatların sahibi bizim de sahibimiz. Nasip ederse yaradan, dağların yeşilinden,…

Sakarya (Taraklı) – Bir Kasaba Hikayesi 5.Bölüm

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=_B78h5dddEc.

Erişim www.seslibetimlemedernegi.com
Zamanın sahibi bilir, vakti gelince kime kanat vereceğini. O kanatların göklerde süzülüp hangi dağlara gölge edeceğini, çağlayan suların hangisinde ıslanacağını ve huzuru hangi seste bulacağını bilir. Nasip deriz, kanatların sahibi bizim de sahibimiz. Nasip ederse yaradan, dağların yeşilinden, suların berraklığından şad olur kalbimiz.
Zamanın huzurla yorulduğu bir yerdeyiz. Sakarya’nın Şirin ilçesi, Taraklı’da yolculuğumuz devam ediyor. Taraklı öncelikle tarihsel açıdan oldukça zengin bir bölge.
Çünkü bu bölge baktığımız zaman eski adıyla Dablar olan bir bölge ve Bitinya’nın eski dönemlerde Bitinya’ya bağlı bir bölgeydi. Ondan sonrası dönemlerde Roma, Bizans daha sonra Selçuklu’ya Osmanlı’ya bağlı bir bölge olduğu için çok önemli bir aslında tarihsel ve kültürel zenginliği içinde barındırıyor. Dediğimiz gibi Osmanlının da aynı zamanda ilk fetihleri içerisinde yer alması, hatta Osman Bey tarafından fetih edilmesi de bölgenin aslında zengin bir Osmanlı tarihine sahip olduğunu da gösteriyor bize.
Baktığımızda bölgenin İpek yolu üzerinde olması önemli bir ticaret merkezi olarak tarihsel geçmişte görünmesine de neden olmuştur. Bu tabii ki tarihi İpek yolu üzerinde yer almasından dolayı bölgede önemli bir tarihsel ve kültürel bir geçmişte mevcut. Baktığımız zaman bunun en büyük eserlerinin bölgenin en önemli detaylarından biri olan Taraklı’nın tarihi evleri olduğunu görüyoruz.
Bu evler yaklaşık Osmanlı mimarisine sahip olan evler yaklaşık 300 yıllık geçmişe sahiptir. Aynı zamanda bu bölgede mimari açıdan tarihi hanlar, hamamlar hatta Yunuspaşa Camii diye mevcut ve bu caminin aslında Osmanlı döneminde ilk olarak Yavuz Sultan Selim Han döneminde yapıldığını görüyoruz.
Ve caminin aslında o zamanlar Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine gittiği zaman Vezir-i Azam’ın tarafından yapıldığını görüyoruz. Ve aslında Osmanlı’nın en önemli mimarlarından biri olan mimar Sinan eseri aynı zamanda bu cami. Ve bugüne kadar oldukça korunmalı bir şekilde de gelebilmiş tarih sahnesinden bugüne kadar. Baktığımız zaman geleneksel anlamda da birçok meslek grubunun da burada mevcut olduğunu görüyoruz. Taraklı’nın merkezindeki bugünkü dükkanlara baktığımız zaman geçmiş tarihlerde o zamanlar her bir dükkanda aslında bir meslek grubunun yer aldığını görüyoruz. Bunlara örnek olarak Demircilik, Bakırcılık, Semercilik, Kaşıkçılık bunlara örnek olarak gösterilebilir. Tarakçılık da bundan en önemli. Hatta Evliya Çelebi’nin de seyahat namesinde bahsettiği gibi buranın adının da Tarak’tan, Tarak yapan kişilerden olduğu mevcut. Taraklı’nın denmesinin sebebi de budur. Baktığımız zaman bugüne kadar bu değerler gelmiş ancak tarihi ipek yolunun önemini kaybetmesi ve yaşanan ticari olarak ekonomik anlamdaki geri kalmışlıktan dolayı da bölgenin son zamanlarda tabi ki de bugüne kadar gelememiş bazı değerlerimiz. Bunların içinde Demircilik, Bakırcılık gibi değerlerin aslında unutulmaya yüz tutmaya başladığını görüyoruz bu nedenlerden dolayı.
Tabi ki de yaşanan bu gelişmeler sonrası bugüne baktığımızda turizminde bu noktaya gelişiyle birlikte tekrar bir canlanma olduğundan bahsedebiliriz. Özellikle son 10-20 yıldır Taraklı evlerin ilk baş testirlenmesiyle birlikte testirlenme çalışmalarının başlaması ve projelerle birlikte Taraklı’da geçmişe dönüş, öze dönüş çalışmalarının başladığı işte bu kapsamda Taraklı Kaşığı’nın,
Taraklı’nın bugün de baktığımızda coğrafi işaret aldığını görüyoruz bu ürünlerin ve çok önemli bir noktaya ulaştığını da söyleyebiliriz. Onun dışında Taraklı’ya baktığımızda bugün turizmin gelişiyle birlikte Hanların, Hamamların eski tarihi dokununda turistlerin ilgisiyle birlikte restore edildiğini de görüyoruz.
İşte bugün Hanların, Hamamların konaklama yeri olarak kullanıldığından bahsedebiliriz. Onun dışında Taraklı’nın içerisindeki birçok alternatif turizmde potansiyelinin de hayata geçirildiğinden bahsedebiliriz. İşte geçmiş kültüre has olarak değerlendirebileceğimiz kültür evinin yapılması, yapımının gerçekleştirmesi ve orada Taraklı’ya özgü değerlerin sunumunun yapılması buna önnek olarak gösterilebilir.
İşte bugün Taraklı’nın kaşığı ve tarağı çok önemli bir noktada. Bunların aynı şekilde turizm fuarlarında sergilenmesiyle birlikte ilginin artması, bu ilgilerle birlikte aslında Taraklı’nın da eski insanlar tarafından daha çok tercih edilen bir destansiyon olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlı geleneğinde fethedilen yerlere çınar ağacı dikilirdi. Taraklı fethedildiğinde dikildiği tahmin eden çınar ağacı da ilçenin simgesi haline gelmiştir.
Ziyaretçilerine gölgesini armağan eden bu çınar ağacı 700 yıllık tarihi ile adeta ilçenin huzurgâhıdır.
Şimdi bu eskilerimiz Taraklı manda boyun uzundan Tarak yaparmıştı. Şimdi bu Tarak bu hayvancılık kalkıncası bu Tarak işi bitiyor Taraklı’dan. Bunlar başka ürünlere başladılar elmadır, eriktir, buruştur, şudur, budur bunları yapmaya başladılar. Şimdi bu da bitti ufak tefek esnaflık.
Ben bu zenata başlayıncası kendi kendime dedim ki, ya ben ustaysam bu Taraklı’yı tanıtacağım. Ben bu Taraklı’nın Taraklı’nı yapıp bazarlamasını ürünlerimizin içine katacağım dedim.
Bu tarak işine başladım. Taraklı’ya yeniden Taraklı ismi verdik. Şimdi bu şimşir Tarak, bu saçtakı kepeği kırılmasının tekrar üretim yapabiliyor yani bakterisi. Ama bunu saçı yaş kan darayacaksın. Çeşme altına hiç tutma yok, içindeki bakteri saklamak için. Sadece saçında ıslanacak. Bu Tarak’ın anlamı buymuş yani.
Ben bu yaşım sekizen, 14 yaşımdan beri bu zenatı yaparım, babamdan gördüğümden beri. Tabi babamdan gelen bu zenat bu. Bizim bu zenatımız. Yani bütün babalardan evlada böyle gidiyor yani bu zenat.
Selçuklu tarihinden Osmanlı Bahtiyarlığından bir dem kopmuş. Evliya Çelebi’nin anlatımıyla Taraklı’nın tarihi yolculuğuna çıkıyoruz.
Etrafı şimşir ağaçlarıyla kaplı bu ilçe, Kelbaş’a şimşir Tarak sözünü hatırlatıyor önce. Şimşir Taraklar burada yapılıp Arap ve Acem memleketlerine gönderilirmiş. Zanaat ilçenin sakinleri tarafından yaşatılmaya devam ediyor. Zaman evleri yorar en çok. Günümüzde yorulmayı bilmeyen bir çabayla Taraklı evleri özgün yapısına kavuşturulmak isteniyor. Huzur dolu odalar sokaklara taşıyor. Osmanlı’dan yadigar bir çınar ağacının gölgesinde buluşuyoruz, huzurlu seslerle. Kuş sesi, su sesi, zamanın sesi ve bir anda hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyen pencerelerin sesi.
Kapılar Türk misafirperverliğiyle açılıyor. Çaylar demleniyor, sohbet koyulaşıyor. Bir hatıra fotoğrafıyla gönüle yazılıyor isimler.
Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı Taraklı