Siyaset ve ekonominin ilişkisi ne? | Teke Tek Bilim (Prof. Dr. Bilge Yılmaz)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Hk8lPwWJPGg.
Ne yapılması gerektesen çok aşikar. Şimdi kolayca, hızlıca yapılacak şeyler var ve halka büyük nefes aldırabilecek şeyler. Bunları ben makroekonomik istikrar paketi olarak adlandırıyorum. Yani Türkiye, bir iki daha değişikliği olursa, çok hızlı bir şekilde doğru para ve maliye politikası uygulayarak enflasyon kontrol alıp, Türkiye’nin deki bütçe açını kontrol altına alıp ekonomik stabilize… Nedir o politika?
Şimdi, biz esasında 18 Ağustos’ta açıklayacağız, ben ve basın genel başkanı beraber açıklayacağız. Hafta yok. Hafta, perşembe günü detaylandıracağız. Onu şöyle söyleyeyim, Türkiye’de doğru para politikası uygulayarak enflasyonu düşüreceğiz. Mesela bunun için süre ne kadardır? Bir yıl, 6 ay, 15 yıl, 3 yıl? Etkileri 3 ayda göstermeye başlar kendini. Ama enflasyonu tek haneye indirmek zaman alacaktır.
Ben ilk Şubat ayında bana sorulduğu zaman başka bir kanalda 12 ayda düşürürüz dedim. 12 ayda aylık %0.8 yani yıllık %10 serisinde indiririz dedim. Şu an tabii durum daha kötüleşti. Bir yıl içinde, 12 ay içinde belki onu aylık %1.5 seviyesinden, yılda yaklaşık %20 seviyesinden indirebiliriz. Mümkün ama zaten bu hızla vatandaş bunun rahatlığını hisseder. Ve bununla beraber… Ne yapacaksınız? Yurt dışından para mı sokacaksınız? Para mı basılacak? Para basılmak mı olmazsa?
Şimdi bakın Türkiye’de, bu tabii biraz da teknik bir konu ama bakın Türkiye’de şu an enflasyonun beklentisi kaç? Yani sizinle biraz önce konuşurken %100 gibi sayılar telaltı. Evet, hep öyle konuşuyor. Diyelim ki %100 ve enflasyon beklentisi. Şu an siz Türk lisanı cazibesini arttırmak isterseniz, insanların Türk lisanı tasarruf etmesini isterseniz, yani doların artışı engel olmak için. Çünkü biz doların artışı… Bana %101 faiz vermeniz lazım. Evet, yani %100’e yakın bir faiz vermek lazım.
Şimdi eğer bankalara %100 faizle Merkez Bankası’nı boş verirse, o bankalar dönüp %100’e %10, %100 çünkü adamlarına kirası var, personel giderleri var, faizle kredi verir. O krediyi alan kimse hayatta kalamaz Türkiye. Taş üstüne taş kalmaz. Yani tamam, bir iki şirket kalabilir ama birçok şirket zorlanır. Onun için de şu an o tür bir para politikası uygulayamazsınız. O zaman ne yapmak gerekiyor? Sorusu şu, ilk önce enflasyonun beklentilerini kırmak lazım. Enflasyonun beklentileri nasıl kırılır?
Liyakatli, işini iyi yapan, enflasyona geçmişle mücadele etmiş ve böyle başarılı olan bir grubu göreve getirsin. Ve ondan sonra onlara bağımsızlığını verirsin. Türkiye’de geçmişle enflasyona mücadele etmiş gruptan hayatta kalan var mı? Var, tabii. Üstünden 20 sene geçti. Tabii, var. Bakın esnasen Türkiye’nin ciddi bir beşerî sermayesi var. Bunların bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı Türkiye’de görev almış, kalmış, özel sektöre geçmiş. Bir kısmı yurt dışında. Biz böyle bir grubu kurduk.
Türkiye’nin yetiştirmiş olduğu, en değerli ekonomisinin birçoğunu için alan bir grubu kurduk. Sizin partide ve evvel partisinde böyle bir grubu olduğunu görüyorum. Şimdi ciddi derecede bu insanın çoğu şu an vitrinde değil. Çünkü bu insanlar politikacı değil. Bunlar teknokratlar, Merkez Bankası’na çalışmak istiyorlar. Biz bu grubun hepsini de, tabii o yüzden isimlerini açıklayamıyoruz şu aşamada. Ama böyle bir grup mevcut.
Şimdi böyle bir grup hazine ve diğer bakanlıklar için de mevcut. Şimdi Merkez Bankası’ndan başladık. Ne olacak? Bu grup gelecek. Bu grup sadece Türkiye’de değil, Kore’de, başka yerlerde de enflasyonla müjdele etmiş ve başarılı olmuşlar. Şimdi bu grup gelecek. Bunları anayasal güvenceye altına alacağız bu hamsılıklarını. Diyeceğiz ki bundan sonra politikacı, Zırtpıt Merkez Bankası başkanı ve… Vardı dair önce. Taipei dinlemiyor. Üç diktirler değiştiriyor onların hepsini. Biz onu işte o yüzden anayasal güvenceye altına alacağız.
Ve bu gruba görev verildiği zaman bu grubun daha önce enflasyonun ne kadar başı ile mücadele ettiği bilindiği için… Diyecekler ki, tamam bu grup şimdi bir de enflasyonla mücadele, enflasyonla defleme paketi açacak. Bunlar enflasyonu düşürecek, beklenti oluşacak. O beklenti oluştuğu zaman siz işte o zaman faiz silahına etkili kurulabilirsiniz. Eğer bu grup gelince enflasyonun bir yıl sonra %30 olacağını düşünüyorsunuz, o zaman faizi de oraya yakın bir yere çekilecek. Yakın bir yere kavayılırsınız.
Tüm tarih dünyada diğer para birinlerinde de negatif faiz olacak. Türkiye’nin daha az negatif faizi geçerli olabilir. Evet, işte o şekilde hem Türk lirasının değer kaybedecek ve enflasyon da yavaş yavaş kademi olarak aşağıya mevhaçlayacak. Yani bakın enflasyon ve faiz ilişkisi şudur esasen. Düşük faiz enflasyonu düşürmüş olmanın verdiği başının tatlı meyvesidir. İkinci enflasyon düşür, onunla beraber de kademi olarak da faiz sergisi. O yapılacak. Bu nispeten kolay. Para politikası da nispeten, affedersiniz, maliye politikası da nispeten kolay ama daha çok zaman alacaktır. Çünkü orada tahribat ciddi derecede büyük. Orada çok yanlış maliye politikaların çok yanlış işler yapıldı. Daha önceki Nisan ayında geldiğindeki programda bunu biraz konuşmuştuk. Yani Türkiye, genelle bakın büyük enflasyon yaratılan ülkelerin de bir iyi bir şey olur. O da devletin iç borcu pul olur. Pul olur. Çünkü Türkiye hariç. Niye biliyor musunuz? Türkiye enflasyonu patlatmadan, doları patlatmadan önce stratejik olarak iç borcunu dolarla çevirdi. Ve o yüzden de Türkiye’nin borcu hızla arttı. Şimdi bizim onu geriye çevirmemiz lazım. Yani kendi para birimi cinsinden borçlanmamız lazım ki mantıklı. Doğrusu da bu. Doğrusu da o. Şimdi o biraz zaman alacak maalesef. Ama onu da başarız. Ama oradaki diğer mesleğe şu şu an Türkiye’nin borcu çok yüksek değil.
Acı olan tarafı biz o parayı harcamadan borçlandık yanlış politik arasında. Ama bir diğer problem de Türkiye’de şu an bağımsız denetim kalmadı. Bütçe dışına çok harcamamız var. Onların hepsinin tekrar disiplin altına alınması, bağımsız denetimin ve bağımsız yargılığı gelerek orada varse hatalar düzeltilmesi. Ama burada bakın daha büyük olay şu esasen. İleriye dönük AK Parti’nin yapamadığı bir şey yapmamız gerekiyor. Nedir o biliyor musunuz? Mekroekonomik istikrar sağlandıktan sonra Türkiye’nin sağlıklı bir büyüme patikasına girip verimliliğini arttırarak zenginleşmesi lazım. Türkiye yaşadığı gibi bir laledevrini bir daha yaşayamaz. Çünkü o satacak varlığı kalmadı. Borç kapasitede kusurda kullanıldı. Eğer aynı politikada dönerse iki üç yıllık bir laledevri yine yaşayabilir.
Ama Türkiye gerçekten bir Kore olacaksa, gerçekten Batavruva’ya kalacaksa ciddi olarak başka işler yapması lazım. İşte biz onu yapacağız. En önemli özelliğimiz o. Yani AK Parti’nin daha önce yapmadığı hatta kimsenin Türkiye’de yapmadığı. Ben onlara birkaç örnek vereyim. Şimdi Türkiye’nin ciddi olarak yapısal değişikliklere gitmesi lazım. Şimdi herkes yapısal reform falan diyor. Herkes söylüyor bunu. AK Parti’ye söylüyor. Herkes söylüyor. Biraz onlara ben anlatayım ne oldu. Bakın.
İsterseniz ona geçmeyince bir şey söyleyeyim şimdi. Güncel ile ilgili bir şey. Şimdi sizin de hatırlığınızdan hep şu çıkıyor ortaya. Ekonomik kötü yönetiyor Türkiye’de. Vatandaşın da büyük bölümü sizde her fikir. Ancak bazı verilere baktığımda ben de şaşkınlığı karşılıyorum. Hatırlayacaksınız bir ay kadar önce Türkiye’nin CDS’i yani borçlanma risk primi diyebileceğimiz veri 900 lira çıkmıştı. Bu da dünyada Türkiye’yi Rusya’dan sonra ikinci ülkeye hep ödü.
Rusya’nın çok çok yüksek savaştan ve ambargoda ödülü ama Türkiye tarihinde ilk defa şey yakaladı. Arjantin’i yakalamıştı ve 900 çok yüksek bir oran. Çünkü geniş bir ülkelerin bu oranlar 20, 30, 40 civarında CDS’leri. Bizimki 900’e çıkmıştı. Ancak geçen bir aylık süre içerisinde Türkiye’nin ekonomik verilerinde büyük bir değişim olmamasına rağmen, verimliğimizin artmamasına rağmen, riskimizin ortağın çok büyük ölçüde kalkmış olduğunu gösteren bir veri olmadığı rağmen baktım ben bugün 730’a gerilemiş. 900’den 730’a gerilemesi ne anlama geliyor? Yani dünyada Türkiye’ye bunlar düzeltecek diye bir imaj mı var? Türkiye’ye kaynağını bilmediğimiz açıklamamış bir para girişimi oluyor. Niye düşüyor o zaman risk primi? Şimdi ikincisi bu CDS denilen risk primi’nin ne olduğunu bir anlatayım. Vatandaş bilmeyebilir. Şimdi bu piyasa şartlarına birine inen bir şey.
Yani bu birine sigorta gibi düşünüyor. Bir sigorta primi. Eğer Türkiye olur da borcunu ödeyemezse, oluşacak kaybı karşılamak istiyorsanız siz gidip bir sigorta alıyorsunuz. O sigorta primi de Türkiye’nin riskini gösteriyor. Şimdi bu tür piyasalarda belirlenen fiyatlar dalgalanırlar. Şimdi bakın mesela Amerikan borsusu, Türk borsusu fiyatlara bakın. Her gün aşağı yukarı salınım yapar. Ama bir eğilim var. Türkiye’deki risk primi’nin esasen ciddi bir artma eğilim var son zamanlarda. Böyle küçük dalgalanmalar, yani 700 hala çok yüksek. Çok yüksek tabii çok yüksek. Yani bu Türkiye’nin 20 bin katı. Şimdi bu Türkiye birden düzeldi demek değil. Sadece böyle bir fiyatlar oynarken bazen buna understated over shoot denir. Yani aşırı artma, aşırı düşme gibi bu şekilde dalgalanmalar olur. Aşırı arttığı için bir şöyle bir de…
Bir de şey var, Türkiye’deki olaylar beklendiği kadar hızlı kötüleşmedi. İşte bizim biraz açıklanamayan, kaynağı açıklanamayan girdilerimiz var. Turizm sezonunda biraz para geldi. Biraz daha dayanacak gibi duruyor. Ama 730 hala çok yüksek. Ve artmaya da devam edecek. Yani bunları çok günlük okumamak lazım. Uzun vadeli eğilimlere bakmak lazım. Ve daha önemlisi piyasadaki temel verilere bakmak lazım.
Şimdi bu temel verilere bakarsanız, Türkiye Merkez Bankası’nın rezervleri ekside. Türkiye’de bankacılık sektöründe ciddi bir likidite problemi var. Şimdi herkes ekside diyor. İktidar isteyerek hayır artı da diyor. Yani şimdi bakın, Türkiye Merkez Bankası’na sayılır yuvarlayacak, söyleyeceğim. 100 milyar dolar kadar bir para var. Evet. Ama buna karşılık Türkiye Merkez Bankası’nın yükümlülükleri var. O paradan fazlasını borç almış durumda, ödeyecek. Eksidenin o.
Yani belediyede 500 lira var ama sizin 1000 lira borcunuz var.
Evet.