Samet Tınas – Osmanlı’nın Mensup Olduğu Boya Dair Tartışmalar
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=2ghUWlrsQPY.
Şimdi isterseniz doğrudan cevabı vermeyerek biraz malumat verelim. Çünkü yine o tartışmalar Osmanlılar Kayı’dan mı tartışmalarını Paul Wittek başlatıyor oraya gelmeden. Nasıl oluyor? Kayı nedir? Hangi boydandır? Çünkü biz orada söylediğimiz isimlerde zihin karışıklıklarına sebebiyet verebiliriz. O yüzden bir kısaca şöyle bir girizgahta bulunalım. Şimdi Oğuz Han’ın 6 erkek evladı var.
Bunlar muharebelerde ve şölen denilen ziyafetlerde hanın sağ ve sol tarafında oturuyorlar. Sağ taraf Moğolların aksine Türkler’de daha muteber adlediliyor. Sağ tarafa Bozoklar, sol tarafa Üçoklar diyorlar. Buradaki ok, iki, kadim Türkçe’de boy manasındadır. Şimdi Bozoklar kim? Günhan, Ayhan, Yıldızhan. Üçoklar Dağhan, Denizhan, Gökhan. Bu isimler bugün de kullanacak Gökhan, Ayhan falan.
Bunların altında da dörder boy var. Altı evlatlar, dört boy, toplamda 24 boy teşekkül ediyor. İşte Kayılar Günhan’a mensuptur. Bozoklar’ın yani sağ taraftaki. Osmanlılar da kendilerini Kayılar’dan kabul edip Kayı boyunun Karakeçil aşiretinden olduklarını söylüyorlar. Şimdi Kayı boyu reşi döktüğüne göre itibar sırasında birinci.
Çünkü o yapgu devletinin Kayılar’dan olduğundan dolayı böyle bir itibar olarak ilk sıraya yerleştirilmiş. Ama sadece Kayılar’ın yapguları çıkarması dolayısıyla değildir itibara. Aynı zamanda Anadolu’nun fethinde ve iskanlaşmasında Kayı boyunun çok büyük rolü vardır. Şimdi söyleyelim. Kaşgarlı Mahmud da ikinci sırada itibar sırası. O birinci sıraya Selçukluların mensubu olduğu Kınık boyunu koyuyor. Kayıg şeklinde yazar kaynaklı. O G harfi Batı Türkçesi’nde bizim kullandığımız düşüyor.
Kayı muhkem, kuvvet, kudret sahibi demek. Ongunu Şahin ve damgası iki ok, bir de yaylı ok. O bugün meşhur kullanılan, şimdi işte iyice popüler hale gelen simge. Damga eskiden davarlara, kapkacaklara, bazı kaynaklarda mezar taşlarına hak edildiği söylenmekte. Fahriye Arık bunun Osmanlı Sikkelerinde olduğunu da iddia etmektedir. Bunu İsmail Akkuz’un şarşılığa desteklemekte. Ancak burada kesin bir ittifakı varılamamış. Gerçekten bakıldığında da çok net bir şey yok gibi görünüyor. Evet, Sikke’nin üzerindeki o işaret hakikaten çok belirgin değil. Sikke çok mühim bir şey. Burada Sikke’den bahsedelim. Çünkü para basımı hem orta çağda bir devletin istikbalinin sembolü, hem işte üstlerinde kayı dan mıdır değil mi diye bir delil teşkil edebilir. Hem de bazı heterodoksi tartışmalarına da orda ispat çıkartma gibi bir husus olabiliyor. Osman Gazi dönemine ait İbrahim Artuk, bir 1980’li yıllarda sempozyonda bir parayı, bir Sikke’yi sundu. Bu makale halinde getirildi.
Çeşitli tartışmalara sebebiyet vardı. Çünkü Osman Gazi’nin Sikke’sinin anonim tevari hali Osmanlar ve kanuni döneminde yazılan manzun bir eser vardır. Hadidinin eseri orada var diyor. Benim kanaatimce de basmıştır da elde yok. Benim kanaatim o. Şu an işte Amerika’da, İngiltere’de de Osman Gazi’ye ait bazı Sikke’lerin olduğu söylenmekte ama net bir şey varılamamış. Halil İnalcık buna önce itiraz ediyor tarihi olarak.
İşte Eşrefoğulları’na ve diğer beyliklere Moğolların baskı yaptığını Osman Gazi’nin de böyle bir zulmü, böyle bir baskıyı üstüne celbetmek istemediği için Sikke darbetmekten içtidap ettiğini söylüyor. Ama o devirde Hamidoğlu ne? O da basıyor. Evet. Şimdi hadi geçtim onu.
Buradaki ama şöyle bir tarafı var. Bu Osmanlı Sikke’leri üzerine Sloban Srećković diye bir zat var. Sistematik olarak paralar üzerine çalışmış. O numizmatik açıdan bunun doğru olabileceğini söylüyor. Gerçekten Sikke’nin her iki yüzünün farklı hakçak tarafından hak edildiği, Sikke’deki isimlerde Hareke kullanıldı.
Dürübe’den sonra Darpiyeri’nin söylenmediği gibi iddiaları öne sürerek diyor ki bu Osman Gazi’ye ait değil. Peki. Peki Kayıların Anadolu’ya gelişini anlatalım buradan sonra. Burada da ihtilaf vardır.
Kayıların 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Alparslan’ın tarafından iskamb edildiği yoksa Celaleddin Harizmi Şah’ı mağlup eden bu oğullarla çarpışarak veya hicret ederek mi geldi? Tartışmaları hakim olan hicret etti. Muhakkak olan şudur ama 9. yüzyılda Selçuklularla birlikte Ceyhun Nehri’ni aşıp Kayı boyu Kayı aşireti İran havalisi.
Merv-Mahan bölgesi Horasan’da. Oradan Azerbaycan ve Ahlat bölgesi. İşte bu Ahlat’tan sonra Söğüt ve Domaniç’e nasıl yerleştikleri efsanevi bir mayet arz ediyor. Ankara Karaca dağ mıntıkasında Alaeddin Keykubad ile Boğullar’ın çatışmasına denk geldikleri Osmanlı klasik anlatım tarzında vardır bu.
Moğolları mağlup ettiğini ve Alaeddin Keykubad’ın da Söğüt ve Domaniç’te yaylak ve kışlak verdiği söylenir.