"Enter"a basıp içeriğe geçin

SYNERGY KENDİYAS NEDİR ? | Synergy Kendiyas |

SYNERGY KENDİYAS NEDİR ? | Synergy Kendiyas |

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YVZz1j5vYf8.

Sinerji kendiyaz nedir? Nasıl doğdu? Nasıl oluştu? Bununla ilgili bize bilgi verir misiniz? Sinerji kendiyaz aslında benim hayatım, yaşadıklarım, anlam veremediğim olaylar.
Başlangıcına gidersek şu anda 48 yaşındayım, çocukluğumda yaşadığım, 20’li yaşlarda da farklı yaşadığım olaylarla birlikte aile içinde yaşadığım bir problemden sonra aslında yaşadığım halin özeti. Kısaca anlatayım istiyorsanız.
Askerden önce evlendim, askerden geldim ve kısa bir süre sonra eşimin gözleri görmedim. Kör oldu bildiğiniz kör. Bunu ben yaşadım. Bu süre içinde birçok insanlara ulaşmak istedim. Fakat gittiğim hiçbir yerde, ulaştığım yer bana doyurucu bilgi vermedi. Neden vermedi? Çünkü ben de ilkokul 5 veya ortaokul başlangıçlarında şurada bir sil vardı. Tırnak makasıyla keserdim, kanardı. Kaç yıl onunla uğraştım. Bir gün babam dedi ki oğlum ben onu okuyorum dedi. O dedi iyileşecek. Hakikaten devam ettim 5-6 ay ara ara okudu. Kayboldu bakın hala yok. Daha önceki zamanlara gidelim çocukken hatırlıyorum. Bulutlar konuşurdu, şekiller çıkardı. Yani her insan aslında çok güzel bir şey.
Herkesi aynı şekilde anlıyor zannediyordu.
Şimdi bunlardan devam ettiğinde 22’li yaşlarda askerden geldik ve kısa süre sonra her ne olduysa işimde özellikle görmüyor. Görmüyor.
İnsanlara konuşmaya gittiğimde şimdi o zamana kadar kesit kesit yaşadıklarım vardı. Bu yaşadıklarımla insanlarla görüştüğümdeki söyledikleri şuraya silmedi. Yani her ne varsa her ne oluyorsa buraya silmiyordu. Ama bu da bir şeyin var olduğunu biliyorum. Ve bunu babam okuduğu için geçti. Nasıl oldu? Hani okuyanda mı okunanda mı buradaki konu nedir? Aklımda deli sorular vardı ama yaşadığım haller de vardı. Bununla birlikte tabi çok dua ettim.
Çok talep ettim ama birçok insanla da görüştüm. Elhasıl Eyüp Sultan hazretlerini ziyarete gittim ki yakın oturuyorum. Oraya sığındım ve neticesinde neden yaptığımı bilmediğim ama yaptığım birtakım dualar ve talepler oldu.
Çok kısa süre sonra gözleri açıldı şimdi. Görmeye başladı. Bildiğin kör oldu ve açıldı. Bunu ben yaşadım. Devam eden yıllarda algılamalarım farklılaştı. Biraz daha konuyu anlıyor gibi oldu. Ama şu var. Öyle bir çocukluk yaşadım ki köyde annem babam İstanbul’da belirli bir yaşa geldim.
Buraya geldim. Geldiğim zaman simit sattım, su sattım, ayakkabı boyacılığı yaptım. Aynı zamanda okula gittim. Aynı zamanda lisede de düğün salonunda kamera çekiyordum. Yani herhangi bir dini eğitim alamadım. Yani bir kere bile olsun camiye girip de hani bir süphanekeyi okuyayım, ezberleyeyim, öğreneyim öyle bir durumum olmadı.
Ancak ailenin dinini yaşamaya çalışıyor olması benim temel bilmem gerekenleri içeride öğrenmeme de sebep oldu. Ve eşimin gözünü açılmasından sonra önceden yaşadığım olaylardan sonra ben bunları birleştirmeye çalıştım. Sürekli üzerine düşünmeye çalıştım. Ancak hiçbir zaman istediğim cevabı alacak bir kaynak bulamadım. Gördüklerim var, yaşadıklarım var. Doğru mudur diye soramıyorum. Doğrulama yapamıyorum. Kime sorsam cimri nedir? Şeytan seni kandırıyor bu oldu. Herkes aynı şeyi söylüyor. Eğer hep şeytan varsa o zaman Rahman nerede? Bakın inanılmaz sorular sorduk. Ben de onu soracaktım nasıl ayırt ettiniz o zaman. Nasıl ayırt ettim? Ailenin dini yaşıyor olması ama benim sırf cahilliyim. Hiçbir eğitim alamamam, ailenin kopuk olması vs. Hep para kazanma ihtiyacı gibi bununla böyle devam etti. Yani yazın çocuklar camiye gider ben yazın ayakkabı boycunu yaptım. Su sattım Galip Osman Peşadar. Farklı yerlerde. Neyse. Problem değil bu. Ama şu oldu. Algıladıklarımı cevap verecek kimse yoktu. İlerleyen yıllarda bir rüya gördüm. Örneğin kaza yapacağım. Zaman sonra kazayı yaptım. İşte bir şey algılıyorum. Bakın Rahmani mi şeytani mi olduğunu bilmiyorum. Bu şekilde devam eden süreçte zaman sonra çok uzattım ama insanlara baktığımda farklı şeyler algılamaya başladım. Algıladığımı söyledim. Birçoğu beni suçladı. Cincilikle de suçlayan oldu. Farklı konuda da oldu ama yaş ilerledikçe yaşadığım konuları anlamak için hep Rabbimden talep ettikçe çok şükür elhamdülillah Müslümanız. Yani Rabbimden istediğimde Rabbim herkese cevap verdiğini biliyorum. Eminim buna inanıyorum kesinlikle. Ve örneğin bir şeyi anlamaya çalıştım. Örneğin muska konusundan bahsedeyim. Biri çok rahatsız. Hani tanıyorum da fakat üzerinde simsiyah karan bulut var. Onun muskası var. Yani nasıl olur anlamaya çalışıyorum. Çok dua ettim. Uzun bir zaman sonra bununla ilgili hani isyahar yapmasını da bilmiyorsun ama geliyor. Geleni de durduramıyorsun. Ya da gelsin diye de ne yapacağını bilmiyorsun. Yani benim kontrolümün dışında. Yaşadıklarım, algıladıklarım zaman sonra bunları insanlara paylaşmaya başladım. İnsanlar eleştirdi, önemsemedim. Çok takdir ettiler, yine önemsemedim. Neden? O kadar çok cinlidir, şeytandır diye eleştiri de bulundular ki hiçbir zaman insanlara yardımcı olmaktan vazgeçmedim. Asla da vazgeçmeyeceğim. Neden? Hem burada yaşadığım hem de gözleri kör olmuş insanın açıldığını gördüm. Yaşadım. Hücrelerime kadar yaşadım.
Allah-u Teala var ve isteyen bunu veriyor. Sonucunda insanlarda algıladığım durumları anlayabilmek için sürekli istihare yaptım. Sürekli ve de Rabbim sürekli bilgi gönderdi.
Sonra, yıllar geçtikçe çevremde bazı insanlar bunu duydu. Ama çalışıyorum, işim gücüm var. Bunları insanlara aktarmaya başladım. Daha yıllar sonra insanlar fazlalaştı. Gelip gidenler, arayanlar. Yine aktardım. Fakat algılamalar da değişti. Tecrübe de arttı ve bir yerden, yaşayan bir kişiden bunları alıp ezberlemedim. Her anlatılanla ilgili mutlaka geçmişte yaşadıklarım var. Hani bir soru sordum. Üç sene sonra cevabını aldığımı bilirim. Ama her gün bir soru soruyordum.
Bir soru sorunun cevabı gelmiyordu. Gelmeyince hiçbir fikrim yok. Bu cevabı istihareye bırakmadınız. Yani istiharede nasıl olurdu? İstihare diyorum ama geliyordu. Normalde de gelmeye başladı sonraki zamanlar. Önce rüyaydı. Yani istiharetten kastınız rüyaydı.
Mesela ilk öğrendiğim konulardan birisi rüyayla normalin arasındaki nasıl olur? Önceden hani istihare rüya şeklindeydi. Her şeyi sordum Rabbim’e. Rabbim de bilirdi. Zaman sonra fark ettim ki cevabı getiren hep aynı kişi. Sonra ismini sormak istedim gibi hangi dönemde yaşamış gibi bunlar da oldu. Bunu bazı kişilere bahsettiğimde şeytandır cinlidir kandırıyordur dedi. Eğer onlara baksaydım o zaman algılayıp da ihtiyacı olan insanlara bilgi veremezdim. Biz onların bu iftiralarına da rağmen anlatmaya devam ettik. Çünkü önemli değildi.
Çünkü o problemi yaşadım ve çözüldüm. Devamında belirli bir yere kadar geldikten sonra bu arada tabi ki türbeleri çokça ziyaret ederim. Çokça sığınırım. Dua ederim.
Yine böyle bir haldeyken oradan yoğun bir bildiri geldi. Bakın kelimeleri özellikle seçerek kullanmaya çalışıyorum ki. Yani bunları insanlara anlat evladım. İnsanlar bilsin ihtiyacı var dedi. Ve ben de buna uymaya çalıştım. Giden kardeşlerime anlatmaya çalıştım iş saatlerinin dışında mümkün olduğunca. Asla ve asla hiçbir zaman para ve benzer bir şey de girmedim. Çünkü bu gönül işi idi. Ve biliyorum ki Allah rızası haricinde eğer bu bilgileri paylaşırsam bana kan olur irin olur. Bana cehennem kuyularından kuyu yakışırdı. Çukurlarından çukur yakışırdı. Niye? Allah-u Teala’dan geleni Rabbim’i verdi bu özelliği parayla satamazsın. Bu benim doğru. Ve anlayabildiğim kadarıyla hem çalışıp gayret edip hem de anlatmaya çalıştım. Ticari olarak da çok sıkıntılara girdim.
Ama bu şikayet anlamında değil yaşadıklarımın aslında bizim yetişmemize basamak olduğunu sonradan anladım. Onun için bu ihtiyaçlardan dolayı insanların ihtiyacından dolayı tabi bunu sonradında çevremde sürekli insanlara tavsiyeler ederek hani şöyle düşün.
İnsanları işte algıladığını tavsiye niteliğinde söylüyorsun uyarı mahiyetinde. Uyar ya da uymaz. Bizim görevimiz bu. Ve böyle devam ettik. Sonra da yaşadıklarımı en azından YouTube üzerinden insanlara anlatmak istedim.
Biz nasıl problemler yaşadık ya da bu hayatımda insanlarla karşılaştım. Karşılaştığım insanlara ne tavsiye ettik. Tavsiyeyi uyanlar nasıl fayda gördü. Kısmi uyanlar nasıl fayda gördü uymayanlar nasıl faydalanamadı bunları anlatıyorum.
Biz yaşayıp ve yaşanmışlıkları da alıp size aktaralım. Siz kendi reçetenizi uygulayın. Ben biraz geriye geleceğim. O yaşadığın süreç içerisinde çokça türbelere giderdim. Ziyaret ederdim oraya sığınırdım dediniz de bir camiye girip namaz kılıp. Namazdan sonra secdede Rabbimize yalvarmak varken türbeyi ziyaret etmek veya oradaki zahat ziyaret etmek. Şimdi şöyle insanların bakış açısı şu da olabilir. Ölmüş vefat etmiş kişilerden medet mi umuyorsunuz diye düşünebilir. Buradaki olay o değildi. Biz Allah’tan istiyoruz Allah’ı Teala’dan Celle Celalududan istiyoruz biz Rabbimizden istiyoruz. Ancak Rabbimi seven ve Rabbimin de sevdiği dostları olduğunu kulları olduğunu biliyorum. Fakat şöyle düşünün. Sizin farklı bir bakış açınız var. Herkesin gördüğünden farklı görüyorsunuz olayları. Bir yere gittim. Simsiyah duman var. Yandaki göremeği olabilir. O onun problemi. Ama ben gördüğümden mesulüm. Ama camiye gittiğimde de farklı bir ferahlık ve nur varsa sen orada durmaz mısın? Tabii ki.
Nasıl bir caminin veya bir Allah dostunun üzerindeyse onun altına sığınmaz mısın? Biz de onu yaptık. Hani buradaki kasıt orada diyelim ki bir Allah dostunun kabri yok. Cami de yok ama öyle bir yer varsa yine gider orada dururum. Aynı gözle görmüyoruz ki. Yani bu değerlendirmeyi unutmamak lazım.
Yani ben oraya gittiğim zaman aslında görünmenin ötesinde orada bir ferahlığın bir rahmetin olduğunu gördüğüm için oraya gittim ve sığındım. Ya bu beni ilgilendirir. Ben böyle inanıyorum. Böyle olduğunda kesin biliyorum. Onu uyguluyorum. Ama herkes inanacak ya da uygulayacak demiyorum. Yani biz yaşadığımızdan sorumluyuz.
Yaşadıklarımı ve şahit olduklarımı ben aktarıyorum. Peki Sinercik Endiyaz neye hizmet ediyor? Bu süreçten sonra ne yaptınız? Yani şimdi bu süreçten sonra ne yaptık? Gelip gidip anlattığım arkadaşlarım vardı. Bu arkadaşlarımız da zaman zaman bir araya gelip sohbetler ediyoruz. Ama bu sohbetler şöyle düşünün. Dini sohbet olarak düşünmeyin. Normal arkadaşlar herhangi bir yerde toplaşır da sohbet eder ya. Onun gibi düşünün. İş yerinde ise, iş yerinde, kafedeyse kafede. Hani öyle bir takıntımız yok. Çünkü insanız. İnsana dair yaşıyoruz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyoruz. Ve yakın arkadaşlarımı anlattım. Yakın arkadaşlarımın tanıdıkları varsa, arkadaşlarım sorduysa onlar hakkında alabildiğim kadarıyla bilgi verdim. Ama hiçbir zaman onlar gelsin diye, onlarla ilgileneyim değil. Bunu zaten istemiyorum. Çünkü neden? Samimi oldum, arkadaşlarım var. Güvendiğim arkadaşlarım var. O insanlarla konuşurken zihninde geçen düşünce farklı değil. Konuşuyoruz, yakın arkadaşım var. Biliyor konunun üzerine konuşuyoruz. Bir başkası geliyor. Ya beyninden geçiyor. İnanmıyor. Ama onu algılayabiliyorum. Algıladığım zaman konu orada bitiyor. Veyahut da üzerinde bir sıkıntısı var. Onunla birlikte hareket ediyor. Onu algılarsa aynı yerde durmuyorum. Ama yardımcı olabilirim. Kendi yakın arkadaşım sorarsa ona bilgi veririm. O da onu uygularsa artık ona kalmış. Durum analizi yapabilirim. O kadar. Arkadaşlarınız ya da yakın çevreniz sizden hangi konuda yardım istiyor? Siz onlara nasıl yardım ediyorsunuz? Örneğin bir hasta. Hastalık da bizim konumuz. Önce onu söyleyeyim. Hastalık harici hiçbir konu bizi ilgilendirmez. Yani şey mi böyle kanserdir çocuğu olmuyordur. Her türlü hastalık. Mutlaka ki bunun altyapıları var. Yani şu ana kadar hastalıkları algıladığım kadarıyla 100 tane hastalıktan emin olun 90 tanesi metafizik bu.
Metafizik boyutundaki musallatlardan yani elhamdülillah Müslüman’ın şeytanın musallat olmasından. Nasıl yani şimdi biz normal ciğerimizde sorun var veya işte bağırsaklarda problemimiz var. Ama bunun sebebi şey. Ya bunun bağrısı işte kara ciğer büyümesi var diyor arkadaşın.
E diyorum ki kara ciğerin üzerine yapışmış film çekildiğinde kendini öyle bir güçlü hale getirmiş ki vücudunu orayı sürekli sömürerek ekranda kara ciğer büyük görünüyor. Ama metafizik şekliyle ya da işte neyse oraya müdahale edildiğinde ertesi gün gidiyor. Kara ciğer normale dönmüş. Ama gerçekten hasta olan kara ciğerler de var. Hepsi öyle demek değil.
Ama şu vardır her zaman istiharede hep şu çıkar kesinlikle doktor doktor doktor doktora gitmiş.
Şifalı otlar ben kullanmış gerekli olan mücadeleleri yapmış netice alamadıysa eğer ondan sonra yani bir kişi bende şöyle hastalık var ben doktora gitmeyeceğim derse bu yanlış. Çünkü onların hepsi Rabbimin iziyle şifadır şifaya vesiledir.
Sen oralarda arayacaksın. Öyle şey yok hani insanlar hastalanıyor gidiyor işte bana okusunu geçiriyor ya tabii ki dua çok önemli. Ancak senin şifanın reçetesi belki hastanedeki doktor da kesinlikle doktordan sonra veya şizofreni gibi veya benzeri hastalıklar diyelim. Psikolog psikiyatris bu türlerden sonra yani cevap alınamadıktan sonra bunu sormak lazım. Ve bu talep ediliyorsa doktor kontrolleriyle birlikte tıbbi tedavileri sürecinde yardımcı olarak gitmek lazım.
Bu işin çok detayı. Yani onlar bütün aşamalardan geçiyor çözüm bulamıyor size de destek için yardım için talepte bulunuyor. Bu dolayısıyla sonra dua ile hangi. Ama şöyle bir şey var orada bakın orada şu var.
Bak biz müdahale ediyoruz demiyorum. Durum analizi yapıp o kişiye diyoruz ki diyelim ki problem var yani nedir bağırsaklarına problem var diyelim. Onunla ilgili istihar eden işte oradaki hasarı görebildiysek ya da bilgilendirildiyse bize oradaki hasarı söylüyoruz.
Eğer oraya musallat olduysa eğer oluş sebebini öğrenip iletiyoruz ama o kişi o hatasını o düzeltecek. Biz sadece durum analizi yapabiliyoruz. Siz bu analizi nasıl yapıyorsunuz? Bu bilgileri nereden alıyorsunuz? Bunun adı var mı? Bir ilim mi? Şimdi benim halim bu. Ben halimi anlatıyorum. Siz buna ister cinci deyin, isterseniz hal ilmi deyin. Yani her ne diyorsanız Allah razı olsun. Algıladığımı aktarıyorum. Siz nereye koymak isterseniz biz oradayız.
Algılıyorum. Bu benim suçum değil. Ama algıladığımı da Allah rızası için insanlara aktarmaya çalışıyorum. Hani bir düğmemiz yok. Pasalım da o ilesin, hastalığa, öyle bir şey yok. Yani uyarıcı niteliğinde yani çözüm bulamamış, tüm doktorlara gitmiş. Orada uyarmaya çalışıyoruz algılayabildiğimizi. Ve bunu göreve dindim. Çünkü zamanında yaşadım ya. Yaşadığımın sadakası olsun.
Rabbim orada kolaylık verdi, şifa nasip eyledi. Ve farklı birtakım özelliklerim gelişti Rabbim’den. Bunun da bir sadakası var. Sadakasını nasıl vereceğim bu algıladıklarımın öğrendiklerimi? Nasıl insanlara bilgi verildi? Bu insanlar hayatlarında bunu ne kadarını uyguladı, ne kadarını uygulamadı? Yani bir çoğu düzeldi, bir çoğu da düzelmedi. Düzelmeyenle de analiz yapılıyor. Şunu şunu şunu yapmadığı için, böyle uygulamadığı için bu düzelmez. Çünkü bunu düzeltmedi. Tabii biz onu o kadar söylemiyoruz açıkça ama. Ben de onu soracaktım. Şimdi analiz yaptığınız kişiye iki tavsiyeniz var. Birisi maddi yandan da şunları şunları yapın. Doktora gidin, şu ilacı kullanın gibi yani doktorun tavsiyelerine uyun gibi. Diğer taraftan da manevi bir reçete var. Tecrübenizden dolayı söylüyorum. Gelen gidenlerden sonra manevi anlamda tavsiye ettiğiniz ise genel olarak ana başlıklarıyla ne oldu? Yani kişinin hastalığı vardı da manevi olarak yaptığı tavsiyelerden uyuduktan sonra iyileşti.
Şimdi yaşadıklarımın üzerine anlatıyorum ve beni bağlar. Kişiler inanır ya da inanmaz. Örneğin içi sıkılıyor, darlanıyor. Panik atak diyor. Şimdi vücudunun içini algıladığında, vücudun içinde birçok karartılar, hareket eden şeyleri algılayabiliyorsun.
İstihare ettiğinde de gece o daha açık ortaya çıkıyor. Rüya aleminde bu sefer rüyayla da amel edilmez bu arada. Ama şeytanın rüyası vardır, Rahmani de vardır.
Onu da bir gün anlatmak isterim. Algıladığını neler olduğu film şeridi gibi geçiyor. Şimdi bu geçeni insanlara aktarıyoruz. Ama burada şunu anladım. Metafizik olarak yani negatiflerde diyorlar ya bize göre ifrit, şeytan, cinni.
Bunların vücut yapıları, halleri, vücut ölçüleri, kaşı gözü, konuşmaları, yiyip içtikleri, elbiseleri, silahları nasıl başka hale geldikleri.
Aynı zamanda yarı hayvan, yarı insan gibi yani cinnilerde sonuçta insan süliyetine yani farklılıkları var ama ana hatlardan bahsediyorum. Nasıl bir kısımlarının değiştiği gibi bunları da algıladıkça bunları da insanlara aktarıyoruz ama ne yaparlarsa bunların eridiğini, küçüldüğünü de algılayınca,
o örneğin kelime-i şehadet getirdiğinde veyahut da işte duaları okuduğunda veya sadaka verdiğinde ne hale geldiklerini canlı algılayınca bu sefer bunları insanlara tavsiye etmeye başladık.
Çünkü sadaka verdim diyor, sadaka verdim ondan sonra rahatladım. O sahneyi görmek istediğinde bakıyorsun ki verdiği an inanılmaz bir patlama olmuş bir duman düşünün, insan vücudu gibi. Omuz başlarını şuralardan dumanlarının yukarı çıktığını o cüstenin ufaldığını görüyorsun. Şimdi böyle olunca bunu yapmaya devam edin, o tecrübelerden birikince sonrakilere bunları aktarıyorsun.
Hiç unutmam, bir kısa bir şey bahsedip bir tane kardeşimiz vardı benim çok sevdiğim bir abimiz vardı, onun komşusu varmış sordu. Sorduğunda kadın rahatsız, adam gece yatarken eşini iple bağlıyor kendine sarıyor kadın. Eğer o anda hangi haldeyse çıplak halinde dahil sokağa kaçarak gidiyor bağırarak doktorlar, psikologlar vesaire çözüm bulamamışlar. Hoca’ya da gitmişler, nuska da yatırmışlar vesaire. Çok rica ettiler, talep ettim. Ne çıktı biliyor musunuz? Bak örnek olarak anlatıyorum.
Kadının rahatsızlığı kocasından dolayı. Ama o kadının çocuğu var, çocuklar ateşler içinde yanıyor, ateş unsurlar musallat olmuş çocuğa, doktorlar çocuğa çözüm bulamıyorlar. Ama babanın yüzünden. Baba kendi babasıyla konuşmuyor. Kendi babasıyla konuşmadığı için o adamın konuşmayanın çocuğu hasta ve çözüm bulamıyor, doktorlara gidiyor. İnanılmaz ateş hep böyle şeyde. 38-39 hep o aralarda. Ve doktorlar artık kuruyacak böbrekleri demişler. Çünkü ben sonradan gittim, tanıştım da onlarla, ziyarete gittim hani geçmiş olsun. Çocuğun üzerindekiler zaman sonra anneye sirayet ediyor. Hem çocuk hem anne oluyor bu sefer.
Kadın da belirti başka türlü, çocuk da belirti başka türlü. Ama konunun kendisi babanın kendi babasına küs olması. Bunu onlara söyleyin diye söylemiştim aradaki kişiye. Onlar tabi inanmadılar. Sonra ziyarete gidince biraz anlatmaya çalıştı. Kendi çocuğu yatıyor eşi de öyle rahatsız ve doktor dahil hiçbir yerde çözüm bulamıyorlar. Burada kağıt hale de yaşıyorlar insan. Demek istediğim hasta olan kişiler başka, çözümü başka. Oradan öyle sirayet etmiş. Dedim ki ayın sonuna bakın bana inanmayın.
En azından milyonda bir de olsa söylediğimizin gerçek olma ihtimalini düşünün. Ne kaybedersiniz? Sizden para isteyen yok. Sizden herhangi bir şeyi talep eden yok. Allah rızası için siz bunu uygulayın ya bunu bir ilaç gibi düşünün. Başarılı olmadık. Ne kaybedersiniz? Bu kadar zamanla uğraşıyorsun.
Çocuğun yatıyor. Eşin sürekli başında en sonunda o da artık delirmeye başladı. Bakın bunlar hastane raporlarıyla olan insanlar. O süreç belli. Ve uyguladıktan kısa bir süre sonra toparlan. Ben burada itiraz edebilir miyim? Tabii ki. Yani burada bizim yaptığımız bir şey yoktu orada. Sadece navigasyon gibi yol gösterdik. Uyar ya da uymaz. Ben orada şunu sorardım mesela ilk olarak. Ben sizi yeni tanıyorum. Söylediğinizden yola çıkarak bir dururdum.
Bir tanıyor derken benim çok güvendiğim bir abim. Onların mahallesinde o geldi sordu ve onlara gitti söyledi. Ben sonradan gittim tekrardan izah etmeye. Çünkü inanmadılar. Onlardaki hastalığın adamın kendi babasıyla konuşmadığından sirayet ettiğini.
Yani şunu sorardım. Yani günahı isteyen kişi başka, günahın vebalini çeken kişiler başka. Vebali çekmesi gereken günahı isteyen kişi değil midir?
Yani burada Allah’ın adaleti nerede şimdi çekeceksin. Çocukların suçu ne? Adaleti kendine göre söylüyorsun. Şimdi şu vardır. Allah-u Teala bu babaya merhamet etmiş. Kendi babasıyla konuşmuyor ya adam. Tamam. Babanın canı nasıl yanıyorsa evladı konuşmuyor diye aynı anda onu burada cezalandırmış bu adamı. Onun da kendi evladı hasta. Bu adam yine akıllanmamış, dozajı artmış. Peki bu çocuğun ne suçu var diyeceksin? Kadının ne suçu var diyeceksin? Evet. Bu cezayı alıyorsa bunlar da mükafatı alıyor. Sen kendi terazinle tartma. Çok. İstihariye girdiğin zaman yersin kafana topma. Olmaz. Çok iyiydi.
Hayır. Haline bunu insanlara aktarıyorsun. İnsanlar inanır ya da inanmaz. Bellik ne vardı? Rabbim sen bunu bana nasip eyledin. Ben de gittim okuluna bunu izah ettim. Bellik bitti. İster yapar ister yapmaz. Anladınız mı demek istediğimi? Yani sonucunda kendileri yaparsa faydalı oluyor. Birilerini ona dua eder. Yani dua eder de Rabbim kabul ederse şifayı nasip eder. Ailenin sonunu merak ettim. Bunlar sonra inandılar mı? Yani yaptılar mı? Sifa buldular mı? Onu merak ettim. Buldular. 2 yıl kadar sonra bir daha aradılar. Kadın yine öyle ufaktan olmuş 2 yıl sonra. Bu sefer dedik ki tekrardan gidin aile için de helalleşin. Şimdi bir evlat kendi kazandığı alın teri parası bile olsa babası onu alabilir. Alabilir derken içeriği şu. Yani bunu anlatmak lazım aslında. Hakkı vardır yani. Hakkı vardır anlamında. Veyahut da adam evlatlarına malları verirken 2 tane evladı var. İkisi birbirine aynı değil. Birine dedi ki sen bunu al sen bunu al.
İkisini satıp bölüştürmek istemedi. Öbürünün 10 metre kale yeri büyük diye kavga ufak diye kavga çıkarmasına gerek yok ki. Gibi hani. Hani oradaki babanın darlanmasında da babanın haklı olması lazım. Evladım onu yaşaması için. Baba adaletsizlik yaptıysa öyle olur mu? Yani aslında bu konuları çok detaylı da konuşmak lazım.
Hani bu bu kadar yeterli değil. Yanlış anlayabilir insanlar. Bak eksik bilgi veriyoruz burada. Koruyu komple masaya atırsak sadece bununla ilgili konuşsak emin ol kimsenin aklına soru işareti kalmayacak. Ve ona ben durumu izah edebilme adını anlattım. Ben olaya girince ben merak ettim. Yani şey olsun diye bunu anlattım. Yani bizim yaptığımız hiçbir şey yok. Biz sadece cep telefonu gibiyiz veya bir uydu alıcısı gibiyiz. Aldıladığımızı iletiyoruz. Cep telefonu gibiyiz yani iletişim kurulabiliyor. Anladım şimdi. Çocukluktan beri işaret olduğunuz bir durum var. Bir çok. Yani birden çok durum var.
Daha sonra eşinizle alakalı yaşadığınız bir imtihan var. Ama başlangıç oldu. Yani bir karar veriş. Bu süreçten sonra artık tam bir yönelme ile arayış ve Allah size bir lütfu, bahseden açılması. Daha sonrasında da insanların… Burada şöyle bir şey var. Enerjicileri araştırdım enerjiyle uğraşanları. İnsanlara ne kadar faydalı oluyor olmuyor. Ya da nerede başarılı oluyorlar, nerede olamıyorlar. Onlarla da bir çok tecrübem var. Faydalı olduğu yer var, olmadığı yer var. Mesela fal, burçlar. Sonra bunlarla ilgili istihare. Ben bir şey okumadım. İstihare ettim. Bu nedir diye. Yani yıldızname.
Mesela bununla alakalı yani şöyle düşünün. Öyle bir kütüphane var ki her şey içinde talep ediyorsunuz verilmiyor. Talep ediyorsunuz cüzgüsü veriliyor. Talep ediyorsunuz yarısı veriliyor. Ya da yani bu Rabbinin takdilinde. Ama şunu anladım. Sorduğumu meraktan sorduysam gelmiyor. Birine lazımsa o lazım olan kişiye göre geliyor. Sonra da bunu keşfettim. Çünkü aynı soruyu sorduğumda farklı farklı cevaplar geldi. Bakın beni bağlıyor ve yaşadıklarımı anlatıyor. Benim halim bu. Aslında size yani size lütfedilen şey diyeyim artık bu. Faydalı olun ve hizmet edin. Hizmet et. Yani insanları eleştirmeden eleştirmeden eleştirmeden insanlar bu konuları bilmeyebilir, anlamayabilir. Bizleri farklı cinci gibi düşünebilir, farklı şeyle suçlayabilir. Ya hiç problem değil. Ya ama bunu böyle algıladım. Ben anlayabildiğimi anlatıyorum. Her şeyi biliyorum. Ya da bir temel eğitimin var demiyorum ki. Deneme yanılmayla hep geldiklerimi anlatıyorum. Buraya kadar geldiniz.
Şimdi yaşadığınız bütün birtakım hallere etrafınızdaki insanlarda merak salmış veya işte ilgi duymaya başlamış. Acaba bizde de olabilir mi demiş, dir diye düşünüyorum. Tamam. Yani bütün insanlar olmadı mı? Onlar da sizin gibi bu tür şeylere yani şey etmediler mi? Nasıl gelişti? Yani yanınıza yardımcılar oldu mu? Zöofreni, hasta veya böyle görüntüler gören benzeri olan kişilere özellikle dikkat etmişimdir. Çünkü bu insanların hepsinde bu özellik vardır. Ama şeytanın kısmından gelmiştir ama Rahmani. Müslüman olsa bile herhangi bir sebepten dolayı musallat olduysa onu algılıyorsa kesinlikle bunda bu özellik var. Yoksa göremez. Var. Ama öyle bir sıkıntıya kapılmış ki ifritleri algılıyor. Yani bir yerde dururken bir anda arkanızdan birini geçtiğini hissetmediniz mi? Burada da duyuları gelişmiş. Halbuki görmüyor. Geçeni ama hissediyor gibi hani bildiklerimi insanlara anlattım. Yani bu böyledir bu böyledir değil.
İstihareden aldıklarımı anlattım ve onların idrakına bıraktım. Fakat panik ataktan tutunda, huysuz bacak sendromundan tutunda, bipolar’dan tutunda birçok rahatsızlıklarda gerçekten uyanlarda işe yaradı. Ama bakın biz bir şey bizim elimizde bir şey yok.
Rabbimde her şey. Her kul Rabbim’in özel kuludur. O rahatsız olanlar ve aileleri birlikte kendileri mücadele ederlerse düzenliyorlar. Bir başka kişiden vesileyle değil. Ama dua ederiz. Dua da isteriz. Ama kişinin kendi yaşantısını gözden geçiriyor olması gerekiyor. Hani bir caminin bahçesindeydik birisi geldi öyle bir tanışıklığımız oldu kısa sürülüne. Çok kısa bir şey bahsedeceğim. Rahatsızlarmış oradan şey yapıyorlar hani tübe tübe geziyorlar diyeyim. Bu da çok enteresan bir durum yani biz de ziyaret ederiz. Fakat Allah’u Teala’dan biliriz.
Ama o dostlardan da dua isteriz. Ben bu kadar türbiyeye gittim dedi düzelmedim. Diyince ben rahatsız oldum. Hani kalabalık ortamda insanlar birbirini konuştuğunu duyar ya. Dönün dedim ki sizin dedim paranızda haram var. Haram dedim sizin çocuklarınızı zehirlemiş. Hani kadın birili bir yaşta çocuklarıyla da ben aynı yaştayım. Olur mu dedi ya sen ne diyorsun dedi.
Bizim paramızda haram yok dedi. Dedim ki sizin paranızda haram var. Hani o anda kavga çıkabilir yani beni orada evre çevre dövebilirler. Ama öyle bir şey söyledi ki inancıma dokundu ya. Yani bu kadar türbe dolaşıyorsun düzelmemişmiş. Ya sen kendini düzelsene. Sonra oğlu yaşı tız dedim ya diğer çocuğu rahatsız. Dedim ki ya kısa bir anlatayım sonra dövecekseniz sonra. Laf sayacaksanız giydirecekseniz o zaman öyle dedim bir derdimi anlatayım. Bakın dedim kesinlikle paranızda haram var. Sen yapmamış olabilirsin.
Baban yapmamış olabilir malınızla ilgili soydan gelen var mı diye sordum. Biraz sonra çocukla sohbet ettik. Aynı yaşı tız erkek biraz sonra annesi geldi ablamız. Ne dedi biliyor musun?
Miras bunlara kalmış mirası yiyorlar ya da kullanıyorlar. Ama ondan önceki vesile tefecilik yapıyormuş. Geldi ve sonra söyle dedi ki siz haklısınız. Ama eğer o arada ben biraz sakin olmasaydım beni evre çevre döverlerdi. O güç ve kalın da vardı tamam mı? Ama dedim günah bunu söyleyeceğim. Yani orada bu kadar türbe gittik de biz bunu yapamadık. Yani öyle bir şey yok yani faturayı niye Rabbime kesiyorsunuz ki? Ya da oradaki zatlara niye Allah dostlarına kesiyorsunuz? Yani neyin peşindesiniz? Haliyle bu türlü durumlar da oldu. Yani yanlış anlaşılmak çok korkuyorum bu konudan ama çok oluyor. Bir de bir konuyu anlatırken bir kelime anlatıyoruz.
Demek istediğim başka ağzımdan çıkan bir kelimenin 10 türlü farklı aktarımı olabilir. Yani niyetim başka ama aynı kelimelerini ifade ediyorum. Bu da olabiliyor. Ama hani şu vardır. Hani ya ölüp gideceğim. En azından Rabbim’in bu verdiğinin sadakasını insanlara anlatarak devam edeyim.
Tabii biz farklı dinden olup da hani tanıdık vasıtasıyla soranlar da oldu. İşte arıyor arkadaşım diyor ki burada diyor birisi var Hristiyan diyor böyle bir durum var. Hani ne dersin Mustafa bu konuyla ilgili? Bakıyorum cevap geldi oldu ilettim. Hani ben gelmez diye bekliyorum ya geldi. Sonra dedim ki bu kişi nasıl yaşıyor? Ya dedi bu dedi çok iyi bir insan.
Ama dedi öyle istiyor. Ne olabilir? Yani iyi insan olunca iyilik üzerine olunca baktım ki o fıtratta olanla ilgili herkesle cevap geldi. Zihniyeti kötüyse her şeyin altında bir şey arıyorsa imanlı da olsa cevap gelmediği çok Müslümanlarda oldu. Hani gelmiyor bir de kendimi suçluyorum acaba ne oldu? Bir haltını işledim de gelmedi Rabbim bildirmedi diye. Şimdi bu halleri de yaşadım. Bu hallerden sonra işte bu durumlardan sonra niyet ettim yaşadığımı anladığımı tecrübe ettiklerimi Allah rızası için insanlara paylaşmaya. Derdim amacım bu. Sinerji kendine yaz.
Sinerji ismini ben koymadım. Onu istihare yaptım. Sen sadece bunu Türkiye’ye, Türklere anlat diye sana söylemedik. Tüm insanlara dedik ya öyle bir ortak isim olsun ki her yerde aynı olsun diye herkes dinlesin diye.
Öyle deyince dedim o zaman dedim bana bunu yazılı verin ya görse ya bir şekilde söyleyin. Hani böyle insanın önünden yazı geçer ya yazı geçti fakat ben birleştiremedim yani benim bildiğim Türkçe kelimelerden değil.
Sonradan ağır çekimde aldım tek tek yazdım da sonra onun ne olduğunu baktım sonra Türkçe karşılığını baktım. Birlikte yapılan hareket edilen anlamında sinerji. Evet. Olduğunu anlayınca o yüzden sinerji oldu. Peki kendi yaz nedir? Kendi yaz ayete kürsü grubunda hizmet eden görevliler ancak. Çevremizde bazıları melek olduğunu bahsediyor. Bazıları işte cinilerden bahseder.
Fakat şudur içindeki görevler Rabbim tarafından görevlendirilmiş melekler de var. Evliyalar da var şehitler de var hatta ve hatta Müslüman cinlilerden de var. Tüm hepsine kendi yaz olarak ayet herkülsü de görev yapanlara kendi yaz deniliyor.
Hani kendi yaz hazretleri melektir diyen doğru söylüyor. Veyahut da cinlidir diyen o da doğru söylüyor. Yani o ayet herkülsü grubunun içinden ayrı ayrı görevlilerle görüşülür. O görüşülenlerin hangi gruptan olduğunu öğrenirse onun söylediği doğrudur. Yani sadece evliyalardandır veya velilerdendir ya da şehitlerdendir gibi diyemeyiz. Ancak aynı şekilde diğer ayetlerde de görevlilerin aynı şekilde oluşturduğunu algıladım. Yani naizane bu benim aldığım bilgidir. Rabbim doğrusunu bilir.
Burada bir ayrıntı olacak ama Fatiha süresi görevlileri var, ayrı ihlas süresi var, görevlileri ayrı Yasin süresi var, görevlileri ayrı. Evet. Bunların da görevlileri var. Ama sizin bahsettiğiniz sadece ayet herkülsü. Sadece ayet herkülsü. Peki bu sürelerdeki görevlilerin buradakilerden farkı ne?
Burada okunduğunda yani Türkçe mealini zaten okuduğunuzda ayet herkülsünü anlayacağız. Musallat olmalarda kulların arasındaki birbirlerine müdahale ettiklerinde ayet herkülsüyü okunduğunda Rabbimden talep ediyoruz. Yani mahkeme kurulduğunu, kürsü kurulduğunu biliriz ve bu bir taleptir.
Oradaki görevler gelir. Ama burada Fatiha’dan gelir mi? Rabbim dilerse gelir. Algıladıklarımı, karşılaştıklarımı anlatıyorum burada. Fakat çok farklı böyle mücadeleler olduğunda ki bazen cinnilerin problemleri yaşadığını algıladığımız oldu. Hani bu cinnilerle irtibat kuruyoruz anlamında değil. Ama isteyen öyle de düşünebilir. Benim için problem yok. Onların problem yaşadığını, çünkü ifritler Müslüman cinnilere saldırdığı durumlar oluyor. Bu defa oraya da yine ayet herkülsüden görevlerin geldiğini algıladığım oldu. Çünkü niye? Oradaki Müslümanlar ayet herkülsüyü okumuş.
Şimdi böyle durumlarda oldu. Hal ile pek bunları aslında anlatmıyorum. Çünkü bunlar gerçekten teslim olarak inanmaya bağlı. Hani insanlar bunları farklı değerlendirebilir. Ona bir şey diyemem, saygı duyarım. Problem de değil. Ama algıladığımız bu.
Yani cinni boyutunda da cinniler, ifritler kendi aralarında problem olduğunda da insanlarla da problem, musallat olduklarında da problemler olduğunda ayet herkülsü geldiğinde mahkeme kararına göre. Yani o anda okunduğunda bununla ilgili bir karar yazılı belge ile geldiklerini biliyorum algıladım.
Bunu anlatmaya çalışıyorum. Orada okunmuş, davet edilmiş. Yani Rabbimden istiyoruz. Rabbimin bize bildirdikleriyle, ayet ile talep ediyoruz. Gelenler cinni burada haklı diyebiliyor. O cinniğinin gerekçesini de söyleyebiliyorlar kulak misafiri olduğunda.
Veyahut da ifritler, şimdi cinnilerin de musallat olması var. Ifritlerin de var. Bunlar farklı farklı. Yani aralarındaki görüntüler de farklı zaten de. Fakat ifritlerin musallat olmasıyla normal diyelim ki bir Yahudi cinni, Hristiyan cinniye musallat olmuş, aralarında kavga olmuş, yaşadıkları yerde de Müslümanlar var, etkilenmiş Müslüman da okumuş, talep etmiş.
Böyle durumlarda oldu. Ama her halükarda mahkeme kuruyorlar. Mahkemenin o haklılık ya da haksızlık durumuna göre müdahale ediyorlar. Bunu nerede tecrübe ettin? Şimdi kişi problemli algılıyorum. Yardımcı da olmak istiyorum. İşte ayet herkülsü oku diye bahsediyoruz veyahut da sürekli ayet herkülsü okuyorum, biraz rahatlıyorum ama geçmiyor diyor. Bazısı da okununca çıldırıyor. Bakın çok önemli burası. Okundukça çıldırıyor.
İşte tam bu noktada arka perdeyi görmüş olsanız görevlerin her okunduğuna mutlaka geldiğini bilirsiniz. Anlarsınız ama her geldiğinde de müdahale edecek anlamı gelmiyor. Niye çıldırıyor o zaman?
Okunmak davet geliyor. Rabbim gönderiyor ama oradaki hani sen okudun senin emrine girmiyor ki. Senin isteğine göre de hareket etmiyor. Rabbimin müsaadesine göre, oradaki teraziye göre, oradaki sebeplere göre hareket ediliyor. Yoksa diyelim ki inanmayan bile, Hz.Kur’an’a inanmayan biri bile okumuş olsa bunu iyileşir. Ama her halükarda Kur’an şifadır.
Tabii ki şifa. Ama ayetler kürsü okuyor daha iyi olması gereken çıldırıyor. Ama işte bakın insanların böyle düşünmesini saygıyla karşılıyorum. Gerçekten doğru söylüyorsunuz ama farklı bir gözle gördüğünüzde düşünsenize. Kişi, kadın bahsedelim, çocuk aldırmış ama kocasının zoruyla. Sonuçta bir cinayet işledi ve bundan dolayı da musallat olanlar var. Bütün böyle vakalar çok oluyor çünkü. Çok karşılaştım etrafımda. Hele otobüse falan filan gidince böyle çok aldırılıyor, insan bunalıyor.
Çocuk aldırmış, bakıyorsun karnında ağrıları var. Eşine bakıyorsun, eşi daha böyle psikolojik veyahut da maddesel problemlere parasalda dahil sıkıntılara girmiş. Şimdi okuyorlar, gelen görevleri duysanız diyor ki bunlar cinayet işlemiş bundan dolayı müsaade yok. Ama rahatlamayı nasıl oldu diyeceksin. Geldiklerinde ifrit olanlar uzaklaşıyor. Ama enteresandır cinliğilerin gelen manevi orduyu görmediklerini fark ettim. Ama ifritler fark edebiliyorlar. Bununla da ilgili bir süre gayret ettim, istiharelerde bulundum. Aldım aslında kısmi olarak cevabını. En azından bize lazım olacağı kadarını aldım. Böyle olunca, algılayınca özellikle ifritler musallat olduysa, uzaklaşınca geçici bir rahatlık oluyor. Ama kısa bir süreden sonra devam ediyor. Bazıları da daha güçlü yılan şeklinde falan olanlar, onlar işledikleri şeytana hizmet ettikleri için iblise ne kadar çok mücadele ederlerse, farklı hayvan kımıklarına büründüğünü de algıladığım zaman içerisinde. Bazıları da öyle algılasa bile gitmiyor. Yani şöyle düşün, diyorsun ya hani Ayet-i Erkûs’u okunduğunda böyle olur mu? O zaman Ayet-i Erkûs’u okunduğunda her Müslüman iyileşmesi lazım. Kesinlikle o anda düzelmesi lazım, hiçbir problem olmaması lazım iddianınızda ise. Ama okundukça eğer artış oluyorsa veyahut da hafifleme oluyor ama sonradan tekrarlıyorsa ki böyle olduğunu biliyorum ama bu kendi yaşadıklarına bağlıdır. İnsanlara iddia etmem. Kesinlikle herkes kendi birliğiyle sorumlu. Tekrardan geliyorlar. Yani kalıcı çözüm olmuyor.
Bunu anladım. Sadece çıldırma veya daha çok rahatsız olmasını anlamadım. Manevi görevler geldiğinde bu defa diğer tarafta saldırıyor. Çünkü ellerinde muslak var ya hani iblis Rabbimizden müsaade aldı ya, aldığı için onu kullanarak geliyor. Yani bunun bir haksızlığı var, bir suçu var. Siz gelseniz bile bizim elimize bu belge var değil. Evet devam edebiliyorlar diyor ve daha fazla devam edebiliyorlar. Bakın bu bizim algıladığımız. Yani buna inanmak zorunda değilsiniz. Ama şunu düşünün. Okuduğunuzda düzelmiyorsa lütfen bunu en azından bir uygulamaya çalışın. Bir düşünün ne olur. Kendinizi çekedin diyorsunuz. Yani sizde mutlaka bir kusur var, bir günah var, bir alakart sorumluğundan.
Bakın o sebebi bulmanız gerekiyor. Bakın ayet-i kerkes okunuğunda Rabbim mutlaka gönderiyor, geliyorlar. Ama işte Rabbim şeytana da ruhsat verdiği için işte burada uyarılar, farzlar, sünnetler işte burada ortaya çıkıyor bize nasıl muhafaza ettiğini koruduğunu.
Şimdi sürecinizi anlattığınız için kendi yasa geldik. Kendi yasanın ayet-i kerkesiyete görevli olanlar olduğunu da öğrenmiş olduk. Buradaki görevlerin Müslüman cinleri olabileceğini, şehitlerin olabileceğini, evde olanı olabileceğini, meleklerin de olabileceğini de öğrendik. Burada bir irtibat kurma var. Yani birinin ihtiyacını gidermek için arz edilen konuda gelenler var. Yardıma gelenler var.
Evet. Buradaki irtibat kurma nasıl oluyor? Şimdi şunu söyleyeyim öncelikle hani şu kadar okursanız gelir, bu kadar bunu yaparsanız bu olur diyorlar ya. Evet. Yani bu kazası için hani şöyle düşünün siz okuduğunuzda okudunuz diye hiç kimse sizin emrinize girmez. Rabbim dilerse girer. Rabbim zaten manevi orduyu da kullarına yardım etsin diye görevlendirmiş. Ancak okudunuz diye gelirse eğer okuyanın emrine girerse herkes okur. Düşünsene birisi cinayet işledi hapse girdi okudu serbest kaldı. Adalet olur mu? Olmaz tabii ki. İşte bunu göz ardı etmeyin ama gelmesi için de okumanız lazım.
Hani aramakla bulunmaz ama bulanlarda arayanlarda değil yani bak demek istediğimi ona göre anlayın ne olur. Yani tabii ki okuyacaksınız ama okudunuz diye sizin emrinize gelecek niyetinizi sizin istediğinizi yapacak anlamına gelmez. Sizin talebinizi Rabbim kabul ederse ve okullarını emrederse o zaman olur.
Bu oradaki kendi aralarındaki istişarelerini anladığınızda demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Ama siz de istemekten vazgeçmeyin. Öyle bir an gelir ki istediğiniz kabul olur. Rabbim de kabul edeceği şekilde size okutmuştur. O anı da unutmayın. Yani istemekten geri durmayın isteyin okuyun ama her okuduğunuzda da sizin istediğiniz gibi olacağını düşünmeyin. İstedik Rabbimizden niyaz ettik. Onun rızasını umduk diledik taleb ettik ve Allah nasip etti. Nasıl anlıyoruz onlarla bağlantı kurduğumuzu?
Yani başımızdaki gözümüzde mi görüyoruz? Yani oradaki şey irtibat nasıl olmuş oluyor? Şimdi şöyle bir şey var. Hani irtibat kuracağız diyoruz ya biz kendi eksiklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz ya. Şimdi şunu unutmayalım. Sen irtibat kurmak istedin diye onlar da seninle irtibat kurmak zorunda değil.
Ancak sen gerçekten Allah rızası için hareket edersen ona göre anlayabildiğin kadar yapmaya çalışırsan tabii ki günahlarımız var. Tövbe etmeye gayret edersek zaten Rabbim kullarına merhametli. Merhametlilerin de en merhametlisi. Zaten senin gönlüne göre nasip ediyor.
Ama bizim halde aşmamamız lazım. Geldiklerinde şimdi şöyle söyleyeyim. Melekleri nur haliyle algılarsa zaten ya bayılırsın ya ölürsün gidersin. İnsan halinde görünürler çünkü en güzel suret insan hali.
Fakat belirli bir süre zaman, yıllar diyelim sana onların parıltısından hani bir şey anlarsın. Hani diyorlar ya bazen cinliler seni şeytan kandırır diye. Şeytanın hiçbir zaman giremeyeceği bir nur hali yani nur haline giremez şeytan.
Belirli bir noktada kalır. Evliyalar veliler onların hali daha farklıdır. Yani belirli bir süre devam ettiğinde talep ettiğinde onların sana ilettiğini sen bir de bildiğin bilgilerle ya da araştırmalarınla bunları gördüğünde bir de insanların üzerinde tavsiye ettiğinde uyguladıklarında
oradaki sonuçlarda ve yıllarca hep bu devam eden süreçte aldığın bilgilerle zaman sonra zaten sen buna ikna oluyorsun. Hani biraz da tecrübeye kalmış oluyor. Hani cinliği gelse cinliği anlaman gerekiyor. Farklı çünkü hani açıldığın da şöyle de şöyle bir durum var. Bir de çok önemli. Şimdi cinliği boyutu var ilk perdede. Ama melekler son perdede. Maneviyatın bulunduğu yer farklı. Eğer bunlarla ilgili manevi yolculuk yaptıysan eğer bir zaman sonra belirli bir samimiyetinden sonra
seni manadan alıp dolaştırdılarsa hangi kısım hangidir boyları cinsleri veyahut da nasıl söyleyeyim durumlarını anlarsın. Nasıl tarif edeyim. Hani şöyle düşün sokaktasın bir insana bakıyorsun ya bunun yüzünde nur var diyorsun. Ama başka bir insana bakıyorsun sana hiç sevimli gelmiyor. Bir de şöyle düşün ifidlerin olduğu bir ortama düşmüş ol. Mücadele ortasında savaşın ortasında kalsan bile buradan çok farklı görüntüler gelse bile buradan gelen farklı bir hakla zaten onu anlıyorsun seni navigasyon gibi yönlendiriyor zaten. Burada başka bir şeyden bahsediyorum aslında. Yani bunu yaşayanlar bilir. Şunu soracağım şimdi bu süreç içerisinde insanların üzerindekileri algılamaya başladım demiştiniz. İşte otobüse binme onların halleri yansıyor demiştiniz. Yani bu zor olmuyor mu? Ama bunu insanlar hep yaşıyor sadece ablandıramıyor. Yani bir insan bir kafeye giriyor veya otobüse gidiyor ya da bir komşuya, akrabaya ziyarete gidiyor. Ya oraya girdim diyor bir ağırlık var diyor. Bir ağırlık var şöyle rahatsız oldum böyle oldum. Onlar ne yaşıyor? Sadece adlandıramıyorlar. Yani konuya biraz daha hakim olsalar konuyu çözecekler.
Hani Rabbim nasip etmiş biz bir tık daha algıladığımız için üzerinde en azından bu halde olan kardeşlerime bunu paylaşıyorum. Hani bir yere girdiğiniz ağırlık var ya da oturdunuz durdunuz yanınızdakinde size geçebilir. Vücudunuzda ağırlar olabilir.
Ama bunu bir tık daha üzeri gittiğiniz zaman baktığınız kişiye odaklandığınızda o kişinin neresi ağrıyorsa senin vücudunda da aynı yer ağırır. Yani mesela görme duyma burada yeterli değil. Bir kişinin ağrısını anca ağrıyla anlarsın. Yani sadece görme duyma değil ki. Yani onun hislerini nasıl anlayacaksın? Hadi acı ayrı. Böbreği ağrıyor bağlandığında böbreğinde ağrı olur. Neredeyse o nokta ağır. Bu da bilginin en güzel hallerinden birisidir. Veyahut da o ruh hali. Bunu nasıl anlayacaksın? Onun ruhunun haline saniyelik gelirsin. Aslında hani dedik ya bir haneye bir yere girdiğin zaman bir ağırlık çöktü falan diyor ya insanlar.
Aslında o insanlar algılıyor. Onların bakış açılarını biraz geliştirecek bilgileri olsa, dinleseler o zaman daha güzel isimlendirecekler. Ruh halini yani birisiyle konuşurken daraldım sıkıldım diyor. Karşıdakinin ruh hali öyle olduğu için buraya geçiyor.
Biz işte tam burada onların yaşadıklarını isimlendirmeye çalışıyoruz. Hani yaşadık bunu böyle düşünün. En azından bir düşünün. Yani reddetmekle bir şey olmaz. Dine aykırıl bir şey de değil. En azından bir düşünün diye bunu anlatıyoruz. Az önceki anlattığınız Seden çok ilgimi çekti. Yani bunu sormazsam olmaz. Tabii ki lütfen. Farklı farklı alemlerden bahsettiniz. Şimdi sürecinizde anlattığınız Seden aslında insanın merakı… Ya orada kabir hayatı da var. Yani kabir hayatı çok uzak bir yer değil. Yani neyse buyurun. Çok özür dilerim. Çok uzak değil derken şimdi bilinmeyen bir şey duymak da insanı cazip ediyor. Öğrenmek de görmek de istiyor da.
Şimdi az önce anlattığınız Selerden çok merak uyandırıcı şeyler dinledik duyduk. Yani yaşadığınız şeyler müthiş tecrübe. İnsanın ya bunu acaba bize de nasip olur mu ya? Şunları biz de görsek, algılasak, anlasak falan diyesi gelen şeyler. Öbür tarafa geçtik. Bu sefer insanların üstündeki musallatları veya rahatsızlığa sebep falan o… Şöyle söyleyeyim ben anladım seni. Bak şu anda bir anda önünde koskocaman gerçekten bir yılan olsa, sana baktığını düşünse, suratına böyle gelse dayanabilir misin? Yani çok zor. O zaman? Tamam işte yani… İşte onu aşabilecek noktaya geldiğinde… Ben de buradayım. Şimdi burayı nasıl açtınız? Bir de bunun ötesinde şu alemleri merak ettim. Açmadım gördün mü kaçıyorum. Şaka yapıyorum. Ayaklarım benden önce kaçıyor da. Şimdi baktınız burada cinler alemi, ifritler, şeytanın… Çalıyı dolaşıyorum. Öbür tarafta… Ha yok az önce bahsettiniz ya gösterilen alemler var dediniz. Tabii raflımız değil. Ama o bilgilendirmek için anlayabileyim diye. Evet.
Öyle bir şeyi gördüğünüzde çok özür diliyorum kesinlikle ama şimdi bakın… Soruyu soramıyorum. Şurası yeşil burası beyaz değil mi? Tamam. Şimdi ne yeşili ne beyazı tek sadece birini gördüğünde kıyaslayamazsın. İkisini bir arada gösterirlerse farkı anlarsın. Hani ciniler, ifritler, Müslüman ciniler veyahut da diğer boyutları gördüğünde,
aradaki farkları anladığında bir dahaki seferlere gittiğinde o anda zaten neresi olduğunu anlıyorsun. Anladım. Yani tecrübeyle mütevellit. Anladım. Diyelim. Yani şu mu? Bilgi almak istediniz. Yani birinin ihtiyacı var, bir sıkıntısı var bununla alakalı çözüm olması gerekiyor.
Bu bilgiyi de en doğru kaynak olan manevi alemden alacaksınız. Önünüzde engeller var. İşte buraya şeytan girebilir, cin girebilir, ifrit girebilir. Sizi şaşırtabilir. Ama siz öbür tarafta onları aşarak evli Allah’ın, evli Allah’a, şehitlere ya da peygamberlere, yani buradaki manevi aleme sorabiliyorsunuz.
Şimdi şöyle, şimdi bu yaşadığım süreç içinde hadim, Allah dostu bizzat hep geldi, anlattı. Lazım olanı biz her yere kapılara giderek değil, bizi kim alır ki kapıdan? Hocam gidip bilgiyi getirdi. Ama gitmek istediğimizde de tuttu elimizden, götürdü yani.
Bir de öğrencisi olduğumuzu kabul etti, biz de hocamız olduğunu kabul ettik. Ona göre tabii bu yıllar yıllar sonra oldu. Ama sonradan öğrendim ki bizi çocukluğumuzdan biliyor ve takip etmiş. O zamana kadar da hep kontrol etmiş. Sonra sonra baktım ki aslında birçok insanın üzerine o himmet var. İnsanlar algılayamadığı için.
Aslında şu var, ben hayatımı çok uç noktalarda yaşadım. Borçlu kaldım çok uç noktada veya tersine imkan olduğu çok uç noktada. Ama hep iniş çıkışlar oldu, zorluklar oldu. Bunların içerisinde çok bocaladım. Yani şöyle düşünün, ticaret yapıyorum, müşteriye gidiyorum. Müşteri bana çek verecek, çeki kabul etmişim.
O anda uyarılıyorum diyor ki bu çekler dönecek. Ama diyor sen yine al borçlarına bunu ver diyor. Çünkü anlaşmamız öyle. Ama ne yapıyorum? Yine alıyorum veriyorum ve aradan zaman sonra çekler dönüyor ve bana haciz geliyor. Bilmeme rağmen bunu yapmak zorunda kaldım ve de yaptım da. Bakın bilmek engel olmak değil. Bilgilendir de hazır ol diye.
Ama o haldeyken bile vermeseydim eğer bu sefer aldığım bilgiyle karşı tarafın düzenini bozacak. Vermediğimde o da devam edemeyecekti. Yani buradaki imtihan başka bir imtihandan daha düşük olduğu için.
Eğer onu orada yapmasaydım benim aynı imtihanı farklı şekilde tecelli edecek daha ağır gelecek. Ben de onu soracaktım. Geldi bu emir size geldi. Yapmadınız. Yani yapma derken yapmaya çalıştım. Soruyorum yani yapmadığınızı farz ederim. Ne olacaktı o zaman ne olurdu? Görev gider miydi veya bu ilim gider miydi bunları kaybetmiş mi olurdu?
Bu özetler gider miydi yani? Şimdi ilk dönemlerde ticari olarak battım. Aşağı yukarı dört yıl hocam gelse de ben iletişime geçmedim. Nasıl bir yani ne diyeyim. En sonunda geldi. Kalk dedi görevine devam et dedi ne oturuyorsun.
O kadar net söyledi ki yani bana dört yıl sabretti algıladığın halde ve insanların sıkıntısını algılıyorum hiç umursamıyorum. Derdin neydi biliyor musun? Atacağımı bana niye söylemedin? Sonra anladım ki yıllar sonra benim kaderimde bunlar var. Bunların oluştuğum gibi de geçmişteki hatalar.
Ama birçoğu da soydan gelenlerle de alakalı olanlar. Diğer taraftan da kibre kapıldığım yerler olmuş. Diğer taraftan da bu şekilde yaşayacaktım ki buradan çıkış alarak yaşadıklarımı zaman sonra insanlara da aktarabileyim. Hani birçok açıklaması vardı. Sonra baktığımda inanılmaz da bir tecrübe de olmuş.
Ama o anda acı geliyor sıkıntılı geliyor. Neden söylemedim ben yapmazdım diye. Halbuki zaman sonra söyledi ama yine yaptım. Aynı benzeri şeyi yaşadım. Bu sefer itiraz etmedim. Yani bu süreci de atlattım. Hani şimdi konuşuyorum ya her bilgiyi hayatımda bedel ödüye ödüye öğrendim.
Ama hep istişare yapmaya çalıştım. Hep düşündüm. Çoktur böyle yalnız böyle düşünüp algılamaya çalıştım. Ve soracak kimsem yoktu. Sonra sonra açıldı. Hani bir anda böyle olmadı. Akşam ezanı okunmadan bağlantıya geçemediğimi bilirim. Sabah ezanına kadar olurdu. Sonra sonra devam ettikçe durumlar gelişti.
Yani şu son hale bakmayın. Hepinizin yaptığı hataları hep yaptım. Ama toparlamaya gayret ettim. Öğrenmeye çalıştım. Hala da öğrenmeye çalışıyorum. Sürücünüzü yorumlarken ben olsaydım diye düşündüm. Yani ben yakınınızda olsaydım merak ederdim.
Sormak istediğim şey şu. Allah için Allah’ın yoluna hizmet etmek isteyen. İnsanlara fayda olan olmak isteyen insanlar yanınıza mutlaka gelmiştir. Biz de senin gibi veya işte bu hallerle insanlara Rabbimizin rızası sorusunda hizmet etmek istiyoruz. Diye talepte bulunmuşlardır veya danışmışlardır istişaretmişlerdir. Yani şu yolculuğun. Beni bağlayan bir şey var mı insanların yapması? Şunu soracağım. Bu yolculuğunuzda Mustafa Kaya yalnız mı yoksa bu tür insanlar da geldi ve beraber bu yolda hizmet etmeye mi devam ediyor? Şimdi şöyle bu konu çok tehlikeli bir konu. Sadece eşim dostum yakın arkadaşım olduğuna inandığım kişilere daha detaylı konularda istişare ediyorum. Böyle bir istişare ettiğim. Benim de yani herkesin olduğu gibi benim de eşim dostum var etrafımda. Fakat bunları öğrenmek istiyorum diyen insanı yani şöyle düşünün bu özelliği bir kere olacak da sıfırdan alıp yetişmesi en az 10 yıl. Ama hayatında inişler çıkışlar birçok konular olacak onunla birlikte hayatında stabil giderse öğrenemez. 50 yılda geçse öğrenemez.
Yani bu zahmetli bir yol. Her şeye rağmen gidiyor olman gerekiyor. Ayrıca biz öğrendiklerimizi tecrübelerimizi sadece paylaşıyoruz. Kimseye yön vermiyoruz. Bu da var.
Çünkü rahatsız olan bir insana bile sen müdahale değil sadece tavsiye verebiliriz. İyiliği emredersin. Kötülüğü yasaklarsın. Bunu yapabiliriz. Demek istediğim her kulun imtihanı var. Yaşadıkları var, algıladıkları var ve daha da iyi algılayanlar var biliyorum.
Ama en azından yaşadıklarımı insanlara aktarayım ki bu kadar zaman yaşadım. Birçok böyle ağır var konular yaşadım. Tecrübelerimi insanlara aktarayım ki onlara hani şöyle düşünün bir insan rahatsız. Temeline gelin. Okudu, çok rahatsızladın böyle. Müslüman namazını kılıyor, duasını ediyor, gayret ediyor ama nefes alamıyor, darlanıyor, psikolojik problemleri var, huzursuzluğu var. Ya bu insan Müslüman namazını da kılıyor, ibadet ediyor ama rahatlayamıyor. Peki bu insan ne yapsın? Evet cevap. Rabbine yönelsin.
Yönermiş ama onu sağlayamıyor yine. Yani cevap değil, aslında eksik var, eksiği tespit edemiyor. Biz de bunu Rabbimizin bize verdiği özellik kullanarak onun hakkında bilgiyi alıp ona iletiyoruz. Bunu uygula diye. Bu. Yoksa ibadet eden, dua eden kişi rahatlayamayınca bazılar hepsi için demiyorum, bu sefer dininden şüphe etmeye başlıyor. Hazreti Kur’an’dan şüphe etmeye başlıyor. Ne bileyim başka alternatiflere gidiyor. Öyle değil mi?
Müslüman bir insan enerjiye gitti diyelim. Oradan destek almaya çalışıyor veya düşünebiliyor musun? Müslüman bir insan, iman etmiş insan bir papaza gidiyor, papaz büyüsü varmış diyelim. Bunlarla ilgili konular anlatsam komedi yani bir gün anlatmak isterim.
Yani düşünün bakın papaza gidiyor, nedir biliyor musun oradaki olay genelde cinleri gören kardeşimiz, onlar genelde insanlar gibi sarı renkli, yakın giyinirler, haçları da olur üzerinde. Onları öyle görür, Hristiyanlar var ya Musallat olan der ki sende papaz büyüsü vardır. Şimdi bak evet gerçekten Hristiyanlar Musallat olmuş, doğru ama üstüne kendi yorumunu katıyor. Neden? Hristiyanlar yoruldu diyor. Ama oradaki konu farklı. Şimdi benzeri böyle konularda biz kardeşlerimizi uyanmaya çalışıyoruz. Başka yerlere gitmek ihtiyacı hissedecekler çünkü canı yanıyor, problemli. Birini yaşamaya çalışıyor, tam rahatlayamıyor, başka şeyler deniyor. İşte burada, siz burada bulamazsanız, hiçbir yerde bulamazsınız buradan ayrılmayın. Fakat şunu düzeltmeye çalışın, macizane diyebilme adını. Bunu da Rabbimizden talep ettik, istihare yaptık. Onu da Rabbim bildirirse, bildirmezse onu da diyemeyiz. Asıl konu bu. Sürecinizin haricinde burada şu aklıma geldi. Şimdi sizi bir şekilde izleyen insanlar olacak. Evet ben de bunları yaşıyorum, bu sıkıntıları yaşıyorum veya
çok varlığım için. Ben de bu hâlleri yaşıyorum ama bir yere gidemiyorum. Ne yapmalıyım diyen insanlar olacak. Yani buradaki insanlar ne yapmalı? Sizin gibi işte karabulukları gören, nuru gören, işte bu hâlleri yaşayan insanlar nasıl bir yol izlemeli? Birçok fazla yazanlar olmuştu böyle.
İşte bu sıkıntıları yaşıyorum, siz yardımcı olabilirsiniz ama cevap vermiyorsunuz gibi dediler. Çok söyleyen oldu. Ben kendi adıma hani Rabbimin huzuruna olduğumda şöyle cevap vermeyi düşünüyorum. Düşünüyorum. Yani Rabbim kabul eder etmez bilmiyorum. Hani geçindirmek zorunda olduğum bir evim var.
Aynı zamanda insanlara bir kişiye iki kişiye anlatmaktan anlatmaktansa genel olarak tüm soruları anlayabildiğim kadarıyla cevap vermek için sosyal medya kullanmak istedim. Bu bir. İkincisi hiçbir sosyal medya kullanmıyorum. Üçüncüsü hiçbir mesajı da görmüyorum. Neden görmüyorum? Şimdi diyeceksiniz ki bunu yayınlıyorsunuz bu saygısızlık ya da terbiyesizlik değil mi diyeceksin? Hayır, sağ olun. Hayır diyebilirler, gayet de haklılar. Biz insanlara bize ulaşın diye bunu yapmıyoruz. Biz bunları yaşadık, bilgilenin diye yapıyoruz. Şimdi sizi dinlerken böyle zihnimden şunlar geçti.
Hayat hikayesini çeksek kaç bölümlük dizi olur diye şöyle düşündüm. Çok şey yaşamışsınız. Uzun, soluklu bir dizi olur yaşadıklarınız. Benim en çok dikkatimi çeken konulardan bir tanesi yaptıklarınızı sadece ve sadece Allah rızası yapmış olabilirsiniz. Öyle bir düşüncüsümüz.
Bir şekilde para karşılığı beklememeniz, istememeniz ve kabul etmemeniz. Bu çok önemliydi benim şimdi sizden duyduklarım içerisinde. Şimdi bu nasıl doğdu, nasıl gelişti, nasıl seyretti bunu dinlemiş olduk sizden bu yaşadıklarınızın bu hallerini. Çok kısaca bahsetmişim. Aslında çok şeyler var içinde ama çok uzun olur. Bir sonraki söyleşide ben şunu sormak isterim mutlaka. Yaşadınız hasta vakalarında çarpıcı, dikkat çeken ne oldu, ne yaşadınız, nasıl sonuca gittiniz bunu çok merak ettim. Az önce baba… Ama bunların yüzlerce örnek var, binlerce var. Arasından seçip onlardan… Hatırlamam lazım geriye dönük. Hatırladıklarınızdan başka zamanlarda inşallah bir tekrar konuşmak isterim. Şimdi sonuca gelecek olursak… Her şeyin bir sonu var, her şeyin bir finali var. Tabii ki. Finali nasıl yapmak istersiniz? Finali nasıl yapmak isterim? Şöyle… Şimdi tabii bir taraftan da çocuklarımla var. Bakıyorum çizgi film seyrediyorlar.
Tabii ben de onlarla beraber seyrediyorum. Mecburen. Şimdi gözlerinden ateş çıkan çizgi filmler var. Mesela bunlara baktığımda… Ya çocuk seyrediyor ya… O çizgi filmi seyrederken içinden simsiyah duman çıkıyor çocuğa geliyor. Böyle havada uçuyor.
Şimdi bunları aldıladığımda kapatsam çocuk ağlıyor, bağırıyor, çağırıyor. Açıp bırakıyorum biraz sonra çocuk yine huysuzluk yapacak. Yani bunun içinden çıkamadık mesela.
Niyetim hani bu Venom gibi, Avatar gibi benzeri konuları en azından çizgi filmlerle anlatabilmek. Hani bir kısım diyor ya Astra Seyat veya Tayyip Ekran, Ruhel. Bunlarla ilgili o’daki yaşadıklarımı en azından çizgi filmlerle anlatmak. Veyahut hep çizgi filmlerde vardır ya, iyilik perisi gelir o olur bu olur. Ya bu tür şeyler gerçekten var ha. Cinlilerin içinde kanatlı olan kısmı var. Suyun içinde yaşayan kısmı var. Ateş unsurlu olup da hani şu anda güneşte yaşayabilecek derecede… Bakın vücut yapıları o sıcaklıktan yaratılmış olanlar var. Yani bu kadar yıllar içerisinde yaşadıklarımla emin olduğum konular bunlar. Onlara göre bahsediyorum. Bunları en azından bir çizgi film boyutunda anlatmak isterim. Hani Venom’u tavsiye ettiği bir arkadaşım seyrettim. Ya arkadaş bu benim her gün yaşadığım olay. Adam geliyor yanında çıkarmış simsiyah kafalı konuşuyor. Adam da aynı konuşuyor ha. Farkında değil.
Vesvese yapıyorum diyor ya. Ya konuşuyor o aynısını tekrarlıyor. Şimdi bunu söylemiyorum tabi ki. Allah’tan ki manevi hatta Rabbimin izniyle hemen set çekiliyor da küçültülüyor, solduruluyor. Bire bir canlıya verilmediği için çünkü biraz ileri geldiği zaman iğreniyorsun kusası geliyor yani insanım sonuçta.
Onun bir muhafazası var. Onunla bir gün konuşuruz Rabbim nasip ederse. Bu öyle kolaylıkları da var. Şimdi bunları hani bir Venom bana çok basit geldi. Eğer onu ben çekseydim sadece yaşadığım konuları içinde anlatsaydım Venom’u ona katlardı. Neler anlatırdım?
Diğer taraftan böyle şeyleri çok atıyorlar. Hele bir bakar mısın bununla ilgili seyret de bize fikir ver diye eşim dostum çevremde sen de dahil. Mesela çok büyük orangutan gibi çok yüksek şeylerin büyük boylu bir fil gibi bir şey vardı. Bir film vardı. King Kong. King Kong muydu? İçlerine girildiğinde bağırsaklarına girdiği insanlar bağırsakları temizliyor tamam mı? Yani ama büyük borular geçiyor gibi onun oradaki bağırsağı ve damarı vesaire. Onun oradan şöyle kucakladı. Böyle bir sürü ayağı olan tırtıl gibi yapışanları aldılar. Öyle diş iltabı gibi sarıya yakın renkte. Onu bir gördüm şok oldum. Ya ben bunları sürekli algılıyorum.
Sonra karar verdim ki zaman sonra onları yapan insanlar gerçekten onları görmüşler ve o filmleri yapmışlar. Kendilerine ayrı bir sanal evren kurmuşlar. Ya bu kurdukları evrende uzaylı vesaire diyor ya. Ya burada hani deliklerden gelen ifritleri gösteriyorlar veya cinnileri gösteriyorlar. Cinnilerin boyutuna girince onların vücut yapısı farklı. Fakat ya bu vatandaşlar oksijenden zehirleniyor. Çünkü başka türlü bir gaz bizi zehirleyecek gazları soluyorlar. Ondan sonra vücut yapıları farklı. İşte çok süratli gidebiliyorlar. Hani burada algıladıklarım var. Bu algıladıklarım bakıyorum ki 30 sene önce 20 sene önce 5 sene önce filmleştirmişler. Onlara baktığımda burada yaşadığımı onlardan görüyorum. Ya bunları görmeden bunu yapamaz.
En azından benim finalim için soruyorsan en azından gerçek yaşadığım konuların bazılarını hep anlattım. Ama kısaca anlattım. En azından bunlardan bazılarını en azından çizgi film olsa bile yayınlamak isterim. Amacınız ne yani film olunca ne olacak yayınlayınca? Şöyle şimdi onlar anlattığında
ifriti ifrit diye söylemiyor. Cimniyi yabancı uzaylı anlamında anlatıyor. Ama o anlattıklarının metafizik boyutuna gittiğinde kendilerine göre kendilerini gizlemişler. Bakın kendilerini gizlemişler ve bunu ileri derecede kullanıyorlar. Mesela Kabalacılar. İnanılmaz şekilde saldırılarda bulunuyorlar. Bu saldırılarda insanların duası ile manevi ordular geliyor onlarla savaşıyor. O savaşı uzak bir yerden seyrettiğini, anlattığını düşün ve onun filmleştirildiğini düşün. Ama onlar kendi taraflarını Rahmani gösteriyorlar. Kötü gösterdikleri manevi orduyu gösteriyorlar. Siz böyle anlatınca Kabalacılar size saldırmayacak mı? Zaten saldırıyorlar. Zarar veremiyorlar mı? Zarar vermiyorlar mı? Şimdi zarar vermeleri Rabbimin izniyle olur. Ben de Rabbimin emirlerine uymaya çalışıyorum. Ne yani şeytandan korkup Müslümanlığı mı bırakacağız?
Efendimiz aleyhisselamın yanında ifritin iblisi lafı mı olur ya? Öyle şey olur mu? Ne demek? Zaten temeli korku üzerine. Onların insanların normalde yaptığı bir gücü yok. Vücudunun içine giriyor. Evet giriyor. Ama seni kullanamaz. Sen müsaade edersen seni kullanır. Nasıl müsaade edersin?
Sünnetlere uymayarak, farzlara uymayarak, kendine göre yorum yaparak. Şeytan sağdan yaklaşıyor ya. Ya namaz kılan bir insana namaz kılma demiyor. Ama namaz kılarken sağa sola bak duruyor. Feyzinden, bereketinden bari sebeplerine yani namazı kılan insana bakıyorsun. Adam namaz kılarken yere basıyor. Kendini öyle biliyor. Ama bakıyorsun ki ayağının altında bembeyaz bir yer var.
Secdeye koyduğu yer beyazlıyor. Ama o farkında değil. Ama bazı da bakıyorsun simsiyah oluyor. Nasıl yapacağız bunu? Demek istediğim en azından hani bunları biraz daha anlatabilirim diye düşünüyorum. Hani algıladığını yakın temalarla anlatırsam insanların beyninde bir düşünce olur. Ama şimdi anlattığım her şeyi şu anda insanların algılayabileceği şekilde anlatmaya, örneklendirerek anlatmaya çalışıyorum hep. Yani peyi fazla zorlamasın diye. Ben burada sizi eleştirebilir miyim? Şöyle eleştirmek istiyorum. Allah size bir lütuf da bulunmuş, bir nimet vermiş.
Anlattıklarınıza bakarak bir vizyon çizdiniz ama finalde dedim ki şu olması gerekir diye düşünüyorum. Sizin gibi bu şekilde hizmet eden insanların sayısının çok olması ve hayra hizmet ederek artması gerekir diye düşünüyorum. Ben sizden yani şöyle bir cevap bekliyordum.
Yani daha çok insanın yetişmesine katkı sağlayıp daha çok insanın işte kurtuluşuna vesile olmak. Çok güzel söylediniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Örnek verin. Yani şu anki sahip yani var olan ilmi, tecrübeyi yakınımızdaki kişilere paylaşarak, öğreterek… Tecrübeyle şunu söyleyeyim sana. 30 yaş ve üzerinde hiçbir şey anlatmayın. Herkesin bardağı dolu. Herkes kendine göre anlıyor. Demek istediğin gibi anlamıyor. Ve bu insanlar karşı taraf Z kuşağı diye bir şeyden bahsediyor. Ve bu çocuklar Müslümanım diyor. Senin benim cevap vermediğim konuları onlar cevaplıyor.
Anunakilerden bahsediyor. Anunakilerle ilgili sabaha kadar konuşuyorum. Yaşadım çünkü yaşadıklarımı anlatacağım. Bir yerden okuduklarım değil. Reptilianlar. Ya real karnasyon. Adam bu kelimeyi bari doğru söyle diyebilir. Arada bir harfi atlarım bir şey olur. Önemli değil ki. Bunun ne demek olduğunu o boyuta geçip de bunu nasıl olduğunu anlatman lazım.
Anlatmayınca oradan dinliyorlar. Dejavuyu anlatman lazım. Ama ne oluyor? Anlatmıyoruz. İşte bunların açıklamasını bulamadığında onlar eğitiyor bizim çocuklarımızı. Şimdi eğer tüm bunlarla ilgili anlatır.
Algılayabilmeleri için de yani Simpsonları düşün ya Simpsonları çıkardılar neler yaptılar yapacaklarını önceden anlattılar. İşte en azından anlatırsak biz bizim boyuta göre yani manevi halin üzerine anlattığımızda bu çocuklar öğrenir.
Onun üzerine sen anlatabilirsin. Yani şöyle söyleyeyim. Sen çocuğa diyorsun ki ayakta su içme veya besmele çek. Peki besmelesiz su içtiğinde metafizik boyutunda neler olduğunu anlatıyor musun?
Bazen eşimizin dostu çocukları geliyor sohbet ediyoruz falan. Bunları anlatınca emin olun zaman sonra geliyorlar. Bir daha diyor ben besmelesiz su içmiyorum amca diyor. Niye? Besmele çekin diyoruz tamam. Ama biz onu bizim kendi eğitimimiz farklı olduğu için o gözle yaşanmış konuları anlatınca anlayabiliyor.
Yani senin o suyu içerken Allah-u Teala’yı anlatsan o suyun içinde o anda içen başkaları varsa onları nasıl uzaklaştıracaksın? Ya da onunla o suyun açılmasını nasıl sağlayacaksın? Besmelesiz sen gıda aldığında faydalı olan hücreleri iç yapısı açılmıyor ki.
Vücudunu temizlemiyor. Sadece su içmiş oluyorsun veya gıda almış oluyorsun. Daha başka bir şey söyleyeyim bazı kardeşlerimizle hani görüştük ilaç alıyor. İlacı fayda etmiyor. Alıyor ya. Musallat olanlar geliyor o ilacı içeriden yiyorlar biliyor musun? O musallatı alınca daha hiçbir şey yapmana gerek yok. Alındı ya alındıktan sonra o ilaç onun vücuduna yayılmaya başlıyor. Fayda veriyor. Bunlarla da karşılaştım. Şimdi bütün bunları nasıl aktarabilirim bir kişiye?
Bir kişiye oturtup 10 sene 20 sene sürekli anlatmam lazım ama anlatmakla olmuyor. Yaşayarak olması lazım. Yaşarken de bir kaynak lazım. Mustafa Kaya ne yaşamış? Yaşadıklarını en azından dinleyip nasıl çözüm yaptığını dinlerse eğer ki bir de bunu deneyim hani inanmasa bile.
Onu denediğinde çözüme gideceği noktalar var. Onu anlatmaya çalışıyorum. Asıl yetiştirme bilgilendirme zamanımızın tüm teknolojileri kullanarak hareket etmemiz lazım.
Senin çocuğunu çizgi filmlerine yetiştirdiler. Sen onun üstüne İslam’ı anlatmaya çalışıyorsun kardeş farkında değilsin. Anlatmak istiyorsan önce dinlilerden başlayacaksın, çizgi filmlerden başlayacaksın.
Ben çocuğuma seyrettirmem. Bu yanlış. Seyrettireceksin. Çünkü orada seyretmezse dışarıda başka yerde seyredecek dışarı çıkabildiğinde. Zamanın teknolojisinden de uzak tutmayacaksın. Net teknoloji çıkıyorsa onu da onlarla tanıştırmamız lazım.
Teknolojiden uzak kalırsak öbür sefer gerici yobaz diyorlar. Niye, ne alaka? Onun için bu eğitim şeklini ya da eğitim demeyelim. Anlatım şeklini böyle düşündüm.
Yapabilirim yapamam. Rabbim bilir. Niyetim o. Olursa. Olmazsa da en azından işte üç beş böyle anlattıklarımla Rabbimin rızasını kazanmaya gayret edeceğim. Benim yani düşünebildiğim bu.
Daha iyi bir fikriniz varsa, faydalı olacaksa mutlaka ki istişareye beklerim. Çok önemli. Yani normalde biz bir konuyu sormadan önce manöviyata yani istihareye gitmeden önce istişare ederiz. İstişare ettikten sonra Rabbime danışırız. Yani istihareye yaparız. Onun için eğer farklı bir düşünceniz varsa söyle ki onu da düşünelim. Belki daha iyi bir fikir gelebilir. Benim düşüncem bu. Var mı başka böyle bir şey? Yani yayınladıktan sonra fikirleri olanlar olursa onların da ne alalım diye.
Mutlaka çok sevinirim. Yani bakın kardeşlerim yaşadıklarımı anlatıyorum. Doğrudur, yanlıştır. Yani ben bunların hepsini kabul ediyorum ama bunları yaşadım ve aktarıyorum. Hani on tane konuya yani uyuşmazsak on tane konuda, bir tane de bile uyuşabiliyorsak en azından onun üzerine gidelim. Allah razı olsun. Ben çok teşekkür ederim. Asıl ben teşekkür ederim. Yani bu kadar geniş bir şekilde hayatınızı bu kadar ilginç bir hayatı dinlemek benim için çok büyük bir keyif. Bir gün eğer olursa cinlilerin nasıl yardım istediğini gelip de yataktan kaldırıp sen halifesin. Allah-u Teala size verdi. Kalk bize yardım et. Dediklerini de anlatmak isterim. Bu bak cinlilerle görüşüyor bu cinci demek değil. O geliyor sana halife olduğunu hatırlatıyor. Onlar da Suriye’ye bombalar atıldığında. Şimdi bakın onların hali gaz hali gibi düşünün vücudu tamam mı? Bomba cinler için diyorum onları da yakıyordu. Onlardan da kolu bacağı kopan sakatlananlar vardı.
Şimdi oradaki algıladıklarımı da anlatmak isterim. Böyle şey olur mu diyeceksiniz ama oldu. İnanırsınız inanmazsınız. Bunlar da oldu. Hani ya bu yaşadıkları mı? En azından paylaşayım.
İnanmazsanız bile dinleyin en azından yani. Sosyal medyada da bu tür hani birtakım halleri yaşayan insanların paylaştığı videolar var. İçerikler var. Şimdi kimisi kendisinde olağanüstü haller ve olağanüstü güçler olduğunu zannederek kendi tanımlamalarını değiştiriyor. İnsan üstü bir varlığa geçiyor. Sizi de şu dikkatimi çok çekti. Yani ben kendi halinde bir kulum. Ben işte bir insanım. Hatalarıyla, günahlarıyla bir insanım. Eksim var, günahım var, imtihanlarım var. Rabbim yolunda bir şekilde hizmet etmeye çalışıyorum diyorsunuz.
Buradaki insanların şu insanların yanlışı ne ki kendisine bu şeye sıfatları yakıştırıyor. Bu da son sorum olsun. Çok uzattım ama. Yok yok estağfurullah. Şimdi şöyle durum var. O farklı ya bu inanılmaz bir güç aslında. Ben Mehdi’yim diyor. Ben şuyum diyor. Ben bir Mesih’iyim diyor. Birisi döndü sordu. Birisi Mehdi’yini ilan etmiş.
Dedim ki ya bundaki nedir sorabilir misin? Dedim bir istihare yapayım. Sorduğumda şunu algıladım istiharede gelen cevap. Bu kişi kendine göre doğruyu söylüyor ama gerçek değil. Hocam dedim nasıl kendine göre doğruyu söylüyor?
Dedi ki ona musallat olanlar bunun şeyleri açık. Görüşü duyuşu açık ama sadece buradan duyuyor tamam mı? Burayla birleştirmiyor. Yani Hazreti Kuran belli. Efendimiz aleyhisselamı tanıyor. Mehdi aleyhisselamla ilgili söylenilenleri araştırmamış ya da işine gelmiyor. Mehdi aleyhisselam kendisinin Mehdi olduğunu bile bilmeyecek.
Ona soru bunlar kendisine öyle yardım ediyor ki kişiler konular hakkında fikirler veriyor dolaştırıyorlar işte burada özgür iradesini kullanarak bunlarla bildikleriyle ona karşı gelmiyor. Onlardan yardım ede ede zaman içerisinde onu iyice kontrol altına almışlar. Farklı hal ve alametleri göstererek o kişiyi ikna etmişler. Onun kendisine göre doğru ama hakikate göre gerçeğe göre değil şeytan onu öyle kandırıyor dediler.
Ama şu var evet bir din eğitimi alamadım yani biriliği yaşa kadar çalıştım mesela ama yani ama sonuçta da elhamdülillah Müslüman bir ailede dedik.
Yani bu Rabbimin çok büyük bir ikramı yani en azından duyduğumuz gördüğümüzle birleştirmeye çalıştı. Bunları anlatıyorum çok konular yaşadım.
O kadar olayları yaşadım ki ilk 15 yıl hani her gören cinlidir diyor ya şeytan kandırıyordur diyor. Nice insanlara yardım ettiğini algıladığım halde acaba diyorum cinni beni kandırabilir mi?
Hep o vardı içinde biliyor musun? Hep bir tereddüt vardı ama zaman sonra cinni boyutların diğerleriyle ilgili haşir neşir ola anladıkça sonradan zaman sonra anlıyorsun. Ama tabi ilk 15 yılın içerisinde biri öyle dediği zaman doğrudur diyordum ya olur da öyle diyordum bir daha düşünüyordum. Çünkü siyah anlamak için beyazı görmen lazım. Hani renk farklılıklarını görünce o zaman anlıyorsun. Onun için de zaman gerekiyor tecrübe gerekiyor. Bizim yolumuz da böyle Rabbim hayır eylesin. O zaman biz de Allah ayağınızı dini üzerinde sabit kılsın hizmetlerinizi daim eylesin ayağınızı karşınızda. Dua silden inşallah bitirmiş olalım. Ağzınıza sağlık. Başka zamanlarda tekrar farklı konuları sorun söyle. Kardeşlerimiz burada karşı gelebilirler kızlıkları yerlerde olabilir. Ama emin olun belki ben yetersiz anlattım. Ya da başka bir şeyden bahsettim ama mutlaka ki de ortak noktası olur onu da bilsinler yani. Yani illa bende şöyle bir mantık var. Sen işin ne kadar iyi yaparsan yap ya da ne kadar olağanüstü hal yaşarsan yaşa. Suyun üstünde yürüsen bile yüzümü bilmiyor diye eleştirenler olur. Mutlaka. O zaman biz kendi işimize bakalım derim. Eleştirenler eleştirebilir. Almak isteyenler de almak isteyenler alacaktır.
Eleştimden ziyade şu var. Anlatmak istediğim eğer doğru anlarsa öğrendiklerinin üzerine bir şey de eklerler. Bizim bunları zaten biliyorlardır. Gerek de kalmayabilir ama ya en azından doğru mudur değil mi de bir sakin kafayla düşünsünler. Yani bunu ben biliyorum diye söylemiyorum. Bak yaşadıklarımı deneyimlerimi aktarıyorum burada.
Bana göre doğru ben bunu biliyorum ama karşıdakilere göre olmayabilir. Onlar da bizleri affetsinler bağışlasınlar.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir