Şişmanlık nedir? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı

Şişmanlık nedir? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=gl-E52TxN14. Nedir şişmanlık ve enflamasyon ilişkisi? Neye seviyedini veriyor? Oradan belki eğer hazırsa 7. görseli alabiliriz. 7 arkadaşlar. Eğer mümkünse. Bu bizim ilk laboratörü kurduğumuzda ilk yayınladığımız makale yani. Bizim laboratörümüzden çıkan ilk makale bununla ilgiliydi. Çok ilginç bir gözlem ne…

Şişmanlık nedir? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=gl-E52TxN14.

Nedir şişmanlık ve enflamasyon ilişkisi? Neye seviyedini veriyor? Oradan belki eğer hazırsa 7. görseli alabiliriz. 7 arkadaşlar. Eğer mümkünse. Bu bizim ilk laboratörü kurduğumuzda ilk yayınladığımız makale yani. Bizim laboratörümüzden çıkan ilk makale bununla ilgiliydi.
Çok ilginç bir gözlem ne olduğunu tam o zaman anlayamamıştık. Fakat şişmanlığa başlayınca yani yağ dokusu içerisinde depolanan yağ oranı arttıkça yağ dokusu hiç kendisinden beklenmedik bir şekilde garip bir emün cevap vermeye başlıyor. Sanki bir mikropla karşılaşmış veya yabancı bir cisimle karşılaşmış. Yağ dokusu yağ karşı cevap veriyor. Neye karşı verdiğini bilmiyoruz. Birinci problem büyük problemlerden bir tanesi buydu. Fakat bu normal klasik enflamasyona benzemiyor. Çok düşük düzeyde bir şey. Yani kısık ateşte pişirme gibi. Hatta bir gün Murat yetkini bunu anlattığımda bu teyimi o kullanmıştı. Yani bu kısık ateşte bir pişiyor diye. Tam öyle. Hiçbir zaman sönmüyor. Normalde enflamasyon kısa sürmesi gereken bir şey. Yani gelip geçilmesi çözülmesi gerekiyor.
Her enflamasyon çözülmediği zaman tahribata yol açıyor. Ama bazı ümüller zayıf bile olsa enflamasyon yapar. Yapabiliyor tabii. Fakat bu hiçbir zaman süreli kalmıyor. Eğer devamlı olursa zaten ona bağlı başka hastalıklar oluyor. Zayıf insanlarda da yani kilodan bağımsız olarak. En bilgiliğine galiba kemik hastalıkları bağlı. Kemik hastalıkları bazı otomün hastalıklar gibi hastalıklar. Bu şişmanlıkta meydana gelen enflamasyonun bir özelliği de normalde enflamasyon.
Enerji tüketimini arttıran bir şey. Enerji gerektiren bir şey. Fakat şişmanlıkta çok ilginç olarak enerji tüketmeden yani soğuk bir şekilde gerçekleşiyor. Dolayısıyla o avantajı da kaybetmiş bir şekilde. Dokunun içerisinde bu işlem devam ediyor. Ve hormonların kontrolünü bozmaya başlıyor. Bunların en başında da insülin geliyor.
Yani insülinin kendi reseptörü aracılığıyla verdiği sinyallerin sağlıklı olmasına engel olmaya başlıyor. Bunun sonucunda da işte karaciğerden daha fazla şeker üretiliyor. Pankreya sücrelinin insülin salgılama ritimleri bozuluyor. Insülin direnci başlıyor. Insülin direnci başlıyor. Ve sebuna bağlı birçok problemler oluyor. Bunun ilk başladığı yer, yani bu 25 sene önce söylenen yağ dokusu.
Fakat daha sonraki süreçte geçen, bir sonraki görsel geçersek 8’de. Bu aynı görseli geçen geldiğimde de göstermiştim. Diğer metabolizmayı kontrol eden merkezlerde de meydana geliyor süreç içerisinde. Örneğin beyinde de böyle bir kronik iltihaplanma durumu oluyor.
Fakat beynin özellikle şeker metabolizmasını, enerji metabolizmasını kontrol eden merkezlerde ve bu merkezlerde özelleşmiş hücrelerde görülüyor. Pankreyas’ta da oluyor ve beta hücrelerinin fonksiyonunu bozabiliyor. Dolayısıyla yani metabolik kumanda merkezlerini hedef alan garip bir enflamasyon ortaya çıkıyor. Bununla ilgili, bunun ne kadar büyük bir saha olduğunu ifade etmek için bir rakam verebilirim. 1991-92-93 senelerinde anahtar kelimelerle bir tarama yapsanız bir iki tane makale buluyorsunuz. Bugün bir tarama yaparsanız 600-700 bin tane makale buluyorsunuz. Yani koskoca bir sahaya dönüşmüş vaziyette. Tabii bunun içerisinde çok nuanslar var. Bununla ilgili çok tartışmalar da var. Yani bu böyle yerleşmiş bir bilgi olma düzeyinde değil henüz. Bunun da sebebi bir çıkış mekanizmasının iyi anlaşılamamış olması. İkincisi de insan da bunu direkt olarak hedefleyen yaygın bir tedavi yönteminin henüz ortaya çıkarılamamış olması.
Aslında bu ikincisi de birinci sorunun eksikliğine bağlı. Bu geçen sizin ilk makaleden bir tanesi bu merkezden 20-23 yıl geçti. Hiçbir aşama kaydedilmedi mi orada? Tabii çok aşamalar kaydedildi. Yani bu örneğin şişmanlık sırasında çıkan metabolik stresin nasıl algılandığı, hangi yollardan geçtiği,
insülin sinyalleri nasıl bozduğu vesaire gibi konularda pek çok ilerlemeler kaydedildi. Yüzlerce imun molekülün metabolik sistem üzerindeki etkisi gösterildi. Arkasından yeni bir saha daha doğdu. İmin hücrelerin kendilerinin metabolizması da onların imün cevabını değiştirebiliyor. O ne demek? Yani bir T hücresi diyelim. Bu enerji depolama veya yıkmakla ilgili bir faaliyeti yok. Olmayamıyor.
Fakat T hücresinin kendi içerisindeki enerji akımı, enerjinin hangi atomlardan, hangi kaynaklardan geldiği, nasıl aktığı hücre içerisinde onun örneğin zararlı bir T hücresi faaliyeti mi göstereceğini, yararlı bir T hücresi faaliyeti mi göstereceğini belirleyebiliyor. T hücresinin zararısı da mı var? Var. Tabii bir takım örneğin alerjik durumlarda, otobümin hastalıklarda.
Veya yetersiz kaldığı, öldürmesi gerektiği durumlarda bunun içerisindeki enerji akımı ile çok önemli etkisi var. Aynısı örneğin çöpçü hücreler diye bilinen makrofajlar için geçerli. Yani makrofajlar hem tamirat yapabiliyor hem de tahribat yapabiliyor. Bu iki yoldan hangisine gideceğinde çok önemli etkisi var içerisindeki metabolizmanın.
Hem imun sistemden metabolizmaya doğru önemli bir etki var hem metabolizmadan imun cevabın kontrolüne yönelik önemli bir etkisi var. Ve şişmanlık bunların hepsini bozuyor. Bu onları bozuyor. Şişmanlıkta bu sistem büyük ölçüde bozuluyor. Her iki doğrultuda da bozulabiliyor. Zaten biliyoruz bu pandemi döneminde de yaşadık şişmanlık bu sebeplerden dolayı da çok büyük bir risk faktörü oluşturuyor.
Sadece SARS-CoV-2 için değil diğer enfeksiyon hastalıkları için de. Bu ne denli mesela? Bu ne denli mi şişmanlarda daha yüksek enflamasyon daha yüksek septik şok meydana geldi? Bu şeyde SARS-CoV-2 sırasında bu mudur aslında? Bunu kesin olarak söylemek mümkün değil. Fakat şişmanlık da iki ucu keskin bir bıçak gibi şişmanlık.
Hem yabancı organizmalara karşı patojenlere karşı cevapta zafiyetler gösteriyor bu metabolik akımlar sebebiyle. Dolayısıyla ilk cevapta zafiyet gösterebiliyor. İkincisi zaten enflamatuvar bir zevin olduğu için şişmanlığın kendisinde çok aşırı tahribat yapan ölüm cevaplarının ortaya çıkması da mümkün oluyor.
Üçüncüsü de zaten şişmanlığın kendisinin çok ilginç bir konu yani hala üzerinde çalışılan iyi anlaşılmamış bir konu. Şişmanlığın kendisinin solunum sistemi üzerinde büyük fonksiyon bozukları yarattığını biliyoruz. Evet o biliniyor zaten. Dolayısıyla her açıdan büyük bir tehlike oluşturuyor. Kaybettik şişmanlık en önemli hastalık aslında galiba. Hem çok önemli birçok probleme zemin tuttuğu için ve de çok yaygın olduğu için. Gideri de daha arttığı için.
Evet şimdiye kadar yani dünyanın hiçbir yöresinde ne şişmanlık ne de şişmanlığa bağlı hastalıklarda bir azalma görülmüyor.
Örneğin diyabet hala yükselmeye devam ediyor ve dünyadaki bütün bölgelerde hala yükseliyor.